KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEY OĞLU / 18
Reklam

KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEY OĞLU / 18

Yeniden toplumcu etkinliklerine başlayan İbrahim Bey, Bakü Belediye Meclisi üyeliğine seçilir ve üçüncü kez evlenir.

18 Mayıs 2020 - 00:06

Bu eserin tüm yayın hakları Sanattan Yansımalar internet sitesiyle yazarı Mina Tansel’e aittir. Tanıtım için dahi olsa kısa alıntı veya bütünüyle yayın yazarın ve yayıncı internet sitesinin yazılı izni olmaksızın yapılamaz.”

18

YENİDEN BAKÜ’DE

Parlamentoda milletvekilliği süresi dolan İbrahim Bey, Petersburg’dan Bakü’ye döndü. Onun yaşamında yeni bir dönem açılırken tefrikamızın bu bölümü de müzikle başlasın.

Bir şehir için şarkı bestelemek, şiir yazmak, beni hep “Bir yurdu sevmek budur işte!” diye düşündürür. (Bir şehrin romanını yazmak da elbette öyle... )

Günümüz Bakü’sünden bir sabahı gösteren video eşliğinde, Yalçın Rızazade söylüyor: Baki sabahın xeyir (Hayırlı Sabahlar Bakü) https://youtu.be/YvRRpEoTZqU

Rusya’da çoğunluğu iktidar yanlısı olan milletvekillerinden oluşan III. Duma, daha önceki iki meclisten farklı olarak Çar’ı rahatsız etmemişti. Bu nedenle de öncekilerden farklı olarak feshedilmemiş, dört buçuk yıllık görev süresini tamamlamıştı. IV. Duma için milletvekili seçimlerine gidilirken İbrahim Bey yeniden aday olmak istemiş; ama onun III. Duma’daki muhalefetinden hoşnut olmayan Çar hükümeti, adaylığını kabul etmemiş.

Çarlık, muhaliflerini yönetimden uzak tutmaya dikkat ediyordu. İbrahim Bey’in küçük amcası Kasım Bey Haydarov, 1909’da Derbent’te dördüncü kez belediye başkanlığı için aday olmak istemişti. Ancak, Kafkasya Valisi Vorontsov-Daşkov halkın sevdiği bu belediye başkanının adaylığını “devrimci etkinliklerinden dolayı” onaylamamıştı. Görüyoruz ki, bu engelleme Kasım Bey’i ne kamu hizmetinden alıkoyabilmiş, ne de devrimci etkinliklerini durdurabilmiş: O tarihte, Türkçe gazete yayınlamak halkı bilgilendirme açısından önem taşıyor. Kasım Bey’in 1911-1912 yıllarında Bakü’de Hakikat-i Efkâr gazetesini çıkardığını, 1912-1915 arasında da Taze Haber gazetesinin imtiyaz sahibi ve redaktörü olduğunu öğreniyoruz. Ayrıca, belediye başkanlığı seçimlerine katılmasa da şehirle ilgili sorumluluk almaktan vazgeçmediği, 1912-1916 yılları arasında Derbent Şehri İçtimaî İdaresi’nde yetkili bir görevde bulunduğu belgeleniyor.

İbrahim Bey de halkını ikinci kez Rusya parlamentosunda temsil etme fırsatı verilmeyince, yerel yönetimde söz almak istiyor: Bakü Belediye Meclisi’ne seçiliyor ve Belediye’de (Uprava’da) İdare Reisi olarak çalışmaya başlıyor. Tarihçi Adalet Tahirzade, “Bu çok mühim vazifeydi; o aslında şehrin yöneticilerinden biri sayılırdı” diye yazıyor. Ortanca kızı, babasının başka hiçbir işyerinden değil, ama Belediye’den (Uprava) söz ettiğini anımsıyor.

O tarihte, Çarlık Rusya’sında muhalif aydınların sesleri kısılmaya çalışılıyordu; Rus olmayanların yerel yönetimlere katılmaları da kısıtlanmaya çalışılıyordu. Bununla birlikte, Rus olmayan aydınların toplumsal yaşamdan geri durmayıp etkin sivil toplum çalışmaları içinde olduklarından söz etmiştik. Rusya ekonomisine, özellikle petrolüyle katkısı büyük olan Azerbaycan’da devletten hizmet beklenmediği için çok sayıda dernek kurulduğunu, derneklerin etkin bir çalışma içinde oldukları görülüyor.

İbrahim Bey’in de hem yerel yönetime seçildiği; hem de eğitimin yaygınlaştırılması ve halkın kültür düzeyinin yükseltilmesi konusunda çalışmalarını sürdürdüğünü yine o dönemin gazetelerinden öğreniyoruz: Ocak 1914’te yeniden kurulan Sefa Cemiyeti’nin yönetim kurulu üyeleri arasında en başta onun adı veriliyor. Sefa’nın amaçları, yoksul çocukları okutmak, onlara sağlık hizmeti vermek, genelde halkın uygarlık düzeyini yükseltmek olarak belirlenmiş. 1914 yılında Sefa Mektebi’nde 160 çocuğa eğitim verildiği belirtiliyor. Sefa derneğinin tiyatro bölümünün son derece etkin olduğu*; daha sonra Azerbaycan’ın kültür yaşamında iz bırakacak yazar, yönetmen, oyuncu, besteci, vb sanatçıların buradan yetiştikleri görülüyor. Azerbaycan operalarının gramofona kaydının Sefa derneğinin çalışmaları sayesinde olduğunu, ulusal opera sanatının geniş halk kitleleri arasında yaygınlaşmasında derneğin büyük payı olduğunu öğreniyoruz.

İbrahim Bey (Sağdan ikinci,kasketli) Bakü'de Sefa Cemiyeti öğrencileri ve üyeleriyle. Hemen sağında oturan Neriman Nerimanov, Azerbaycan'daki ilk Bolşevik yönetiminde Cumhurbaşkanı olacaktır)

Bu fotoğrafın çekildiği yıl (1914’te) İbrahim Bey’in adı ayrıca Kafkası Öğrenme Cemiyeti kurucuları arasında geçiyor. Halkın eğitim ve kültür alanlarında ileri gitmesinin yanında kendi kültürünü öğrenip ona sahip çıkmasını önemsediğini görüyoruz. Başka bir ulusun egemenliği altında olmak bu bilinci ve sorumluluğu veriyor.

Çoğu Azerbaycanlı gibi, İbrahim Bey’in de petrol sahalarının olduğunu biliyoruz. 1913’te A. Babayev ile birlikte Diyanet ve Şeraket gibi “petrol sanayi cemiyetleri” kurduğuna ilişkin gazete haberleri var.

NİSA HANIM ARABLİNSKAYA SAHNEDE

Bakü’de şehir yönetiminde çalışan, ülkede eğitim ve kültürün gelişmesi için çabalar içinde olan, aileden gelen varlığını petrol geliri ile destekleyen İbrahim Bey’in dostlarına göre bir tek eksiği vardır: Bekârdır. “Evlen artık” derler. “Kiminle evleneyim?” diye sorar. “General Arablinski’nin torunu Nisa Hanım”dan söz ederler.

Kafkasya’nın saygın kişilerinden General Balakişi Bey Arablinski artık hayatta değildir. 1902’de ölmüştür. İbrahim Bey hemen anımsar: Yıllar önce, daha üniversite öğrencisiyken, Derbent’te belediye başkanı olan amcası Kasım Bey Haydarov’u makamında ziyarete gittiği günlerden birindeki bir karşılaşma gelir aklına:

Derbent'teki eski Belediye binası (2011)

Amcasıyla konuşurlarken bir şehir sakini içeri girmişti. Adının Olga Petrovna olduğunu söyleyen Rus kadın, belediye başkanından bir hizmet talep etmekteydi. Ama bu talebi dile getirirken ikide bir yanında çalıştığı “Giniralçe (Rusça ‘General eşi’ anlamında) Arablinskaya”nın adını vermişti. Genç İbrahim Bey, “talebini ‘Giniralçe’yi anmadan da dile getirebilirdi” diye düşünmüş; sanki ancak merhum General Arablinski’nin hanımından söz ederse isteği karşılanacakmış gibi davranması İbrahim Bey’e ters gelmişti.

Olga Petrovna, General’in kızlarının mürebbiyeliğini yapmak üzere ailenin hizmetine girmiş. İbrahim Bey’le bu ilk karşılaşmalarında ise, kızlar evlenip gittikleri için, General’in oğlundan olan torunlarının eğitimiyle ilgilenmekteymiş. O torunlardan biri minik Nisa Hanım’mış. Ama İbrahim Bey onun varlığını on yıl sonra öğrenecekti,  güzel bir genç kız olurken...

Nisa Hanım’la İbrahim Bey’in Tanışmaları

Nisa Hanım, ortanca kızına ise, İbrahim Bey’le ilk karşılaşmasını şöyle anlatmış: bir kış günü soğuktan çok üşümüş olarak okuldan gelmiş, eve girer girmez ısınmak için sobanın yanına gitmiş, durmuş. O sırada babaannesi Ana Hanım’ı ziyarete gelmiş olan İbrahim Bey, “Sobanın yanında öyle durmayın; hasta olursunuz” demiş.

Oğlu ise tanışmalarını farklı anlattı: Nisa Hanım, halası Suna Hanım’ın kızı Leyla Hanım’dan iki yaş küçüktür. İki kız çok iyi anlaşırlar. Leyla Tagiyeva Bakülü zenginlerden S. Asadulayev’in subay oğlu Ali ile evlenme hazırlıkları yapmaktadır. O günlerde ya Nisa Hanım Leyla Hanımlarda, ya da Leyla Hanım Nisa Hanımlardadır. İbrahim Bey’le Nisa Hanım, Leyla Hanımların evinde karşılaşırlar. Bu tanışmanın ardından evine sepet sepet çiçekler giden Nisa Hanım, nişanlandığında 15 yaşındadır.

Bu bölümün müziğini Türkiye’den Şebnem Ferah ile Azerbaycan’dan Polat Bülbüloğlu birlikte seslendirsinler: “Gel ey Seher” https://youtu.be/kltwwszJM-UGel ey Seher” gibi bestelere imza atan, 1945 Bakü doğumlu Bülbüloğlu 1990’ların sonunda Azerbaycan Kültür Bakanlığı yaptı.

EVLİLİK

İbrahim Bey ile Nisa Hanım, beş ay nişanlı kaldıktan sonra evlenmişler. İbrahim Bey, Petersburg’a Marya’ya haber salmış, yeni evini çekip çevirmede genç eşine yardımcı olsun diye onu Bakü’ye getirtmiş.

Gelgelelim, Marya ile Nisa Hanım’ın yıldızları barışmamış. Marya yeni gelini sürekli İbrahim Bey’in eski hanımıyla karşılaştırır, bunu onun yüzüne söylemekten de geri durmazmış: “Şöyle becerikli, böyle bilgili, öyle güzeldi… Böyle geç uyanmaz, kocasından önce kalkar, giyinirdi; ona her zaman bakımlı görünürdü… İbrahim Bey onu çok severdi…” diye anlatıp dururmuş. Yeni gelini sık sık iğnelermiş.

Nisa Hanım, bir sabah uyanıp kahvaltıya gelirken yemek odasında -eşinin Maşurina diye çağırdığı- Marya ile İbrahim Bey’in konuşmalarına kulak misafiri olmuş:

O hanımınızla şimdiki hanımınız ne kadar farklı! Bu, hiçbir şey bilmiyor. Bütün yaptığı, kitap okuyup çikolata yemek!”

E, elbette herkesin yetişme tarzı başka... O da öğrenir.”

Bunu işiten Nisa Hanım, ikisine de için için öfkelenmiş. Gerçekten de anneannesinin yanında el bebek gül bebek yetişirken edebiyat, müzik gibi konularla haşır neşir olmuş olmasına ama henüz ev idaresi, eş idaresi konularında bilgi edinecek yaşta değilmiş. Kocasının önceki eşini ikide bir kendisine örnek gösteren Marya’ya kinlendikçe kinlenmiş, bu kini yıllarca içinde taşımış.

DEVAMI YARIN

( Yarın: Nisa Hanım’ın Ailesinin İlginç Öyküleri)

*Derneğin sahnelediği oyunlar arasında Osmanlı yazarı Şemseddin Sami’nin (1850-1904) konusunu Şehname’den alan “Demirci Gave” oyunu ile Neriman Nerimanov’un yazdığı Nadanlık (Pişmanlık) ve Nadir Şah oyunları da var.

 

Bu eserin tüm yayın hakları Sanattan Yansımalar internet sitesiyle yazarı Mina Tansel’e aittir. Tanıtım için dahi olsa kısa alıntı veya bütünüyle yayın yazarın ve yayıncı internet sitesinin yazılı izni olmaksızın yapılamaz.”

Bu haber 1417 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Bilinmeyen Bir Usta ile Dil Bayramı Kutlaması
Bilinmeyen Bir Usta ile Dil Bayramı Kutlaması
Milyarlarca Korona ve Bir İnsan
Milyarlarca Korona ve Bir İnsan