İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), librettosu ve bestesi Ahmed Adnan Saygun’a (1907-1991) ait Gilgameş adlı şan, dans ve söz içeren epik dramı yazılışından 42 yıl sonra 17 Mayıs 2025’te, 16.Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali kapsamında dünya prömiyeri ile seyirciye ulaştırdı (www.sanattanyansimalar.com/sanygun-un-yillardir-sahnelenmeyi-bekleyen-operasi/8321/). 21 Şubat 2026’da saat 15.00’de Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Türk Telekom Opera Salonu’nda sezonun son temsilini izledim.
DESTANIN KONUSU ve ANLAMI
Gılgamış MÖ 2-1.5 yy.’da Babil Krallığı döneminde Sümer dilinde kil tabletlere yazılmış bir destan. Uruk kralı Gılgamış’ın zulmünü durdurmak için tanrılar ona vahşi bir adam olan Enkidu’yu musallat ediyorlar. Enkidu, Gılgamış ile mücadele ederek onu mağlup ediyor. Kendisini yenene saygı duyan Gılgamış, Enkidu ile dost oluyor, ikili beraberce nice maceralara atılıyorlar. Ama hem Enkidu, vahşi yaratık Humbaba’yı öldürünce hem de Gılgamış, tanrıça İnanna’nın evlenme teklifini geri çevirince tanrılar Gılgamış’ı cezalandırmak için can yoldaşı Enkidu’nun canını alıyorlar. Gılgamış yaşam arkadaşının özlemi içinde sonsuz yaşamı aramaya koyuluyor. Sonunda “ölümsüzlüğün” öldükten sonra geride “sevgi” bırakmakla mümkün olduğunu idrak ediyor.

Gılgamış efsanesi hakkında yazılan yazıların çoğu “Tarihte bilinen ilk yazılı destan” tanımlamasıyla başlar. Oysa “insana dair, ama yeterince üzerinde durulmamış kadim konu” olarak da tanımlanabilir. Ne de olsa Gılgamış efsanesi insanın ölümsüzlük uğruna güç ve iktidar tutkusunu anlatan, sonunda yaşamın ve ölümün anlamını vurgulayan, zamandan bağımsız ve evrensel bir konudur. Kim bilir belki, daha çok irdelense, insanların dizginlenemez hırs ve kibirleri tamamen yok olmasa da, en azından biraz durulurdu.
TARİHTE ve SANATTA GILGAMIŞ DESTANI
Konunun uzmanı arkeolog Prof. İsmail Gezgin’e göre, Kral Gılgamış’ın adı MÖ 2650 yılından kalma tabletlerde Uruk kralları listesinde kayıtlıdır. Gılgamış’ın etimolojik anlamı “düşünen, âkil adam”dır. Gılgamış mitinin metni, ülkesine dönerken yer altındaki ölüler dünyası Tartaros’a uğramak zorunda kalan Odysseus’un efsanesini, Ardâvîrâfnâme adlı eserdeki araf, cennet ve cehennem ziyaretleri tariflerini, Dede Korkut’un korkularını, Vergilius’un Aeneis’ini, Dante’nin İlahi Komedya’sını ve tabii Âdem ile Havva’nın cennetten kovuluşunu hatırlatıyor. Opera sanatında Gılgamış benzerleri deyince akla ilk anda Goethe ve Gounod’nun Faust’unun ölümsüzlük arzusu; İbsen ve Grieg’in Peer Gynt’ünün kendini arayışı; Dvorak’ın Şeytan ve Kate adlı operasındaki cehenneme yolculuk geliyor.
Doğrudan “Gilgameş” adını kullanarak efsaneyi konu alan eser olarak Danimarkalı besteci Peer Nørgård’ın “Gilgamesh” (1972) Sırp besteci Rudolf Brucci’nin “Gilgameš” (1986), Ermeni besteci Ashot Ariyan’In “Bilgamesh” (2012), Avustralyalı besteci Jack Symonds’in, “Gilgamesh” (2024) adlı operaları sahnelenmiş. Ülkemizde ise Gılgamış üzerine ilk sahne eseri olan Orhan Asena’nın kaleme aldığı “Tanrılar ve İnsanlar-Gılgamış” adlı tiyatro 1954-55 sezonunda Ankara Devlet Tiyatrosu’nda seyirci ile buluşmuş. 1964’te Asena’nın librettosu ile Nevit Kodallı, “Gılgamış” adlı dört perdelik dramatik bir opera bestelemiş ve eser 1978-79 sezonunda Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde sahnelenmiş. İşe önce 1964’te Münir Hayri Egeli’nin librettosu ile girişen Saygun, konuyu 1983’te kendi librettosuyla ele almış ve Gilgameş adlı “anlatımlı-opera-bale” İDOB 2025’te sahnelenene kadar sabırla beklenmiş. Besteleniş kronolojisi açısından son eser olan, besteci Onur Türkmen’in “Gılgamış Parlando Operası” adlı eserinin konser formatında dünya prömiyeri 2024’te gerçekleşmişti (www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/pinar-aydin-o-dwyer/gilgamis-parlando-operasi-dunya-promiyeri/3290/ ).
KONU: https://www.operabale.gov.tr/eser/gilgames-3139 linkinden kitapçık indirilerek ayrıntılı olarak okunabilir ve video izlenebilir. 3 perdelik epik dram tek arayla 2 perde olarak sunuluyor. Ara dahil, alkışlar hariç 2,5 saat sürüyor.

YARATICI SANATÇILAR: Beste ve Libretto: A. Adnan Saygun, Sahneye koyan: Caner Akın; Koreografi: C. Deniz Özaydın; Orkestra şefi: İbrahim Yazıcı; Dekor ve görsel tasarım: Efter Tunç; Kostüm tasarımı: Gizem Betil; Video tasarım: Aisha Hajiyeva; Işık tasarımı: Cem Yılmazer; Koro şefi: Paolo Villa
YORUMLAYICI SANATÇILAR: Hikâyeci: Hüseyin Likos; Gilgameş: Matthew Solovieff (dans); Enkidu: Arda Erkara (dans); Ninsun: Deniz Likos; Şamaş: Burak Bilgili; İştar: Mine Kurtoğlu; Anu: Gökhan Ürben; Antum: Nesrin Gönüldağ; Enlil: Uğur Etiler; Humbaba: Melike Manav (dans); Alto Solo: Nursel Dinler Yazman; Halktan Bir Kadın: Neslişah Pekin; İştar Kızı: Ayşenur Ayyıldız Haksoy ve Aslı Ulu (dans); Siduri: Merve Topaldemir Erdier (dans); Soprano Hikayeci: Ayşegül Karkıner; İrnina: Zeynep Halvaşi; Gelin ve Damat: Ayşe Aras ve Agit İşcan (dans); Yılan: Ecem Ovat (dans); A, B, C, D Düşünce Hayali: Erdem Sakarya, Mualla Dedemen, M. Banu Ergün, Ahmet Baykara; Ut Napiştim: Alper Saldıran (tiyatro). İDOB Orkestra ve Korosu; Başkemancı: Seda Subaşı Yalçın
İZLENİMLERİM
Eser Üzerine: Epik dram konulu eseri sahne sanatı sınıflaması açısından “anlatımlı-opera-dans” kombinasyonu olarak nitelendirmek mümkün. Bestede müzikal süslemeler yerine sözleri ve sözlerin anlamlarını öne çıkaran yalın bir müzik söz konusu. Diğer bir deyişle efsanedeki gibi yaşamın ve ölümün anlamını felsefi ve psikolojik açıdan sorgulayan; Doğu ezgileri Batı’nın yer yer Wagner, yer yer diğer çağdaş bestecilerin tarzı çoksesliliğiyle örülmüş şan müziğiyle eşit ağırlıklı dans ve yer yer sözel anlatımla örülü şiirsel bir yapıt. Tasavvuf felsefesinin öncülü diye de nitelendirilebilecek Gilgameş efsanesinin Saygun anlatımında bu noktaya değiniliyor, hattâ olaylar “bu dünya”da mı yoksa “berzah”ta mı geçiyor sorusunu akla getiriyor. Eserin Wagner’in Tannhäuser operası benzeri finali koronun “Huzur ne güzel, barış ne güzel. Sevgiden başka gerçek mi var?” sözleri ile sonlanıyor.

MÖ 2100’de kazıldığı tahmin edilen Gılgamış konulu 12 tabletteki şiirsel yazıların çoğu çözülmüş olmasına rağmen bunların o dönemde nasıl seslendirildiğini-telaffuz edildiğini bilmeye imkân yok. Saygun libretto ve bestesinde bunları âdeta günümüz Türkçe telaffuzuyla tercüme etmiş. Öte yandan Saygun kendi Gilgameş uyarlamasında orijinal epik destana birebir uymamış, her karakteri kullanmamış ve başka karakterler eklemiş.

Yorumlayıcı Sanatçılar Üzerine: Kalabalık kadrolu yapımda rollerini özümsemiş oldukları belli olan ve yetkin her bir sanatçı üzerinde durmak yerine sadece başroldeki dansçı hakkında bir cümle yazmak istiyorum. Gilgameş rolünde Matthew Solovieff sadece başarılı bir dansçı değildi, mimik ve dansa ek jestleriyle âdeta psikolojik bir filmde yakın plan çekimi yapılabilecek yetenekte bir sinema oyuncusuydu.
Sahneleme Üzerine: Başından sonuna efsane ambiyansı içinde sunulan eseri sahneye koyan İDOB Başrejisörü Caner Akın’ın ilk adımda Gilgameş tabletlerini satır satır okumakla başlayan Gilgameş serüveni, Saygun’un orijinal elyazması notaları üzerinde altı aylık titiz bir çalışmayla sürmüş. Sonra sıra onunla aynı bakış açısına sahip yaratıcı ve uzman bir ekiple dijital çağ teknolojisi kullanarak sahne tekniklerini harmanlayıp, olağanüstü bir performans ile anlatımı bambaşka bir boyuta taşımaya gelmiş. Yaklaşık bir yıl sonunda ortaya çıkan bu yaratıcı sahneleniş öyle ki müziğe şekil verip anlam katan, müziğin formunu besleyen, ona katkıda bulunan ve onu geliştiren bir yaratım. Diğer bir deyişle reji, müziğin sadece duyulmasını değil âdeta gözle görülmesini sağlıyor, neredeyse müziğin içinden bambaşka bir müzik doğuruyor.

Üstüne, konunun içinde yaşanmasını sağlayan dekor, kostüm, aydınlatma, dijital tasarımlar ve diğer unsurlarla bütünleşmiş sahneleme Gilgameş’e bürünülmesini, sonra ona dıştan ama yakından bakılmasını ve kendine sorarak kendi yaşamının nedenini bulmayı sağlıyor. Dansların koreografisi ve opera solistlerinin devinimleri yapıma öyle ince dokunmuştu ki sanki kelime kelime duygu ve olayları anlatmakla kalmıyor, duyguları tetikleyerek zihinde canlandırtıyordu. Operada alışılagelen “dansla süsleme” yerine asimetrik anlatım hareketlerinden oluşan koreografiyle kâh olaylar açıklanıyor ve bir sonrakine bağlanıyor, kâh gerçek bir ormanda dolaşılıyor, kâh karakterlerin psikolojisine giriliyordu.

Dansa ek olarak yaratıcı grafik ve video içeren diğer sahneleme unsurlarına birçok örnek verilebilir: Sahnenin önünde ve ortasındaki tül perde ile sahnenin fonu üçlü düzlem oluşturarak perspektifte 3 boyuttan da fazla çoklu boyutla derinlik sağlamış. Sağa devinen spiral grafik tasarım anlatımda olayların ilerlediği, göz formunda başlayıp yukarıdan sağa doğru açılan grafik tasarım daha “derin görme” ve “zamanın geçmesi” hissi doğuruyor.
Enkidu’nun ölümü ön tülde beliren kanatlardan anlaşılıyor. Ormandaki ağaçların büyüdüğü dijital tasarımla ağaçlara yaklaşılıyor, ormanın derinliklerine doğru yol alınıyor, mevsimlerin değiştiği, yılların geçtiğini anlaşılıyor. (Göz hekimi kimliğimle bir orman grafiğini göz retinası ve soluk göz sinirine benzettim). Keza alevli gözbebeği yeri geldiğinde zorlukların timsali yanardağı, yeri geldiğinde Gilgameş’in gerçeklerin farkına varmasını, yeri geldiğinde de Enkidu’yu kaybetmenin verdiği acıyı ifade ediyor.

Yaratıcı, ikna edici, hayale taşıyıcı sahne tasarımları Saygun’un eseriyle bir tür halı dokumacılığı. Sahne eserinin etkisinin derinliği, kuşkusuz sadece beste ve librettoya değil, aynı zamanda yoruma ve yorumla bağlantılı olarak seyircinin algı ve alımlamasına da bağlıdır. Algı ve alımlama ise bellekteki kayıtlarla kurulan bağlarla oluşur. Bu dokuma tezgâhı örneği ile açıklanabilir; dokumanın “çözgü” adı verilen dikey ipleri eserin beste ve librettosunu, “atkı” adı verilen yatay ip örgüleri seyircinin belleğini harekete geçiren sahnelemeye benzetilebilir. Ortaya çıkan dokuma da seyircinin algıladığı, yani eseri alımlamasıdır. Yaratımda “çoklu bakış açısı-yaratıcı zihin gözüne” sahip Akın’ın böyle fantastik bir destan sahnelemesinde bir tür “Yüzük Kardeşliği tuzağına” düşmeden dokuduğu halı zihinde yankılanarak fantastik çağırışımlar yaratmakla kalmıyor kişiye özel servis gibi her bir seyirciyi düşünemeye de sevk ediyor. Diğer bir deyişle efsane ve psikoloji içeren libretto ve kontrpuan içeren besteye “sahneleme tılsımı dokunuşuyla” bambaşka bir kontrpuan katmanı yaratmıştı.

Görüntülerin belirme-dönme-kayma-silinme hız ve yönlerinin her anı müziğin ritmine ve konuya denk düşecek şekilde mühendislik hesabı yapılmış olmasına ek olarak, hem konuyu tarif edecek hem de seyircide duygu uyandıracak görsel tasarımların varlığı Akın’ın “sinestetik” olduğunu düşündürüyor. Belli ki “dene-yanıl” yöntemiyle değil, müzik üzerine “ön-çalışma” esnasında müziğin görselliğini hissetmiş. Müzikte gördüklerini görsel tasarımları yapan sanatçılara aktararak, rejiyi gerçekleştirmiş. Ve bu sayede sahnede yalın müzik değil, müziğin çok katmanlı görüntüsü izleniyordu.
Kendimi anlatacak olursam, aklım önce AKM anılarıma gitti. AKM binasında ilk izlediğim temsil 12 Nisan 1969’da merkezin açılış tören-temsiliydi. O heyecan dorukta geceyi çok net hatırlıyorum çünkü annem Bilge Aydın orkestrada, Ferit Tüzün’ün Çeşmebaşı adlı balesinin solo piyano partisini çalmıştı. Gilgameş temsili başlayınca aynı yaştan devamla Gilgameş rejisinin anımsattığı Walt Disney’in çizgi filmi Fantasia’yı izlediğim çocukluğuma döndüm. Ve en sonunda geleceğime, ölümüm ve sonrasını düşünmeye başladım. Hatırlanmak istiyorsam ve “nasıl hatırlanmak istiyorum, bunun için neler yapmam gerekiyor” sorusu bundan sonra aklımdan hiç çıkmayacak.

Sonuç: Destanı yazılacak nitelikte bir yapımla Gilgameş operasını izlediğim için başım göğe erdi. Bu eseriyle de “ölümsüzleşen” Saygun, sağılığında bu Gilgameş yapımını görmüş olsaydı, eminim hayran kalır, gözlerine inanamazdı. “Hiç sahnelenmemiş yerli eserlerin sahnelenmesi” projesi kapsamında, hazırlığı meşakkatli Gilgameş’in tüm yaratıcı ve yorumlayıcı sanatçılarını, şefi ile orkestrayı kutlarım.
Dilekler: 1. Gilgameş yapımının çevrimiçi dergisi öylesine kapsamlı ki bir kitap olarak yayınlanması yararlı bir kültür hizmeti olabilir. 2. Keza videosu öyle başarılı ki Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali’ne “Opera Temsili Filmleri” gösterimleri oturumunun eklenmesine önayak olabilir, ki bu oturum dünyada ilk kez başlatılmış olur. 3. Temsil esnasında seyircilerin anonsa rağmen cep telefonuyla fotoğraf ve video çekmesi, mesajlarına bakması giderek daha da arttı. Hem sanatçıların, hem diğer seyircilerin dikkatini dağıtmaması ve daha da önemlisi telif sorunlarının çıkmaması açısından temsil başlamadan önce sahneye çıkarak canlı uyarı yapılması anonsa göre daha etkili olabilir.
Pınar Aydın O’Dwyer
24 Şubat 2026, İstanbul
1 Notlar: Saygun “Gılgamış” değil “Gilgameş” adını kullanmıştır. (Bkz. İDOB, Gilgameş kitapçığı)
2 Tarih bilimi kaynaklarında “Gılgamış” adı kullanılmıştır.
Kaynaklar
- Çığ Mİ: Gilgameş, Tarihte İlk Kral Kahraman. Kaynak Yayınları, 9. Baskı, 2009
- Gezgin İ: Gılgamış Kültürlenme Sürecinin Mitik Kahramanı. Alfa Yayınları, 2009
- Gılgamış Destanı. Çev: Muzaffer Ramazanoğlu. Cumhuriyet Yayınları, 1998
- Güleç ES, Güleç İŞ: Kuruluşundan Bugüne Devlet Opera ve Balesinde Sahnelenen Operalarımız. Yalın Yayıncılık, 2023
- Refiğ G: Ahmet Adnan Saygun ve Geçmişten Geleceğe Türk Mûsikîsi. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1991
- Refiğ G: Kayıplar. İDOB, Gilgameş kitapçığı, 2025
- Savaşkurt B: Saygun’un Gilgameş” Operası ve Sanatta Gılgamış Destanı Konser Arkası, Şubat 2026
- Yüksel B: “A. Adnan Saygun’un Gilgameş adlı Epik Dramının Gılgamış Destanı ile Karşılaştırılması ve Müzikal Analizi. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Enstitüsü, Doktora Tezi, 2016
- Yüksel B: Saygun ve Gilgameş: Destan’dan Opera’ya Yolculuk. Akademisyen Kitabevi, 2021
Fotoğraflar: Temsil: Murat Dürüm, selam: Pınar Aydın O’Dwyer
Yorumlar
Kalan Karakter: