Brezilya’da Piyano / 26
Reklam
  • Reklam

Brezilya'da Piyano / 26

Marcus Siqueira, hocası Oliveira'yı aşarak daha yeniyi yaratma peşinde...

22 Temmuz 2020 - 00:03 - Güncelleme: 22 Temmuz 2020 - 16:26
Reklam

                            26                            

Yenilikçiliğin Doruklarında Dolaşıyor

Marcus Siqueira (1974)

Willy Corrêa de Oliveira’nın öne çıkan öğrencilerinden olan Marcus Siqueira, Minas Gerais Eyaleti’nin Caratinga şehrinde 1974 yılında doğdu. São Paulo Üniversitesi İletişim ve Sanat Fakültesi’nin Gitar ve Bestecilik Bölümlerini bitirdi. Öğrenciliğinde çok sayıda ödül ve ülkenin en zor verilen üç bursunu farklı yıllarda kazanma başarısını gösteren Siqueira, çok yönlü ve aktif kişiliği ile adeta São Paulo müzik piyasasındaki her önemli etkinlikte yer aldı. Çoğu kendine ait önemli projeleri yürüttü.

Rio de Janeiro ve Mato Grosso’daki Brezilya Çağdaş Müzik Binealleri, São Paulo Garip Müzik Festivali, Paraíba Babil Festivali, São Paulo Yeni Müzik Festivali ve şehrin gelenekselleşmiş en eski festivallerinden biri olan Campos do Jordão Kış Festivali’nde müziklerinin sürekli olarak çalınmış olmasının yanı sıra genellikle yeni müzik üzerine konuşmacı olarak katıldığı ulusal ve uluslararası toplantılar, genç olmasına rağmen eserlerinin Brezilya’nın önemli senfoni orkestralarının repertuvarlarında sık sık yer alması, profesyonel yaşamında da öğrencilik yıllarında olduğu gibi ödüllere layık görülmesi, onun çok yönlü ve aktif yaşamının göstergeleridir.

(Fotoğraf: Julio Kohl)

2001-2010 yılları arasında çok sayıda sahne müziği yazmış ancak kısa ve uzun metrajlı filmler için müzik yazmak her zaman için daha fazla ilgisini çekmiş, Brezilya sinemasının ünlü yönetmenleri ile çalışmıştır. 2016 yılı itibariyle en son müziklerini yaptığı film Evaldo Mocarzel’ın yönettiği As quatro irmãs (Dört Kız Kardeş) adlı belgeseldir.

São Paulo’nun prestijli sosyal yaşam ve kültür sanat merkezi Sesc do Estado de SP etiketli CD’leri bulunan Marcus Siqueira, 2003 yılında henüz 29 yaşındayken yine Willy Corrêa de Oliveira’nın öğrencileri olan kompozitör arkadaşları Thiago Cury (1974) ve Maurício de Bonis (1979) ile Água Forte (Taş Baskı) adlı ses ve yazılı yayın şirketini kurdu. Yeni müzik yolları keşfetmek için tüm deneysel riskleri göz önüne alan şirket çok sayıda CD, kitap ve nota yayınlamış; toplantı, çalıştay, festival ve paneller organize etmiştir. Água Forte’nin amaçlarından biri de yeni, araştırmacı, deneysel müziği, toplumdan koparmadan, toplumla yabancılaşmasına fırsat vermeden ilgi alanı haline getirmektir.

2002-2014 yılları arasında öğretmenlik yaptığı Oswald de Andrade Koleji’nde öğrenciler için geliştirdiği müzik eğitim yöntemiyle müziği, eğitimin çok da önemsenmeyen sıradan bir dersi olmaktan çıkararak, ço-cukların yaşamlarında, davranışlarında temel alabilecekleri bir düzeye taşımayı başardı. Detaya girmeden, kısaca sınıfların temel müzik konularına bakacak olursak; 6. sınıf Haiku ve Müzikal Yaratı, 7. sınıf Masal üzerine Müzik, 8. sınıf A-B-A Formu, 9. sınıf Sessiz Sinema ve Müzik temalı eğitimlerin hem yaratıcılık ile çocuğu buluşturmada hem de geleceğin aydın insanının temelini oluşturmada, önemli ve devrimsel bir buluş olduğunu söylemek yanlış olmaz.

2015 yılında sanat hayatına İtalya’da devam etme kararı alan Siqueira’nın, buradaki ilk ürünü, aynı yıl yazdığı ve ritim kavramını polifonik olarak ele aldığı Pulsares (Nabızlar) adlı kitabıdır. Kendi yaşa-mındaki ritim ile olan ilişkisinden hareketle genç müzisyenlere öneriler içeren kitap, müziğin ritmik yapısını otomatize edebilme ve mevcut otomatizeyi bozabilme üzerine kuruludur. Genetik, coğrafi ve kültürel olarak her insan farklı bir ritmik karakterle geldiği bu dünyada ritim üzerine yasalar inşa etme gibi bir amacı olmayan besteci, kişisel tecrübesini, kendi ritmik dilini bulmaya çabalayanlara bir kaynak olarak sunuyor.

Bestecilikte ikinci dönemini yaşayan Siqueira’nın ilk dönemi, 2004 yılında piyano, yedi perküsyonist ve orkestra için yazdığı Veda Konçertosu ile son bulur. Bu dönem eserleri, öğretmeni Willy Corrêa de Oliveira’nın etkisi altında, katı ve net bir yapının gözlendiği Meta-Dil yöntemiyle Darmstadt ekolünün izlerini taşır. İlk döneminde piyano için yazdığı eserler, 1997 tarihli Peça de sonho (Rüya Parçası), 1998 tarihli Arnold Schönberg’in Op.19 No.6 teması üzerine yazdığı altı varyasyon Transpolarivariações, 1999 yılında yazdığı Sobre Dois arcos (İki Yay Üzerinde), 2000 yılında yazdığı Shortlittletime ve ilk döneminin son eseri olan Concerto do Adeus (Veda Konçertosu)’dur. En son 2006 tarihinde altıncısı bestelenen Teclas dizisinin ilk iki parçası da 2001 ve 2004 yılları arasında bestelendiği için bu dönemin etkisindedir. Piyano tuşu anlamına gelen Tecla, bestecinin müzikal otobiyografisini ortaya koyacak bir projedir. Piyanonun 88 tuşundan hareketle yaşamının sonuna kadar 88 Tecla yazmayı planlayan Siqueira’nın müzikle olan ilişkisini bu dizisi üzerinden takip etmek mümkün olacaktır.

Aslında Peça de sonho ve Shortlittletime’da diğer eserlerdeki virtuoz yapıdan uzak, Irreale ve Slow and Imaginary bölüm başlıklarıyla gerçeküstü bir dünyada piyanistik tınıları arayan ikinci döneminin işaretleri vardır. Piyano, yedi perküsyonist ve orkestra için yazdığı Veda Konçertosu ise bir kırılma noktasıdır. Tıpkı öğretmeni Willy Corrêa de Oliveira’nın 1979 yılında yaşadığı krizden önce bestelediği piyano konçertosu gibi, olacaklara gebe bir eserdir. Kendi yolunda yürümek isteyen Siqueira’nın öğretmeni dahil her şeyden bağımsızlığını ilan etme çabasıdır. Besteci Tecla No.1’i bir bütün olarak Piyano Konçertosu’nda kullanır. Tıpkı Oliveira’nın Instante 2 adlı eserini bir bütün olarak Piyano Konçertosu’nda kullandığı gibi. Tecla No.1 ile Instante 2, Siqueira’nın Oliveira’dan bir materyal kullanmamasına rağmen, şekil olarak benzeşmektedirler. Gizli bir meta-dil kullanımını barındıran eserde, Beethoven’in Piyano Konçertosu No.5 “İmparator” ile de bir bağ kurulmuştur. Bütün bu detay-lar, fenomenolojik bir kullanım ile Willy Corrêa de Oliveira’ya duyduğu saygısını ifade eder. Şekilsel olarak, öğretmeninin piyano konçertosu ile büyük bir benzerlik gösteren Veda Konçertosu ile başta Oliveira olmak üzere tüm bağlarına veda eder. Gerçekten de eserin sonuna doğru piyano partisindeki her bir sıra dışı duyumla birlikte, Haydn’ın Veda Senfonisi’ne benzeyen bir şekilde orkestra üyeleri birer birer sahneyi terk ederler. Şef ve seyircinin içine haç şeklinde yerleştirilmiş olan yedi perküsyonistin de salonu terk etmesinin ardından sahnede tek başına kalan solist, aslında bestecinin yalnızlığıdır. Marcus Siqueira’nın Willy Corrêa de Oliveira’dan ayrıldığı yer, Oliveira’nın “öncülü ve ardılı ile bir ilişki içindeki müzik dünyasında her şeyin yazılmış olduğu ve bundan sonra ancak bu ilişkiye bağlı kalınmak suretiyle meta-dil kullanılarak eserler verilebileceği” noktasıdır.

Siqueira’nın ikinci bestecilik dönemi eserlerinde, yapısal zincirlerden kurtuluş ve iç sese dönüş gözlenmektedir. Tabii ki besteci yapıya karşı değildir. Ancak yapıyı müziğin en önemli unsuru olarak da görmemektedir. Bu fikir Tecla No.6 ve Kατακλυσμός (Kataklizmos/Felaket) adlı eserinde çok net olarak görülmektedir. Siqueira, eserine verdiği Yunanca ismi Yunan alfebesi ile yazmayı tercih etmiştir. Tecla No.6 farklı ritmik desenler içeren ses dalgalarıyla meditatif atmosferler yaratır. Siqueira piyano ve e-bow için yazdığı Ses Formunda Astrofizik Freskler Poemi alt başlığını taşıyan Kατακλυσμός ile piyanonun natural rezonans dünyasının sınırlarını doğaya, doğal olana yakınlaştırmaya çalışmıştır.

Doğanın mantığıyla biriken enerjinin, kaotik asimetrik accele-rando ile ulaştığı felaket anını temsil eden Kατακλυσμός’de, besteci üç dizekli partinin satırlarını hareket halindeki fay hatları olarak planlamış ve görsel olarak da bu fikrini aktaracak bir şekilde yazıya dökmüştür.