Ankara Kalesi’nin köklü sanat duraklarından Emin Antik Sanat Merkezi, 31 Ocak 2026 Cumartesi günü, mimarlık ile denizaltı dünyasının estetik kesişimine tanıklık eden eşzamanlı iki kişisel sergiye ev sahipliği yaptı. Mimar, yazar, eğitmen ve ressam Kadri Atabaş ile eşi, dalgıç ve ressam Serap Selçuk Atabaş’ın eserleri, iki ayrı salonda ama aynı anda sanatseverlerle buluştu. Toplam 53 eser (Kadri Atabaş’tan 25 sulu boya, Serap Selçuk Atabaş’tan 28 yağlıboya ve akrilik çalışma), izleyiciyi farklı ama birbiriyle konuşan iki derinliğe davet etti.

Kadri Atabaş’ın resimleri, yıllara yayılan mimarlık birikiminin tuvale yansıması niteliğinde. Batıkent Toplu Konut Projesi gibi Türkiye kentleşme tarihinin önemli dönüm noktalarında imzası bulunan bir mimarın elinden çıkan bu çalışmalar, klasik anlamda bir “ressamlık” iddiasından çok; mekân, kent ve insan gözleminin sakin bir görsel güncesi olarak karşımıza çıkıyor.
Çizgilerdeki ölçülülük, kompozisyonlardaki denge ve renk paletindeki dingin sadelik, mimarlık disiplininin düşünsel arka planını açıkça hissettiriyor. Yüksek sesli anlatılardan uzak bu resimler, izleyiciyi durmaya, bakmaya ve içsel bir tefekküre çağırıyor; mimarlık ile resim arasındaki sessiz ama güçlü bağı görünür kılıyor. Sergi, kentin yalnızca planlarla değil, duygu ve sezgiyle de okunabileceğini hatırlatıyor.

Serap Selçuk Atabaş’ın yan salonda yer alan sergisi ise izleyiciyi bambaşka bir evrene taşıyor. Dalgıç kimliğiyle dünyanın farklı denizlerine inmiş bir gözün, sualtı fotoğrafları ve doğrudan deneyimlerinden beslenerek tuvale aktardığı denizaltı sahneleri; mavi tonların hâkimiyetinde, ışık kırılmalarının ve gölgelerin iç içe geçtiği masalsı bir dünya sunuyor. Daha önceki sergilerinde kullandığı “Denizaltı Senfonisi” başlığını çağrıştıran bu eserler, okyanusun derinliklerindeki sessizliği, bilinmeyenin büyüsünü ve keşif duygusunu taşıyor. Kedilerden ilham alan önceki çalışmalarının izlerini koruyan sanatçı, bu kez suyun akışkanlığına, mercanların renklerine ve balıkların gölgelerine odaklanıyor. Yağlıboya ve akrilikle kurulan bu anlatım, izleyiciyi suyun altına, kadim bir merak ve dinginlik alanına davet ediyor.
Çiftin yan yana sergilenen çalışmaları, rastlantısal bir eşzamanlılıktan öte, birbirini tamamlayan iki bakış açısının zarif bir buluşması olarak okunabilir. Biri taş, çizgi ve kentsel yapıların durağanlığıyla; diğeri su, ışık ve akışkanlığın hareketliliğiyle aynı sessiz tanıklığı sürdürüyor. Mimarlık ile doğa, yapı ile keşif, somut ile soyut arasındaki görünmez bağın tuval üzerinden hissedildiği bu ikili sergi, günümüz sanat ortamında nadir rastlanan iddiasız bir derinlik sunuyor.

Açılışa katılan sanat, mimarlık ve kültür dünyasından isimler — aralarında Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin ve usta heykeltıraş Metin Yurdanur’un da bulunduğu — serginin en güçlü yönünün bu doğal ve tecrübeye dayalı anlatım olduğunu vurguladı. Kadri Atabaş’ın mimarlıkla geçen uzun meslek hayatının sanatsal bir devamı ve Serap Selçuk Atabaş’ın dalış deneyimlerinin görsel bir yansıması olarak ortaya çıkan bu eserler, sanatın yaşamın içinden ve birikimden doğduğunu bir kez daha gösteriyor.
Emin Antik Sanat Merkezi’ndeki bu ikili sergi, 2 Mart 2026 tarihine kadar gezilebilir. Sessiz ama kalıcı izler bırakmayı tercih edenler için Ankara’da kaçırılmaması gereken bir durak. Kentin taş duvarları ile denizin derin mavisi arasında kurulan bu köprü, izleyiciyi hem düşünmeye hem de hayranlıkla bakmaya davet ediyor.
Haluk Direskeneli
01 Şubat 2026, Ankara
Yorumlar
Kalan Karakter: