Klasik müzik festivallerin en önemli işlevi, sanatseverlerin kendi olanaklarıyla gidip izleme olanağı bulamayacağı yerli-yabancı iyi solist ve toplulukları, uygun bilet bedelleriyle bulundukları kente, deyim yerindeyse ayaklarına getirmesidir. Festivallerin gelişim ve gidişatının Türkiye'nin genel koşullarından olumlu veya olumsuz biçimde etkilendiklerini, ekonomik ve siyasal değişimlerin yansımalarının festivallerde de kendini gösterdiğini görüyoruz. Bazen de bu etkilenme, işin başını çekenlerin yaşlanması, rahatsızlanması gibi nedenlerle oluyor ve işe sahip çıkma çabası içine girenlerin beceriksizliği festivalin sonunu bile getirebiliyor. Galiba Uluslararası Mersin Müzik Festivali’nin 21’ncisinden sonra yapılamamasının nedeni de bu.
KENT BİLEŞENLERİ İŞİN İÇİNDEYDİ
Mersin Uluslararası Müzik Festivali 2002 yılında Mersin Devlet Opera ve Balesi’nin kuruluşunun 10. yıldönümünde başlatılan bir projenin kent tarafından benimsenmesi, tabanının yaygınlaşmasıyla gelişerek devam etmişti. Merfest'i bir “imece festival” olarak nitelendirmiştim. Çünkü, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Mersin Valiliği, Mersin Büyükşehir Belediyesi, bazı ilçe belediyeleri, Mersin Üniversitesi, Meslek Odaları ve dernekler Merfest'in ayakta durmasını sağlıyorlardı. Bunun yanı sıra, Mersin'de irili ufaklı sanayi ve ticaret kuruluşları, olanakları ölçüsünde aynî ve nakdi katkı koyuyorlardı.
2007'de Avrupa Festivaller Birliği'ne kabul edilen Merfest, bilet satışlı konserlerin yanısıra izlemenin ücretsiz olduğu etkinlikler de yapıyor, Polifonik Korolar Şenliği'nin yanı sıra, Mersin ve çevresinden temalar saptayarak, dinleyicilerin oylarıyla sonucu belirlenen bir de beste yarışması düzenliyordu.

Festivalin ilginç bir örgütlenme yapısı vardı. İşlerin yürüyebilmesini sağlamak amacıyla tüm önceliği festival olan Sanat Etkinlikleri Derneği kurulmuş, başına da Mersin ve çevresine çok emeği geçmiş bestecimiz rahmetli Nevit Kodallı’nın kuzeni Selma Yağcı geçmişti.
Söz konusu katılımcı kuruluşlar ile kentin bilim- sanat kurumları ve sanat derneklerinin bileşimiyle festivalin Yürütme Kurulu oluşturulmuştu. Kurulun başkanlığına, özellikle kurduğu korolarla tanınan sanatsever saygın cumhuriyet kadını Selma Yağcı, festivalin Sanat Yönetmenliği’ne ise trombon sanatçısı, insan ilişkilerinde başarılı, deneyimli bir yönetici, Devlet Opera ve Balesi’nin eski Genel Müdürü Remzi Buharalı getirilmişti. Danışma ve onur kurullarıyla oluşum tamamlanmış, böylece, tam anlamıyla katılımcı, dolayısıyla sahiplenmeyi öne çıkaran bir yapı oluşturulmuştu.
Festival için oluşturulacak bütçenin yüzde 50’sinin Büyükşehir Belediyesi ile Akdeniz Toroslar, Yenişehir, Mezitli ve Tarsus Belediyeleri tarafından, diğer yarısının ise Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, Mersin Deniz Ticaret Odası, Mersin Ticaret Borsası v.b. gibi diğer destekleyici kuruluşlar eliyle karşılanması kararlaştırılmıştı.
Bileşenler doğru biçimde bir araya getirilirse, kurumsallaşma, süreklilik ve başarı da kendiliğinden geliyor. Merfest, yarattığı modelle, gürültüsüz patırtısız yürüyerek, üç mega kentimiz dışında kendisine Anadolu’da özel bir yer edindi. Mersin’in eski bir levanten kenti ve limanı olması, halkının hoşgörüsü ve ilgisi sanat etkinlikleri için önemli bir ortam sağlıyordu.
Ülkede giderek başgösteren yönetsel ve ekonomik bozukluklar, kuşkusuz Merfest’i de etkiledi. Bazı yıllar etkinlik sayısında kısıntıya gitmek zorunda kaldılar. Remzi Buharalı’nın sanat yönetmenliğini bırakmasından sonra bu göreve Mersin DOB eski müdürü balet Erdoğan Şanal getirilmişti.
Yıllar içinde yerli ve yabancı nice tanınmış, özgün solist, topluluk, orkestra ve şefin adı Merfest tarihine geçti. Çoktan Avrupa Festivaller Birliği’ne üye olunmuştu. Artık yabancı bazı müzisyenler, gelen teklifleri daha kolay kabul ediyorlardı. Ama 2023 yılındaki 21. Merfest, ne yazık ki “son festival” oldu.
TANINMIŞ SAYGIN MÜZİSYEN VE ORKESTRALAR
Bu yıllar içinde ülkemizden Rengim Gökmen, Işın Metin, Gürer Aykal, İbrahim Yazıcı, Cemi’i Can Deliorman gibi şefler, İdil Biret, Ayşegül Sarıca, Hüseyin Sermet, Gülsin Onay, Fazıl Say gibi piyanistler, Ayla Erduran, Cihat Aşkın, Hasan Gökçe Yorgun gibi kemancılar, CSO, BSO, MDOB, ÇDSO gibi orkestralar festivale konuk oldular.
Yüzlerce müzisyen arasında Emil Tabakov, Antonio Pirolli, Myron Romanul gibi yabancı şeflerin yolu Mersin’e düştü. Angel Joy Blue; Simona Saturova, Mischa Schelomianski, Pavel Kaspar, Sumi Jo, Denyce Graves, Marina Rebeka gibi opera ve caz şarkıcıları, Olga Shepss, Nikolay Tokarov gibi piyanistler, Janine Jansen, Sholomo Mintz, Charlie Siem, Fabia Biondi, Ilia Gringolts, Jozef Landway, Mario Hossenz gibi kemancılar, Laszlo Fenyö gibi çellistler, Viyana Schloss Schönbrunn Saray Orkestrası, Festival Strings Luzern Orchestra, St. Petersburg Kirov Balesi, Grand Ballet Moskova, Philharmonia Wien gibi yabancı orkestralar, Merfest listelerine giren yüzlerce müzik ögesi arasında yer aldı.
Bu örnek modelin sonlanmasında, Sanat Etkinlikleri Derneği ve Merfest Yürütme Kurulu Başkanı Selma Yağcı’nın sağlık sorunları, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde yetkili makama gelen müzisyenin festivalin Belediye tarafından yapılması yönündeki ısrarı, Belediye’de konuyla ilgili bir “komisyon” kurulması yer aldı. Çünkü Belediye 22.’nci festivali organize edemedi. Üç yıldır Mersin festivalinden yoksun…
Bilmeliyiz ki kentleri yönetenlerin yol, su, kaldırım yapma gibi görevleri yanında, yaşayanlarının gereksinim duyduğu, kentin prestijini arttıran düzeyli sanatlara da önem verme görevleri var.
2014 yılında “Mersin’deki yapılanma diğer kentlerimiz için örnek alınacak modeldir” diye yazmıştım. Şimdi 2026’da maalesef “Yazık oldu Mersin Festivali’ne” diye başlık atıyorum.
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
Bu yazı Konser Arkası dijital dergisinin 1 Mayıs 2026 sayısında yayımlanmıştır.