Fazıl Say- Erdoğan: Takvim, saptamalar ve sorular


Fazıl Say'ın 18 Ocak konseriyle ilgili ilk yazımda objektif biçimde olup biteni aktarmış, eserlerle ilgili görüşümü de daha sonra yazacağımı belirtmiştim. Ama sıcağı sıcağına, geceyarısı yayımladığım yazıdan sonra, ertesi sabah basına ve sosyal medyaya gözattığımda gördüm ki, ortalık tozduman!

Troller, fanlar, hayranlar, düşmanlar, övenler, sövenler...

Çoğu kişinin bazı ayrıntıları hiç dikkate almadan yakıştırmalarda bulunduğunu, “siyasi meşrep”lerine göre değerlendirme yaptığını tahmin edersiniz.

Şimdi yapmaya çalışacağım değerlendirmeyi, lutfen Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarını, suçlamalarını, ettiği sözleri, bazı sanatçıları hedef göstermelerini, Fazıl Say'ın da geçmişteki sosyal medya paylaşımlarını hiç dikkate almadan okuyun.

Önce bir uluslararası müzik piyasası gerçeğinden hareket edelim. Fazıl Say gibi uluslararası sanat piyasasında yer alan, yurtiçinde ve dışında bir yılda 130 civarı konser veren sanatçıların, iş planlaması çok önceden yapılır. Fazıl Say'ın da, yurtdışındaki menecerleri ve Türkiye'deki kendi şirketiyle yapılan planlama sonucu en az bir yıl öncesinden konser tarihleri bellidir. Önce yurtdışı turne ve konserler yerleşir takvime, ardından kalan boşluklar için Türkiye konserleri planlanır.

Şimdi bazı tarihlere göz atalım:

18 Mart 2017 : Çanakkale Valiliğinin, UNESCO listesine girişinin 20. yılında “2018 Troya Yılı Olsun” teklifi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı 2018’i “Troya Yılı” ilan etti.

24 Haziran 2018: R. Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçildi.

9 Temmuz 2018: Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ne göre yemin edip göreve başladı.

9 ustos 2018 : Fazıl Say'ın, Çanakkale Belediyesi'nin siparişi üzerine bestelediği Truva Sonatı'nın Dünya Prömiyeri 55. Uluslararası Troia Festivali kapsamında Çanakkale'de besteci tarafından yapıldı.

26 Ağustos 2018: Fazıl'ın annesi Gürgun Özsoyeller Say, Bodrum'da toprağa verildi. Aynı gün, Erdoğan Fazıl'ı telefonla arayarak başsağlığı diledi. Fazıl'ın, gazeteci Ertuğrul Özkök'e “Taziyelerini çok samimi, sıcak bir tonda, çok gerçek bir şekilde iletti” diye tanımladığı bu konuşma sırasında, Erdoğan'ı konsere davet ettiği anlaşıldı.

26 Ekim 2018: Yerel seçimin erkene alınmayıp, zamanında, 31 Mart 2019'da yapılacağı kesinleşti.

30 Ekim 2018: Fazıl Say, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin siparişi üzerine yazdığı “İzmir Suiti”nin Dünya Prömiyerini, İzmir'de AASSM'de yaptı.

Kasım- Aralık 2018: Fazıl Say, her iki eseri de başta İstanbul olmak üzere, kendi şirketinin organizasyonuyla büyük salonlarda çaldı.

19 Aralık 2018: ABD Başkanı Trump, Suriye'deki askerleri çekme kararını açıkladı.

17 Ocak 2019: Amerikalı Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, geceyarısı Ankara'ya geldi.

18 Ocak 2019: Erdoğan, 2.5 saat görüştüğü senatör Lindsey Graham'ı da, akşama gideceği Fazıl Say konserine davet etti. Erdoğan konser salonuna girdiğinde senatör, protokol sırasında elini sıktığı zevat arasındaydı.

Takvimi daha fazla uzatmaya gerek yok. Dikkatlice göz gezdirenler, Say-Erdoğan konusunda dillendirilen komplo teorilerinin ve yapılan yorumların ayağının yere basıp basmadığını rahatlıkla görebilirler.

**

Şimdi, bazı sorular soracağım. Bunlara herkes gene “meşrebine göre” yanıt verebilir.

- Fazıl'ın, annesinin toprağa verilişinden birkaç saat sonra telefonla arayan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı konserine davet etmesi “siyasi bir manevra” mıdır, yoksa doğaçlama konuşma sırasında insanî davranışa karşı, gene insanî bir karşılık mıdır?

- Fazıl, Cumhurbaşkanını 4.5 ay sonraki konserine “kişisel bir beklenti” ile mi davet etti?

- Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konsere kendiliğinden gelmek istese, Fazıl buna “Hayır” mı demeliydi? Diyebilir miydi?

- 3000 kişilik salonda aylar önce satışa çıkıp hızla tükenmiş biletleri kimlerin satın alıp konsere geldiğini sanatçı bilebilir mi?

- Konserine AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan gelince, Fazıl'ın Atatürkçü, laik, demokrat, özgürlükçü olduğunu sıklıkla beyan ettiği konum ve görüşleri zedelendi mi?

- Cumhurbaşkanı Erdoğan Fazıl Say konserine gitti diye AKP'ye oy vermekten vazgeçen kaç kişi vardır?

- Konser olayı, “olmaması gereken” midir, yoksa “olması gereken”, hâttâ bir çoksesli müzik sanatçısıyla sınırlı kalmayıp değerli pek çok solistimizi de kapsayacak biçimde “olması gereken” midir?

Sizler bu soruların yanıtlarını kafanızda düşünürken, ilk yazımda belirttiğim bazı gözlemleri daha açık bir biçimde tekrarlayayım:

-Fazıl sahneye çıktıktan sonra önce “Ankaralı müziksever dostlarına” yani dinleyiciye hitap etti, ardından Cumhurbaşkanı ve diğer protokoldekileri kısaca sıraladı.

-Troya Sonatı'nın sonunda, Cumhurbaşkanı, protokol ve dinleyicinin ayakta alkışına karşın, “Ankaralı hemşehrilerim, bilmem sanatımı beğendiniz mi?” sorusunu genel biçimde salona yöneltti.

- Cumhurbaşkanı sahneye çıkıp mikrofonu eline alarak sanatçıya iki kez “Sevgili Fazıl” diye hitap ettiği konuşmasını yapıp, hediyesini sunduktan sonra, Fazıl mikrofonu eline alıp bir konuşma yapmadı.

- Fazıl yıllardır izlediğim tüm resital ve konserlerinde dinleyiciyi nasıl selamladıysa, bu kez de aynı biçimde selam verdi. Salonda Cumhurbaşkanı olduğu için yerlere kadar eğilmedi.

- Sosyal medyada konu kaynatılırken, Fazıl geçmiş yılların aksine, eline sazı alıp karşılıklı konuşmalara dalmadı.

**

Tüm yazılıp çizilenler arasında en çok, bu nitelendirmeye kimi dostlar kızsa da “maddi hata” dediğim “bilgi hatası”na, dikkati çekmek istiyorum:

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konserine geldiği Fazıl'ın bütün eserlerini bilmesini, gelmeden önce bunu araştırmış olmasını istemek, düşünmek safdillik olur. Erdoğan'ın bestecinin İstanbul Senfonisi ile 4 Şehir sonatındaki şehirlerden birinin Ankara olduğunu bilmemesinden daha normal bir durum olamaz.

Ama bunu eleştirmek için saygın bir internet haber sitesinde yapılan hata, tam rahmetli Uğur Mumcu'nun “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” nitelendirmesine uyuyor. “Erdoğan'a Fazıl Say ile ilgili bir bilgi verelim” üst başlığı altında “Fazıl Say'ın bir İstanbul Sonatı var” deniliyor. Bu bilginin yanlış olduğunu yerleştirdikleri video ortaya koyuyor. Videoda İstanbul Senfonisi'nin seslendirmesi var, yani bir orkestra eserinin.. Ee canım, ha sonat, ha senfoni! diyorlarsa onu bilemem.*

Fazıl Say'ın özgeçmişi anlatılırken de şöyle iki cümle kullanılmış: “Babası Ahmet Say, Fazıl Say'a zorluklarla müzik eğitimi aldırdı. Öyle ki bir dönem limon satarak onu derse gönderdi.” Abartılı, çünkü Fazıl'ın eğitim masraflarını, o dönem Bülbülderesi Eczanesi'nin sahibi olan annesi Gürgun Özsoyeller Say karşıladı. Her ikisi de yakın dostum olan rahmetli Gürgun ile Ahmet Say, 10 yıl evli kaldılar, sonrasında da Fazıl'ın eğitimi konusunda annesi desteğini sürdürdü.

Bkz: http://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/sefik-kahramankaptan/gurgun-ozsoyeller-sayin-ardindan/1779/

Sonuç olarak, bu yazıyı yazıp yazmamayı düşündüm ama sonunda vicdani olarak yazmanın daha doğru olduğuna karar verdim. Dilerim kolaylıkla linç etme ya da putlaştırma alışkanlıklarından toplumumuz vazgeçer, olayları aklı-ı selim ile inceleme giderek yaygınlaşır.

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

20 Ocak 2019

Önceki yazı:

http://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/sefik-kahramankaptan/erdogan-fazila-iki-kez-sevgili-diye-hitap-etti/1896/

 

*Not: Bu yazının yayımından sonra OdaTV sayfasındaki haberde "sonat" yanlışını düzelterek "senfoni" yapmıştır. Duyarlılıklarına teşekkürler. ŞK