Ş. Kahramankaptan, Halil Özcan, Dilruba Amanuelleva,Işık Kansu, Celal Binzet
Bir etkinliğe yolumuz düştüğünde, SANATTAN YANSIMALAR yazarlarımızdan bir veya bir kaçına rastlamamak neredeyse olanaksız. Ailedeki sağlık sorunu nedeniyle eskisi kadar etkinliklere katılamamakla, konserleri canlı olarak izleyememekle birlikte 10 Ocak 2026 günü, Cumhuriyet Kitap’ın Tema Vakfı yararına düzenlenen MESA Kitap Şenliği’ndeki standında bulunmaya söz vermiştim. Onu aşkın kitabımdan son ikisi Cumhuriyet Kitap’tan yayımlanmıştı: Cumhuriyet’in Müzik Öncüleri:10 Portre ve Mor Külhani Besteci Cengiz Tanç…Bakalım karın da bastırdığı bir saatte şenlikte nasıl bir manzarayla karşılaşacaktım:MESA Plaza’nın üst katında, bir nalburiye firmasının boşalttığı hayli büyük salonda düzenlenmişti şenlik. Cumhuriyet Kitap’ın hayli uzun standı kapının hemen girişindeydi. Cumhuriyet Vakfı’nın kitap-yayın bölümünün de sorumluluğunu üstlenmiş olan yönetim kurulu üyesi Işık Kansu, SANATTAN YANSIMALAR yazarlarımızdan Celâl Binzet, önlerinde kitapları, okur bekliyorlardı. Gene yazarımız Mina Tansel kendine ayrılan süreyi tamamlamış ayrılmaya hazırlanıyordu. Dostlar Bekir Ödemiş, Güven Baykan, Umutcan Polat, Erdal Atıcı, Halil Özcan, Korkut Erkan, Murat Selam ile merhabalaştık.
Standta oturduğum 1,5 saat süresince aralarında yazarlarımızdan Levent Tosun, spor camiasının yakından tanıdığı yazar Rıza Sümer, müziksever avukat Mürsel Yavuz, konservatuvar bestecilik bölümü öğrencisi Burçe’nin bulunduğu 5 kitap imzaladım. Sohbetlerimizde “Bu etkinlikte okurdan çok yazar var” esprisini yaptık. Alışık olunmayan, kent merkezinden uzak bir AVM’de düzenlenen şenliğin, doğal olarak alışılmış alanlarda düzenlenen kitap fuarlarındaki ilgiyi görmemesi doğaldı.Gene de bildik çevreden pek çok tanıdık yüze rastladım. Yazarlarımızdan, ressam, “Mevsim Lüfer” başlıklı kitabı yeni çıkan Monad Balkan kendi standına imza için okur gelmesini bekliyor, arada standlar arasında volta atıyordu.Esas sürpriz ise, AÜ. Devlet Konservatuvarı’nın kurucu kadrosu arasında yer almış Özbek müzisyen Yabancı Öğretim Görevlisi Dilruba Amanullaeva’nın “Şefik Hocam” diye çıkıp gelmesiydi, standaki diğer yazarlara “30 yıl önce benim hakkımda ilk yazıyı yazan Şefik Hocaydı” diyerek anılarımı canlandırdı. Rahmetli Hikmet Şimşek Ankara Üniversitesi çatısı altında yeni bir konservatuvar kurmaya çabalarken, genç Dilruba kısa sürede Türkiye Türkçesi konuşmaya, ilk öğrencilere koro şefliği yapmaya başlamıştı.Dilruba 30 yıl önce deyince dönüp bakanlar oldu.. Oysa işin bir de 50 yılı aşkın geçmişi vardı, hem de rastlantı işte, şenliğin düzenlendiği 10 Ocak’ın Çalışan Gazeteciler Günü olması.Gazeteciler Cemiyeti, eskiden “bayram” adı altında kutladığımız bu günde, Çankaya’daki merkezinde anlamlı bir tören düzenlemişti. Cemiyete üye oluşları 50 yılı aşmış üyelere birer özel onur rozeti ve berat sunulacaktı.Şöyle bir hesap yaptım, gerekli çalışma süresini doldurarak ilk resmî sarı basın kartımı aldığım yıl 1972, aynı yıl Cemiyet’e de başvuru yaptığımı anımsıyorum. O yıllarda Cemiyet’e üye olmak kolay değildi, Balotaj Kurulu ince eleyip sık dokurdu, kabul için uzun yıllar bekleyenler vardı ama benim başvurum, Cemiyet’in şimdiki başkanı Nazmi Bilgin’le beraber 1973 yılında kabul edilmişti… Demek ki 53 yıllık üyeymişiz.
Cumhuriyetimiz 102’nci yaşında, Cemiyet ise tam 80 yaşında. Bu tören aynı zamanda bir yaşgünü kutlamasıydı. Genel sekreter Kenan Şener açılışta bakın bu ilk kuruluşu nasıl özetledi: “Dönemin genç gazetecileri Mekki Sait Esen, Niyazi Acun, Aka Gündüz, Bilal Akba, Adil Akba, Sebahattin Sönmez ve Muvaffak Menemencioğlu 1946 yılında dönemin Valisi Nevzat Tandoğan'a gittiler. Ve Cemiyeti izah ederken ‘basın organlarındaki gazetecileri tek çatı altında toplamak, mesleki ve sosyal hakların savunuculuğunu yapmak, mesleğin gerekliliği olan hak ve özgürlükleri savunmak’ olarak tanımlamışlardır. Kuruluş hedefi buydu ve bu hedef hiç değişmemiştir.”
Başkan Nazmi Bilgin, bu kutlama gününde gerçekçi durum saptamaları yaparak “Basının el ve ayaklarına hiçbir dönem bu kadar prangalar vurulmadığını” söyledi. Sağlık sorunlarına rağmen Silivri’ye gidip mesnetsiz casusluk suçlamasıyla zindana atılan Merdan Yanardağ’ı ziyaret ederek hem Cemiyet, hem de şahsı adına önemli bir dayanışma gösterdiğini anımsattı.
Bu dönemin Meslek Onur Ödülü de, kayyum yönetimine geçmeden önce Tele-1’in Vaşington muhabiri olarak sayısız önemli habere imza atmış, mesleğe de hemen hemen aynı yıllarda başladığımız Yılmaz Polat’a sunuldu. Yıllar sonra Yılmaz’la kucaklaşmak hoştu. Rahmetli Beyhan Cenkçi’nin başkanlığında o zaman Cemiyet’in yeni taşındığı eskiden Milliyetçi Çin Büyükelçiliği olan binada az sohbetimiz olmamıştı. Babası subay olduğu için öğrenimini ona yakın ilde yapmış olan Yılmaz, Kıbrıs harekatının başarılı komutanı Fazıl Polat Paşa’nın oğluydu. Başta ABD-Türkiye ilişkilerindeki kırılma noktalarını ele aldığı 20 civarında kitabın da yazarıydı Yılmaz.
Cemiyet’te 50 yıldan fazla süreyle görev almış üyelere beratlar ve Meslek Onur Rozetleri verilişini, Cemiyet genel sekreteri, genç ve başarılı gazeteci kardeşimiz Kenan Şener yönetti. Oktay Ekşi ile başlayan ilk rozetleri Başkan Nazmi Bilgin sahiplerine verirken, sonrasında bu sunumu başkan vekili Ayhan Aydemir devraldı, ben de rozetimi ve beratımı onun elinden aldım. Seyahat kısıtlaması, sağlık sorunu gibi nedenlerle başka kentlerden gelemeyenler vardı, kimilerinin rozetlerini çocukları ya da Ankara’daki yakınları aldı.Merak edenleriniz için 50 yılı aşkın hizmet rozetini hak edenlerin adları şöyle:“Oktay Ekşi, Zeki Sözer, Mustafa Özkan, Okay Göçer, Mustafa İstemi, Mustafa Salihoğlu, Can Pulak, Hüsamettin Ünsal, Yaşar Aysev, Fermani Uygun, Halil Komanova, Fethi Akkoç, Tümer Argın, Mustafa Bozdemir, Cahit Dingil, Burhan Dodanlı, Yavuz Donat, Seva Erten, Teoman Güray, Mehmet Muhsinoğlu, Ergin Ünal, Olcay Göker Aksoy, Mete Bayındır, Sökmen Baykara, Ümit Gürtuna, Ceyhan Baytur, Cafer Demiral, Faruk Erbil, Faysal Geyik, Süreyya Oral, Sermet İpekçioğlu, Ali Baransel, Nazmi Bilgin, Şefik Kahramankaptan, Güray Soysal, Sebahattin Alpdoğan, Atilla Girgin, Necip Kapanlı, Cafer Koçtürk, Yılmaz Polat, Tahsin Tokay, Süleyman Ukav, Ersin Özençel, Serpil Akıllıoğlu, Şahap Alp, Ceyhan Altınyelek, Aykun Tuna, Yusuf Turan.”İşte 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü böyle kutlamış olduk. Çoktan emekli olmuş adamın çalışan gazeteciler gününde işi ne? diyecek olursanız, biz “gazetecinin, yazarın emeklisi olmaz” sözünü kanıtlamaya çalışanlardanız.Yoksa, hiçbir ticari etkinliği bulunmayan SANATTAN YANSIMALAR portalimizi yıllardır niye sürdürelim? Güç ve ömür yettiğince çalışmak üzere…ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
12 Ocak 2026, Ankara












