Brezilya’da Piyano / 17

Brezilya'da Piyano / 17

Ülkenin Dışavurumcusu: Alberto Nepomuceno , Brezilyalı şairlerin şiirlerini besteleyen ilk besteci.

13 Temmuz 2020 - 00:07
Reklam

                   17

Ülkenin Dışavurumcusu

Alberto Nepomuceno (1864-1920)

Çağdaşı Levy gibi eserlerinde ulusal çizgiyi takip eden Alberto Nepomuceno’nun müziği, Brezilya’nın dışavurumcu karakterini ortaya çıkaran Afrika temaları ve ritimlerinin kullanım biçimiyle kolay ayırt edilir özelliğe sahiptir. Aynı zamanda Brezilyalı şairlerin şiirlerine müzik yazan ilk besteci olan Nepomuceno, Brezilya’nın Ceará bölgesinde, Fortaleza şehrinde doğdu. Halk geleneklerinin canlılığını koruduğu bu bölge, o günlerde adeta ülkenin folklorik hazinelerini barındırmaktaydı. Besteciye her zaman ilham kaynağı olmuş Afrika müziğinin Brezilya’da en yaygın duyulduğu topraklardı burası.

Nepomuceno’nun ilk müzik öğretmeni, kemancı ve orkestra şefi olan babasıydı. 1872 yılında taşındıkları Recife şehrinde aldığı keman derslerinin yanında piyano da öğrenmeye başladı. 18 yaşına geldiğinde Club Carlos Gomes adlı yerel bir orkestranın hem müdürü hem de orkestra şefi olmuştu. Siyasetle de yakından ilgilendiği bu yıllarda cumhuriyetçiliğe inanan ve kölelerin serbest bırakılmasını destekleyen besteci, köleliğin kaldırılması için aktif kampanyalar yürütmekteydi. Özgürlük adına yapılan bu çalışmalar, köle çalıştırılarak yapılan tarımdan elde edilen verimin düşüklüğünün bilimsel olarak açıklanmasıyla 1884 yılında sonuca ulaştı. Nepomuceno’nun küçük vatanı Ceará, köleliğin ilk kaldırıldığı yer oldu.

Alberto Nepomuceno (Eliseu Visconti Visconti)

Ancak siyasetteki bu insancıl çabalarının olumsuz karşılıklarını alması uzun sürmedi. Eğitimine Avrupa’da devam edebilmek için 1885 yılında başvurduğu devlet bursu, siyasi görüşleri nedeniyle kendisine verilmedi. Hayatında yılgınlığa yer vermeyen besteci bu isteğine üç yıl sonra, 1888 yılında İtalyan hayırsever, heykeltraş Rodolfo Bernardelli’nin yardımıyla ulaştı. Roma’da Santa Cecilia Müzik Okulu’ndaki eğitiminde armoni derslerini Eugenio Terziani’den piyano derslerini ise Giovanni Sgambatti’den aldı. 1890 yılında Berlin’e giden Nepomuceno Meister Schule’ye kabul edildi ve iki yıl boyunca Heinrich von Herzogenberg ile kompozisyon, Arno Kleffel ile kilise orgu ve Heinrich Ehrlich ile piyano çalıştı.

Berlin Filarmoni Orkestrası 1894 yılında, bitirme sınavları çerçevesinde, Alberto Nepomuceno’nun Scherzo fur grosses orchester ve Suíte antiga adlı eserlerini seslendirdi. Paris’te aralarında Saint-Saëns, Charles Bordes ve Vincent d’Indy de bulunduğu birçok ünlü müzisyenle tanıştı. Cantorum okulunda Alexander Gilmann’dan kilise orgu dersleri aldı. Paris’te bulunduğu sırada Claude Debussy’nin Prélude à l’aprés-midid’unfaune adlı eserinin galasında bulundu ve Brezilya’ya döndükten sonra dinleyicileri bu müzikle tanıştırdı.

Bu dönemde gelecek yıllarda eşi olacak Norveçli Valborg Bang ile tanıştı. Bang, Norveç ulusal müziğinin ustalarından olan Edvard Grieg’in (1843-1907) öğrencisiydi. Nepomuceno ve Bang Norveç’de evlendikten sonra Bergen şehrinde bir süre Grieg’in yanında kaldılar. Bestecinin ulu-salcı yaklaşımını en üst noktaya taşıyan faktörlerden biri kuşkusuz Grieg ile olan bu ilişkisi olmuştur.

Avrupa’da yedi yıl geçiren Nepomuceno, Rio de Janeiro’ya geri döner ve Ulusal Müzik Enstitüsü’nde kompozisyon ve kilise orgu profesörü olarak çalışmaya başlar. Ayrıca Konser Derneği Orkestrası’nın da şefi olur.

      

Alberto Nepomuceno’nun ulusal eğilimlerinin diğer bir yansıması da müziklerde kullanılan tüm metinlerin yalnızca Portekizce yazılması için gösterdiği çabadır. 4 Ağustos 1895 yılında Ses ve Piyano için Müzik adlı eseri Ulusal Müzik Enstitüsü Orkestrası tarafından ilk kez ses-lendirildiğinde seyirciler Portekizce ile karşılaşmanın büyük şaşkınlığını yaşadılar. O güne kadar yaygın olan genel kanı, Portekizce’nin şarkı söylemek için uygun olmadığı yönündedir. Ünlü müzik eleştirmeni Oscar Guanabarino, Rio de Janeiro basınında çok sert bir dille Alberto Nepomuceno’yu eleştirir. Eleştirisinde vokal dilinin yalnızca İtalyanca olabileceğini söyleyen Guanabarino’ya Alberto Nepomuceno’nun cevabı yalın ve sakindir: “Kendi dilinde şarkı söylemeyen halk yoktur”.1 Ancak Mário de Andrade’nin düşünceleri de Guanabarino’yu destekler nitelikte olmuştur. Andrade’nin, Alberto Nepomuceno’nun şiirin yapısı ile Porte-kizce’nin fonetiği arasındaki uyumu her zaman yakalayamadığı ve kelime vurgusu ile müzik ritmi arasındaki uyumsuzluk sorununu bazen çözemediği yönünde eleştiriler getirmiştir.2

Ceará bölgesindeki folkloru derleyerek inceleyen, bu malzemelerden yararlanarak birçok eser besteleyen, Brezilyalı eleştirmenlere ve dinleyicilere Brezilya folklorunun ne kadar güzel olduğunu anlatmaya çalışan Alberto Nepomuceno, zamanla halk arasında öyle bir saygınlık kazanır ki birçok ünlü isim için onunla tanışmak sosyal bir gereklilik halini alır. Bunlar arasında Brezilya’nın ünlü baritonlarından olan Carlos Alves de Carvalho, Nepomuceno’nun düşüncelerinden çok etkilenmiş, ulusalcı sanatı yaymak adına bütün konserlerinde mutlaka bestecinin eserlerine yer vermiştir. Gerçekten de Nepomuceno’nın ulusalcılık adına, çoğu zaman yalnız başına verdiği savaş Brezilya müzik hayatında önemli bir yere sahiptir. Müzikte ulusal eğilimin yaşam bulmasındaki çabukluk kuşkusuz Alberto Nemomuceno’nun çabalarının sonucudur.

Ancak Nepomuceno’nun fikirlerini destekleyenler kadar bu düşüncelere karşı olanların sayısı da az değildi. Hatta fikilerini karalamak adına, yaşamındaki diğer unsurlar bile muhalifleri tarafından her fırsatta kullanılmıştı. Cumhurbaşkanı Rodrigues Alves’in besteciyi Rio de Janeiro’nun merkezinde bulunan Catete Sarayı’nda bir konser vermesi için davet etmesi bile eleştirilmiş, sisteme aykırı fikirlerin tarihin her döneminde karşılaştığı direnç kara yüzünü Nepomuceno’ya da göster-mişti.

Nepomuceno 1902 yılında Leopoldo Miguez’in ölümünden sonra Ulusal Müzik Enstutüsü’nün müdürlüğüne getirildi. Bir yıllık bu tatsız macera görevden alınmasıyla sona erdi. Politik sebeplerin etkin olduğu bu sonuçta, bazı idari sorunların üstesinden gelememesinin de payı vardı. Ancak bu olay bile onun meslektaşları arasında gördüğü büyük saygıyı azaltmadı. Hatta Ulusal Müzik Enstitüsü besteciye, Brezilya turnesi esnasında Saint-Saëns’a eşlik etmesi için ricada bulundu.

1906 yılında Henrique Oswald’ın yerine Enstitü’ye tekrar müdür olarak atandığında, artık daha tecrübeli olarak başladığı bu görevini on yıl boyunca sürdürdü ve ülkesinde profesyonel müziğin gelişmesi için planladığı birçok projenin gerçekleşmesini sağladı. Ancak yine de yöne-tici olarak karşılaştığı sorunlar yüzünden sık sık canını sıkıldı. Örneğin eğitim programına Arnold Schönberg’in Treatise on Harmony’sini eklemek istediğinde, ya da ünlü kompozitör Catulo da Paixão Cearense’yi (1863-1946) gitar ve orkestra ile konser vermek üzere enstitüye davet ettiğinde, diğer profesörler ve eleştirmenler tarafından ciddi eleştirilere maruz kalsa da geri adım atmadı.

Nepomuceno 1908 yılında Praia Vermelha’da Brezilya Limanlarının 100. Yılı kutlamaları için düzenlenen etkinliklerde Müzik Direktörü ve Senfoni Orkestrası Şefi olarak görev aldı. Bu etkinlikler çerçevesinde 28 muhteşem konser verdi. Konserlerde Alexander Glazunov, Nikolay Rimski-Korsakov, Debussy gibi yabancı bestecilerin yanı sıra Antônio Carlos Gomes, Barroso Neto, Leopoldo Miguez ve Henrique Oswald gibi Brezilyalı bestecilerin eserlerini de seslendirdi. İki yıl sonra Breziyla hükümeti tarafından Brezilyalı bestecilerin eserlerini seslendirmek üzere Paris, Brüksel ve Genova’ya turneye gönderdi.

Nepomuceno’nun öne çıkan eserlerinden olan, dört bölümlü Série brasileira, Brezilya Serisi anlamına gelmektedir. Eserin bölümleri Alvorada na serra, Intermezo, A sesta na rede ve Batuque isimlerini taşımaktadır. Folklorik temaların hakim olduğu birinci bölümü, Maxixe carioca adlı şehir dansı takip eder. Kuzey bölgelerinin etkisi altındaki üçüncü bölüm-den sonra finalde Afro-Brezilya dans ritmlerinden etkilenmeler görülür. Son bölüme ismini veren ve bir zamanlar Dança de negros olarak bilinen, siyahların dansı Batuque, Brezilya ulusal müziğinin karakterini en iyi temsil eden eser olarak kabul edilir.

Alberto Nepomuceno, bütün piyano eserlerini Afrika ritim ve müziklerinden esinlenerek yazmıştır. Dança de negros (Siyahların Dansı, 1887), Sonat (1893), Galhofeira (Espri, 1894), Tema ve Varyasyon la minör (1902), Noktürn No.1 (1910), Noktürn No.2 (1912), Piyano ve Orkestra için Valsas humorísticas (Altı Esprili Vals, 1903) eserleriyle XX. yüzyılın ilk yirmi yılına bıraktığı iz, Brezilya müziğinin ulusalcı gelişiminde önemli bir yere sahiptir.

1Mariz, V., a.g.e., s. 92.

2Andrade, M. de, Aspectos da música brasileira, Livraria Martins Fontes, São Paulo, 1965, s. 48.

Bu haber 1296 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Napoliten Şarkılar Bodrum Kalesindeydi.
Napoliten Şarkılar Bodrum Kalesindeydi.
"Müzik asla bitmeyecek bir serüven"