KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEY OĞLU / 31
Reklam
  • Reklam

KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEY OĞLU / 31

Kafkasya'da tüm planlar Bakü petrolleri üzerine yapılıyordu. İngilizler, Almanlar ve Rus Bolşevikler'in önceliği Bakü'de egemen olmak ve petrolü ele geçirmekti.

31 Mayıs 2020 - 00:05 - Güncelleme: 07 Haziran 2020 - 23:20

Bu eserin tüm yayın hakları Sanattan Yansımalar internet sitesiyle yazarı Mina Tansel’e aittir. Tanıtım için dahi olsa kısa alıntı veya bütünüyle yayın yazarın ve yayıncı internet sitesinin yazılı izni olmaksızın yapılamaz.”

31

BAKÜ PETROLLERİ İÇİN AÇIK VE GİZLİ SAVAŞ

Çoğu şehri Bolşevik işgali altında olan Kuzey Kafkasya’da bu işgale karşı olanlar bağımsız bir devlet kurduklarını açıklamışlardır. Güney Kafkasya Federasyonu dağılıp yerine üç devlet (Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan) kurulmuştur. Bu önemli olaylar sırasında, İbrahim Bey Bakü’de Bolşevik Karşıdevrimle Mücadele örgütü Çe-Ka tarafından tutukludur.

 

Mehmet Emin Resulzade                                     Feteli Han Hoyski

28 Mayıs’ta kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanlığına Müsavat Partisi’nin önderi Mehmet Emin Resulzade, başbakanlığına Feteli Han Hoyski1 getirilmiştir.  Ancak, Azerbaycan’ın doğal başkenti Bakü, Sovyet yönetimindedir. Onun için, yeni devlet, batıdaki Gence şehrini kendine geçici merkez olarak belirler. Güney Kafkasya parlamentosu Seym’de Azerbaycan milletvekilli olarak yer alanlar, artık Gence’deki Azerbaycan Cumhuriyeti’nin parlamentosu Millî Şûra’nın üyesi olarak çalışmayı sürdüreceklerdir. Çocukları, İbrahim Bey’in Gence’den çok söz ettiğini anımsıyorlar.

Günümüzdeki Azerbaycan haritası. Kırmızı, Ermeni işgalindeki Karabağ

Çiçeği burnunda Azerbaycan devletinin ilk işlerinden biri, onu hemen tanıyan Osmanlı Devleti ile antlaşma yapmak olur. 8 Haziran 1918’de imzalanan antlaşmaya göre, Azerbaycan güvenliğini ve düzenini korumak için Osmanlı Devleti’nden yardım isteyebilecektir. Osmanlılar, benzer bir anlaşmayı -Azerbaycan Cumhuriyeti’nden 15 gün kadar önce kurulmuş olan- Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti ile de imzalamışlardır.

Öte yandan, Osmanlı’nın müttefiki Almanya yeni devletlerden Gürcistan’la Ermenistan’ı tanımış ama Azerbaycan’ı tanımaya yanaşmamaktadır.

MÜSLÜMANLARIN KURDUĞU İKİ DEVLET YAKINLAŞIYOR

Zagatala kırmızı ile işaretli bölge

1918 yazında, Osmanlı’nın müttefiki Avusturya-Macaristan’ın Kafkasya temsilcisi, Azerbaycan’ın “Osmanlı maşası” olduğu yorumuyla hükümetine bir haber gönderir: Dağıstan’a bağlı Zagatala, referandum sonunda Azerbaycan’a katılmış; resmî dilin Türkçe olduğunu ilân etmiştir. (Zagatala, İbrahim Bey’i Rusya İmparatorluğu parlamentosu Duma’ya göndermiş seçim bölgelerinden biridir.)

Mayıs 1918’de neredeyse iki hafta arayla bağımsızlıklarını açıklayan Kuzey Kafkasya ile Azerbaycan arasında Temmuz-Ağustos aylarında yakınlaşma başlar. İki devlet arasındaki görüşmelerde bir birlik oluşturulması yönünde anlaşmaya varılır. Gence’deki Azerbaycan Cumhuriyeti hükümeti Kuzey Kafkas Cumhuriyeti hükümetine birlikle ilgili proje taslağı gönderir: silâhlı kuvvetler, dışişleri gibi konularla dinsel ve parasal konularda işbirliği yapılmasını, ortak sınırın saptanmasını önerir. İbrahim Bey hem Kuzey Kafkasya hükümetinin üyesi, hem de Azerbaycan Millî Şûrası’nın üyesidir. Biri doğduğu, öteki anadilinin konuşulduğu bu iki toprağın siyasal olarak da birleşmesini hep gönlünden geçirmiştir. Biri için ötekinden vazgeçmediği, hep ikisinde birden var olduğu görülüyor. Kuzey Kafkasya’nın sıkıştıkça Azerbaycan’dan borç istediğini söylermiş oğluna. Azerbaycan’dan 2 yıl süreyle faizsiz 10 milyon ruble borç anlaşmasını Kuzey Kafkas Cumhuriyeti hükümeti adına imzalayanlardan birinin de İbrahim Bey olduğu görülüyor…2

KAFKASYA’DA KİM KİMİNLE SAVAŞIYOR?

Rusya’nın başkentini Moskova’ya taşımış olan Bolşevik yönetim, bağımsızlığını ilân edenlere karşı her türlü önlemi alacağını duyurmuştur. Ancak, Bolşevik güçlerine direnen iki kesim vardır: Bütün Kuzey Kafkasya’da hem yerli milisler, hem de Çarlık döneminin subayları Bolşeviklere direnir. Sovyet Rusya 1. Dünya Savaşı’ndan çekilme kararı aldıktan sonra, bir çok cephede -önceki Rus yönetimi tarafından görevlendirilmiş- komutanlar yeni hükümetin bu kararına uymamışlardır. Onlar eski müttefikleri İngiltere ve Fransa’nın da desteğiyle bu kez Bolşevik yönetimi devirmek için Beyaz Ordu saflarına katılmışlardır. Beyaz Ordu ile yerel milisler zaman zaman birlikte Bolşeviklere karşı, zaman zaman birbirlerine karşı savaşacaklardır. Güneyde ise, Mayıs 1918’e gelindiğinde, Alman ve Osmanlı güçleri vardır: Alman askerleri Tiflis’te, Osmanlı Batum’dadır. Osmanlı Ordusu 25 Mayıs’ta Gence’ye varır. Hazar Denizi’nin doğusundaki Türkmenistan’la güneyindeki İran’da İngiliz güçleri Kafkasya’da olanları dikkat ve kaygıyla izlemektedir. Kafkasya’ya ilerleyen Osmanlı Ordusu tüm ittifakların yeniden düzenlenmesine yol açacaktır.

Alman askerleri Tiflis'te.

KAFKAS İSLÂM ORDUSU

Osmanlı Devleti, Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın üvey kardeşi Nuri Paşa komutasında Kafkasya’ya yönelik bir ordu oluşturmaya başlayınca, müttefiki Almanya’nın bu gelişmeden rahatsız olduğunu haber almıştı. Almanya petrol kenti Bakü’yü Osmanlılara kaptırmak istemiyordu. Kaygılı müttefikini yatıştırmak için, “bu yeni ordu Osmanlı ordusu değil; Azerbaycanlı ve Dağıstanlı gönüllülerden oluşan, Osmanlılarca desteklenmiş bir ordu” savı ile kurduğu ordunun adını Kafkas İslâm Ordusu olarak belirledi. Bu ordunun komutanlarının büyük kısmının Çerkes kökenli olduğunu, subaylarıyla erleri arasında Osmanlı vatandaşlığına geçmiş çok sayıda Kafkasyalının yer aldığını görüyoruz. Ayrıca, Osmanlı subaylarınca yerinde eğitilecek çok sayıda Azerbaycanlı ve Kuzey Kafkasyalı gönüllü asker bu orduda yer alacaktır.

BAKÜ NE İÇİN KİLİT NOKTASI?

Bakü hem Kafkasya’nın, hem de Türkistan ile Orta Asya’nın kilit noktasıydı. Bütün güçler- Osmanlılar, Almanlar, İngilizler, Fransızlar, Ruslar- bu stratejik gerçeğin bilincindeydi. Ancak, Osmanlılarla tüm öteki güçlerin bakışı arasında bir fark vardı.

Bakü, Osmanlı yöneticileri açısından Turan ülküsünün gerçekleştirilmesi için ele geçirilmesi zorunlu bir eşikti. Kazan Türklerinin önderi Sadri Maksudî’nin3 10 Mayıs 1918’de Osmanlı’nın Moskova temsilcisini ziyaretinde belirttiği gibi “Türkistan’ın birinci kapısı” idi. Osmanlı dışındaki tüm güçler ise sanayi ve ulaştırma alanında gelişmiş olduklarından, Hazar’ın batı kıyısındaki bu liman şehri, öncelikle petrol kaynağı olması bakımından onlar için önem taşıyordu. Bakü’nün ayrıca Türkmenistan’a giden kapı olduğunun farkındaydılar. Hazar Denizi’nin batı kıyısındaki Bakü’nün karşısında, Hazar’ın doğu yakasındaki Türkmenistan onlar için bir başka stratejik ürünün kaynağıydı: Türkmenistan’da geniş pamuk tarlaları vardı.

Hazar Denizi çevresindeki ülkeler ve limanlar haritası

İngiltere ile Fransa, Bolşevik devriminden sonra Rusya’nın desteğinden yoksun kalmışlardı. Almanlarla Osmanlıların Hazar Denizi’nin önemli limanı, petrol kaynağı Bakü’yü ele geçirmesinden kaygı duyuyorlardı. Böyle bir gelişmenin ayrıca kendilerine “Orta Asya’da zemin kaybettireceği”nin bilincindeydiler.

Osmanlı Devleti'nin müttefiki Almanya ise elini çabuk tutmuştu: Sovyet Rusya savaştan çekilme kararını bildirince, müttefikleriyle birlikte Brest-Litovsk’ta eski düşmanlarıyla oturup antlaşma imzaladıktan kısa bir süre sonra Rusya ile tek başına gizli bir anlaşma daha yapmıştı: Bakü, Bolşeviklerin yönetimindeydi; Kafkasya’da Bolşevikliğin merkeziydi. Almanya, Bakü petrolünün dörtte biri karşılığında, müttefiki Osmanlı’nın Bakü’yü almasını engelleyeceği sözünü vermişti. Hem savaş içinde olduğu İngilizler, hem de müttefiki olan Osmanlılar, Almanya’nın böyle bir anlaşma yapmış olmasından kuşkulanacak; kuşkularının yersiz olmadığını çok geçmeden anlayacaklardı.

OSMANLILAR BAKÜ YOLUNDA

Tüm çelişkiler yukarda sayılanlarla sınırlı değildi: Tebriz’den yola çıkarak 25 Mayıs’ta Gence’ye ulaşan Kafkas İslâm Ordusu’nun komutanı Nuri Paşa (yanda), şehrin Ermeni ve Türk mahalleleri arasında gece gündüz silah sesleri duyulduğunu yazıyordu.

Beri yanda, petrol başkenti Bakü’de açlık baş göstermişti. Tahıl bulmakta güçlük çekilmekte, Bolşevik yönetim halka karne karşılığı çok az fındık ile ayçekirdeği dağıtmakta; deniz yoluyla getirilen biraz mısırı ise askere ayırmaktaydı. Bu sıkıntılar, Bakü’nün Bolşevik yöneticilerine -Bakü Komünü’ne- en güçlü dayanakları olan petrol ve demiryolu işçilerinin desteğini azaltıyordu.

Kafkas İslam Ordusu’nun da büyük sıkıntıları vardı: Cephe gerisinden donanım ve erzak sağlamak için demiryollarından yararlanılamıyordu; çünkü demiryolları “müttefik” Almanlarla Gürcülerin elindeydi, Osmanlı’yı engelliyorlardı. Yöre halkından para karşılığı sınırlı ölçüde erzak sağlanabiliyordu. Ama en büyük sorun su sıkıntısıydı. Bir komutan şöyle yazıyordu: “Mermi biterse süngüyle de savaşılır, ama susuzluğa çare yok.” Bu sorunlar Kafkas İslam Ordusu’nun ilerlemesine sekte vuruyordu.

BAKÜ SOVYET YÖNETİMİ TELÂŞTA

Nuri Paşa’nın isteği doğrultusunda, Çerkes Mürsel Paşa (yanda) komutasındaki 5. Kafkas Tümeni, Kafkas İslam Ordusu’na destek için Gence’ye geldi.  Bundan sonra yaşanan muharebeler, Bakü Sovyeti’nde (kenti yöneten işçi-asker kurulu), Osmanlı ordusunun karşısında durulamıyacağı kaygılarını artırdı. Sovyet içinde bir kesim, İran’da bulunan General Lionel Dunsterville komutasındaki İngiliz ordusundan yardım isteyerek el altından İngilizlerle anlaştı. İngiltere hükümeti, Bolşeviklerin dışında her siyasal partiyle işbirliğine açık olduğunu duyurdu. Bakü Sovyeti’ndeki Bolşevikler, Rusya’nın başka bölgelerinde Beyaz Ordu’nun yanında savaşan İngiltere’ye güvenilemeyeceğini savunsalar da destek bulamadılar; İngilizlerden yardım istemekten yana olanlar ağır bastı. Böylece, hem Bakü Sovyeti içinde, hem de açlık çeken halk arasında desteğini yitiren Şaumyan ile “26 Bakü Komiseri (bakanı)” olarak bilinen Bolşevik ve Sol Sosyalist Devrimciler, Temmuz 1918 başında, çekildiler.

Bu olay tarihe “Bakü Komünü’nün devrilişi” olarak geçer.

TÜRKLERİ BEKLEYENLER

Şehrin Rus ve Ermeni halkı İngilizlerin Türk ordusunu durdurmasını beklerken Bakülü Türkler ise Türk ordusunun gelişini özlemle beklemektedir. Şehrin en varlıklı Müslüman iş adamlarından (Nisa Hanım’ın Suna halasının eşi) Hacı Zeynel Abidin Tagiyev’in o sırada söyledikleri bu bekleyişi yansıtıyor. Ağır hasta olan Hacı, çevresindekilere şöyle vasiyet eder: “Cemaat! Ben bugün öleceğim. Türkler ise mutlaka bir gün Bakü’ye gelecektir. Gelen ordunun komutanına benim vasiyetimi şöyle söyleyiniz: Bütün ordu, önünde bandolarıyla benim mezarımı çiğneyip geçsin, ruhum ancak o zaman şad olur. Şehrin en yüksek mevkiinde bulunan sekiz yüz odalı ve sekiz milyon altın rubleye yaptırılan bu binayı da Enver Paşa’ya bağışladım. Karargâhını bu binaya kursun.” Hacı Z. A. Tagiyev o sırada öleceğine inansa da sağlığına kavuşacak ve Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’ye girişini görecek, bu sevinci kutlamak için evinde ziyafet verecektir.

***

Bu bölümün sonunda, Türkiye’de de bilinen Azerbaycan şarkısı Laleler’i dinleyebiliriz. Bu şarkı sanıldığı gibi, çiçeklere söylenmemiştir: Gence’ye gelen ilk Osmanlıların başlarındaki fesi laleye benzeten Aslan Aslanov, yazdığı şiirin sonunda Bakü’de “laleler”in beklenişini şu dizelerle dile getirmiş: Meylim yüzündeki kara haldadır (haldedir)/Hicranın ilacı ilk vüsaldadır (Ayrılığın ilacı ilk kavuşmadadır)/ Ne vakittir aşıkın gözü yoldadır/ Bir konak (konuk) gelesiz (geliniz) bize laleler…

https://youtu.be/PYSiniHtUzM

DEVAMI YARIN

(Yarın: .......... )

(1) Feteli Han Hoyski (1875_1920): Moskova’da hukuk eğitimi aldı; Kadet Partisi’nden seçildiği II. Duma’da Müslüman Birliği Partisi’ne geçti; Aralık1917’de İbrahim Bey’le birlikte Güney Kafkasya parlamentosu Seym’de yer aldı; Güney Kafkasya hükümetinde adalet bakanlığı yaptı. Kızıl Ordu’nun Azerbaycan’ı işgalinden sonra gittiği Tiflis’te Ermeni suikastçılarca öldürüldü.

(2) Berzeg, s. 325

(3) Sadri Maksudî (Arsal) (1880-1957): Paris’te hukuk eğitimi aldı; II. ve III. Duma’da Müslüman Birliği Partisi milletvekili olarak görev yaptı; 1917 Devriminden sonra kurulan İdil-Ural devletinin cumhurbaşkanı oldu; Bolşevikler orada yönetimi ele alınca Paris’ e gitti; 1925’te Türkiye’ye geldi; Ankara’da Hukuk Fakültesi’nde ders verdi; 1950-1954 arasında Demokrat Parti milletvekilliği yaptı. İbrahim Bey’in Ankara’ya taşındıktan sonra görüştüğü kişilerdendi.

Bu eserin tüm yayın hakları Sanattan Yansımalar internet sitesiyle yazarı Mina Tansel’e aittir. Tanıtım için dahi olsa kısa alıntı veya bütünüyle yayın yazarın ve yayıncı internet sitesinin yazılı izni olmaksızın yapılamaz.”


 

Bu haber 981 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Brezilya'da Piyano / 19
Brezilya'da Piyano / 19
Klasik Müzik Dünyasından Pandemiye Bakış -5
Klasik Müzik Dünyasından Pandemiye Bakış -5