KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEY OĞLU /26
Reklam
  • Reklam

KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEY OĞLU /26

Kızıl Ordu ve Beyaz Ordu kuruluyor, Kurucu Meclis dağıtılınca Kafkas halkları bağımsız devlet oluşturmak isterken, karşılarında Kızıl Ordu'yu buluyorlardı.

26 Mayıs 2020 - 00:04 - Güncelleme: 26 Mayıs 2020 - 13:40

26

İÇ SAVAŞ YILLARI

Rusya sınırları içinde yaşayanların yarıdan fazlası Rus değildi. Çarlık Rusyası için kullanılan “halklar hapishanesi” terimini Lenin de benimsemişti. Bolşeviklerin burjuva iktidarını devirdikten sonra ilk işlerinden biri Rusya Halklarının Hakları Beyannamesi’ni yayınlamak oldu. Bu bildiriyle, bütün halkların kendi kaderlerini belirleme konusunda özgür olacakları, ayrılıp bağımsız Bolşevik devletler kurabilecekleri duyuruluyordu.

İkinci bir bildiri de özellikle Rusya Müslümanları’na yönelikti. Artık adı Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti olarak açıklanan yeni devletin Yüksek Sovyeti’nin Lenin ve Stalin imzalarıyla yayınladığı bu bildiri şu seslenişle başlıyordu: “Camileri, minberleri, inançları ve gelenekleri Rusya Çarları ve zorbaları tarafından hiçe sayılıp ayaklar altına alınan sizler, Rusya Müslümanları, Volga boyu ve Kırım’ın Tatarları, Sibirya ve Türkistan’ın Kırgızları ve Sartları, Kafkasötesinin Türk ve Tatarları, Kafkasya’nın Çeçenleri ve Dağlıları…” Böylece sayılan halklara “Kendi ülkenizin öz sahibi olunuz. İnsanlığınıza yaraşır, insanlığınıza uygun yaşamlarınızı kendiniz kurunuz”, vb çağrıların yanı sıra “biz bayraklarımızla dünyanın tüm ezilmiş ve köle milletlerine özgürlük götürüyoruz” duyurusu yapılıyordu.

Bu bildiriler bazı din adamlarını, yoksul köylüleri, genç aydınları yeni yönetime yaklaştırıp yerel çapta irili ufaklı Sovyet yönetimlerinin kurulmasına yol açtı. Öte yandan, bazılarının aklını çelmeye yetmedi. Rusya’ya bağlı çeşitli halklar (Estonya, Letonya, Litvanya, Ukrayna, Kafkasya halkları, vb) yeni yönetimin meşruiyetini kabul etmeyip bağımsızlıklarını açıklamaya başladılar. Yeni Bolşevik yönetim bu gelişmeleri engellemeye çalıştı; devrim karşıtı yerel halkın yerel yönetimlere katılımını -tıpkı Çar yönetimlerinin yaptığı gibi- kısıtlayan kararnameler çıkardı.

Öte yandan, devrik yönetim yanlısı, Bolşevik karşıtı Ruslar, “Yüce, bölünmez, tek Rusya” sloganıyla hem Bolşeviklerle, hem de ayrılmak isteyen uluslarla savaşa giriştiler. Aralarında monarşi yanlıları olduğu gibi cumhuriyetçiler de vardı, bununla birlikte hem Bolşeviklere hem de Rusya’dan kopmak isteyenlere karşı Beyaz Ordu çerçevesinde birleştiler.

KAFKASYA’DA BEYAZ VE KIZIL ORDULAR

Bolşevikler yönetime gelince -önceki rejimin darbeye kalkışmış olması nedeniyle tutukladığı- eski başkomutan General Karnilov hapisten çıkmış, Kafkasya’nın kuzeyine kaçmıştı. Karnilov ile ona bağlı komutanlar, Kuzey Kafkasya’nın Kuban bölgesinde yerli halktan Çerkes ve Kazaklarla bir anlaşma yaparak Bolşeviklere karşı Beyaz Ordu’da birleşme kararı aldılar.

Beyaz Ordu

Bunun üzerine, Kuzey Kafkasya’da Kızıl Ordu’ya asker toplamak için Bolşevikler: “Yoldaşlar! Askerler! İşçiler! Kazaklar! Kuban’da devrim tehlikededir; ancak birlikte hareket edersek bu tehlikeden kurtuluruz! Tüm emekçiler, tüm ezilenler, silâh başına!” çağrısı yaptı. Bu çağrı da etkili oluyordu. Zaten bir takım köy ve kasabalarda yerel Sovyet yönetimleri kurulmuştu.

Böylece, tüm Rusya’da olduğu gibi, Kafkasya’da da üç kesim savaşmaya başladı: Beyaz Ordu komutasındaki Bolşevik karşıtlarıyla Kızıl Ordu komutasındaki Bolşevikler hem birbirleriyle savaştılar; hem de bağımsızlık isteyen halklara karşı ayrı ayrı savaştılar. Bağımsızlık isteyen ulusların da birbirleriyle çatıştıkları görüldü: Ermenilerle Türkler, Gürcülerle Abhazlar, vb.

1917 Bolşevik Devrimi’yle Rusya dünya savaşından çekilmişti, ama Kafkasya’nın da içinde olduğu bütün Rusya’da başlayan iç savaş yıllarca sürecekti.

KAFKASYA’DA RUSYA’DAN BAĞIMSIZ YÖNETİMLER

Bolşeviklerin eline geçtikten sonra Rusya’daki merkezî yönetimi tanımayanlar arasında Güney Kafkasya halkları da vardı. Bolşevik karşıtı Gürcü, Ermeni ve Azerbaycanlı Türkler, Kasım 1917’de Tiflis’te tüm siyasal parti ve grupların temsilcilerinin katıldığı bir toplantı düzenlediler. Bu toplantıda, kendi ortak hükümetlerini -en yaygın adıyla Maverayı Kafkas (Türkçesi: Güney Kafkas, Rusçası: Zakafkaz, Latin kökenli dillerde: Transkafkas) Komiserliği’ni- kurduklarını ilân ettiler. Bu hükümet, Çar II. Nikolay’ın devrilmesinden sonra kurulan yönetimler gibi “geçici yönetim” olarak duyuruldu. Yasal saymadıkları Lenin’in önderliğindeki merkezî Sovyet hükümeti devrilene değin kendi işlerini yürütmek için bağımsız bir devlet değil, bağımsız bir bölgesel hükümet kuruyorlardı. Yeni hükümete üç milletten bakanlar atandı. Henüz Rusya’dan ayrılma gibi bir amaçları yoktu. Bolşevikler yönetimi ele almadan önceki merkezî hükümetin planladığı, bütün Rusya’dan seçilmiş milletvekillerinin Petrograd’da (Petersburg’da) toplanmasıyla oluşacak Kurucu Meclis’e bağlamışlardı umutlarını.

İbrahim Bey’in doğum yeri olan Dağıstan’ın bir parçası olduğu Kuzey Kafkasya’da ise Şimali Kafkas Merkez Komitesi, Aralık 1917’de Rusya’dan “bağımsız bir devlet” olduğunu açıkladı. Bu gelişmeden endişelenen Çarlığın Kafkasya'ya yerleştirmiş olduğu Kazaklarla Rus köylüleri Kuzey Kafkasya’daki bu yeni yerel yönetime karşı birleştiler. Kuzey Kafkasya’da çatışmalar başladı.

KURUCU MECLİS DAĞITILIYOR

Önceki bölümlerde anlatıldığı gibi, Şubat Devrimi’yle kurulup Ekim Devrimi’yle devrilen merkezî yönetim, “geçici” niteliğini kalıcılığa dönüştürecek federal anayasal yapıyı kurması amacıyla bir Kurucu Meclis oluşturmanın hazırlıklarını yapmıştı. Bu meclisin federal bir devlet sistemi getirecek bir anayasayla birlikte toprak reformu, vb konuları ele alması kararlaştırılmıştı. Kurucu Meclis’te görev yapacak milletvekillerinin seçiminin yeni bir seçim yasasına göre yapılmasını öngörülmüş, Rusya tarihinin o güne dek en demokratik seçim yöntemi getirilmişti: genel, doğrudan, eşit ve gizli oyla seçilen temsilciler devletin yeni düzenini belirleyeceklerdi. Önce Eylül’de yapılması kararlaştırılan seçimler, hazırlıklar uzayınca Kasım’a ertelenmişti.

Seçimler için belirlenen 25 Kasım 1917 tarihinden önce Bolşevikler yönetime el koydular. Aday listeleri Bolşevik Devrimi’nden önce belirlendiği için, başta bu seçimlere karşı çıktılarsa da daha sonra katılma kararı aldılar.

Kasım ayında Kurucu Meclis için bütün Rusya’da seçim hazırlıkları yapılırken İbrahim Bey’in yolunun Dağıstanlı sosyalistlerden ayrıldığını ve seçimlere katılan iki partiden Dağıstan Millî Komitesi’nin adayları arasında yer aldığını belgelerde görüyoruz.

25 Kasım ile 9 Aralık 1917 arasında süren Kurucu Meclis seçimlerinde %40 ile en çok oyu SR (Sosyal Revolüsyoner -Toplumsal Devrimci) Parti aldı; Bolşevikler %25 oranında temsil olanağı bulabildiler. 36 milyon seçmenin 27 milyonu Bolşevik olmayanlara oy verdi. Merkezde iktidarı ele geçirmiş Bolşevikler, bu sonucu beklemiyorlardı. Yalnızca, kalabalık işçi kitlelerinin yaşadığı Petrograd’da (Petersburg’da) ve Moskova’da oyların %40’dan fazlasını alabilmişlerdi. Lenin, liberal-burjuvaların karşı devrimine yol açabileceğini düşündüğü bu Meclis’in gerçek demokrasiyi temsil etmediğini; zaten var olan Sovyet’lerin işçi, asker ve köylü temsilcilerinden oluştuğu için daha demokratik bir temsili yansıttığını öne sürdü.

Kurucu Meclis’in seçimlerden iki hafta sonra toplanması kararlaştırılmıştı. Lenin’in olumsuz açıklamalarına karşın, Meclis’e seçilmiş olanlar başkentin yolunu tuttular. 18 Ocak 1918 (eski Rus takvimine göre 5 Ocak 1918) tarihine dek gelebilenler, Petrograd’da (Petersburg’da) toplandılar. En çok oyu alan SR Parti’nin başkanı Viktor Çernov, Meclis başkanı seçildi. Meclis, Bolşevik hükümetin sunduğu programı onaylamadı. Bunun üzerine, RSDİP ile Sol SR temsilciler parlamentoyu terk etti. Ertesi gün, Kızıl Muhafızlar Tavrida Sarayı’nın kapılarını tutup milletvekillerinin içeri girmesini engellediler.

Lenin bir bildiri yayınladı: sosyalist bir devlette burjuva siyasal amaçlarının savunucusu olan bir kurucu meclise gerek olmadığını öne sürerek Meclis’i dağıttığını açıkladı. Bazı tarihçilere göre, Meclis’e giremeyen milletvekilleri Petrograd (Petersburg) halkını ayaklandırmaya çalıştı, ama Bolşeviklerin %40’dan fazla oyla seçimde en başarılı oldukları iki şehirden biri olan Petrograd’da yetkinin Sovyetlere devredilmesine karşı, umulduğu gibi bir ayaklanma olmadı. Öte yandan, Kurucu Meclis’i savunan kalabalıklara ateş açıldığı da yine tarihsel bir gerçek...

Geçmiş yönetimde ezilmiş olanlar artık kendilerinin söz sahibi oldukları inancıyla birikmiş öfkelerini dışa vuruyorlardı. Kurucu Meclis’in dağıtılmasından sonra ülkede oluşan ortamı, o güne dek Bolşevik sempatizanı görünen gazeteci Harold Williams, Daily Chronicle’da şu sözlerle anlatıyordu:

Eğer burada yaşıyor olsaydınız durumun ne denli acı olduğunu iliklerinize dek duyumsardınız. Rusya’yı işgalci bir ordudan daha acımasızca bir baştan bir başa tahrip eden vahşeti, şiddeti size anlatamam. Dehşetle çevrili bir gündelik yaşamımız var: soygun, yağma ve cinayetin en zalim yöntemleri, yaşadığımız atmosferin bir parçası durumuna geldi. Durum, Çarlık döneminden beter… Bolşevikler, (…………) yönetici sınıflara yönelen her türlü şiddetle gururlanıyorlar, yasalardan ve çürümüş saydıkları düzgün davranışlardan tiksiniyorlar.”*

Kurucu Meclis’in dağıtılması üzerine merkezî yönetimde artık temsil olanağı kalmayan Bolşevik karşıtı yerel halklar, Rusya’dan ayrılmak, kendi kendilerini yönetmek için girişimlerini hızlandırdılar.

Öte yandan Bolşevik yanlısı yerel guruplar, Kurucu Meclis’in dağıtılmasıyla güç kazanmış oldular. Bolşevikler, tüm Rusya’da olduğu gibi, Kafkasya’da da işçi, asker ve köylü temsilcilerinin yer aldığı Sovyetler eliyle silahlı savaşıma hazırlanıyorlardı. Kafkasya’nın kent ve kasabalarında askerî devrim komiteleri, kapitalistlere, toprak sahiplerine ve onların destekçilerine karşı silâhlı güçler oluşturdular. Bolşeviklerle yerel ulusal güçler arasında çatışmalar sürerken suikastler de yaşanıyordu.

***

Tefrikamızın bu bölümü, Sergey Rachmaninof’un ülkesini terk ettiği günlerde bitti. Ailesiyle birlikte Rusya’dan ayrılmadan önce yaptığı son beste, içinde bulunduğu belirsiz, güvensiz ortamı mı yansıtıyor? 2015’te Moskova’da Çaykovski Yarışması’nı kazanan piyanist Dimitri Masleev çalıyor:

https://youtu.be/wA3Or6QyStQ

Aynı günler, başkaları için bağıra bağıra şarkılar, marşlar söyledikleri, sevinçli; umutlu günlerdi. Ekim Devrimi görüntüleri eşliğinde Bolşeviklerin marşını Kızıl Ordu Korosu söylüyor: https://youtu.be/JO5-hM6xKt4

DEVAMI YARIN

* spartacus-educational.com/RUSassmbly.htm

( Yarın: Tiflis: Güney Kafkasya Kendi Parlamentosunu Kuruyor)

Bu haber 980 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Brezilya'da Piyano / 19
Brezilya'da Piyano / 19
Klasik Müzik Dünyasından Pandemiye Bakış -5
Klasik Müzik Dünyasından Pandemiye Bakış -5