Brezilya’da Piyano / 21
Reklam
  • Reklam

Brezilya'da Piyano / 21

São Paulo’ya ilk gelen İtalyan aileler, özellikle ilk üç kuşak şehrin kültür ve müzik yaşantısına bilinçli bilinçsiz büyük katkıda bulunmuştu.

Reklam
17 Temmuz 2020 - 00:05
Reklam

                        21

São Paulo Bestecileri ve Mignone 

Buraya kadar anlattıklarımızda Brezilya müzik yaşantısındaki Rio de Janeiro ağırlığı kendini etkin bir biçimde hissettirmektedir. Rio de Janeiro’nun Brezilya müzik tarihindeki bu baskın karakterinin altında kolonizasyon, imparatorluk ve cumhuriyet dönemlerinde başkent statüsü elde etmiş olmasının etkisi büyüktür. Diğer şehirlerin ekonomik koşullara göre zaman zaman yakaladıkları sosyal ve kültürel gelişim çizgisi, Rio de Janeiro’da süreklilik göstermiştir. Ancak kefenin öteki ucundaki São Paulo şehri de oldukça farklı tarihi ile ağırlığını hissettirecektir.

Tarih kitapları 1888 yılında köleliğin kaldırılmasıyla oluşan iş gücü açığını karşılamak için São Paulo’ya yüz binlerce İtalyan göçmenin geldiğini yazmaktadır. İtalya’da ekonomik zorluklar içinde yaşamış bu göçmenlerin büyük kısmının hayallerini, iş gücü boşluğunu doldur-maktan çok, bu cennetvari, tropik ülkede onları toprak üstünde bekleyen altınlar süslüyordu. İtalyan nüfus São Paulo’da öyle bir seviyeye ulaş-mıştı ki şehir adeta İtalya’nın Brezilya’daki devamı gibi yaşamaktaydı. Araştırmacı Richard Morse, 1897 yılında São Paulo’da yaşayan İtalyan göçmeni nüfusun yerli halka göre iki kat fazla olduğunu yazmaktadır.1

Sanat eleştirmeni Alberto İkeda İtalyanlar ve São Paulo Müziği adlı makalesinde “Şu bir gerçektir ki: büyük bir bölümü İtalyan göçmeni olması sebebiyle São Paulo diğer eski şehirlerden farklıydı. Rio de Janeiro folklor temelli kültürünü Afrika kökenli nüfusunun çokluğuna borçluydu.2 Rio de Janeiro’da buna bağlı dar ve bölgesel bir kültürel yapı bulunmasına rağmen, kozmopolit bir yaşama sahip São Paulo eyaletinin zengin yapısı tamamen farklıdır. Şehirdeki çoğunluğu oluşturan İtalyanlar büyük tüccarlardan düşük vasıflı işçilere kadar, farklı sosyal statülerde insanlardı. Gelen göç-menler São Paulo limanından çıktıklarında kendilerini buldukları ilk yer kahve tarlalarıydı. O zamanlarda da kahve, bugün olduğu gibi Brezil-ya’nın önemli ihraç mallarından birisiydi.

Sao Paulo Opera binası

São Paulo’ya ilk gelen İtalyan aileler, özellikle ilk üç kuşak şehrin kültür ve müzik yaşantısına bilinçli bilinçsiz büyük katkıda bulunmuştu. Getirdikleri piyano, dergi ve notaları satarak bu kültürün yavaş yavaş yayılmasına, Avrupa müziğine ilginin artmasına vesile oldular. İlk emprezaryolar onların arasından çıktı. İtalyanlarla beraber São Paulo’ya gelen Avrupa tarzı eğitim sistemi toplumun genel kültüründe ciddi bir yükselmeye sebep olmuş, yerli halk yeni hemşerileri ile konserlere, opera temsillerine gider olmuştu. Ancak konuya ekonomik açıdan bakacak olursak sistemli kahve yetiştiriciliği ve ihracatının sağladığı refahın yalnızca São Paulo şehrinin değil, tüm eyaletin gelişiminde etkili oldu-ğunu da göz ardı etmemeliyiz. Ekonomik refah, zamanla ulusal sanatın gelişmesinde ve ulusal bir kimliğin kazanılıp, güçlenmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Francisco Mignone (1897-1986)

Müzik ve São Paulo denince akla gelen ilk iki isim Francisco Mignone ve Camargo Guarnieri’dir. Bu iki besteci de İtalyan asıllı olmasına rağmen eserlerinde Brezilya kültürünü yansıtabilmişlerdir.

Brezilya Piyano Valslerinin Kral’ı olarak bilinen Francisco Mignone’nin babası Alfério Mignone, 1896 yılında Brezilya’ya göç etmiş bir flüt sanatçısıydı. Uzun yıllar São Paulo Belediye Orkestrası’nda flüt çalmış ve oğlunun ilk müzik öğretmeni olmuştu.

Francisco Mignone 1913 yılında São Paulo Konservatuarı Piyano ve Kompozisyon Bölümü’ne kabul edilir. Burada tanıştığı, geleceğin sanat eleştirmeni Mário de Andrade ile başlayan dostluğu sonraki tüm çalışmalarını etkiler. Mignone üne kavuşması gençliğinde bestelediği serenatlarla olmuştur. São Paulo’nun İtalyan mahallelerinde küçük choro orkestralarıyla çalmış, aralarında maxixe’lerin de bulunduğu, küçük formlu besteleri ile hızla popülerlik kazanmıştır. XX. yüzyılın başlarında popüler müzikle ilgilenmek düşük bir sosyal seviyeyi işaret ettiğinden eserlerini Chico Bororó takma adıyla yazdı. Böylece hem kalıplaşmış sanat otoritelerinin dikkatini çekmeden yazabiliyor hem de içinde bulunduğu sosyal sınıfın dışına atılma tehlikesini bertaraf ediyordu. Oysa şehrin sosyal tabakalarının en altında bulunanların müziği, bestecinin sanat dilinin temellerinden birisini oluşturuyordu.

1918 yılındaki konservatuvar mezuniyetinin hemen ardından, bestelerini Rio de Janeiro Tiyatrosu’nda verdiği konserlerde çalmaya başladı. Eserleri, piyanist João de Souza Lima’nın sponsoru olan sanatsever Senatör Freitas Valle’nin dikkatini çekti. Senatör Valle, büyük bir gelecek gördüğü Mignone’nin Avrupa’da eğitim almasını sağladı. Mignone, Milano’da, daha önceleri Alexandre Levy’nin de hocası olan, Vincenzo Ferroni ile çalıştı. Paris Konservatuvarı’nı Jules Massenet’nin öğrencisi olarak bitiren Ferroni, Fransız ekolünün en parlak temsilcisiydi. Sanat eleştirmeni Vasco Mariz, Mignone’nin müziğinde farklı karakteristik özellikler olmasına rağmen yine de her zaman için bir Fransız etkisinin hissedildiğini yazmaktadır.3

Mignone, hocasının etkisi altında ilk operası O contratador de diamantes’i (Elmasların Alıcısı) yazar. Brezilyalı yazar Afonso Arinos’un (1868-1916) aynı adlı dramasından uyarlayarak Girolamo Bottoni tara-fından librettosu yazılan eser üç perdeden oluşur. Operadaki dans sahnelerinden biri için yazdığı Congada, 1923 yılında Richard Strauss’un şefliğinde Viyana Filarmoni Orkestrası tarafından Brezilya turnesinde seslendirilince büyük üne kavuşur. İleriki yıllarda Mignone’nin piyano için düzenlediği Congada piyanistler arasında da çok popüler olur.

1928 yılında São Paulo ve Rio de Janeiro’da konserler veren Ottorino Respighi repertuvarına aldığı Mignone’nin Maxixe adlı eserini dinleyicilere kendi yorumuyla tanıtır. Çok beğenilen Maxixe, Mignone’nin yerini daha da sağlamlaştırmasını sağlar.

Bestecinin yazdığı bir diğer opera eseri L' Innocent (Masum), 1928 yılında Rio de Janeiro Belediye Tiyatrosu’nda Emil Cooper (1877-1960) tarafından sahnelenir. Mignone bu temsilin ardından, 1929 yılında Brezilya’ya döndüğünde Mário de Andrade ile dostlukları kaldıkları yerden devam eder. Ancak samimi yakınlıklarına rağmen Andrade, bestecinin yeni operasını kabul edememektedir. Ona göre: “…Mignone İtalyan müziği yazabilen tek adamdır. Ancak görünen o ki; büyük bir zenginlik ve çeşitlilik ihtiva eden İtalyan ekolünün içinde kaybolmuştur. Oysa gerçek hazine ülkesindedir4. Mário de Andrade’nin bu sert eleştirisini ve ulusal kaynaklardan faydalanma fikrini kabul eden Mignone bundan böyle ulusal eğilimle Alberto Nepomuceno, Ernesto Nazareth ve Heitor Villa-Lobos’un düşüncelerine katılarak onların izinden gitmeye karar verir.

Mignone kızı ile.

Yaşamının yeni bir evresi, orkestra ve piyano için 1931 yılında yazdığı, João de Souza Lima’ya ithaf ettiği Brezilya Fantazisi No.1 ile başlar. 1938-1940 yılları arasında kusursuz bir armonik yapıyla ve minör tonlarda bestelediği on iki valsten oluşan Valsas de esquina (Sokak Köşesi Valsleri) adlı eseri en önemli piyano verimlerinden biri olmuştur. Piyano için diğer eserleri arasında; 1931 yılında yazdığı Oniki Brezilya Valsi ve Transandantal Etüdler, 1932 tarihli Altı Prelüd, 1936 tarihli Dokuz Sertaneja Efsanesi, 1941 tarihli Piyano Sonatı No.1, 1958 yılında yazdığı Piyano ve Orkestra için Konçerto, Piyano ve Orkestra için Brezilya Fantazisi ve Ernesto Nazareth için yazdığı Nazaretiana sayılabilir.

Yaşamı boyunca müzikteki bütün gelişmeleri, değişiklikleri dikkatli bir biçimde takip eden Mignone, bir süre sonra yazdığı eserleri tekrar gözden geçirme ihtiyacı duyar ve yıllar önce São Paulo sokaklarında serenatlar söyleyen, Choro atmosferinin eski Mignone’sini tekrar canlandırır. 1950’li yıllar Mignone’nin yaşadığı yaratıcılık krizi ile geçer. 1960 ve 1970’li yıllarda atonal denemeler yapar ama eleştirmenler tarafın-dan estetik oportünizm yapmakla suçlanır. Eser yazmayı bırakır. Ancak yetmiş yaşında tekrar yazmaya başladığında tonal çalışmaların duygularını gerçek bir biçimde ifade edebilmesine yardımcı olabileceği kanaatine varır. Yaşamının son yıllarını, bugün her biri referans kabul edilen piyano eserlerinin kayıtlarını yapmakla geçirir.

1Morse, R., Formação histórica de São Paulo, Difel, São Paulo, 1970, s. 240.

2Ikeda, A.T., Os italianos e a música em São Paulo, O Estado de São Paulo, São Paulo, 1989, s. 5.

3Mariz, V., a.g.e., s. 182.

4Mariz, V. s. 183.

Bu haber 2659 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kurallar değişiyor, kazanan ve kaybeden değişmiyor
Kurallar değişiyor, kazanan ve kaybeden değişmiyor
Mehmet Ali Sanlıkol'la Besteci Sohbeti
Mehmet Ali Sanlıkol'la Besteci Sohbeti