Sonucu en başta söyleyeyim: Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hiçbir “resmi” gerekçe göstermeden, açıklama yapmadan, hattâ CSO’ya dahî haber vermeden 20 Şubat 2026 olağan haftalık konserini iptal etti, böylece boşalttığı adı “ CSO Ziraat Bankası Ana Salon” olan mekâna “Meddahın Meydanı:Bir Ramazan Akşamı”başlıklı programı koydu.

CSO’nun bu iptal olayından bir dinleyici telefonuyla haberi oldu. Dinleyici, “Bilet almıştım, şimdi biletinial’dan mesaj geldi iptale dair, iade şartlarını belirtiyorlar” diyordu. CSO üyeleri haber duyulunca moda tabirle “şoke” oldular. Sadece onlar mı? Devlet Çoksesli Korosu, ortak konserin paydaşı Orkestra Akademik Başkent ve şef Orhun Orhan için de durum farklı değildi.
Konserin dünyaca tanınmış Brezilyalı solisti erkek soprano Bruno De Sa Ankara’ya gelmişti, Devlet Çoksesli Korosu Gabriel Faure’nin Re Minör Op.48 “Requiem” başlıklı yapıtı için şef Burak Onur Erdem yönetiminde hazırlığını yapmıştı. Bariton Arda Aktar da yapıta hazırlanmıştı.
Kendilerine resmi ya da gayrıresmi bilgi iletilmediği için, CSO Yönetim Kurulu bu konser için “ileri bir tarihe ertelenmiştir” açıklamasını paylaştı. Ama spekülasyonlar çoktan başlamıştı.
İleri sürülen, yani iddia edilen gerekçeler (olasılıklar) şöyleydi:
- Saray’da düzenlenecek bir Ramazan programı için Bakanlık CSO’ya görevlendirme yapmıştır.
- Programda “Hristiyan müzikleri” Requiem” ve “Jubiletum” yer aldığı için, ‘ mübarek Ramazan günü Hristiyan müziği çalınmaz’ diyenler çıkması üzerine Bakanlık ya da Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü konseri iptal etmiştir.
- Konsere iki yapıtta söylemek üzere Brezilya’dan gelen solistin “eşcinsel” kimliği nedeniyle konser iptal edilmiştir!
- Sırf Meddah programını koymak amacıyla salonu boşaltmak için konser iptal edilmiştir.
Günümüzde ülkenin içinde bulunduğu ortam ve uygulamalar nedeniyle doğrusu bu iddiaların hepsi de olabilir görünüyordu.
Uluslararası klasik müzik yazarı Norman Lebrecht, SlippeDisc başlıklı web sitesinde konuyu “söylenti”lere dayanarak solistin aşırı eşcinsel görünümü”ne bağladı. Lebreht şöyle diyordu: “Söylentilere göre bu hükümetin LGBTQ+Bireyler’in görünürlüğünü ve ifade özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik yeni bir girişimin parçası”. Lebrecht, haberini sanatçının ilk albümü olan “Roma Travestita”nın kapağı ile destekliyordu.
Lebrecht haberini de “Türk Orkestrası sanatçıyı fazla eşcinsel göründüğü gerekçesiyle konserden çıkardı” başlığıyla vermiş, orkestranın yaptığı açıklama dışında sorulara yanıt vermediğini de iddia etmişti.
Norman Lebrecht, doğal olarak dünya genelinde geçerli sisteme göre, olayın sorumlusu olarak “Türk orkestrası”nı gösteriyordu. Oysa bizdeki sistem, siyaset ve siyasetçilerin orkestranın işleyişine çomak sokabildiği, bu türden kararları orkestra dışında alabildiği bir sistemdi!
Yurtiçi ve dışındaki bazı CSO karşıtı hesaplar, olaya müdahil olarak çeşitli suçlayıcı ifadeler kullandılar. Hattâ bir Avrupa ülkesi başkentinden bir Türk piyanistin evinden IP adresi verdiği belirlenen hesap, solistin hesabına da ulaşarak orkestrayı “yalan söylemekle” suçlayan yorum ve paylaşımlar yapıyordu.
Tüm bunlar olurken, CSO ise Bruno De Sa ile kayıt yapıyordu. Demek ki solist, orkestranın samimiyetine inanmış ve kayıt yapmaya evet demişti. Konser büyük ihtimalle önümüzdeki sezon programına yeniden konulacaktı. Tabii programa koymak yetmiyordu, program Bakanlıkça onaylandıktan sonra yürürlüğe giriyordu. Nitekim 2025-26 sezon programı da Bakanlık tarafından onaylanmış, bu konserin ve solistin yer aldığı basılı yıllık program da gene Bakanlık onayından sonra baskıya girmişti.
Bu yazıyı kaleme alırken Kültür ve Turizm Bakanlığı web sitesini ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü sayfasını kontrol ettim, bu konuda hiçbir açıklama, duyuru görünmüyordu! Instagram hesaplarına da baktım, hiçbir paylaşım yapmamışlardı. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü son olarak Ömer Faruk Belviranlı’nın 2026-27 yılı kıyafetleri konusunda yetkili sendika ile imzaladığı protokol haberini fotoğraflı olarak yayımlamıştı.
Şimdi merak edilen şu: Bu iptal kararını kim verdi? Kararı veren merciyi kim tahrik etti?
Sırasıyla Cumhurbaşkanlığı, Kültür Turizm Bakanı, Kültür Turizm Bakan Yardımcısı, Güzel Sanatlar Genel Müdürü yukardan aşağı yetkili. CSO en sonda yer alıyor!
Olan, dinleyiciye olmuş durumda. Ankara dışından 30-40 kişilik bilet alıp otobüs tutarak gelecekler vardı konsere. Bir yığın insan -ki iptal günü yani 18 Şubat’ta 1600’ü aşkın bilet satılmıştı- belli ki konser günü 2023 biletin tamamı satılmış, salon tamamen dolmuş olacaktı.
Bina nedeniyle “Orası sizin değil mi?” diye müzisyenlere soranlara hatırlatalım. Değil.
Binanın adı “CSO Ada Ankara” ama yönetimiyle CSO’nun bir ilgisi yok. Binanın işletmesi ve yönetimi Kültür ve Turizm Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü’ne bağlı CSO Ada Ankara İşletme Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır. Yani Bakanlık, CSO’nun adını kullanmaktadır.
Bilet alıp da konsere gelemeyen dinleyiciler, sosyal medyada mevcut durumu ayıplayıp duruyorlar. En azından bu yazıyı okuyanlar, iptalin (ya da ertelemenin) CSO'dan kaynaklanmadığını öğrenmiş olacaklar. Belki içlerinden CİMER’e yazıp sorumlunun kim olduğunu öğrenmek isteyenler olabilir. Acaba cevap olarak ne gelir? Kimbilir?
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
19 Şubat 2026, Ankara
Yorumlar
Kalan Karakter: