Antalya Devlet Senfoni Orkestrası, “DenizBank Konserleri” serisinde yeni yılın ilk konserini, Antalyalı sanatseverlerin yakından tanıdığı Güney Koreli Soyoung Soon ile verdi. Orkestrayı Polonyalı şef Michał Nesterowicz yönetti ve başkemancı olarak Deniz Türeli görev aldı.

Konserde A. Panufnik(10914-1991) Keman Konçertosu ve J. Brahms(1833-1897)’ın 1 No. Senfonisi seslendirildi. İlk bölümde ADSO’nun yaylı çalgılar orkestrası olarak konumlanmasıyla keman virtüozü Soyoung Soon, Polonyalı Panufnik’in, duygusal yönü ağırlıklı Keman Konçertosu’nu seslendirdi. Sahnelerde sıklıkla çalınmayan bu yapıtı ben de ilk dinleyenlerdenim. 2. Dünya Savaşı ve ülkesi Polonya’nın siyasi baskılarının duygusal yoğunluğunu barındıran eser, Yehudi Menuhin’in siparişi üzerine 1971 yılında yazılmış ve üç bölümden oluşmaktadır.
I. Rubato: Doğaçlama hissi uyandıran, kemanın teknik esnekliğini sergileyen bir bölüm.
II. Adagio: Eserin kalbidir. Son derece duygusal, hüzünlü ve adeta bir dua niteliğindedir. Panufnik bu bölümde çocukluk anılarını ve Polonya’ya olan özlemini yansıtır.
III. Vivace: Oldukça enerjik, ritmik ve dans benzeri bir karakterdedir. Polonya halk danslarının ritmik yapısından izler taşır.

Konuk sanatçının bu konçertonun ruhsal yapısını, teknik özelliklerini iyi yansıttığını düşünüyorum. Bu eserin seslendirilişinde dinleyici/izleyicinin bölüm aralarındaki sessizliği önemliydi. Konçerto sonrası yoğun alkışlara, Grazyna Bacewicz’in 'Kaprys Polski (Polish Caprice) for Violin'i ile teşekkür etti G. Koreli sanatçı.

Aradan sonra J. Brahms’ın 1 Numaralı Senfonisi’ni seslendirdi orkestra. (Senfoninin ilk arasında bazı alkış sesleri yükseldiyse de, kısa zamanda dindi ve konser boyu alkış kuralına uyuldu. Umarım böyle devam eder.) Bu senfoni klasik müzik tarihinin en önemli ve en çok tartışılan başyapıtlarından biri olarak biliniyor. Bestelenme süresinin 21 yılı bulmasına neden olarak, Brahms’ın aşırı titizliği ve mükemmeliyetçiliği gerekçe gösterilir. Dört bölümlü senfoninin bölüm başlıkları:
Poco sostenuto – Allegro
Andante sostenuto
Un poco allegretto e grazioso
Adagio-Piu andante-Allegro non troppo, ma con brio-Piu allegro
Beethoven 5. Senfoni’ye olan benzerliği ile bilinen bu yapıt, yaylıların yoğunluğu, obua ve kornonun öne çıktığı anlar muhteşemdi. Son bölümdeki korno solosu ve görkemli final bölümüyle müzikseverleri ziyadesiyle mutlu eden bir konser dinlemiş olduk.
ADSO’nun bir sonraki konserini şef Rengim Gökmen yönetecek, Özgecan Günöz(keman) ve Onur Şenler(viyolonsel) konuk olacak. Programda; J.Brahms “Keman ve Viyolonsel için İkili Konçerto” ve H.Berlioz “Fantastik Senfoni” yer alıyor.
ANTALYA OPERASI MÜZE KONSERLERİ SÜRÜYOR
Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin değişen zaman aralıklarıyla düzenlediği “müze konserleri” tüm olumsuzluklara karşın başarıyla sürdürülüyor. Antalya Arkeoloji Müzesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı(KTB) marifetiyle yok edilmesi sonrası, AntDOB önce Nekropol Müzesi’nde konserler yapmaya başlamıştı. Hem iklim koşulları hem alan uygunsuzluğu nedeniyle son aylarda“müze konserleri”ni Suna-İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi’nde düzenlemeye başladı. Bu salonun küçüklüğü, akustik sorunları da zaman zaman hem sanatçıları hem dinleyicileri zorluyor.

Son olarak hafta içinde yapılan konserde, İ. Meriç Karataş(soprano), Erdi Can Aybaş ve Dağhan Ergün(tenor), M. Yusuf Yıldız(bas) ve Onur Altıparmak(piyano) görev aldılar ve güzel bir dinleti sundular müzikseverlere. Sanatçılar, G. Donizetti, P. İ. Çaykovski, G. Verdi, J. Massenet ve G. Puccini’nin opera yapıtlarından aryalar söylediler.

Akustik demiştim ya, 110 kişilik bu salonda ses yükseltici kullanmak zorunluluğu doğmuş. Hoparlörlerin yerleştirilmiş olduğu noktalar dinleyici için âdeta eziyete dönüşüyor, yüksek ses hacmi nedeniyle. Kapasite darlığı yüzünden merdivenler dahil her nokta doldu, pek çok kişi de geri dönmek zorunda kaldı. KTB, umarım yok ettiği müzemizi kısa sürede “yeniden yaparak” hem kendi alanında, hem (müzik dahil)diğer sektörlerin yararlanmasını yeniden sağlar.
ANTALYA DEVLET KONSERVATUVARI’NDA BAROK MÜZİK
Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuvarı’nda "Kazakistan Milli Sanat Üniversitesi Geleneksel" temalı bir Barok Müzik Konseri düzenlenmişti, bu konseri de izledim. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan'dan büyük çoğunluğu akademisyenlerden oluşan sanatçılarının katıldığı konsere, ne hikmetse Kazakistanlı diplomatlar pek ilgi göstermedi. Başka etkinliklerde konsolos düzeyinde temsil ediliyordu Kazakistan.
Sadece Kazaklar değil, üniversite ya da konservatuvar yönetimi de bu etkinliği pek önemsememiş olacaklar ki, kampüs girişinde konsere gelenler özel güvenlikçiler tarafından engellendi, nedeni sorulduğunda da; “talimat var” yanıtı verdiler. Hem sosyal medyada duyurularak dinleyici çağırılması hem kampüs girişlerinde çıkarılan güçlüler yadırgatıcı oldu. Müzikal anlamda da hayal kırıklığıyla döndüğümü ekleyeyim. Bu tür konserler sıklıkla düzenleniyor konservatuvarda, umarım aynı olumsuzluklar yaşanmaz sonrakilerde.
HASAN HÜSEYİN DULUN
11 Ocak 2026, Antalya





























