Sistem değişti: Orkestralarda ücretli köle sanatçı dönemi


Orkestralarla ilgili sistem değişikliği isteyen ve bekleyenlere müjde! Sistem Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yayınladığı bir yönetmelik ile değişti!

15 yıldır sınav açılmadığı için kadrolarında çok sayıda eksik bulunan Devlet orkestralarında, camia içinde “takviye” diye nitelendirilen sanatçıların, birer yıllık ya da konser başına sözleşmelerle nasıl istihdam edileceğine dair esaslar bu yönetmelikle belirlendi. Madde madde ele almak şu aşamada pek anlaşılır olmayabilir, işin özeti şu:

21. yüzyılda, Devlet orkestralarında yeni bir “ücretli köle sanatçı” grubu yaratılıyor, haklarındaki yürütme yetkisi, orkestra müdürünün ve Güzel Sanatlar Genel Müdürü'nün iki dudağı arasına bırakılıyor. Bu sözleşmeli sanatçıların alımında söz ve sınav hakkı, orkestranın dışına çıkarılıp Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nde oluşturulacak değerlendirme kuruluna veriliyor, böylece sonuçlara ve alımlara “siyasi etki” yolu açılıyor. Orkestralardaki sanatsal işlerde öncelikle söz sahibi olan “teknik kurul” da devre dışı bırakılmış durumda, yâni artık çalgı grup şeflerinin görüşüne gerek duyulmayacak!

Değerlendirme yetkisi proje bazlı ve kısa süreli takviyeler için orkestra yönetimine verilirken, yıllık sözleşmeliler için sınavları Genel Müdürlük jürisi yapacak. Bu merkezî jüride 2 bakanlık görevlisi, biri kadrolu biri dışardan 2 şef ve 1 orkestra çalgıcısı yer alacak. Asıl konunun uzmanı olan enstrumancı jüri üyesi tek başına sonuca etki edemediğinden bakanlık görevlileri ve şeflerin ağırlığı egemen. Yukardan gelecek bir “rica” telefonuna göre iki bakanlık görevlisiyle kadrolu şeflerden birisi işi bitirebilecek! Adana'da, Antalya'da ya da Bursa'da da çalışacak bir sanatçıyı, Ankara'da sadece tek enstrumancının olduğu kurul belirleyecek. Sınavda hangi repertuarın uygulanacağına da Genel Müdür ( Şimdiki genel müdür diplomasız bir tanburîdir. Kendisinin tıp diploması vardır.) karar verecek! Nerede kalmış o Avrupa'dan örneklenen “siyah perde arkasında” sınavlar?

Diploma denilince aklıma geldi, orkestraların bağlı bulunduğu 6940 sayılı CSO yasasında, Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ne geçiş sırasında sadece bir değişiklik yapılmış, “Şeflerde aranan nitelikler ve atama usulü”ne ilişkin madde kaldırılmıştı. Yâni şu an için şeflerde bir “diploma zorunluluğu” yok! Ama bu yeni yönetmelikte misafir çalgıcılara diploma zorunluluğu özellikle vurgulanıyor. Umuyorum olmaz ama, şu anki boşlukta, sanatsal âmir, maiyetindeki çalgıcıdan daha niteliksiz ve diplomasız olabilir! Bakanlıktaki öteki topluluklarda ise çalışanlara “lise mezunu” olma yolu açık. Şöyle örnekleyelim, aynı bakanlıktan aynı maaşı alan lise mezunu mehteranla, 10 yıl okuyup üstüne 2 yıl master yapmış bir orkestra kemancısı aynı parayı alacak. Ve de yönetmelik hükümlerine göre deyim yerindeyse “gıkını çıkarmadan çalışacak.”

Diploma konusunda ilginç bir maddede de aynen şöyle deniliyor: “Kısmi zamanlı veya proje kapsamında istihdam edilen şef ve solistlerin ulusal veya ilgili ülke mevzuatı kapsamında ilgisine göre şef ya da solist unvanını ihraz etmiş olmaları şarttır.”

Burada “ihraz etmiş” filini acaba yanlış mı yazdılar? “İbraz etmiş” demek mi istiyorlar.? Yani Türkçesiyle göstermek... Yoksa arapça kullanalım derken“ihraz” ile “izhar”ı birbirine mi karıştırdılar?” İhraz (kazanım) daha çok inşaat sektöründe kullanılan bir arapça sözcük, ihzarat herhangi bir imalat için sözleşme keşfinde olan malzemelerin önceden alınarak şantiyede getirilip stoklanması işlemine deniyor. Arapça zuhur kökünden gelen “izhar” ise ortaya çıkarmak anlamında kullanılıyor. Gösterilmesi istenen nesne olarak “ünvan”dan söz ediliyor, diplomadan değil. Yani gelen kişi orkestra şefi ya da solist diye kartvizit bastırmışsa yeterli mi olacak?

Bazı belirsiz sözcüklerle de, sözleşmeli sanatçılar genel müdürlüğün ağzına bakar hale getiriliyor. Örneğin kıyafet konusu. Kadrolulara her yıl sahne giysisi verirken, tam zamanlı sözleşmeliler için bakın ne deniyor:

Mali yıl boyunca tam zamanlı olarak çalıştırılan misafir sanatçılara, hizmetin gereği olarak sahnede giyilmesi gereken kıyafet bütçe imkanları dahilinde kurumlarınca verilebilir. Bu yardım yalnız ayni olarak yapılabilir. Verilecek kıyafetin standartları, ne kadar süreyle verileceği ve nasıl muhafaza edileceği hususları ile bu malzemelerin kullanımına ilişkin usul ve esaslar Bakan Onayına dayanarak Genel Müdürlükçe belirlenir.” Yani giysi işi "ihtimal dahilinde!"...

Acıdır ama, bu maddeye göre, pekala Genel Müdürlük, bu ücretli kölelerden birine “Elbiseni tahta askı yerine tel askıya asmışsın, işine son” diyebilir! Bu sözleşmelerle çalıştırılacak sanatçıların, birinci derece sınavına, grup şef yardımcılığı veya şefliği sınavına başvuru ve girme hakları yok. Yönetim Kurulu seçiminde oy kullanma hakları da yok! Yani, orkestra genel kurulunda seçilen yönetim kurulu üyeleri arasından Bakanlık (GSGM) tarafından belirlenen Müdür, bu oy hakkı olmayanlar hakkında istediği gibi karar verebilir. Yeni yönetmeliğe göre, “Gözünün üzerinde kaşın var, gel bakalım seni sınava tabi tutalım” diyebilir! Misafir sözleşmelilerin, hiçbir söz hakları olmadığı ve her an atılabilecekleri için olası hukuksuzluklara veya kurumdaki yanlışlara ses çıkarmaları da peşinen engellenmiş oluyor. Üstelik bir kez atılan, bir daha sınava dahî başvuramıyor.

İlanlar, tebligatlar hepsi Bakanlık internet sitesi üzerinden ve başvuru sahiplerine e-mail yoluyla yapılacak. Yani ıslak imzalı belge, yazı gönderilmeyecek! Düzenlediği etkinliği başladıktan 9 gün sonra internette dolaylı yoldan ulaşılabilir hale getiren GSGM'nün, bu işleri internet üzerinden nasıl yürüteceği konusuna kim güven duyabilir? Bkz: http://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/sefik-kahramankaptan/guzel-sanatlardan-gizlimsi-bir-organizasyon/2061/

Neyseki bir geçici madde ile, Antalya, Bursa ve Çukurova Senfonilerde yıllardır açıktan çalıştırılan ve tatillerde ücret ödenmeyen çalgıcılara, 2019 sonuna kadar sınava başvurulmadan sözleşme yapma hakkı tanınmış. Duyduğuma göre, yönetmelik çıkmadan hayli önce bu orkestralardan takviye çalışanların listeleri ve bilgileri de istenmiş.

Üç büyük orkestra CSO, İstanbulDSO ile İzmirDSO ise, çalacakları eserlere göre her konser değişik sanatçıları takviye aldıkları için, sürekli olarak aynı müzisyenleri misafir almaları söz konusu değil.

Yönetmelikle sözleşme başlangıç-bitiş tarihi mali yıl ( takvim yılı )olarak belirlenmiş. Yâni sanat sezonunun tam ortası! Diyelim ki, bir orkestrada üç-beş misafir sanatçının sözleşmesi yenilenmedi! Yenilerinin alımı için Ankara'da merkezî kurul kurulacak, ilana çıkılacak, sınav yapılacak, belgeler istenecek, yeni müzisyenler işe başlatılıncaya kadar kimbilir kaç konser eksik kadroyla yapılacak.

Aman, sosyal medya paylaşımlarına da dikkat. Öyle “özgür” ya da kendini özgür hisseden sanatçılar gibi esip savurmak yok. Bakın ne diyor yönetmelik: “Kurumun yetkili kılacakları dışında hiçbir personel, Kurumu ilgilendiren konular hakkında basına ve diğer her türlü iletişim kanallarına bilgi veya demeç veremez. Personel, kurumun iç işleyişine dair yazı, tebliğ ve genelgeler ile eklerine dair bilgi ve belgeleri sosyal medya hesapları, ağları ya da internet üzerinden izinsiz paylaşamaz. Personel, internet ortamında içerik veya bağlantı dahil suç unsuru barındıran paylaşım ve açıklamalarda bulunamaz. Personel, hiçbir şekilde kurumunun, yöneticilerinin veya kendisinin mesleki itibarını zedeleyecek sözlü, yazılı ve fiili eylemlerde bulunamaz.”

Buralardaki nitelendirmelerin ölçüsünün ne olduğu belli değil. Vay, yan baktın diye adam bıçaklanan, politikacı konuşurken neredeyse öksürdü diye insanların gözaltına alındığı, dövüldüğü, hakaret davası açıldığı bir ülkede yaşıyoruz.

Demek ki, serbest çalışan ya da kendisinde iktidardan yana hak gören birileri çıkıp sosyal medyada, televizyonda esip savuracak, ama orkestra üyeleri cevap veremeyecek!

Bu yönetmelikle, “yabancı sanatçı istihdam etme” yolu da açılıyor. Bu da aynı zamanda Türk konservatuvar mezunlarına bir gözdağı olarak değerlendirilebilir. Acaba, “Gıkınız çıkarsa, hazırda eski Sovyet sistemiyle yetişmiş Türk Cumhuriyetlerinden kardeşlerimiz hazır kıta bekliyor ha..” mesajını da içeriyor mu bu düzenleme?

Yeni getirilen “proje kapsamı” kavramıyla da, GSGM'ne özel organizasyon şirketlerinin proje sunup, bu proje için Devlet orkestralarının görevlendirme yoluyla bedelsiz tahsisiyle, yeni bir rant alanı oluşturulmasına olanak sağlanmış oluyor. Kendi organizasyon şirketi bulunan bazı solist sanatçılar, emekli şefler, piyasanın organizatörleri bu yeni açılan kapıdan yararlanarak orkestraları GSGM aracılığıyla istismar edebilirler. Bu iş için siyasilere torpil yaptırmaya bile teşebbüs edebilirler.

Orkestralara kadro verilmeyip, misafir sanatçı pozisyonuyla “idare-i maslahat” yoluna sapılarak, orkestralar, ipleri Bakanlık ve Genel Müdürlüğün elinde, giderek güvencesiz, konser başına ya da en çok bir yıl süreyle müzisyen çalıştıran bir yapıya doğru götürülüyor.

Sanatçılar ölüm gösterilerek, sıtmaya razı edilmeye çalışılıyor! Acaba kimler kına yakıyor?

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

23 Haziran 2019, Kaş

Yönetmelik tam metni:

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2019/06/20190621-2.htm