Viyola denilince akla öncelikle bu çalgıda üst düzey ustalık düzeyi yakalamış, viyola için konçerto dağarının zenginleşmesi için siparişler verip ilk seslendirmelerini yapmış, İngiltere’nin önde gelen orkestralarında solo viyolacı olarak çalışmış Ruşen Güneş (1940-2020) gelir.
Viyola yaylı çalgılar ailesinde kemanla viyolonsel arasında yer alan, orkestralarda denge kurma açısından önemli görev üstlenen, sesi kemandan daha tok ve pes bir çalgı. Viyola teknik açıdan da kemana çok benzer. Parmak ve yay tekniği, pozisyonlar ve değişik ses renklerini elde etme yöntemleri kemanla aynıdır. Ama viyolanın genelde daha koyu, derin bir ses rengi vardır. Geçmişte viyolayı da genellikle kemancılar çalarken, giderek bir uzmanlaşma gelişerek salt viyolaya odaklanan bir çalgıcı grubu oluşmuştur.
Hikmet Şimşek’ten mandolin dersleri alarak müziğe başlayan Ruşen Güneş de, konservatuvarda Necdet Remzi Atak’ın keman öğrencisiyken bir yaylı dörtlü seslendirmesinde viyola çalacak kimse bulunamayınca bu göreve talip olmuş, sonrasında da viyolacı olarak kendini geliştirmiş bir müzisyendi. Viyolada özellikle 20. yüzyılda uzmanlaşmanın iyice öne çıkmasına karşın, günümüzde de halâ öncelikle kemancı olup viyola da çalan müzisyenler bulunuyor. Bizden Özcan Ulucan ile Atilla Aldemir bu ikili kullanımı sürdürenlere güzel iki örnektir.
Doğrudan viyola için bestelenen eser sayısı, keman ve viyolonsel dağarına göre daha az. Viyolacılar bu açığı bestecilere sipariş vererek, kendileri uyarlamalar yaparak kapatmışlardır. Nitekim Ruşen Güneş de, pek çok Türk bestecisinin viyola konçertosu bestelemesine ön ayak olmuştur. Bunlardan en sonuncusu Yalçın Tura’dır (d.1934). Ruşen Güneş’in İstanbul ve Ankara’da İDSO ve CSO eşliğinde yaptığı ilk seslendirmelerden sonra bu konçertoya ilgi gösteren bir viyola solisti veya orkestra çıkmamıştı.
Ruşen Güneş anısına ADK-DER tarafından düzenlenen Uluslararası Viyola Yarışması’nı öyle parlak bir genç kazandı ki, bu birincilik onu Tura konçertoyu Güneş’ten sonra seslendirecek ikinci viyolacı olmaya götürecekti. Bu genç viyolacı henüz lisans öğrenimini Almanya’da sürdürmekte olan Arcan İsenkul’du (d.2005).
Arcan’ı henüz 10’lu yaşlarında Bilkent’te öğrenciyken tanıdım. Ece Akyol’la viyola öğrenmeye başlamış, sonra o tarihlerde BSO’nun da viyola grup şefi olan, usta öğretici Cavid Cafer’in öğrencisi olmuştu. Okul içinde çalışkan bir öğrenci olarak kendini göstermiş, kendi yaş grubunda Avrupa'da düzenlenen yarışmalara da katılıp birincilikler kazanmaya başlamıştı. Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası’nın da viyola grubunda çalıyordu. Şef Işın Metin de bu yetenekli çocuğa zaman zaman BSO’da da görev vermeye başlamıştı. Bazı dinleyiciler merakla “Bu küçük çocuğun koca orkestrada işi ne?” diye sorsalar da, o viyola grubunun yetişkin bir üyesi gibi grup, orkestra ve şefle uyum içinde görevini yapıyordu.
Bilkent Müzik Lisesi’ni 2023’de bitirerek giriş sınavını kazandığı Almanya’daki Frankfurt Müzik ve Sahne Sanatları Üniversitesi’nde, viyolacıların idolü Prof. Tabea Zimmermann’ın öğrencisi oldu. Hem solist olarak, hem de oda müziğinde hatasız, müzikal yaklaşımı ile dikkati çekiyordu. Solist olarak Bilkent Senfoni Orkestrası, Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası, Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası, Luzerne Music Center Orkestrası,
Hacettepe Senfoni Orkestrası, Aurora Oda Orkestrası ve Başkent Oda Orkestrası ile konserler verdi. Oda müziği alanında Schwetzinger SWR Festivali, Yellow Barn, Bilkent Müzik Günleri, Festival du Haut-Var, Luzerne Music Center, JM International Chamber Music Campus ve G. Henle Oda Müziği Akademisi gibi festivallerde yer aldı.
Sanat destekçisi Alman üretici Siemens’in prestijli Siemens Sanat Programı’na seçilerek
bu kapsamda New York Carnegie Hall Weill Music Room sahnesinde konser verdi. Son dönemde kazandığı iki önemli derece, 6. Uluslararası Oskar Nedbal Viyola Yarışması’nda “Pirastro Üstün Genç Yetenek Ödülü” ve Uluslararası Prof. Ruşen Güneş Viyola Yarışması’nda elde ettiği birincilik ödülü oldu. Alman Enstrüman Fonu (Deutsche Stiftung Musikleben) bursiyeri olarak, kendisine sağlanan 1973 yapımı Josef Kantuscher viyola ile çaldı bu yarışmalarda.
İşte Arcan’ın 4 Mart 2026 günü Hacettepe Senfoni Orkestrası, 12 Mart 2026 günü de Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası eşliğinde, Yalçın Tura’nın Viyola Konçertosu’nu seslendirmesine yol açan da, Ruşen Güneş Viyola Yarışması’nda gösterdiği üstün etkinlikti. Şef Rengim Gökmen, kendisiyle eser konuşurken Arcan Bartok Konçerto’yu önermiş, Gökmen ise yıllardır hiç seslendirilmemiş Tura Konçertoyu hazırlayıp hazırlayamayacağını sormuştu.

4 Mart akşamı HSO’nun konserinde dinleyip izledim Arcan’ı… “Keşke Yalçın Hoca da salonda olabilse ve Arcan’ın yorumunu dinleseydi” diye kendi kendime hayıflandım. Tura’nın halk müziğimizden esinli, makamsal ve ritmik özellikleri rahatlıkla algılanan ama tümüyle özgün yapıtını Arcan fevkalade müzikal, doğru bir entonasyonla seslendirirken, parmak ve yayda ne denli gelişmiş bir solist olduğunu da gösteriyordu.
“Acaba rahmetli Ruşen Güneş’in seslendirmesi bu denli iyi miydi?” diye düşünürken, dinleyiciden büyük alkış alan Arcan İsenkul, bu yoğun ilgiye Bartok’un viyola sonatının enerjik dördüncü bölümünü bis olarak çalarak karşılık verdi. 12 Mart akşamı Eskişehir konserinin nasıl geçtiğini sorduğum şef Rengim Gökmen, “Gene çok güzel oldu, dinleyici üzerinde büyük etki yarattı” dedi.
Arcan’ın ülkesindeki solistlik bu kadarla kalmamalı. 2026-27 sezonu için orkestralar bu genç yeteneği dikkate almalı. Örneğin bu kez viyolacıların yüksek çıtası olan Bela Bartok Viyola Konçertosu’yla dinleyici önüne çıkabilir. Ardından Cengiz Tanç, Adnan Saygun konçertoları gelebilir.

Arcan İsenkul’u Türk viyola ekolünde Ruşen Güneş’in veliahtı olarak nitelendirebilir miyiz? Şu ana kadarki çizgisi bu yolda ilerlediğini gösteriyor. Bu arada çağın gereklerine de uyuyor. Örneğin Bir Ömrün Sonbaharı (2025) filminin özgün müziklerini Bilkent’ten arkadaşı vurma çalgıcı Çetin Özen işbirliğiyle besteledi. Almanya’daki başarıları lisansı tamamladıktan sonra Alman Devlet Bursu’nu ( DAAD) alabileceğini gösteriyor.
Yolun açık olsun Arcan…
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
Bu yazı Konser Arkası dijital dergisinin Nisan 2026 sayısında yayımlanmıştır.
Yorumlar
Kalan Karakter: