Nasıl bu denli verimli ve keyifli?
Reklam
  • Reklam

Nasıl bu denli verimli ve keyifli?

Konservatuvarlardaki öğretim üyelerinden, dalında öğretimi aktif olarak, çalarak gösterenler ve gerçek anlamda “sanatçı” niteliği taşıyanlar için “ünvan” arkadan gelir. Ozan Tunca da, sanatçı olarak kendini sürekli geliştirmenin yanında, öğretim ve klasik müziğin toplumda yaygınlaştırması bağlamında çabalarıyla son yıllarda dikkati çekiyor.

21 Haziran 2014 - 17:54 - Güncelleme: 21 Haziran 2014 - 18:18
Reklam

Çellist Ozan Tunca, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı'nı Doğan Cangal'ın öğrencisi olarak tamamladıktan sonra, lisansüstü eğitimini ABD' de Luisiana, doktorasını da Florida üniversitelerinde yaptı. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Doçentlik unvanını aldı, profesörlük için başvurduktan kısa bir süre sonra üniversitede ve konservatuvarda yönetim değişti ve kâbus başladı. Başvuru dosyası çelişkili beyanlarla oyalandı, ta ki, yeniden rektör değişinceye kadar... Engellemecilerin yapacak başka girişimi kalmamış olacak ki Ozan Tunca geçtiğimiz ay Profesör olarak cüppesini giydi.

Konservatuvarlardaki öğretim üyelerinden, dalında öğretimi aktif olarak, çalarak gösterenler ve gerçek anlamda “sanatçı” niteliği taşıyanlar için “ünvan” arkadan gelir. Ozan Tunca da, sanatçı olarak kendini sürekli geliştirmenin yanında, öğretim ve klasik müziğin toplumda yaygınlaştırması bağlamında çabalarıyla son yıllarda dikkati çekiyor. Tüm bu çabalarının daha iyi anlaşılabilmesi için Ozan'la siz okurlarımız için söyleştik.

-Son yıllardaki çalışmalarınla camiada herkesin dikkatini çekiyorsun sevgili Ozan...

Teşekkür ederim. Çalışmalarımı viyolonsel sanatçısı, eğitimci ve toplumsal hizmet için yaptığım çalışmalar olarak üç ana başlıkta değerlendirebiliriz. Viyolonsel sanatçısı olarak Romantik Çello, Gezgin Çello ve Özgür Çello başlıklı resitallerimle farklı yaklaşımlar sergiledim.

-Özgür Çello'ya Kapadokya'da tanıklık etmiştim. İşin içine plastik sanatları da dahil etmiştin..

Evet..Özgür Çello’da benimle sahnede bir ressam da yer aldı, seslendirdiğim eserlerden ilham alarak bir tablo yaptı. Bu başlıkla konserleri İstanbul Süreyya Operası’nda, Kapadokya Argos Bezirhane’de ve Bursa Bölge Senfoni Orkestrası eşliğinde gerçekleştirdim. Sanatların birbirinden etkilenmesi her zaman ilgimi çekmiştir.

Konserin videosunu aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=C8WKvd_nViI

-Gezgin Çello'yu da Ankara Devlet Konservatuvarı salonunda izlemiştim. İlginç bir çalışmaydı.

Doğru, oradaydınız, hatta güzel fotoğraflar da çekmiştiniz. Gezgin Çello’da İstanbul’dan bir trene binerek görseller eşliğinde ve benim sözlü anlatımımla tarihsel ve coğrafi bir yolculuğa çıktık. Adnan Saygun’dan, Kara Karayev’den, Rachmaninov’a doğru… Bu konseri ilk defa piyanist Zöhrab Adıgüzelzade ile gerçekleştirdim. Beraber büyük bir mutlulukla çalıştığım piyanistler Birsen Ulucan, Gökhan Aybulus, Oytun Eren ve Serla Balkarlı’ya da teşekkür borçluyum. Gezgin Çello Boğaziçi Üniversitesi’nde, Moskova Çaykovski Konservatuvarın’da, Fulya Sanat Merkezi’nde ve Çukurova Müzik Festivali’nde sahneye çıktı... Romantik Çello da anlatımlı olarak Romantik dönemin en güzel küçük parçaları ve Rachmaninov Sonat ile etkileyici bir program oldu. Süreyya Operası, İzmir Sanat, Borusan Konser Evi Romantik Çello’ya ev sahipliği yapan salonlardan. Eskişehir’de henüz hiç resital vermek için davet edilmemiş olmam beni üzen konulardan...

Konserin videosunu aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=ZDXrlw3PYg4

-Ya orkestralar? Hangi orkestralarla hangi konçertoları çaldın?

Senfoni orkestrası eşlikli konserlerim Bilkent, Antalya, Bursa, Eskişehir senfoni orkestralarında oldu. Başkent ve Uludağ Üniversitelerinin de akademik orkestraları beni solist olarak davet etti. Strauss’un Don Kişot’unun yanında Dvorak, Elgar, St . Saens, Haydn ve Schumann Konçertoları seslendirme fırsatım oldu. Sevgili dostum Melih Kara ile ünlü İtalyan çellist Sollima’nın iki çello ve yaylı orkestra için eserini de seslendirdik. Kabalevsky, Şostakoviç ve Çaykovski’nin eserlerini Çukurova, İstanbul ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestraları ile seslendirmeyi arzuluyorum.

Konserin videosunu aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=c36gK9PnItc

-Siz çellistler arasında ortak çalışma kültürü de hayli gelişkin. Dört arkadaş Çellistanbul birlikteliğinizi haylidir sürdürüyorsunuz değil mi?

Çellistanbul viyolonsel kuvarteti ile yaklaşık on yıldır çalışıyorum. Çağ, Murat ve Melih ile çalmak ve beraber zaman geçirmek çok keyifli ve zenginleştirici. Çok güzel acı tatlı anılar ve paylaşımlarla dolu on yıl. Kıbrıs ve Atina konserleri benim en keyifli hatırladıklarımdan. Çellistanbul bandoneon sanatçısı Tolga Salman ve piyanist Orçun Orçunsel ile seslendirdiği “Tango” programının yanında Zuhal Olcay, Züfü Livaneli, Edip Akbayram, neyzen Burcu Karadağ ve soprano Pervin Çakar ile beraber konserler vererek mozaik gibi farklı parçalar ile repetuvarını zenginleştirdi. Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası ve İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ile de solist olarak sahneye çıktık. İki defa Uluslararası İstanbul Festivaline konuk olmuş, dünyaca ünlü müzisyenlerle konserler yapmış bir grubun parçası olmak mutluluk verici. Erman İmayhan ve Yılmaz Bişer de bize pek çok konserde katılmış arkadaşlarımız. Bir hevesim de, Çellistanbul’un genç çellistleri arasına alarak bir dizi konser yapması. Bence bizden sonraki kuşağa müthiş bir katkı sağlayacaktır.

Cellistanbul’un videosunu aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=dZOzhw8W_ac

Klasik Keyifler ile çalışmalarını da duyuyoruz…

Klasik Keyifler Amerikalı kemancı Ellen Jewett ve eşi Hüsam Süleymangil’in kurduğu bir oluşum. Pek çok iyi müzisyenin birbiri ile tanışması ve çalışmasına, genç müzisyenlerin kendilerini geliştirmesine vesile oldu. Çengelköy’de çok keyifli bir mekanları var. Özcan, Birsen ve ben başlarından beri Kapadokya’da yazları yaptıkları oda müziği festivali ve çalışma kampında Klasik Keyifler’le olduk. Ben çoğu etkinliğimi onlar adına yapmayı seviyorum. Söz gelimi Çello ile Tanışalım etkimlikerimi, çello ustalık kurslarımı ya da oda müziği konserlerimi… Klasik Keyifler derneğine üye olarak ülkemizin oda müziği alanında gelişmesine yardımcı olmak mümkün. Çorba da herkesin tuzu olunca daha da güzel oluyor. Önümüzdeki sezon Klasik Keyifler adına pek çok oda müziği konseri gerçekleştirmek istiyorum.

-Zaman zaman Hezarfen'le de çalışıyorsun...

Aslında onların daimi çellistiyim. Sevgili öğrencim ve meslektaşım Gökhan Bağcı da çellistlerimizden. Hezarfen Ensemble çok değer verdiğim gruplardan, benim birkaç senedir parçası olduğum bir modern müzik topluluğu. Modern müzik topluluğu nedir derseniz; örneğin bu yıl Almanya’da Münster şehrinde repertuvarı Suriyeli, Yunanlı, Türk, Ermeni, Kürt, Filistinli 30-45 yaş arası bestecilerin eserlerinden oluşan bir konser verdik. Özellikle Türk bestecilerinin eserlerinin yüksek müzikal kalitede seslendirilmesi ve kaydedilmesi gibi bir misyonumuz var. Onun dışında da çağımızın bestecilerinin eserlerinin en iyi biçimde dinleyiciye ulaşmasını amaçlıyoruz. Beraber çaldığım müzisyenler çok yetenekliler: Özcan Ulucan ülkedeki en yetenekli ve yüksek kariyerli kemancılar arasında, Nilay Karaduman Sancar müthiş sağlam bir kemancı, Ulric Mertin hem çalgısına çok hâkim hem de modern müzik konusunda son derece tecrübeli, vurmalı çalgılarda Amy, piyanoda Müge Hendekli ve nefeslilerde Cem ve Nusret müthişler… Michael Ellison ve Ulric bu grup için çok çalışıyorlar. Teşekkür borçluyuz.

Konserin videosunu aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=kxdBwqcLiKk

-Bundan iyisi can sağlığı... Bunca işe nasıl vakit yetiştiriyorsun?

-Viyolonsel çalışmak benim hayatta en çok zevk aldığım şeylerden. Bunu “iş” olsun diye değil keyfini çıkararak yapıyorum. Güzel bir kahve demleyip sabah erkenden gam ve egzersizlerle başlamak, öğleden sonra öğrenci beklerken repertuvarı hazırlamak büyük keyif. Hatta bir ara “öğrenci beklerken” başlığı altında ses kaydı yapıp sosyal paylaşım sitelerinden takip edenlerle paylaşmaya bile başladım. Çalışmayı sevmek ve alanında mutlu olmak benim en büyük avantajlarımdan. İnsan yaşamında en büyük zaman dilimini çalışarak geçiriyor. Eğer alanınız sizi tatmin ediyorsa mutlu olmak konusunda çok avantajlı olabiliyorsunuz.

“Öğrencileri Beklerken” videosunu aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=9NWP8rAhnmY

-Gelelim eğitimci yanına...

-Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda sürekli öğretim üyesiyim. Onun dışında Uludağ Üniversitesinde de Lisansüstü öğrencilerim var. Yazları Klasik Keyifler Oda Müziği Kampı'nda çello ve oda müziği öğretiyorum. Bu yaz Çengelköy’de yine Klasik Keyifler adına yoğunlaştırılmış viyolonsel haftası ile pek çok öğrenci ile buluşacağım. Bu yıl A.B.D. de Güney İllinois Üniversitesi’nin davetlisi olarak ustalık sınıfı gerçekleştirdim ve bir konser verdim. Hemen ardından Eskişehir Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri ile bir çalıştay yaptım. Konservatuvarlarda Viyolonsel Eğitimi başlıklı kitabımla, elimden geldiğince genç meslektaş ve öğrencilerle eğitim konusundaki birikimimi paylaşmaya çalıştım. Bu kitap da yeni yayıncım Müzik Eğitimi Yayınları ile satışa çıkacak. Konservatuvar’daki eğitimi dört yıllara bölerek anlatıyorum. En can alıcı bölümleri ise yurt dışında eğitime devam etmekle ilgili tavsiyelerin yer aldığı bölümle mezun olduktan sonra kariyere nasıl devam edileceğini anlatan kısım bence. Orkestracı olarak devam etmek istiyorsak sınavlar hakkında bilgi, orkestracılığın püf noktaları gibi bilgiler, akademik olarak devam etmek istiyorsak nasıl bir yol izleyebileceğimiz, solist ve oda müziği sanatçısı olarak nasıl ilerleyebileceğimiz gibi pek çok kullanışlı bilgi var.

- Sosyal paylaşım sitelerinde onlarca küçük çocuğun ellerinde çello tutarken görünen fotoğrafını hatırlıyorum. Damlaya damlaya göl olur mu? Diye sormuştun. Ben de olur demiştim hâttâ.

Evet, öyle demiştiniz… Umarım öyle de olur. “Çello ile Tanışalım” çocuklar ve yetişkinleri çello ile keyifli biçimde tanıştırmak ve müzik yeteneklerinin farkına varmalarını sağlamak için oluşturuldu. Çocuklar çalgıları deniyor ve aralarda öğretmenlerin kısa performanslarını dinliyorlar. Etkinlik sırasında müzik yetenek testi ile de müzik kulakları hakkında bilgi sahibi oluyorlar. Etkinliğin içine serpiştirilmiş, üç bölümden oluşan müzik yetenek testi benim sürdürdüğüm bilimsel çalışmalar ile oluşturuldu.

-Nasıl çalışıyor bu test?

Katılanların CD çalardan dinletilen soru ve yanıt seçeneklerini dinleyerek çoktan seçmeli yanıt kâğıtlarını doldurmaları yolu ile gerçekleşiyor. Test sonuçları birer karne olarak bir hafta sonra PDF formatında elektronik posta olarak gönderiliyor. Bu çalışmanın patenti için de başvurdum. Çalgı/Dinleti/Yetenek Testi yaklaşık 60-70 dakika kadar sürüyor. Türkiye’deki Devlet Konservatuvarları, Güzel Sanatlar Liseleri, Eğitim Fakülteleri gibi müzik eğitimi veren kurumların özel yetenek sınavlarının Müziksel İşitme Becerisi bölümleri temel alınarak hazırlanmış bir müzik yetenek sınavı. Bu testin içerik geçerliği için uzman görüşleri alınarak ve alandaki çalışmalar incelenerek hazırlanmış olan deneme testi bilimsel yöntemlerle (ölçme değerlendirme uzmanları eşliğinde) geçerli ve güvenilir hale getirilmiştir.

- Klasik müzikle tanışalım gibi bir projen daha vardı..

Evet, 2009 yılında başladığım bir çalışma. Dünya hızla değişiyor ve gelişiyor. Türk toplumu da bu değişim ve gelişimde diğer toplumların yanında yerini en önlerde alabilmeli. Bunun için kendi ulusal kültüründen başka evrensel kültürden payını alabilmesi ve beslenebilmesi gerekli. Salvador Dali’nin, Picasso’nun, Hegel’in, Plato’nun, Şekspir’in, Dostayevski’nin kim olduğunu bilmeyen, onların yaratılarından beslenmeyen bir insan dünya insanı olabilir mi? Resimde, felsefede ya da edebiyat örneğinde olduğu gibi müzikte de Mozart’ın, Strauss’un, Ravel’in ya da ve hâttâ Adnan Saygun’un, Gürer Aykal’ın, İdil Biret’in veya Fazıl Say’ın kim olduğunu bilmeyen ve onların yaratıları ve paylaşımlarından beslenemeyen bireyler dünya toplumunun parçası olabilir mi?

-Tabii ki olamazlar!

Evrensel sanatlar arasında haklı yeri olan klasik müziği anlamamız ve ondan beslenebilmemiz bizi çağdaş ülkelerle aynı kültürün parçası haline getirecektir. Atatürk’ün de Cumhuriyetimizin kuruluşunda gayretle üstünde durduğu konu buydu. Ben bir sanatçı olarak üstüme düşeni yaparak toplumumun klasik müzikle tanışması adına çalışıyorum ve bu çalışmaların geniş kitlelere yayılması ile yarınlarımızın çok farklı ve daha iyi olacağına inanıyorum. Bu çalımalarımın en önemli meyvesi herhalde “60 Dakikada Klasik Müzik” başlıklı CD’li kitabım. Başlangıç seviyesindekiler için, konser salonuna, klasik müzik dinlemeye bir oryantasyon kaynağı. Sesli kitap olarak CD'den, benim sesimden kitabı dinleyebiliyorsunuz. O yüzden arabada evde heryerde diyor başında... Görme engellilerin de bu hizmetten yararlanmasını düşünmüştüm. Müzikal örnekler ve benim metni okuyarak seslendirmem üzerine kurulu bir akışı var.

-Gelişen teknolojik olanakları işin içine katman çok yararlı. İphone için de bir uygulama hazırlıyordun, ne oldu sonuç?

Evet. Konservatuvarlara başvuran öğrenci sayısı artsın, daha fazla yetenekli çocuk müzik eğitimi almayı düşünsün, daha çok insan yeteneğini fark etsin ve amatör de olsa müzikle uğraşmak için bir istek duysun diyerek müziksel işitme becerilerinin ölçümü ile ilgili bilimsel çalışmalara iki yıl önce başladım. Bu çalışmaların ürünü olarak bazı testler geliştirdim ve bu müzik yeteneği uygulamasını iphone için hazırladım. Bu testte başarılı olabilmek için hiç bir müzik eğitimine ya da nota bilgisine ihtiyacınız yok. Amacı kulak sınavını evlere getirmek… Böylece müziksel işitme beceriniz ile ilgili bir fikir sahibi olabilir ve müzik eğitimi konusunda plan yapmaya başlayabilirsiniz. Ses ve melodilerini Yusuf Gencay’ın üstlendiği Musical Talent adlı uygulamayı Creaworks İnteractive geliştirdı. İlk seviyesi ücretsiz olan bu uygulamayı İphone, İpad, İpod Touch kullanıcıları cihazlarına indirerek hemen deneyebilirler.

-Son olarak, sosyal medyadan izlediğim oğlun Bora'nın çello serüveni nasıl gidiyor?

Bora oldukça iyi gidiyor. Çevresindeki pek çok arkadaşının da çello çalmasının avantaj yarattığını düşünüyorum. Ben hiç daha çalışmasını ya da çalmasını hatırlatmadım. Kendisi genelde “Çelloyu verir misin? Çalıcam” diyor. Borusan Radyo’daki Arkadaşım Müzik programında çalışmalarımız ve çocukların minik röportajları da yayınlandı. Keyifli olmuş oldu.

Şefik Kahramankaptan

Bora ile kayıtlardan:

http://www.youtube.com/watch?v=230xhEXaZek&list=PLk6mhDaEtyYmgQiYZl8Zln3NBd-Inj9py

 

 

 

 

 

Bu haber 5458 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
ADK'da büyük coşku ve 100. Yıla İdil Biret damgası
ADK'da büyük coşku ve 100. Yıla İdil Biret damgası
Eskişehir'de “Doğum Günüm 1919” sahnelemesi
Eskişehir'de “Doğum Günüm 1919” sahnelemesi