Berlin’de 14 Şubat 2026 akşamı hava keskin ayaz, meydan çok soğuktu; ancak Gendarmenmarkt’ın merdivenlerinden içeri girenleri bambaşka bir iklim karşıladı. Işık, tarih ve beklenti. Salon tamamen doluydu ve daha ilk anlardan bunun sıradan bir konser olmayacağı hissediliyordu.

“Vom Anfangen” başlığını taşıyan festivalin açılış gecesi, gerçekten de yeni bir eşiğe adım atma duygusu yarattı.
Mahler ile gelen berraklık
Konzerthausorchester Berlin’i, repertuvarındaki cesur tercihleri ve mimari netlikteki yorumlarıyla bilinen Jonathan Nott yönetti. Programın ilk yarısında Gustav Mahler’in 4. Senfonisi vardı. Eser, soprano Camilla Tilling’in katılımıyla âdeta başka bir boyuta taşındı.
Yaylılardaki saydamlık, nefeslilerdeki rafine denge ve Nott’un dramatik yükselişleri aceleye getirmeyen yaklaşımı, müziğin ironisini ve masumiyetini aynı anda görünür kıldı. Final bölümünde Tilling’in sesi salonun kubbesine doğru yükselirken seyircinin neredeyse nefesini tuttuğu hissedildi.
Konser çıkışında pek çok dinleyicinin ortak cümlesi şuydu: “Uzun zamandır Mahler’i bu kadar içten duymamıştık.”

Sınırların eridiği an
Gecenin ikinci yarısı ise festival temasının ruhunu doğrudan sahneye koydu. Besteci-şef Cymin Samawatie ve Trickster Orchestra ile The Present, türler arası geçişlerin sadece teorik değil, canlı ve dönüştürücü olabileceğini gösterdi.
Samawatie’nin “Vom Anfangen” adlı yapıtının dünya prömiyeri ile Ketan Bhatti ile ortak üretimleri Amphiphilie, Doğu’nun tını hafızasını Batı orkestra geleneğiyle kaynaştırdı. Kanun, koto ve ney, senfonik dokunun içinde yabancı değil; aksine, uzun süredir oraya aitmiş gibiydi.

Sosyal medyada en çok paylaşılan yorumlardan biri şuydu: “Berlin’in bugünkü sesi tam olarak buydu.” Bir başka izleyici ise, “Sadece konser değil, kültürel bir diyalog izledik,” diye yazdı.
Eserlerin bitiminde alkış dalga dalga büyüdü. Özellikle prömiyer sonrası gelen coşku, uzun süre dinmedi. Sanatçılar defalarca sahneye çağrıldı. Ayakta alkışlayan geniş bir bölüm vardı ve pek çok kişi için gecenin duygusal zirvesi buydu.
Tarihle bugünün buluştuğu yer
Bu etkiyi yaratan yalnızca müzik değildi. 19. yüzyılda Schauspielhaus olarak doğan, savaşın yıkımını yaşadıktan sonra yeniden ayağa kalkan bina; geçmişin ağırlığını ve bugünün enerjisini aynı anda taşıyor. Fuayede dolaşırken tarihin yankısı, salonda otururken çağdaş Berlin’in nabzı hissediliyor.
Belki de bu nedenle “başlangıç” fikri burada bu kadar anlamlı.
Geceden geriye kalan
Eleştirmenler programın cesaretini, orkestranın disiplinini ve farklı gelenekleri ortak bir estetikte birleştirme başarısını vurguluyor. Dinleyiciler ise daha basit ama güçlü bir cümlede birleşiyor: “İyi ki oradaydık.”
Berlin bazı geceler müzikle kendini yeniden tarif eder. 14 Şubat 2026 da o gecelerden biri olarak hafızaya kazındı.
Haluk Direskeneli
15 Şubat 2026, Berlin
Yorumlar
Kalan Karakter: