Distopik Operada Feminizm


Sanat yaşamdan, yaşam sanattan etkilenir ve beslenir. Opera sanatı da insana dair olayları; sevgi ve nefreti, huzur ve savaşı, mutluluk ve acıyı, kahramanlar ve korkakları, komik, hüzünlü, gerçek ya da hayali olayları anlatagelmiştir. Romantik ve ütopik öykülerden sonra artık sıra distopik öykülerdedir, ya da karabasan öykülerde!

Damızlık Kızın Öyküsü

Meşhur çoksatan kitaplar yazarı Margaret Atwood’un sürükleyici ve ürpertici, bol ödüllü bilim kurgu romanı Damızlık Kızın Öyküsü’nden (1) esinle aynı adlı opera eseri günümüzün distopik operalarından biri ve belki de en çarpıcı olanıdır1. Damızlık Kızın Öyküsü (nedense dilimize “Kadın” olarak çevrilmemiş) romanı oda operası olarak bestelenip sahnelenmeden önce bir sinema filmine2 konu edilmişti, şimdilerde de TV dizisi3 izlenebilir.

Damızlık Kızın Öyküsü teokratik totaliter bir toplumda, 2021 yılında (tam da bu sene!) Gilead Cumhuriyeti'nde geçiyor. Gilead’da çevre felaketleri doğurganlığı olumsuz yönde etkilemiş, nüfus giderek azalmaya başlamıştır. Doğurganlığının azalması eril zihniyetin zorbalıkla hâlâ doğurabilen kadınları üreme ve seks kölesi olarak kullanmasına yol açmıştır.

Kadınlara (ve sonuçta çocuklara da) yönelik acımasız bir otoriterlik hüküm sürmeye başlamıştır. Mal ve mülk edinmesi yasaklanan kadınların bedenlerinin “mal” olarak kullanıldığı bu baskıcı sınıf sisteminin sürmesi “Teyzeler”in yeni eğitim ve sosyal kuralları sıkı sıkıya uygulaması sayesinde olacaktır. Söz konusu kadınlar damızlıktır, çocuğu olmayan elitlerin çocuklarını karınlarında taşımak ve doğurmakla yükümlüdürler. Aralarından azıcık da olsa kuralları ihlal etmeye veya kaçmaya yeltenenlere ya işkence ile ölüm ya da ağırlaştırılmış seks kölesi olarak çalışmaya devam etmekten başka seçenek verilmemektedir.

Söz konusu damızlık kızlar kimliklerini gizlemek için kıdemli Katolik rahibe misali özel kapüşonlar takmak zorundadırlar. Kapüşonlar aynı zamanda onların görme alanlarını daraltarak çevrelerini (ya da metaforik şekilde gerçekleri) görmesini de engellemektedir. Tarihin erken dönemlerinde başlıkların benzer nedenlerle takılmış oldukları arkeolojik buluntularından anlaşılmıştır (2). Damızlık kızların kapüşonu günümüzde tezat şekilde feminist distopyanın başkaldırı simgesi olarak benimsenmiştir.

Romanın anlatıcısı diğerleri gibi “Kırmızı Ev”de yaşayan ve hayatını damızlık olarak geçirmek zorunda olan bir genç kadındır. Tüm damızlık kadınlar gibi o da Gilead'ın Gözleri adlı gizli polis gücü tarafından sürekli olarak izlenmektedir. “Adı olmayan” anlatıcı kadın, kendine verilen yeni bir isimle, Offred adı altında yüksek rütbeli bir komutanın cinsel hizmetine tahsis edilir. Bundan sonra olaylar karmaşıklaşır ve gitgide daha dehşet verici bir hal alır.

Evlerde aylık tecavüz ritüelleri, özel kulüplerinde toplu seks partileri, kadınların kendi çocuklarının bir fotoğrafını olsun görebilmek ne kelime, en basitinden herhangi bir dergi okuyabilmek uğruna bile cinsel tacize boyun eğmek zorunda kalışları, dualar ve ilahiler arasında tecavüz ürünü çocukları doğurmaları ve daha birçok insanlık dışı olay meydana gelmektedir. Anlatıcı Offred’in örneğinden tüm kadınların yaşamları kadar düşlerinin de bunaltıcı olduğu; adlarının ve kimliklerinin yok edildiği bu yaşam biçiminde kendilerini hiçliğe dönüşmüş olarak hissettikleri anlaşılmaktadır. Onlar düşüncesi, benliği, sevgileri, arzuları olan bireyler değildirler, güçlü seçkinlerin gözünde sadece bir rahimden ibarettirler. Diğer bir deyişle damızlıklar, iki sinema sürümü olan Stepford Kadınları’nın öyküsü misali erkek çetesinin cinsel isteklerine boyun eğmesi ve sadece süs eşyası olmayı kabul etmesi gereken uslu kızlardır!4, 5

Böyle bir ortamda gerçek aşk uğruna insanlar ancak gizlice sevişebilmektedir. Offred, sevgili kocası ve kızlarını düşünmekte ve “mayday”6 şifresi ile Gilead'den kaçmayı ve umutsuz da olsa direnişçilere katılabilmeyi planlamaktadır. Sihirli kelime “mayday” ile “duvar”dan geçebilirse bu bir başlangıç ​​mı yoksa son mu olacaktır?

Feminist Ütopya-Distopya?

Feminizmin altın çağında yaşadığımız söyleniyor. Bu konuda yazılmış yığınla makale, tez, kitap, çevrilmiş sayısız film ve ifade edilmiş onca değerli düşünce varken durumun pek de iç açıcı olmadığı konunun daha önce hiç olmadığı kadar açık şekilde opera sahnesine bile düşmesinden ya da çıkmasından bellidir. Gerçi opera eserlerinde kadınların durumu öteden beri damızlık kızların yaşadıklarından farklı değildi. Konusu itibariyle birçok opera ezelden beridir kadınlar için adeta cehennemde geçen antifeminist distopya idi.

Gerçekten de opera konularında zarar gören, saldırıya uğrayan, tecavüz edilen, intihar etmek zorunda kalan veya öldürülen karakterler genellikle kadınlardır; üstelik de harikulade bir müzik eşliğinde! Bir elin parmaklarını geçmeyen sayıdaki güçlü kadın karakterler (Ör: Turandot, Sihirli Flüt’te Gece Kraliçesi, v.b.) ise kalpsiz canavarlar olarak betimlenmiştir. Belki de Damızlık Kızın Öyküsü operası gerek müziği gerekse görsel yanıyla en az beyaz perdenin dramatik etkisi kadar güçlü ve etkileyici bir eser olarak tüm opera-severler için önemli bir hesaplaşma noktası olabilir. Belli ki ancak kadınlar ve erkekler birlikte çalışırlarsa feminist distopya yaşamda da operada da sahici altın çağına ulaşabilecek. Ne de olsa umut dolu son sözü, yaşam amacını kaybetmiş insanların bulunduğu Aniara7 adlı uzay gemisinde geçen distopik operada olduğu gibi her zaman bir kadın söyleyecek (3).

Sizce antifeminist distopya halen antifeminist gerçeğin ta kendisi değil midir?

Pınar Aydın O’Dwyer

1 Aralık 2021, Ankara

 

Kaynaklar

  1. Atwood M: Damızlık Kızın Öyküsü. Çev: Altınçekiç S, Kabakçıoğlu Ö, Doğan Kitap, 2017

  2. Çığ Mİ: Uygarlığın Kökeni Sümerliler 1, Kaynak Yayınları, 2007

  3. Aydın O’Dwyer P: Bindik Aniara’ya gidiyoruz kıyamete. Psikesinema, Sayı 26, Kasım-Aralık 2019

Notlar

  1. Ünüşan Kuloğlu’na ve Dr. Kemal Özalp’e teşekkürlerimi sunarım.

  2. Psikesinema Dergisi, Sayı 31, Eylül-Ekim, 2020 sayısında yayınlanmış ve izinle kullanılmıştır.

 

1 The Handmaid’s Tale (Damızlık Kızın Öyküsü), Oda operası. Beste: P Ruders, Metin: P Benley (M Atwood), 2000

    1. Operanın program kitapçığından: “Eser şiddet, kadın düşmanlığı ve cinsel saldırı sahneleri içermektedir.”

    2. Kayıt örnekleri: https://www.youtube.com/watch?v=ACY8BKATx0I

https://www.youtube.com/watch?v=xtwDRwRHhzk

    1. Opera CD kaydı: Dacapo Records, 2001

    2. Oda operası: Büyük orkestra yerine oda müziği topluluğu tarafından çalınmak üzere bestelenmiş operalar. Bazı eserlerde orkestra üyelerinin bir kısmı sahnede çalıyorlar.

2 The Handmaid’s Tale (Damızlık Kızın Öyküsü), Sinema filmi. Yönetmen: V Schlöndorff, Senarist: H Pinter (M Atwood), Oyuncular: N Richardson, F Dunaway, A Quinn, 109dk, 1990

3 The Handmaid’s Tale (Damızlık Kızın Öyküsü), TV serisi. Yönetmen: B Miller, Oyuncular: E Moss, A Brugel, M Brewer, 2017-.

 

4 The Stepford Wives (Stepford Kadınları), Sinema filmi. Yönetmen: B Forbes, Senarist: I Levin’in romanından W Goldman, Oyuncular: K Ross, P Prentiss, P Masterson 115dk, 1975

5 The Stepford Wives (Stepford Kadınları), Sinema filmi. Yönetmen: F Oz, Senarist: I Levin’in romanından P Rudnick, Oyuncular: N. Kidman, B. Midler, M Broderick, 93dk, 2004

6 Mayday: Fransızca “M’aidez”: Bana yardım ediniz.

 

7 Aniara.

    1. Aniara. 2 perdelik opera. Beste: KB Blomdahl, Metin: E Lindegren (H Martinso’nun aynı adlı şirinden esinle), 1959.

    2. Aniara. Yönetmen ve Senarist: P Kagerman, H Lilja, Oyuncular: E Jonsson, B Cruzeiro, A Kananian, 106dk, 2018