
Arşivimde, 7 Şubat 1991 tarihli Cumhuriyet’ten bir Kınacızade Konağı fotoğrafı kesiği olduğuna göre, konağı o günlerden izlemeye almış olmalıyım. Şu andaki işleticisi Fuat Ülger, 17 Ocak 2023 ve 7 Mart 2023 günlü yazışmalarımızda ve 18 Nisan 2025 günlü söyleşimizde; binanın 1800’lere tarihlendiğini, 1958’e kadar Kınacı ailesince oturulduğunu, 1990’a kadar kiralık ev olarak kaldığını, 1990-2005 arasında restoran olarak işletildiğini (Şubat 1992 tarihli ve 26 sayılı Ankara Kalesi gazetesinde restoranın üst katındaki, şimdi başka adları taşıyan odalar, Kızbakan-Has Oda-Ocaklık-Kuşluk olarak adlandırılmış). 2006-2007 yıllarında babası Abdullah Ülger (Kıvırcık Usta) tarafından aslına uygun olarak restore edildiğini, o tarihten bu yana da müze-konağın, hem kültür-sanat buluşmalarına mekân olarak, hem de cafe-restoran olarak kullanıldığını, ifade ediyor.

Kaleye çıkışlarımda uzaktan takibe aldığım konakla yolum ilk kez 6 Ağustos 2015’te kesişmiş. İçine girip dolaştıktan ve tanıdıktan sonra gözüm tutmuş olmalı ki, SBF’den sınıf arkadaşlarımla yıllardır yapmakta olduğumuz müze buluşmalarımızdan olan 9 Mart 2016 tarihli Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni gezişimizin ardından konağa gitmişiz. Saç kavurmalı bir öğle yemeği yedikten sonra konağı inceden inceye dolaşmışız.

Kasım 2016’da yayımlanan Ankaralı Bulmacalar adlı kitabımın 77 no.lu bulmacasında konağı sormuş, çözüm sayfasına konak hakkında kısa bir bilgi de eklemişim (Üst katta bir sehpanın üzerinde halen sergilenmekte olan kitabımın bu sayfasının fotokopisini, 29 Aralık 2022’de bu kez oğlum ve gelinimle birlikte gezerken fotoğraflamışım).
Kıvırcık Usta adıyla tanınan, 1956 Akdağmadeni doğumlu ahşap ustası Abdullah Ülger, 1960’tan bu yana hep Altındağ’ın Hıdırlıktepe-Kale-İtfaiye Meydanı-Battalgazi semtlerinde yaşamış. 30 yılı aşkın süreyle antika ahşap eşyaların onarım-bakım-cila-dekorasyon işleriyle uğraşmış. Ankara’da, Isparta’da, Antalya’da, Yozgat’ta, Balıkesir’de, Kaz Dağları’nda birçok restorasyon işi üstlenmiş. Binaların ve eşyaların, sağlıklı bir şekilde nesillerden nesillere geçmesine katkıda bulunmuş.
Üç katlı konağın giriş kapısına, sağlı sollu 9-10 basamaklı, hayli göz okşayan, taş merdivenlerle erişiliyor. Ortadaki geniş salona açılan odalardan biri KASİDE (Kadın Siyasetçiler Derneği)’nin kurucusu Yurdusev Arığ (1933-7.8.2024)’ın giysileri başta olmak üzere bağışladığı eşyalardan oluşan Yurdusev Arığ Müze Odası, diğeri ise okuma köşesi olarak da kullanılan, raflarında eski ve yeni tarih-kültür-sanat kitaplarını bulabileceğiniz Kütüphane. Sevimli bir ahşap merdivenle orta salonuna ulaşılan üst katın bir yanında konağa ait bilgi ve belgelerin sergilendiği Kınacızade Konağı Odası ile Müze Oda ve Şark Köşesi bulunuyor. Öte yanda ise, hocanın kimi özel eşyaları ve kitaplarından oluşan ve sağlığında “çalışmak-toplanmak-konuk ağırlamak” için kullandığı Prof. Dr. Halil İnalcık (1915-25.7.2016) Akademisyenler Odası ile TRT’nin ilk kadın spikerlerinden olan Jülide Gülizar (1929-14.3.2011)’ın, sağlığında çalışmak ve gençlerle sohbet etmek için kullandığı Jüiide Gülizar Gazeteciler Odası var. Salonun sokağa bakan tarafında, panoramik Ankara manzaralı geniş ve görkemli bir balkon bulunuyor. Odaların arasından küçük bir merdivenle çatı katındaki Cihannüma’ya çıkılıyor.

Müze-Konağın her köşesinde porselen ve cam objeler, eski kitaplar, tablolar, ebru-tezhip-hat sanatı örnekleri, efemera, bakır eşyalar, giysiler; Ankara’ya ilişkin olarak da eski fotoğraflar, yağlı ve sulu boya tablolar ile türlü objeler var. İbrahim Karaoğlu’nun “Valör”ü anlattığı yazısında değindiği üzere konakta; 1990 yılında Semih Taytak’ın yönetmenliğinde, yalnız ve yaşlı bir sihirbazın öyküsünün anlatıldığı, Prof. Dr. Şahin Yenişehirlioğlu’nun “Sihirbaz”ı, Madımak Katliamı’nda yitirdiğimiz karikatürist Asaf Koçak’ın ise “Deli Elvan”ı oynadıkları “Büyük Sinbad” adlı diyalogsuz, 25 dakikalık kısa bir film de çevrilmiş.

6 Temmuz 1986 günlü Cumhuriyet Dergi Eki’nde yer alan Ümit Aslanbay imzalı ve “Samanpazarı Meydanı Yerinde Yeller Esecek” başlıklı araştırma yazısında, konağın o tarihlerde çekilmiş bir fotoğrafı var. Fotoğrafın yan yazısında, binanın bir zamanlar Macaristan Büyükelçiliği olarak kullanıldığı bilgisi yer alıyor. Kendisiyle temas kurduğumuz Aslanbay, bu bilgiyi yazıyı hazırladığı sıralarda görüşmüş olduğu kişilerden duymuş olabileceğini söyledi. Keza Fuat Ülger de aynı duyumları aldığını, ancak kaynak ve belge bulamadığını belirtti (Biz, İstiklal Caddesi üzerinde şimdiki Radisson Oteli ile Merkez Bankası binalarının yerinde bir zamanlar yer alan 11 vakıf evinden 8 numaralı olanını ilk Macar Büyükelçiliği olarak bilirdik).
Kınacızade Konağı’nda sabahları kahvaltı, öğleleri ise ev yemekleri servisi yapılıyor. Akşam yemeklerinin eski şarkılar eşliğindeki mönüsü hayli zengin. Kınacızade özel güveç, saç kavurma, Ankara tava, ekşili köfte, keşkek, fırında kuzu ve kaz, arantı, mercimek-bulgur pilavı, madımaklı/tahin-pekmezli gözleme bunlardan başlıcaları. Ancak kimi yemekler için önceden sipariş vermek gerekiyor. Turşular Çubuk’ta özel olarak hazırlatılıyor. Güzel havalarda bina arkasındaki bahçeye de servis var.
Bu müze-Konağı görmediyseniz; gezebilmek, oturabilmek, yiyip-içebilmek için, halen yeterli zamanınız var.
SAVAŞ SÖNMEZ
25 Haziran 2025, Ankara


























