Ankara’nın klasik ayazı, yağmur ve sert rüzgârına rağmen 30 Ocak 2026 Cuma gecesi, CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’u dolduran dinleyiciler, haftanın yorgunluğunu unutturan nitelikli bir konsere tanıklık etti. Dışarıda soğuk ve yağmur altında sokaklar, içeride ise müziğin birleştirici sıcaklığı hâkimdi.

Konserin başında orkestrayı yöneten Şef Cornelia von Kerssenbrock, zarif ve kontrollü duruşuyla dikkat çekti. Alman müzik geleneğinin disiplinini duygusal bir anlatımla birleştiren şef, program boyunca orkestrayla doğal ve akıcı bir ilişki kurdu. Özellikle yaylı gruplarda, müziğin nefes alışını belirleyen net ama yumuşak el hareketleri, eserlere romantik bir incelik kattı. Opera ve festival deneyimiyle tanınan von Kerssenbrock’un Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’yla uyumu, dinleyiciye güven veren bir bütünlük oluşturdu.
Gecenin solisti Hande Küden, Berlin Filarmoni Orkestrası’nın birinci keman grubu üyesi olarak CSO sahnesinde yer aldı. Türkiye kökenli bir sanatçının bu düzeydeki uluslararası bir orkestrada görev alması, konserin duygusal arka planını güçlendiren unsurlardan biriydi. Piazzolla’nın Buenos Aires’in Dört Mevsimi (Leonid Desyatnikov düzenlemesiyle) yorumunda Küden, teknik hâkimiyet ile duygusal derinliği dengeli bir biçimde buluşturdu. Tangonun sertliği, melankolisi ve içsel ritmi, Ankara’nın soğuk gecesinde salonun atmosferini belirledi. Özellikle “Verano Porteño” bölümü, dinleyicinin dikkatini baştan sona canlı tuttu.
Program, klasik müzik tarihinin farklı dönemlerini ve karakterlerini bir araya getiren dengeli bir seçki sunuyordu.
Bach’ın Brandenburg Konçertosu No.3 ile yapılan açılış, berrak ve enerjik Barok diliyle orkestranın uyumunu öne çıkardı.
Ardından gelen Piazzolla yorumu, gecenin en çarpıcı durağı oldu.
Elgar’ın Yaylı Çalgılar için Serenat’ı, İngiliz romantizminin zarif melankolisini yansıtırken,
Grieg’in Holberg Süiti ise Barok biçimlere Kuzey romantizminin sıcaklığını ekleyerek konsere neşeli bir kapanış sağladı. Özellikle Sarabande ve Rigaudon bölümleri, dinleyiciden güçlü alkış aldı.

Salondaki seyirci profili dikkat çekiciydi. Genç dinleyicilerin yoğunluğu ve coşkulu tepkiler, klasik müziğin hâlâ canlı bir karşılık bulduğunu gösteriyordu. Zaman zaman erken gelen alkışlar bile bu ilgiyi gölgelemek yerine, salondaki enerjiyi artırdı.
Yaklaşık iki saat süren bu konser, haftanın stresini sessizce geride bıraktıran nadir akşamlardan biri oldu. Çıkışta kulaklarda Piazzolla’nın ritmi, içte ise sakin bir huzur vardı.
Ankara’nın ayazı serttir; ama böyle geceler için katlanmaya değerdir.
HALUK DİRESKENELİ
31 Ocak 2026, Ankara
Yorumlar
Kalan Karakter: