Her biri kaynak niteliğinde kitapları bulunan çok yönlü bir sanat ve kültür insanının kitabını yazmak kolay iş değildir. Hele, anılarının, görüşlerinin, anlatacaklarının çoğunu kendi kitaplarında aktarmışsa…
Yaşamı boyunca tümü de müzikle ilgili olmak üzere değişik şapkaları başında taşımış, piyanist, müzikolog, sanat yönetmeni, öğretmen, radyo programcısı, yazar, sivil toplumcu Filiz Ali’ye (d.1937) SCAMV, Onur Ödülü Altın Madalyası’nı 2023 yılında verdiğinde, belki de en zor iş, geleneksel armağan kitabının hazırlanmasıydı. Ama görevi üstlenen gazeteci, araştırmacı yazar Serhan Yedig, bu zor işin altından ustalıklı bir “nehir söyleşi” ile kalkmış.
Kolay olduğu için kimilerince öncelik verilen nehir söyleşi, iyi planlanmadığı ve uygulanmadığı zaman sıkıcı olur. Ama öncesinde iyi araştırma yapılıp, sabırla uygulandığı zaman da, elden bırakılmadan okunabilecek bir nitelik kazanır. Hele karşınızdaki lafı hiç uzatmadan düşüncesini olduğu gibi söyleyen, gereğinde tek sözcük yanıtla kestirip atabilen Filiz Ali gibi biriyse.
Serhan Yedig’in bir şansı, aktif gazetecilikten emekliye ayrıldıktan sonra Ayvalık’a yerleşmesi, Filiz Ali’nin de kurucusu ve yöneticisi olduğu Ayvalık Müzik Akademisi nedeniyle yaz aylarını bu Ege kasabasında geçiriyor olmasıydı. Serhan’ın “Sunu”sundan, 13 görüşmede toplam 14 saat söyleştiklerini öğreniyoruz. Kimbilir Serhan Yedig, bu söyleşilerin hazırlıkları için kaç 14 saat harcadı?

Serhan Yedig'in 2024 sonbaharında, Filiz Ali ile yaptığı son oturum. (Foto:Metin Salan)
Ancak, keşke Filiz Ali’nin sabrı tükenmeseydi de, ilk planlamada yer alan Türkiye’de, eğitim, müzikoloji ve müzik yazarlığı konularının yer alacağı bölümleri de söyleşselerdi. Zaten Filiz Ali’nin daha önce hakkında iki farklı yazarın biyografik kitap yazma girişimini yarıda bıraktığı biliniyor.
Kitabı okunur kılan, okuyucuyu tarihsel gerçeklikten koparmadan yöneltilen bilgi içerikli anımsatıcı sorular. Bunlar sayesinde yanıtın hangi dönemde ve hangi gelişmelerle ilgili olduğu rahatça anlaşılıyor. Bu da Serhan Yedig’in söyleşi konusundaki ustalığından kaynaklanıyor.
Kitabın temel bölümleri şöyle:
- Sabahattin Ali ve Mutlu Çocukluk Günleri
- Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Dokuz Yıl
- Yeni Dünya’da Keşif Serüveni
- ADK’da Bir Piyano İşçisi
- Nihayet İstanbul
- İz Bırakan Verimli Yıllar
- AIMA
- Tanıklıklar
Her bölümde düşündürücü olduğu kadar ibret verici bazı yaşanmışlıklara, bunların bıraktığı izlere rastlamak mümkün. Yüzeysel olarak bildiğimiz, genel olarak yüceltilen kimi kişilerin, gizli kalmış olumlu-olumsuz özellikleri de söyleşinin akışı içinde algılanıyor. Politikacıların sanata, eğitimine ve uygulamasına bakışı konusunda yıllar içinde pek değişiklik olmadığını da, özellikle Filiz Ali’nin CRR Konser Salonu’nu yönettiği yıllardaki başarılarına karşın, yaşadıkları ve başına gelenlerden bir kez daha anlıyoruz.
Kitaba “Hayal Kurma ve Gerçekleştirme Sanatı” başlığı verilmesi, sanırım özellikle AIMA’nun kurulup gelişmesinden kaynaklanıyor. Nitekim Filiz Ali, “AIMA’nın geleceğiyle ilgili hayalleriniz?” sorusuna “AIMA ilelebed yaşayacak” yanıtını verdikten sonra, sürekli bir yaz okulu haline gelmesi için gerekli destek ve ortamın gerekliliğine işaret ediyor.
Tanıklıklar bölümünde yer alan yerli-yabancı, 23 kişinin kimi daha önce yayımlanmış, özgün görüş ve anlatılarını okumak, nehir söyleşiyi tamamlayıcı bir etki yaratıyor. Filiz Ali’yi kişiliği ve özellikleriyle açıkça tanımlayan İlke Boran, Hasan Uçarsu, Dilbağ Tokay, Alp Ulusoy, Emre Yavuz, Nihan Ulutan ve ve Emre Nurbeyler’in anlatıları özellikle dikkati çekici.
Kitabın son bölümüne yerleştirilmiş bir karekod ise, müzik tarihimize bir not ve Filiz Ali’nin piyanistliğine bir tanıklık getiriyor. Bu, elektronik müzik konusunda dünyadaki ilk çalışmaları yapanlar arasında yer alan bestecimiz Bülent Arel’in (1919-1990) New York’ta 1962 yılında kayda aldığı Filiz Ali’nin resital programı. Arel’in kendisine armağan ettiği kayıtları, solistlik kariyerine yönelmek istemeyen Filiz Ali 60 yılı aşkın özel arşivinde sakladıktan sonra, günümüz teknolojisiyle ulaşılır hale getirilmesine izin vermiş. Böylece dileyenler Filiz Ali’nin Bach, Schumann ve Chopin parçalarından oluşan resitalinin kaydını dinleyebiliyorlar. Temizlenememiş arka seslerle, bu kayıtları dinlerken insan tarih solur gibi hissediyor kendini, Filiz Ali’nin anlattıkları daha bir anlam kazanıyor.
Filiz Ali’nin yaşadıklarını daha iyi anlamak ve anlamlandırmak için, doğal olarak babası Sabahattin Ali’yi bilmek gerektiğini vurgulayalım.
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
6 Temmuz 2025, Ankara
**
Serhan Yedig, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Yayınları, Ankara 2025, 1. Hamur, 13,5x19,5, Karton Kapak, Liste fiyatı 300 TL, İnternette 215 TL
Not: Filiz Ali’nin YKY’den yayımlanmış kitapları:
Filiz Hiç Üzülmesin – “Sabahattin Ali’nin Objektifinden, Kızı Filiz’in Gözünden Bir Yaşam Öyküsü”
Yok Bi’şey, Acımadı ki…
Bir Tutkunun Peşinde Carl Ebert – “Genç Cumhuriyet’in Tiyatro ve Opera Serüveni”
Müzisyen Portreleri
Müzikli Geziler
Müzik ve Müziğimizin Sorunları




























