KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEY OĞLU / 23
Reklam
  • Reklam

KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEY OĞLU / 23

Asker kaçakları Kafkasya'da büyük sorun yaratıyor.

23 Mayıs 2020 - 00:09 - Güncelleme: 23 Mayıs 2020 - 15:12
Reklam

Bu eserin tüm yayın hakları Sanattan Yansımalar internet sitesiyle yazarı Mina Tansel’e aittir. Tanıtım için dahi olsa kısa alıntı veya bütünüyle yayın yazarın ve yayıncı internet sitesinin yazılı izni olmaksızın yapılamaz.” 

23

SOSYALİST YOLDAŞLARI İBRAHİM BEY’E MUHALİF

Lenin, zırhlı trenle Rusya'ya dönüyor.( Piotr V. Vasiliev 1899-1975)

15 Mart 1917’de Çar II. Nikolay’ın Petersburg’u terk edip ailesiyle Sibirya’daki bir köye gitmesiyle Burjuva Devrimi diye anılan devrim sonuçlanmış oldu. Ancak, Rusların o tarihte kullandıkları Jülyen takvimine göre bu olay Şubat’ta gerçekleştiği için Şubat Devrimi olarak da geçer. Çar tahttan indirilmiştir; ancak sorunlar bitmez; dünya savaşı sürmektedir. Rusya’yla savaşta olan Almanya, Bolşeviklerin bu savaşa karşı olduklarını bilir. Sığındıkları İsviçre’den Rusya’ya devrimi örgütlemeye gitmek isteyen Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi önderleri Lenin ile arkadaşlarına yardımcı olur: mühürlü bir tren içinde Alman topraklarından geçip ülkelerine dönmelerine göz yumar. Ancak, Lenin çok geçmeden “Alman ajanı” olarak suçlanacak, bu kez Finlandiya’ya kaçacaktır.

Lenin Tavrida Sarayı'nda konuşuyor (1917)

ASKER KAÇAKLARI

Artık tüm Rusya’da Bolşeviklerin Alman ve Rus işçilerinin kardeşliğini savunan söylemi yankılanmaktadır. “Emperyalist savaşa son! Proletaryanın vatanı yoktur!”,“Silahımızı bizim gibi yoksul işçi kardeşlerimize değil, sınıf düşmanlarımıza çevirelim!” çağrıları etkili olur.

İşçi Sovyeti, Petrograd

Bolşevik önderler, ayrıca, ordunun eski biçimiyle var olmayı sürdürmesi durumunda devrimin tehlikeye gireceği görüşündedirler. Şubat Devrimi’nden sonra Petrograd’da yetke sahibi iki kurumdan biri olan Petrograd Sovyeti’nin yayınladığı 1 no.lu emir, ordudaki yerleşik disiplin kurallarıyla hiyerarşik yetkiyi yerle bir etmiştir: orduyu askerlerin aralarından seçecekleri temsilcilerden oluşan Sovyet’lerin yönetmesi, tümü soylu sınıftan gelen subayların ancak harekât sırasında komuta etmeleri kuralını getirmiştir. Bu durum, ordu içinde dağınıklığa, başıboşluğa yol açar. Petrograd Sovyeti’nin bu 1 no.lu emrinin en çabuk ulaştığı cephe Kafkas cephesi olmuştur.

Hem orduda hiyerarşinin ortadan kalkması, hem de savaşı bırakma çağrılarına cepheleri dağıtacak bir etken daha katılır: Memlekette toprak dağıtımı başladığına ilişkin söylentiler çıkınca topraktan pay almak umudu taşıyanlar da cepheyi bırakır. Artık, cepheden kaçan kaçanadır… Merkezdeki Geçici Hükümeti destekleyen askerler kaçakları vursa da kaçmalar önlenemez boyutlara gelir. Önce bireysel ve küçük gruplarla kaçmalar görülürken çok geçmeden durum birliklerin cepheyi bırakmasına dönüşür. Kafkas cephesinde çok sayıda askeri olan Ermeniler, öteki askerler çekilirken kendi ulusal birliklerini oluştururlar. Gürcüler de aynı yola başvurur. Bu ulusal birlikler hem cephede kalmayı sürdürür; hem de kendi topraklarını başıboş askerlerin istilasından korur. Bu durumda, asker kaçakları, savaş nedeniyle gıda sıkıntısı çekilen yörelerde ve Güney Kafkasya’da durmayıp özellikle ekmeğin, büyük ve küçük baş hayvanın bol bulunduğu Kuzey Kafkasya’ya yönelir.

Kaçak Asker posteri

Haziran 1917’ye gelindiğinde, yalnızca Kuzey Kafkasya’da on binlerce kaçak asker vardır. Öte yandan, cepheyi bırakan Kazak alayları “Devrim muhafızları”na katılır. Özellikle dağ köylerinde “ihtiyaç maddeleri” bulmakta güçlük çekilirken Kafkas köy ve kentleri kaçak askerlerin “devrimci yağmalar”ına sahne olur. Kendilerini “örgütlü terkçiler” olarak niteleyenler, pek çok Kuzey Kafkasya kentini yıkar, yakarlar.    

Bu tarihlerde Dağıstan Valisi İbrahim Bey’in silâh taşımayı yasaklayan bir genelge yayınladığını öğreniyoruz. Ancak 18 gün sonra yine Dağıstan Valisi Muhammed Dalgat’ın -Kafkasyalıların geleneksel yaşamlarının ve giysilerinin bir parçası olan silâhları taşıyabileceklerini öne sürerek- İbrahim Bey’in genelgesini iptal ettiğini okuyoruz. Muhammed Dalgat, Dargin ulusundandır, tıp doktoru ve IV. Duma milletvekilidir. Peki, bir yörede nasıl iki vali oluyor ve nasıl aynı konuda farklı kararlar verebiliyorlar?

SİYASAL ÇEKİŞME

Azerbaycanlı tarihçi Altan Göyüşov’un “1917-1920nci illerde Şimali Kafkaz Dağlılarının Azadlık Uğrunda Mübarizesi” (1917-1920 yıllarında Kuzey Kafkas Dağlılarının Özgürlük Mücadelesi) başlıklı kitabında bu çelişkili durumun nereden kaynaklandığı ortaya çıkıyor: Meğer Dağıstan’a iki vali atanmış: önce Güney Kafkasya Özel Komitesi Ozakom tarafından, sonra Petrograd’dan… Göyüşov, Açık Söz gazetesinin bu konudaki haberine yer veriyor kitabında: “Bakü Uprava’sının (belediyesinin) üyesi İ.B. Haydarov Dağıstan eyaletinde düzen ve güvenliği sağlayıp eski hükümet üyelerini görevden almak için Dağıstan’a gelince ahali onu samimi karşılamıştır, çünkü İbrahim Bey Haydarov’a kendi temsilcisi gibi bakmıştır. Sonra Petrograd’dan çekilen telgrafta Dağıstan valiliğine IV. Duma üyesi M. Dalgat’ın atandığı duyurulmuştur. Dağıstanlılar bu haberi protesto ederek Haydarov’un valilikte kalmasını, Dalgat’ın atanmamasını talep etmişlerdir. Ozakom, ahalinin isteğini göz önüne alarak Geçici Hükümet’ten Haydarov’un görevine devamını rica etmiştir. Geçici Hükümet bu isteği kabul etmiştir. Bu haber Dağıstan’da büyük sevinçle karşılanmıştır.”

Her ne kadar dönemin gazetesinde İbrahim Bey’in vali atanmasının Dağıstan halkını sevindirdiği belirtilse de bu atamadan hoşnut olmayan bir kesim de varmış ki ikinci bir vali atanmış. Bu durum, oğlu Minnetullah Haydaroğlu’nun anlattıklarını da doğruluyor: Dağıstan’daki siyasî hasımları, “Bize yarı Acem bir ilin adamını vali atadılar” diye söylenmişler. Kafkasya’da Türk asıllı Derbentliler ile Kumuklar bile Azerbaycanlılara küçümsemeyle “Acem” derlermiş. Üçü de aynı dili konuşan halklar arasında Kafkasya’ya özgü ayrımcılığın bir örneği…

Burada İbrahim Bey’in kimliğiyle ilgili bir noktanın altını bir kez daha çizmek gerekir: Oğlunun belirttiği gibi, İbrahim Bey Türk olduğu için nüfusunun çoğu Türk olan Azerbaycan’da kendini rahat hissetmektedir; anayurdu olan Dağıstan’da ise Türkler başat etnik grup değildir. İbrahim Bey’e karşı olanların, onun yerine Türk olmayan bir Dağıstanlının valiliğe gelmesini istedikleri görülüyor.

Ayrıca, İbrahim Bey’in valiliğine karşı çıkanların Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nden (RSDİP) arkadaşları olduğu ortaya çıkıyor. Altan Göyüşov’un kitabından okuyoruz:“(…)başta Mahaç Dahadayev olmak üzere Dağıstan İcraiyye Komitesi’nin sosyalist üyeleri, akide (ilke) yoldaşları olan sosyal demokrat İ. Haydarov’un adaylığını red ve itiraz ettiler. Aslında, bu Dağıstan sosyalist grubunun diğer yerli sosyalistlere kıskanç münasebetinin yegane misali (kıskanç davranmasının tek örneği) değildi.(….) Mahaç ve taraftarlarının talebi karşısında Hususî Zakafkasya Komisarlığı (OZAKOM) kompromize giderek (orta yol bularak) vilayet icraiyye komitesi ile beraber Dağıstan idareciliğini hayata geçirecek üç neferden (kişiden), M. Dalgat’tan, İ. Haydarov’dan ve Dağıstan İcraiyye Komitesi’nin bir temsilcisinden ibaret hususi heyet yaratmıştı.”

Dağıstanlı Prof. M. A. Abdullayev’in “XX. Yüzyıl Başlarında Dağıstan’da Toplumsal-Siyasal Düşünce” kitabına göre: “(Dağıstanlı Bolşeviklerden) A. Taho-Godi şöyle yazdı: Haydarov Sosyal Demokrat olmasına rağmen burjuva yönelimli icra komitesi onun buraya (Dağıstan’a) geçici komiser olarak atanmasını çok sıcak karşıladı. Çünkü onu ‘kendinden’ sayıyordu.”

Görülüyor ki, “burjuva” olarak nitelenenler İbrahim Bey’in valiliğine sıcak bakarken “sosyalist fikirdaşları” karşı çıkmışlar.

Geçen bölümde aktardığımız gibi, aynı kesim, onun çok dilli, çok etnisiteli Kuzey Kafkasya’da Türk dilini öğretip yayma çabalarına da karşıydı.

Oğlunun aktardığına göre, İbrahim Bey Haydarov siyaset yaşamında en büyük çekişmenin karşı tarafta olanlarla değil, aynı tarafta olanların birbiriyle çekişmesi olduğunu gözlemlemiş.

*

Bu bölümün sonunda, 1. Dünya Savaşı boyunca askere gitmemek için Rusya’dan uzak kalmaya çalışmış, 1917’de erkek kardeşini cephede yitirmiş olan İgor Stravinski’nin Askerin Öyküsü’nü dinleyebiliriz: müziğin sözle ve dansla birleştiği bu yapıtı Camerata İzmir, Genco Erkal ve balerin Banu Dağcıoğlu’yla birlikte sahneye taşımıştı. O videoya ulaşamayınca, belki Fransızca sözlü, Almanca altyazılı olarak:

https://youtu.be/zhEs4A293pM

ya da İngilizce sözlü olarak:

https://youtu.be/IuPxtNyhWOs

 

izlenebilir.

DEVAMI YARIN:

( Yarın: Rusya ve Kafkasya’da Sıcak Yaz)

Bu eserin tüm yayın hakları Sanattan Yansımalar internet sitesiyle yazarı Mina Tansel’e aittir. Tanıtım için dahi olsa kısa alıntı veya bütünüyle yayın yazarın ve yayıncı internet sitesinin yazılı izni olmaksızın yapılamaz.” 

Bu haber 1392 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kuvayı Milliye Destanı 29 Ekim'de Bursa'da
Kuvayı Milliye Destanı 29 Ekim'de Bursa'da
ÇAĞSAV Kurucularından Mimar R. Buluç'u Yitirdik
ÇAĞSAV Kurucularından Mimar R. Buluç'u Yitirdik