27 Mart 2026 akşamı, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) ile Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı (HÜADK) güçlerini birleştirerek başkentte sanat adına hem anlamlı hem de unutulmaz bir geceye imza attı. CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’da gerçekleşen bu özel konser, CSO’nun 200. yılı ile Ankara Devlet Konservatuvarı’nın 90. kuruluş yıldönümünü aynı sahnede buluştururken, yalnızca müzikal açıdan değil, izleyici deneyimi bakımından da hafızalarda yer edecek zarif anlar sundu.

Orkestrayı yöneten Burak Tüzün, Barok dönemden 20. yüzyıla uzanan geniş repertuvarı dengeli, şeffaf ve rafine bir yorum anlayışıyla bir araya getirdi. Programın stil çeşitliliği, Tüzün’ün incelikli yaklaşımı sayesinde akıcı ve bütünlüklü bir anlatıya dönüştü.

Gecenin solistleri Özgür Aydın ve Muhiddin Dürrüoğlu, iki piyano repertuvarının seçkin örneklerini yüksek uyum ve güçlü bir müzikal diyalogla seslendirdi. Johann Sebastian Bach’ın İki Piyano için Konçertosu (BWV 1060) yorumunda berrak artikülasyon ve kontrpuan hâkimiyeti öne çıkarken, Wolfgang Amadeus Mozart’ın Mi bemol Majör Konçertosu (KV 365) klasik zarafeti ve dengeli ifade diliyle dinleyiciyi etkileyen bir incelik sundu.
Programın çağdaş ayağını temsil eden Korhan Ilgar’ın “Divertimento” adlı eseri, orkestranın teknik esnekliğini ve disiplinini ortaya koyarken, Türk besteciliğinin güncel ifade gücüne de değerli bir katkı sağladı. Finalde ise Ernst Praetorius imzalı Do Majör Senfoni’nin “1941 Ankara” bölümü, tarihsel bir derinlik kazandırarak geceyi anlamlı bir çerçeveyle tamamladı.

Gecenin en özel ve simgesel anlarından biri, HÜADK’nın farklı yaş gruplarından oluşan korolarının sahnedeki varlığıydı. Gençlerin disiplinli, içten ve enerjik performansı, müzik eğitiminin sürekliliğini ve köklü yapısını sahneye taşıdı. Bu güçlü katılım, konserin ruhuna canlılık ve sıcaklık kattı.
Konserin açılışında sahnede yer alan öğrenci korosu, konservatuar okul marşını büyük bir coşkuyla seslendirdikten sonra yan ve koro balkonundü üyrolmoş yerlerine oturarak izleyici koltuklarına yerleşti. Bu doğal yakınlık, izleyici ile genç müzisyenler arasında samimi bir bağ oluşturdu. Konserin geri kalanı bu içten atmosfer içinde, büyük bir dikkat ve keyifle takip edildi.

Finalde yaşanan sürpriz ise gecenin en unutulmaz anlarından biri oldu. Şefin koro üyelerini selamlamak üzere ayağa kalkmaya davet etmesiyle birlikte, üç balkonda kümelenmiş olan öğrenciler bir anda ayağa kalktı ve aynı marşı yeniden söylemeye başladılar. Bu güzel an, sahne ile salon arasındaki sınırları ortadan kaldırarak tüm izleyicileri müziğin doğal bir parçası haline getirdi.
Kısa süre içinde herkes bu ortak coşkuya uyum sağladı; kimi dinleyerek, kimi gülümseyerek, kimi de farkında olmadan bu çok sesli atmosferin bir parçası olarak… Salon, müziğin birleştirici gücünü en yalın ve en etkileyici haliyle yaşadı.
Bu konser, yalnızca yüksek nitelikli bir müzikal icra değil; aynı zamanda sanatın birleştirici, kapsayıcı ve yaşamın içine karışan doğasını hatırlatan çok katmanlı bir deneyim sundu. Ankara’nın köklü müzik kurumlarının iş birliğiyle ortaya çıkan bu tablo, hem geçmişe saygıyı hem de geleceğe dair umudu aynı sahnede buluşturdu.
Sanat bazen sadece izlenen bir şey değildir; zamanı geldiğinde sizi de içine alan, paylaşarak büyüyen bir deneyime dönüşür.
HALUK DİRESKENELİ
28 Mart 2026, Ankara
Yorumlar
Kalan Karakter: