"Bütünüyle sinematografik ilk Türk operası..."
Reklam
  • Reklam

"Bütünüyle sinematografik ilk Türk operası..."

Belediye ısmarladı, özel şirket yapımı hazırlattı.Troia Efsanesi

02 Ağustos 2018 - 17:15 - Güncelleme: 02 Ağustos 2018 - 17:31

Truva (Troia) Antik Kenti'nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne kabulünün 20'nci yıldönümü dolayısıyla, 2018’in TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia Yılı olarak ilan edilmesinden sonra, efsanenin yaşandığı topraklarda Dünya Prömiyeri yapmak üzere Çanakkale Belediyesi tarafından CORA Yapım üzerinden sipariş edilen “Troia Efsanesi” başlıklı Opera 12 Ağustos’ta 55. Uluslararası Troia Festivali çerçevesinde, Çimenlik Kalesi'nde sahnelenecek. Eserin bestecisi, New York'ta Beş Minare başta olmak üzere film müzikleriyle tanınan, Muhteşem Süleyman operasının da müellifi olan Tevfik Akbaşlı (d. 1962), bu yeni opera ile ilgili SANATTAN YANSIMALAR'ın sorularını cevaplandırdı.

Tek perdelik bu operayı ne kadar sürede hazırladınız?

Akbaşlı-Noyan- Manizade üçlüsü olarak eser üzerinde Ocak ayında (2018) çalışmaya başladık, projenin tarihinin kesinleştiği ilkbahar aylarında çalışmalara hız verdik ve Haziran sonunda başlayan 10 günlük süreçte operayı çıkardık. Bir besteci olarak, devlet kurumu dışında özel bir proje yapabilmenin tüm avantajlarından yararlandığımı, “seçme özgürlüğü”nün tüm güzelliklerini yaşadığımı öncelikle belirtmek isterim.

Kadroyu nasıl oluşturdunuz?

Kadroyu oluşturma işini tamamen deneyimli yönetmen Aytaç Manizade ve şef Murat Cem Orhan’a bıraktım. Şan partilerini yazarken bir zamanlar Şan bölümünden mezun olmanın da çok yararını gördüm, genel prensip olarak: “kendim söyleyemiyorsam, soliste de yazmadım.” Şan bilmeyen, daha doğrusu bilfiil şarkı söylemeyen insanların opera yazmaya kalkışmasını, yaptığı yemeği hiç tatmadan insanların önüne koyan aşçıların cür’etine benzetirim ve gerçekten hiç anlayamamışımdır, ama bu başlı başına ayrı bir araştırma ve/veya yazı konusudur bence…

Evet, bu konuya şimdi hiç girmemek daha doğru! Çalışmaları nasıl sürdürdünüz?

Genç ama deneyimli harika solist kadromuzun yanında, 16 kişilik koromuzun tamamı yeni mezun gençlerden oluşuyordu, hep birlikte, inanılmaz bir sinerjiyle çalıştık. Meslekte 40 yıla yaklaşan çalışma sürem içinde ilk kez bir an olsun şikayet etmeyen ve sızlanmayan bir ekiple çok kısa sürede neler yapabileceğimizi gördüm. Zaman kısıtlılığı yüzünden sahne provaları başladığında, eserin önemli bir kısmı hala yazılmamıştı. Sabah provasına yetişen notaların çoğaltılıp müzikal olarak çalışılmasının ardından, öğleden sonra aynı bölümlerin hemen sahne provalarına geçilmesi günlük rutinimiz oldu ve bir kez daha anladık ki, en iyi sonuçlar ancak büyük baskı altında ama sadece ve sadece istekli insanlarla elde edilebiliyor. Tam bu noktada itiraf etmem gerekir ki, Aytaç Manizade’nin şimşek hızıyla çakan ve sonuç üreten sahne vizyonuyla, “aşırı becerikli” Murat Cem’in “şancı-besteci-koro ve orkestra şefi” yetkinlikleri bir arada olmasa, asla başaramazdık. Tabii, üçüncü kez birlikte çalıştığımız libretto yazarı sevgili Işık Noyan’ın yazdığı o güzel, vurucu ve etkili metin üzerinde her türlü değişikliğe onay verebilme esnekliğini de hiç unutmamak gerek.

Tarihî çalışmalarda kostüm önemli. Kiminle çalıştınız?

Kostüm tasarımcımız Gamze Kuş... Kendisi, Şehir Tiyatrolarındaki bol ödüllü ve çok başarılı kariyeri yanında özel sektördeki çalışma hızıyla da dikkatimizi çekti. Efsane film yönetmeni Nuri Bilge Ceylan’ın Genel Sanat Yönetmeni ve beğenilen TV dizisi “Vatanım Sensin”in kostüm tasarımlarını yaptığını duyduğum an, kendisinin projemiz için doğru seçim olduğunu anladım, çünkü yaşadığımız aşırı yıpratıcı zaman darlığında sevgili Gamze, kaliteden ödün vermeyen el çabukluğuyla bize taze bir nefes gibi güç kattı.

Dekor tasarımını kim yaptı?

Dekor yok! “Troia Efsanesi” bildiğim kadarıyla, tüm masraflarını bir belediyenin üstlendiği, birkaç küçük aksesuar dışında hiç dekorun kullanılmadığı, ilk “bütünüyle sinematografik” Türk Operasıdır. Sadece görselliğiyle değil, müzik diliyle de, kaydedilmiş efektleri üzerine canlı orkestra çalımıyla, Cirque du Soleil’in, yeni nesil Broadway yapımlarının ve tüm dünyada kapalı gişe izlenen görsel eşlikli fim müziği konserleri geleneğine göz kırpan ilk Türk operası, kısacası, sahne sanatlarımızın geleceği üzerine oldukça cesur bir önermedir.

Çanakkale Belediyesi'ne repertuarımıza yeni eser kazandırılmasına yol açtığı için teşekkür borçlu olmalıyız...

Çanakkale Belediyesi'nin bu vizyoner girişiminin İstanbul başta olmak üzere, gelir ve bütçe sıkıntısı olmayan tüm “zengin” Belediyeler için sanatsal emsal teşkil etmesini yürekten diliyorum. Çünkü yakın zamanda değişen koşullar gösteriyor ki, Opera, Bale, ve sanatta çokseslilik bu ülkede artık ancak Batı’da olduğu gibi, yerel yönetimlerin desteğiyle yaşayabilir. Bence günümüzde artık “Sanatçı” olmak, sadece sanat icra etmek değildir; proje yaratmak, üretmek, üretene destek vermek, kaynak aramak, bulmak, kaynağı etkin biçimde değerlendirmek, kısacası sanat adına her cephede savaşmak demektir! Kısacası sloganları klişeleri, boş lafları, hamaseti bırakıp Endüstri 4.0 çağının şafağında artık uyanmak zamanıdır diyorum.

TROİA EFSANESİ'NİN KADROSU:

The Legend Of Troy

Opera 1 perde

Besteci: Tevfik AKBAŞLI

Libretto: Işık NOYAN

Orkestra Şefi: Murat Cem ORHAN

Rejisör: Aytaç MANİZADE

Kostüm : Gamze KUŞ

Rejisör Yardımcısı: Yücel ÖZEKE

Korrepetitör: Simten ŞENPOLAT

Kondüvit: Başak TANİŞ

Prodüksiyon Asistanı: Zeynep B. ASLAN

Solistler:

Hector: Bülent KÜLEKÇİ

Helen: Özgecan GENÇER

Paris: Can Reha GÜN

Menelaos: Utku BAYBURT

Agamemnon: Göktuğ ALPAŞAR

Akhilleus: Ali Murat ERENGÜL

Andromakhe: Otilia İPEK

Cassandra: Sezin DÜZCİ

Priamos: Altuğ DİLMAÇ

Hekabe: Elif Tuğba TEKIŞIK

***

TEVFİK AKBAŞLI KİMDİR?

Cumhuriyet döneminin başlıca 71 bestecisinden biri kabul edilen Tevfik Akbaşlı’ nın çocukluğu ve ilköğrenim yılları İstanbul Yeşilköy’ de geçti. DEÜ İzmir Devlet Konservatuvarı Şan ve Opera bölümüne girerek Sevda Aydan’la şan, Suat Taşer’le oyunculuk, Kamran İnce ile solfej ve armoni, Oktay Aykoç’la percussion çalıştı. 1982 yılında Şan bölümünü bitirerek o yıl kurulan İzmir Devlet Opera ve Balesine kurumun ilk koro sanatçısı, 1985 yılında yine aynı kurumun açtığı orkestra sınavını kazanarak vurmalı çalgılar sanatçısı olarak göreve başladı. Kısa bir dönem kadrodaki eksiklikler nedeniyle hem koroda, hem orkestrada görev yapan Akbaşlı, 1986-1991 yılları arasında kendi olanaklarıyla gittiği ABD'deki Berklee College Of Music' de, vibrafon virtüözü Gary Burton' ın departmanında prof. Ed Saindon ile vurmalı çalgıların yanı sıra armoni, kompozisyon, doğaçlama ve pianist / besteci Aydın Esen’le teori çalışarak, 1990'da besteciliğe yöneldi. 1993’de açılan sınavı kazanarak Opera Orkestrasında vurmalı çalgılar grup şef yardımcısı oldu. Operadan çocuk müzikaline, oda müziğinden modern dans müziğine kadar değişik türlerde eserler besteledi. 1993 yılında ilk eseri olan Kutsal Sandık’ın Ankara Devlet Opera Balesi repertuarına alınması üzerine Ankara’ya yerleşti ve bu kurumda orkestra sanatçısı olarak görev yaptı. 1994’ de sipariş üzerine bestelediği Ankara'da Sonbahar adlı oda müziği eseri Almanya’da seslendirildi. 1996’da Giordano Bruno oyun müziğiyle Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Aziz Nesin büyük ödülüne, aynı yıl Türkiye adlı senfonik şiiriyle Eczacıbaşı beste yarışması jüri özel ödülüne, 1998’de Dixi et Salvavi Animam Meam adlı senfonik şiiriyle Eczacıbaşı beste yarışması 3. lük ödülüne, 2000’de Yeniden Doğuş adlı orkestra suitiyle Eczacıbaşı beste yarışması 1.lik ödülüne layık görüldü; daha sonra bu eserin CD' si yayınlandı. 2000 - 2001 arasında New York' da çağdaş Amerikan müziği ve film müziği konularında master class ve workshop’ lara katıldı. Jamaica Pond Sunsets adlı modern dans müziği New York’ da sahnelendi. 2002’ den itibaren İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ nde çalışmaya başladı. 2003’ de bestelediği Fetih adlı Bale müziği Kültür Bakanlığı Ulusal Beste Yarışmasında jüri özel ödülüne layık görüldü. Akbaşlı, halen İstanbul’da yaşamakta ve film müzikleri bestelemektedir. Eserlerinde, sanatsal ve estetik düzeyden fedakarlık etmeden ‘anlaşılabilir’ olmayı, canlı, yalın bir anlatımı, melodinin tartışmasız liderliğini daima ön planda tutmuş, çeyrek asırlık orkestra deneyimi sayesinde ‘klasik’ mertebesine ulaşabilmiş eserlerin dinleyiciyi her şeyden önce ezgisel açıdan sımsıkı kavradığını, düşündürdüğünü ama asla yormadığını ve ne kadar karmaşık işlenirse işlensin, aslında dinleyici tarafından rahatça mırıldanabilecek düzeyde küçük, buna karşın mükemmel parçalardan oluştuğunu yakından gözlemlemiş, hem besteci, hem de jazz icracısı olarak aynı yolu izlemeye çalışmıştır. Yapıtlarının telif hakları MSG' ye aittir. (Kaynak: tiyatrolar.com / Yararlanma tarihi: 2 Ağustos 2018)

 

Bu haber 2147 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Gerçekliğin Dayanılmaz Ağırlığı
Gerçekliğin Dayanılmaz Ağırlığı
Opera-Balede yeni yapılanma nasıl olmalı?
Opera-Balede yeni yapılanma nasıl olmalı?