Mükemmel soprano, iyi şef, etkin orkestra...


Ülkemizin en iyi sopranolarından biri olan Perihan Nayır Artan'ı, beş yıllık bir aradan sonra CSO'da dinledik ve kendisiyle yeniden kıvandık. 2009'da Wagner Walküre'nin 70 dakikalık birinci perdesinde Sieglende olarak, Ünüşan Kuloğlu'yla birlikte Raul Grüneis'in şefliğinde dinlemiş ve hayran kalmıştık. Perihan Nayır Artan bu kez gene aynı şef yönetimindeki CSO eşliğinde Richard Strauss'un (1864-1949) “ Vier letzte Lieder / Son Dört Şarkı” şarkısını, şapka çıkartılacak, örnek bir yorumla söyledi.

CSO'nun 19 Şubat 2015 akşamı programı bir “Strauss Gecesi” niteliğindeydi. İlk yarıda, ödül zengini soprano Perihan Nayır Artan (d.1975), Strauss'un zor şarkılarını hem üstün tekniği, hem de duyguyu yansıtışıyla mükemmel söyleyerek artık olgunluk dönemine adım atmakta olduğunu sergiledi. Nayır'ın özellikle liedlerin hafifce (piano) söylenmesi gereken bölümlerindeki özeni, sopranoların yumuşak karnı sayılan peslerdeki tutarlılığı, iyi tekniği ve güzel ses rengiyle birleşince ortaya çıkan sonuç, uzun alkışlarla ödüllendirildi. Herkes ikişer kişilik alkışladı. Ne yazık ki, kar-soğuk psikolojisi ve maç naklen yayını nedeniyle olsa gerek, salon yeterince dolu değildi.

Almanya'da çeşitli devlet operaevlerinde özellikle Wagner ve Strauss eserlerindeki başarısıyla göz dolduran şef Grüneis yönetimindeki CSO'nun ilk yarı etkinliği, solistin mükemmelliğine yakışır düzeydeydi. Solist, orkestra ve şef üçgeninde olumlu bir etkileşim olduğunu hissettik.

İkinci yarıda Strauss'un programlı müzik örneği “Domestik Senfoni”sini dinledik. Bestecinin Ein Heldenleben (Bir Kahramanın Hayatı) başlıklı ve Ankara'da son olarak 2013 aralığında Işın Metin yönetimindeki BSO tarafından seslendirildiğini anımsadığımız eserinin bir devamı niteliğindeki Domestik Senfoni'nin kalabalık kadrosu için gerekli takviyeler sağlanmıştı. Grüneis orkestranın yerleşimini de bu seslendirme için değiştirmiş, keman gruplarını karşılıklı oturturken, kontrabasları dinleyiciye göre sahnenin soluna, iki arpi ve çelestayı sağa yerleştirmişti. Bu birbirine bağlı olarak bir bütünlük içinde çalınan, Strauss'un kendi yaşamından kesitleri anlattığı eser de, çok iyi seslendirildi. Yanına Hasan Niyazi Tura'yı almış olan Başkemancı Jülide Yalçın Dittgen, sololarında tertemizdi ve ön rahle yaylılara başarılı bir liderlik yaptı. Tahta ve bakır üflemeliler de, kusursuza yakın bir etkinlikle eserin iyi seslendirilmesine önemli katkıda bulundular. Orkestranın dinamik, dikkatli, özenli bir yaklaşım içinde, eserin zorluklarının üstesinden gelişini dinlemek keyifli olduğu kadar sevindiriciydi.

Bu arada bir de insancıl haber vereyim. Üç başkemancı yardımcısından biri olan Menevşe Civelek Aydoğdu'nun eşi çellist İbrahim Aydoğdu'ya “Bebekten ne haber?” diye sorduğumda, “İyi, 23 Ocak'ta doğdu” yanıtını aldım. Menevşe-İbrahim Aydoğdu çiftini kutluyor, kızları Kumru'yu sağlıkla büyütmelerini diliyorum.

Fotoğraflar: Şefik Kahramankaptan