KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEY OĞLU / 24
Reklam
  • Reklam

KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEY OĞLU / 24

Ruslar, Kafkasya'nın tüm kaynaklarını savaş için seferber etmişlerdi. Bu nedenle bölgede de kıtlık yaşanıyordu.

24 Mayıs 2020 - 00:03 - Güncelleme: 24 Mayıs 2020 - 20:18


Bu eserin tüm yayın hakları Sanattan Yansımalar internet sitesiyle yazarı Mina Tansel’e aittir. Tanıtım için dahi olsa kısa alıntı veya bütünüyle yayın yazarın ve yayıncı internet sitesinin yazılı izni olmaksızın yapılamaz.” 

24

RUSYA VE KAFKASYA’DA SICAK YAZ

1917 yılında bütün Rusya sorunlarla boğuşurken İbrahim Bey Haydarov’un içinde olduğu Kuzey Kafkas yerel yönetiminin de önünde yığınla sorun durmaktaydı. Bunlardan biri savaşın yol açtığı kıtlık sorunuydu.

Aslında, Kafkasya, Rusya İmparatorluğu’nun en varlıklı bölgelerindendi. Azerbaycan’ın petrolü başlı başına bir varlıktı ama Gürcistan’ın manganeziyle bakırıyla, Ermenistan’ın tütünüyle pamuğuyla tüm Güney Kafkasya; tahılıyla, sebzesi meyvesi ve hayvancılığıyla Kuzey Kafkasya (bugün Hazar Denizi kıyısındaki Dağıstan’dan batıya Çeçen, İnguş, Oset ve Çerkes ülkeleri ile Karadeniz’e kıyısı olan Abhazya’yı kapsayan) vazgeçilemez topraklardı.           

Savaşın başında, ordunun gereksinmelerini karşılamak üzere ülkenin tüm kaynakları seferber edilmişti. Kafkasya’nın da varı yoğu cepheye yönlendirilmekteydi: Tahıldan büyük ve küçükbaş hayvanlara, ne varsa bölge dışına “pompalanıyordu”.

Ordunun giyecek gereksinimini karşılamak için yün, deri, dokunmuş kumaş ve yamçı (palto yerine giyilen, keçeden yapılmış uzun pelerin) gibi savaş öncesinde altın değeri taşıyan ürünler şimdi trenlere yüklenip askere gönderiliyordu. Şeker, çay gibi temel tüketim malları ile Kafkas köylülerinin ürettiği deri eşya, çatı kaplama çinkoları, çiviler, nallar gibi tüm ürünler karaborsaya düşmüş ya da bütünüyle ortada kalkmıştı.

Kuzey Kafkasya’da yerel hükümetin bu durumun üstesinden gelebilecek gücü yoktu: ne kendine bağlı askeri vardı, ne de kıtlık ve yokluklarla baş edecek yaptırım gücü… Soruna çözüm bulmak için 1917 yaz aylarında tüm Kuzey Kafkasya’da “Merkez İcra Komitesi” olarak anılan bölgesel hükümet, aralarında İbrahim Bey’in de bulunduğu hükümet üyelerinin katılacağı yerel toplantılar düzenlemeye başladı.

PETROGRAD’DA (PETERSBURG’DA) KARMAŞA

Kerenski cephede

O tarihlerde, Rusya’nın merkezinde ise İbrahim Bey’in Petersburg’daki öğrencilik yıllarından tanıdığı Aleksandr Kerenski, Adalet Bakanlığından Savaş Bakanlığına getirilmişti. Savaşa devam için askere moral vermek üzere cepheyi gezdi.

Rus ordusu Haziran’da yeni bir saldırıya kalkıştı. Bu sırada Rus sosyalistleri arasında da bölünmeler yaşanmaktaydı. Petrograd Sovyeti’nde (Devrimci İşçi ve Asker Konseyi’nde) “Kurucu Meclis’le demokratik cumhuriyet!” çağrısı yapan Menşevikler ile Sosyal Revolüsyonerler (SR’ler- Toplumsal Devrimciler), Bolşeviklerle karşı karşıya geldiler. Bolşevikler “Kahrolsun savaş!” sloganlarının yanı sıra fabrikalarda denetimin işçilere, ülkede ise iktidarın Sovyetlere verilmesini savunuyorlardı. Hükümetin “Bolşeviklerin askerî gücü” olarak gördüğü Petrograd’daki 1. Topçu Alayı’nı cepheye gönderme kararı üzerine askerler isyan ettiler. Silahlı işçilerle askerler Tavrida Sarayı’na yürüdüler.

 

Ilımlı sosyalistler, iki gün süren ve tarihe “Temmuz günleri” olarak geçecek bu ayaklanmayı ikna yoluyla bastırmayı başardılar. Ama böylelikle ülkeye huzur gelmiş olmadı: ekmek bulmak hâlâ sorundu, işsizlik sürmekteydi, köylülere toprak verilmemişti, ufukta barış görünmüyordu. Ülkede düzen yoktu; ne yetke kalmıştı, ne de hukuk… Fabrikalar, askerî garnizonlar, köyler kaynamaktaydı. Hükümetse yitirilmiş toprakları geri almak için -adına “savunma savaşı” dese de- savaş peşindeydi.

Ordu içindeki başıboşluğun yarattığı sorunlar bir yana, Finlerden Polonyalılara kadar bağımsızlık isteyen sınır boyu halkları da Rus askerî başarılarına sekte vuruyordu. Rus ordusu, Alman karşı saldırısında 400 bin askerini ölüm, yaralanma ve tutsaklık yoluyla yitirince 100-200 kilometre geri çekilmek zorunda kaldı.

KÖYLÜLER AYAKTA

Cephedeki bozgundan başka, kentlerle köylerde de toplumsal gerilim artarak sürmekteydi. İşçiler işverenlere, köylüler toprak sahiplerine ayaklanıyorlardı.

İbrahim Bey’in de içinde olduğu Kuzey Kafkasya geçici hükümeti, güvenlik sorunlarıyla karşı karşıyaydı. Geçen bölümde söz ettiğimiz asker kaçaklarının yağmalarıyla köylü ayaklanmalarının önüne geçecek bir asker gücü yoktu elinde. Komşuları olan Terek ve Don Kazakları kendi emirlerinde silâhlı asker bulundurarak can ve mal varlıklarını koruyabiliyorlardı; aynı durum Gürcüler ve Ermeniler için de geçerliydi.

II.Nikolay Kafkas Süvari Taburu gönüllüleri

Oysa, çoğunluğunu Kuzey Kafkasyalıların oluşturduğu, yörenin en disiplinli askeri olan Kafkas Süvari Tümeni, Batı cephesinde savaşmaktaydı. Bu tümen 1914’te II. Nikolay’ın emriyle kurulmuştu. Rusya İmparatorluğu içinde yaşayan Müslüman halka askerlik zorunlu değildi; ama Çar’dan çağrı gelince, atına atlayıp, belinde kılıcıyla bu çağrıya koşan çok oldu. Giysileri de tamamdı. Rus ordusu onları kısa bir eğitimden geçirip ellerine birer tüfek vererek güneybatı cephesine Avusturya askerinin üstüne sürdü. Tümen, 1. Dağıstan Alayı, 2. Dağıstan Alayı, Çerkes Alayı gibi birliklerden oluşuyordu. “Vahşi Tümen” olarak da anılan bu tümen kahramanlığıyla ün salmıştı.* Kuzey Kafkasya hükümeti, ülkede güvenliği sağlamak için Kafkas Süvari Alayı’nın Kuzey Kafkasya’ya geri getirilmesini istemek ve artık merkezî hükümete daha fazla tek bir kuruş vermemek kararına vardı. Bu kararları bildirmek için bir üyesini (Pşimaho Kosok’u) Petrograd’a gitmekle görevlendirdi.

Bu tarihte, yalnızca Kafkasya’da değil tüm ülkede halkın yakınmaları birikmiştir. Petrograd ile Moskova’da savaş karşıtı gösteriler yapılır. Kuzey Kafkasya temsilcisi anılan konuyu görüşmek için Petrograd’a gittiğinde, Başbakan Prens Lvov baskılara dayanamayıp istifa etmiştir. Yeni başbakan, ılımlı sosyalistlerin başı olarak işçi haklarını savunmuş olması nedeniyle halkın sevgisini kazanan Aleksandr Kerenski’dir.

  İlya Repin'in fırçasından Aleksandr Kerenski

KERENSKİ HÜKÜMETİ: GÜÇSÜZ HÜKÜMET

İbrahim Bey’in güçsüz, beceriksiz yönetimleri anlatmak için “Kerenski Hükümeti” dediğini biliyoruz.

Kendinden önceki hükümet başkanları gibi, Kerenski de savaşı bitirmeye, teslim olmaya razı değildir. Kuzey Kafkasya’dan gelen Kafkas süvarilerinin geri dönmesi isteğini kabul etmez.

Bolşevikler, tüm Rusya’da “savaşa son” çağrıları yapmakla kalmayıp bir yandan “halkların özgürlüğü”nü savunurlar, bir yandan da işçi sınıfının iktidarını… Artık Kafkasya’nın da her yerinde Sovyetlerin sayısı ve etkisi artmaktadır, ancak Sovyetlerde (işçi ve asker konseylerinde) Bolşevikler tek güç konumunda değildir henüz.  

Bolşevikler, büyük toprak sahiplerinin topraklarının ellerinden alınıp köylü birliklerince yönetilmesini savunur ama o sırada yoksul köylünün derdi bir parça toprağa sahip olmaktır. Kafkasya’nın çeşitli yerlerinden, köylülerin toprak sahiplerinin otlaklarına, çiftliklerine el koydukları haberleri gelir. Yoksul köylülere toprak verilmesi gündemdeki başlıca konulardan biridir. 1917 yazında İbrahim Bey’in de düzenleyenleri arasında adının geçtiği Güney Tabasaran Bölgesi Lezgi Köylülerinin Kongresi’nde, toprak sahiplerinin topraklarının derhal ve karşılık ödenmeksizin kamulaştırılması istenir.

Bu tarihte bir yandan yörede işçi asker konseylerinin (Sovyetlerin) etkisi artarken öte yandan da “laik liberal demokrat” olarak nitelenenlerin Kuzey Kafkas halklarını birleştirme çabaları sürmektedir.

Ağustos ayında İbrahim Bey hem Dağıstan sosyalist grubunun tüm engellemelerine karşın Vali olarak görev yapmakta; hem de yerel yönetimin kendisine verdiği sorumlulukları üstlenmektedir. Bu bağlamda, Kuzey Kafkasya Dağlı Halkları Birliği tarafından Kafkasya’nın çeşitli bölgelerinde düzenlenen yerel kongrelere katılan Birlik Merkez Yürütme Kurulu üyeleri arasında adı geçiyor.**


Kuzey Kafkasyalılar Soldan sağa: ayakta: Haydar Bammatov, Said Habıy, Pşimaho Kosok; oturanlar: Ahmet Han Mutuş, Aslanceriy Datitı, İbrahim Bey Haydarov; önde: Ali Han Kantemir(Bu fotoğrafı İstanbul’da fotoğrafçı Kazbek onarıp düzenlemiş.)

İBRAHİM BEY VALİLİKTEN ÇEKİLİYOR

Dağıstanlı tarihçi Abdullayev, Şubat devriminden sonra Haydar Bammatov ile İbrahim Haydarov’un sosyalist ideolojiden uzak durmaya başlayıp daha çok “millî mesele”ye yöneldiklerini, diledikleri Müslüman burjuva milliyetçi hedeflerini gerçekleştirebilecekleri koşullara kavuştuklarını yazıyor. Dağıstan’ın ünlü Bolşeviklerinden Mahaç Dahadayev ile İbrahim Bey’in kuramsal tartışmalarına değiniyor; İbrahim Bey’in Şubat Devrimi sonrasında Pan-İslamizm’e ve Pan-Türkizm’e eğilim gösterdiğini yazıyor. Mahaç Dahadayev, İbrahim Bey’in “paltosunun yakasının içinden Abdülhamit’in panislamist ceketinin göründüğünü” öne sürmüş. Tarihçi Abdullayev, “Haydarov kendisi de Dahadayev’le konuşmasında, görüşlerinin ‘sosyal demokrat’ (o sırada Bolşeviklerin egemenliğine girmiş RSDİP’yi kastediyor) pozisyonuna uygun olmadığını onaylamıştı” diye ekliyor.

Dağıstanlı Bolşevik Ali Bey Taho Godi’nin eşinin anılarında yazdığına göre, Dağıstan sosyalistleriyle Vali İbrahim Bey’in arasında tartışmalar çıkmış; işlerine engel olduğu gerekçesiyle onu aradan kaldırmayı karara bağlamışlar. Eşinin anlattığına göre, Taho Godi, İbrahim Bey’e saldırı konuşmasını yapmakla görevlendirilmiş; ardından, halkın da katılabildiği bir toplantıda İbrahim Bey’e öyle saldırmış ki, “onu Dağıstan’dan kaçırmayı başar”mış.

Dağıstanlı tarihçi Abdullayev’in belirttiğine göre, o dönemde Dağıstan’da toplum ve siyaset hayatında etkili olanların bir kısmı İbrahim Bey’i desteklerken bir kısmı da ona karşıymış. Dağıstanlı Bolşeviklerden Mahaç Dahadayev’in İbrahim Bey’in “başta gelen düşmanlarından” olduğunu anlatan Abdullayev, onun Vali’ye yönelttiği suçlamaları da sıralamış: Dahadayev, Haydarov’u hem Pantürkizm’le suçlamış, hem de İbrahim Bey’in Rus milliyetçisi Puraşkeviç ve yandaşlarını desteklediğini öne sürmüş! Oysa, İbrahim Bey Türkçü olmasına Türkçü idi; ama onun -2.,3., 4. Duma üyesi, monarşist, anti-semitist, 1905’te Kara 100ler’i örgütleyen- Vladimir Mitrofanoviç Puraşkeviç’ten yana olduğunu öne sürmek hiç inandırıcı değildi. III. Duma tutanaklarından biliyoruz ki, Rus şovenizmine şiddetle karşı çıkıyordu. Dahadayev bununla da kalmayıp onun yolsuzluk yaptığını iddia etmiş! Bu iddia üzerine İbrahim Bey’in Yoldaşlar Mahkemesi’ne verildiğini, ancak Dahadayev’in iddia sahibi olarak mahkemeye gidip iddiasını savunmadığını, çünkü bir kanıtının olmadığını yazan tarihçi Abdullayev: “Görünüyor ki ortada bir şey bulunmadığını o da anladı” yorumunu yapıyor. Dahadayev’in İbrahim Bey’e saldırısının kişisel nefretinden doğduğunu yazıyor ve bir başka kitabında bu nefretin nedenini anlattığını belirtiyor.*** Ancak, o bilgiye erişemedik.

***

Bu bölümün müziği Dimitri Kabalevski’nin (1904-1987) Do majör keman konçertosu olabilir. Carl Eliasberg yönetimindeki SSCB Devlet Senfoni Orkestrası ile David Oyştrah, konçertonun birinci bölümünü alışılmıştan biraz daha hızlı seslendiriyorlar:

https://youtu.be/onIjUnLFmeM

DEVAMI YARIN

(Yarın : Bolşevik Devrimi Yaklaşıyor)

*Ancak, gözüpek süvarilerin siper savaşlarında etkili olamayacağı belliydi.

**Bu bölümde büyük ölçüde yararlandığım kitap: Sefer E. Berzeg’in Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti (1917-1922) Kafkasya Dağlılar Birliği’nin Kuruluşu (1. Cilt) (İstanbul: Birleşik Kafkasya Derneği, 2003)

***M.A.Abdullayev, 20. Yüzyılın başlarında Dağıstan’da Toplumsal-Siyasal Düşünce (Moskova: 1987, Rusça basım)

Bu eserin tüm yayın hakları Sanattan Yansımalar internet sitesiyle yazarı Mina Tansel’e aittir. Tanıtım için dahi olsa kısa alıntı veya bütünüyle yayın yazarın ve yayıncı internet sitesinin yazılı izni olmaksızın yapılamaz.”

 

Bu haber 1164 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Brezilya'da Piyano / 19
Brezilya'da Piyano / 19
Klasik Müzik Dünyasından Pandemiye Bakış -5
Klasik Müzik Dünyasından Pandemiye Bakış -5