KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEY OĞLU / 21
Reklam
  • Reklam

KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEY OĞLU / 21

Bir yanda savaş, bir yanda siyaset, diğer yanda cemiyet...

21 Mayıs 2020 - 00:03 - Güncelleme: 21 Mayıs 2020 - 14:47


Bu eserin tüm yayın hakları Sanattan Yansımalar internet sitesiyle yazarı Mina Tansel’e aittir. Tanıtım için dahi olsa kısa alıntı veya bütünüyle yayın yazarın ve yayıncı internet sitesinin yazılı izni olmaksızın yapılamaz.”

21

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA RUSYA

Ressam Vasili Vereşagin (1842-1904) Rus ordusunun Orta Asya’yı fethine katılmıştı. Ressamın 1871 tarihli Savaşın Yüceltilişi ile Geride Kalanlar tabloları Rus ordusunu kötü gösterdiği gerekçesiyle Rusya’da sergilenmemiş, Almanya’da sergilendiğinde ise Mareşal von Moltke askerlerin bu tabloların yer aldığı galeriyi görmesini yasaklamıştı.

Nisa Hanım’la İbrahim Bey’in nişanlanıp evlendikleri sırada, dünyayı değiştirecek bir savaş başlamış, sürmekteydi: 1914 yazında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Sırbistan’a savaş açmıştı. Kendini Sırpların ve Slavların koruyucusu olarak gören Rusya hemen seferberlik ilan etmiş; bunun üzerine Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun müttefiki Almanya, apar topar Rusya’ya savaş ilan etmişti. Niyeti, Ruslar harekete geçmeden onları hazırlıksız yakalamaktı. Böylece Rusya paldır küldür Dünya Savaşı’na girmiş oldu; ama yine de Rus orduları Doğu Prusya’yı ve Avusturya Galiçya’sını ele geçirmeyi başardılar. Ancak, savaşın üç ay içinde biteceği hesabı yanlış çıkmıştı. 1915’te Ruslardan yenilgi haberleri gelmeye başladı; donanım yetersizliği ile donanımı cepheye ulaştırmadaki aksaklıklar Rus ordusunu zora koşuyordu. Dayanabilmeleri için müttefiklerinden destek gelmesi gerekiyordu. Destek yollarının başlıcası Çanakkale ve İstanbul Boğazlarıydı.

Tam da İbrahim Bey’le Nisa Hanım’ın evlilik hazırlıklarının yapıldığı günlerde, Osmanlılar Çanakkale’de İngiliz ve Fransız güçlerini bozguna uğratıyor, Boğazlardan geçerek Rusya’ya destek ulaştırma planlarını suya düşürüyordu. Burada, Türkiye’de halkın ilk kez ulusal bir bilinçle korumaya koştuğu Çanakkale için yakılan türküye kulak verebiliriz: Ruhi Su’nun eşsiz yorumuyla…

https://youtu.be/XHrVPAurcr8

Müttefiklerinden umduğu desteği alamayan Rus ordusu Temmuz 1915’te artık Batı cephesinde geri çekilmeye, aldığı toprakları fazlasıyla geri vermeye başlamıştı. Hele Polonya’nın elden çıkması, Rusya’yı en önemli sanayi bölgelerinin birinden yoksun bıraktı. Ülke ekonomisi açmaza girdi. Demiryolu ulaşımında, yedek parça eksikleri, vb nedenlerle ciddî aksaklıklar başladı. Köylüler ürettiklerini pazara ulaştıramaz oldular. Ülkede kıtlıklar ve fiyat artışları halkı öfkelendirecek boyutlara geldi.

Valentin Serov'un II. Nikolay portresi

Bunun üzerine, 1915’in Eylül’ünde Çar II. Nikolay, sevilen başkomutan Arşidük Nikolay Nikolayeviç’i görevden alıp kendinı başkomutan olarak ilan etti. Arşidük Nikolay’ı ise Kafkas cephesinde görevlendirdi: onu hem Kafkasya Genel Valiliğine, hem de Kafkas Orduları Başkomutanlığına getirdi. Bu karar Çar’a karşı muhalefeti kızıştırdı, çevresindeki destekçilerin iyice azalmasına yol açtı. Bakanların neredeyse hepsi bu karara karşı çıktı: hem Çar’ın komutanlık deneyimi yoktu, hem de sevilen bir başkomutanın görevden alınması ordunun moralini bozacaktı. Çar her zaman olduğu gibi yine eleştirilere kulak tıkadı; baktı ki susmuyorlar, karşı çıkan bakanları görevden aldı.

Çariçe, çocukları ve Rasputin

Başkumandanlık karargâhına giderken de işleri Çariçe Aleksandra’ya bıraktı. Bu karar bardağı taşıran son damla olacaktı: Nitelikli görevlilerin işten alınması, kalanların yolsuzluğa bulaşmış olmaları yetmezmiş gibi bir de Çariçe’nin ülkeyi -okuma yazması olmayan ama doğaüstü güçlere sahip olduğuna inandığı- akıl hocası Rasputin’in öğütleri doğrultusunda yönetmesi, muhalefeti iyice körükledi. Bir yandan da savaşın yol açtığı kıtlıklarla yokluklar halkın belini bükmekteydi.

Sarıkamış 1914

Öte yandan, Savaş’ın başından beri Güney cephesinde Ruslar açısından işler yolunda gidiyordu. 1914’te Rusya’nın elindeki Kafkas topraklarını almak için harekete geçen Enver Paşa karakışta Sarıkamış’ta bozguna uğramış, askerinin %86’sını yitirmişti.

Albin Egger-Lienz'in 1914 tarihli İsimsizler başlıklı tablosu

Arşidük Nikolayeviç, başkomutanlıktan alınıp Kafkasya cephesi komutanlığına getirildikten sonra Çarlık ordusu Osmanlı topraklarında ilerleyerek 1916 Şubat’ında Erzurum’u, Muş’u, Bitlis’i ve Rize’yi; Nisan ayında Trabzon’u, Temmuz’da Erzincan’ı işgal etti… Böylece, Osmanlı ordusuyla savaşılan Güney cephesi, Rus ordusunun büyük savaştaki en başarılı cephesi oldu.

DÜNYA SAVAŞI SÜRERKEN KAFKASYA’DA

Azerbaycan’da bulunan belgeler, o tarihlerde İbrahim Bey’in ülkenin “en faal ve nüfuzlu toplum ve siyaset adamlarından biri” sayıldığını gösteriyor. Bakü’de yayınlanan Açık Söz gazetesinde 28 Ocak 1916 tarihinde çıkan bir habere göre, Rusya Devlet Duması’ndaki Müslüman Partisi, Rusya’nın her yerinden önemli Müslüman aydınlardan oluşan bir “Danışma Meclisi”nin Petersburg’da (Petrograd’da) toplanması için girişimde bulunuyor. “Danışma Meclisi”nin Çarlığın bu kritik döneminde Rusya Müslümanlarının tutacağı yolu belirlemesi ve partiye yön vermesi bekleniyor. İbrahim Bey Haydarov, bu çerçevede Bakü’den çağrılan üç kişiden biridir. Parlamentoda birkaç yıl Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi üyesi olarak bulunmuş, daha sonra “bu partide kalmakla kendisini seçen Müslüman halkın çıkarlarını yeterince temsil edemeyeceği” gerekçesiyle partisinden ayrılmış olan İbrahim Bey, belli ki, Rusya Müslümanlarının başlıca temsilcilerinden sayılıyordu.

AZERBAYCAN’DA KÜLTÜR HİZMETLERİ

Birinci Dünya Savaşı sürerken, Azerbaycan’da olağan sivil toplum çalışmalarının kesintiye uğramadığı görülüyor. Bugün ele geçen belgelerde, İbrahim Bey’in de Bakü Belediyesi’ndeki (Uprava’daki) resmî görevi dışında, devletin yapmadığı ya da yapmayacağı hizmetleri yerine getirmeye uğraşan sivil toplum kuruluşlarında çalışmayı sürdürdüğü ortaya çıkıyor. Devletin ilgilenmeyeceği konuların başında ise Müslüman halkın eğitim ve kültür düzeyini yükseltmeye yönelik hizmetler geliyor.

Nicat Cemiyeti'nin amblemi

Mart 1916’da, İbrahim Bey’in Müslüman toplumun gelişimine hizmet için Bakü’de kurulan Nicat Cemiyeti’ne başkan yardımcısı seçildiği görülüyor.

Nicat Cemiyeti, ulusal uyanışa hizmet amacıyla eğitimi yaygınlaştırmak için kurulmuş bir dernekti. Orta ve yüksek öğretim kurumlarındaki yoksul öğrencilere yardımcı olmak; Azerbaycan dilinin ve edebiyatının gelişmesine katkıda bulunmak; ülkenin Bakü, Gence, Şamahı, Şuşa gibi şehirlerinde okuryazarlığı artırmak için kurslar açmak; gazete ve kitap yayınına parasal destek vermek için çalıştı. Derneğe gelir sağlamak amacıyla konser gecelerinin düzenlenmesinde İbrahim Bey’in önemli rol oynadığını yine belgelerden öğreniyoruz.                                                             

HUZURSUZLUK BÜYÜYOR

Savaş sırasında yaşanan yenilgilerle ekonominin çöküşü Çar yönetiminin beceriksizliğiyle birleşince toplumun hemen tüm kesimlerinde huzursuzluk çığ gibi büyür. Özellikle işçiler, köylüler, askerler kaynaşmaktadır; ama ortada onları yönlendirecek çapta bir muhalefet partisi olmadığını yazıyor bazı tarih kitapları. Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin (RSDİP) önderlerinin çoğu sürgünde ya da hapistedir; parti kendi içinde ideolojik açıdan Bolşevik, Menşevik ve Enternasyonalist olarak bölünmüştür. Başka konularda ayrışmalarına karşın RSDİP’liler savaş konusunda aynı görüşü paylaşmakta; hep bir ağızdan “Savaşa son!” çağrısı yapmaktalar. Öteki sosyal demokrat ve sosyalist partiler ise “savunma amaçlı” olarak savaşı sürdürme yanlısıdır.

ŞUBAT 1917”: BURJUVA DEVRİMİ

Aralık 1916’da Rasputin bir suikast sonucu öldürülür. Ancak, Çariçe’yi parmağında oynattığı, mantık dışı yöntemlerle aldığı kararları ona uygulattığı söylenen Rasputin’in sahneden çıkarılması bile ortalığın durulmasına yetmeyecektir. Rusya İmparatorluğu çalkalanmaktadır: Bir yandan Çar karşıtı güçler seslerini iyice yükseltmişler; öte yandan Baltık kıyısındaki halklarla Polonyalılar, Ukraynalılar, yer yer çekilen Rus ordusunun ardından bağımsızlık türküleri yakmaya başlamışlardır.

Savaşın yol açtığı pahalılık, kıtlıklar, vurgunlar en çok büyük şehirlerde, özellikle de -Almanya’yla savaşmaya başladıktan sonra adı Ruslaştırılıp Petrograd’a çevrilen- başkentte artan huzursuzluk sokak gösterilerine yansır. Göstericilere acımasızca tepki verilmektedir. Ancak, Ekim 1916’da grevcilere ateş açmaları emredilen askerlerin polislere ateş açması, hükümetin artık orduya sahip olamadığını ortaya koymuştur.

İvan Vladimirov'un fırçasından açlık...Ölü atın etlerini alan insanlar...

Muhalefetsiz olmasına özen gösterilen yeni Meclis (IV. Duma) de beklenildiği gibi uysal çıkmamıştır: Aralık 1916’da toplanan IV.Duma’da hükümet şiddetle eleştirilir. Harbiye ve Bahriye Bakanları da parlamento binasına gelerek Duma’yı desteklediklerini açıklarlar. Ancak Çar’ın bütün yaptığı, muhalif sesleri kısmak olur: başbakanı değiştirmekle kalmaz, -parlamentonun iki kanadını- Duma ile Devlet Şurası’nı da Ocak 1917’ye kadar tatil eder.

İvan Vladimirov'un fırçasından ekmek bekleyenler

Demiryolları çalışamaz duruma geldiğinden Rusya’da ancak 10 günlük buğday kalınca Petrograd’da (Petersburg’da) ekmeğin vesikaya bağlandığı açıklanır. Boş fırınların önünde olaylar çıkar. Birkaç gün sonra, 8 Mart’ta (eski Rus takvimine göre 23 Şubat 1917’de) Kadınlar Günü nedeniyle kadınların başlattığı grev ve gösteriler, bir anda Çar’a karşı eylemlere dönüşür: “Ekmek!” çığlıklarına “Kahrolsun Çar!” haykırışları katılır. Ertesi gün şehirde 150 bin işçi greve gider ve gösteri yapar. Öğrencilerle orta sınıftan halkın da katıldığı gösteriler çığ gibi büyüyerek şiddet içermeye başlar.

İvan Vladimirov'un fırçasından Çarlık logosunun indirilişi ve resminin yakılmaya getirilişi

Çar heykelleri yıkılır, heykellerin kafaları kesilir. Çar, bölge komutanına ayaklanmanın tez zamanda kaba kuvvetle sonlandırılmasını emreder. Polis tarafından kalabalıklara açılan ateşlerde ölenler olur. Olayların tırmandığı bir başka şehir de Moskova’dır. “Şubat Günleri” diye anılacak beş günün son gününde, aldıkları emre uyup işçi kardeşlerine ateş açmış olmanın pişmanlığıyla ayaklanan çok sayıda asker ve subay, gösteri yapan işçilere katılarak hep birlikte silah fabrikasını ele geçirirler. Yüz bin silahla postane, istasyon ve telefon santrallerini denetim altına alırlarken kendilerine karşı duran polislerle de çatışırlar. Hapishaneler boşaltılır. Şehirde yağma olayları yaşanır. Bir yandan da bayram havası esmeye başlar. İsyancıları destekleyenler kollarına kırmızı şerit, yakalarına kırmızı kurdeleler takarak sokaklara çıkarlar. Kapanmış olan lokanta ve kafeler yeniden açılınca işçilerle askerlere bedava yemek vermeye başlarlar.

Rus takvimine göre 27 Şubat’ta öğleden sonra Petrograd'daki Rusya parlamento binası Tavrida Sarayı’nda, farklı devrimci partilerinn işçi temsilcilerinden oluşan bir geçici Sovyet (yürütme konseyi) oluşturulur. Burada alınan karar uyarınca hemen ertesi gün tüm fabrikalarda işçilerin, tüm kışlalarda askerlerin şehir Sovyet’ine temsilci seçmeleri sağlanır. Böylece, ayaklanan işçiler ile işçilere ateş açmaları istenen askerler birleşip yaklaşık 1000 kişilik Petrograd Sovyeti’ni (Devrimci İşçi ve Asker Konseyi’ni) kurmuş olurlar.

O sırada Duma üyeleri de Çar’ın bir gün önce verdiği parlamentoyu feshetme kararına uymama görüşünde birleşerek yönetime ele koyarlar.

VE ÇAR TAHTI BIRAKIYOR

1905’te tahtı bırakması söz konusu bile olmayan II. Nikolay bu kez tahtı bırakmak zorunda kalır. Petrograd Sovyeti ile Duma, tahttan inen Çar’ın yerine kardeşi Grandük Mihail Aleksandroviç’in geçmesi için ortak karar alırlar. Grandük ise ancak toplumun tümünün seçmesi durumunda tahta oturabileceğini söyler. Bunun üzerine, toplumun tümünü temsil edecek yeni bir meclis oluşturulması gündeme gelir. Anayasa yapmakla da görevli olacak yeni meclis (kurucu meclis) toplanana değin geçici bir hükümet oluşturulması için anlaşmaya varılır. Yönetim yetkisi, yeni bir yasal düzen kurulana dek “geçici” olarak adlandırılacak hükümete verilir.

Bu olay tarihe “Burjuva Devrimi” olarak geçecektir.

Rusya’da Şubat Devrimi’nin kıvılcımını çakan Kadınlar Günü gösterileriydi; bu bölümün müziği de bir kadın besteciden olsun. 1931’de Tataristan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde doğan, 1992’den bu yana Almanya’da yaşayan besteci Sofya Gubaydulina’nın yapıtı De Profundis, akordeonun anlatım gücüyle ilgili algıları değiştirebilir. Yusif Puriç çalıyor: https://youtu.be/2P2o9b02lhg

DEVAMI YARIN

( Yarın: Bolşevik Devrimi’ne Doğru)

Bu eserin tüm yayın hakları Sanattan Yansımalar internet sitesiyle yazarı Mina Tansel’e aittir. Tanıtım için dahi olsa kısa alıntı veya bütünüyle yayın yazarın ve yayıncı internet sitesinin yazılı izni olmaksızın yapılamaz.”

Bu haber 1025 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Antalya Operası Müzisyenlerinin Testleri Negatif
Antalya Operası Müzisyenlerinin Testleri Negatif
KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEY OĞLU / 29
KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEY OĞLU / 29