Türkiye’de sanatçı olmak, bazen notalarla değil, suskunluklarla hayatta kalmaktır.
Ama insan bir noktada şunu fark eder:
Suskunluk çoğu zaman bir tercih değil, öğretilmiş bir refleks hâline gelir.
Wilhelm Reich, yıllar önce yazdığı Dinle Küçük Adam adlı kitabında, gücü eline geçirdiğinde büyümeyen insanı anlatıyordu. Ünvanı artan ama ruhu daralan, yetki kazandıkça korkusu çoğalan o insan tipini…
Bugün sanat ortamına baktığımızda, Reich’in “küçük adam” tarifinin hâlâ ne kadar tanıdık geldiğini görmek şaşırtıcı değil.
Dinle küçük adam.
Sen yüksek sesle konuşmayı seversin.
Masaya vurmayı kararlılık sanırsın.
Bağırdığında haklı olacağını düşünürsün.
Oysa ses yükseldikçe düşünce küçülür — ama bunu fark edecek kadar durmazsın.

Sanat kurumlarında seni sıkça görürüz.
Bazen öğretmen olarak, bazen şef olarak, bazen bir kurul odasında.
Karşında on yaşında bir çocuk da olabilir, on altı yaşında bir genç de.
Sen bunların yaşını pek önemsemezsin.
Çünkü küçük adam için yaş değil, güç konuşur.
Kalabalık önünde söylenen tek bir cümlenin bir insanın nefesini nasıl keseceğini düşünmezsin.
“Senden bir şey olmaz” derken, aslında kendi içindeki korkuyu susturmaya çalıştığını fark etmezsin.
Küçük adam yetenekten hoşlanmaz.
Çünkü yetenek aynadır.
Ve aynalar, küçük adamı rahatsız eder.
“Sürerim” demek hoşuna gider.
“Bu ülkede bir daha konser çalamazsın” demek sana büyük bir cümle gibi gelir.
Yazılı değildir ama etkisi boldur.
İma etmeyi seversin küçük adam.
Çünkü ima, sorumluluk gerektirmez.
Sonra yıllar geçer.
Birileri hâlâ üretir.
Hâlâ çalar.
Hâlâ yazar.
Sen ise aynı cümleleri tekrar edersin.
Çünkü küçük adam gelişmez; yalnızca yer değiştirir.
Bir de akademik koridorlarda rastlarız sana.
Bilgisiyle, emeğiyle, yıllarıyla bir yere gelmesi gereken insanların önünde sessiz duvarlar örülürken oradasındır.
Kimse açıkça “olmasın” demez.
Ama dosyalar bekler.
Toplantılar ertelenir.
Ortama soğukluk çöker.
Sen buna düzen dersin.
Biz buna yavaş yavaş yok etmek deriz.
Profesör olmasın diye engellenenler, sonunda yorulur.
Kovulmazlar.
Ama kalmaları zorlaştırılır.
Küçük adam kimseyi kovmaz.
O, insanı kendi kendine gitmeye ikna eder.
Wilhelm Reich’in dediği gibi, küçük adam kötülüğü çoğu zaman bilinçli yapmaz.
Sadece korkar.
Korktuğu için kontrol eder.
Kontrol ettikçe daha da küçülür.
Ama bir şeyi unutursun küçük adam.
Sanat senden büyüktür.
Zaman senden uzundur.
Ve müzik, senin izin verdiğin kadar değil, nefes aldığı kadar yaşar.
O yüzden sen hâlâ aynı yerde dururken, “olmaz” dediğin çocuklar başka ülkelerde sahneye çıkar.
“Fazla” dediğin insanlar başka dillerde alkışlanır.
Biz bunu yazarken kızmıyoruz.
Sadece hatırlatıyoruz.
Wilhelm Reich’in yıllar önce anlattığı küçük adam hâlâ aramızda.
Ama sanat hâlâ yoluna devam ediyor.
Ve bu, küçük adam için en zor şeydir.
Yorumlar
Kalan Karakter: