Elektronik müziğin ülkemizdeki ilk bestecileri Bülent Arel (1919-1990) ve İlhan Mimaroğlu’dur (1926-2012).
Yenilik arayışı Bülent Arel’i geleneksel kompozisyon eğitimi aldığı Ankara Devlet Konservatuvarı’nda ve sonrasındaki çalışmalarında sahnede seslendirilen canlı müziğin, önceden hazırlanmış efektlerle eşzamanlı olarak olarak “tape” ile sunulduğu tarzı uygulaması, ona Türkiye’nin ilk elektronik müzik bestecisi unvanını getirmiştir. Kurucuları arasında olduğu Helikon Derneği’nin kuarteti tarafından 1958’de Ankara’da Kumrular Sokak’taki Milli Kütüphane’de seslendirilen, günümüzde “Kuartet ve Tape için Müzik” olarak bilinen yapıt, ona ABD’nin yolunu da açmıştır.

Bu anımsatmayı, 13 Şubat 2026 akşamı şef Cemi’i Can Deliorman’ın yönettiği Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası eşliğinde dünyada ilk seslendirilişi yapılan Mehmet Ünal’ın Kozmik Senfoni başlıklı yapıtı hakkında yazmaya başlamadan önce yapma gereğini hissettim. Çünkü müziği merak eden, genç, ancak yakın müzik tarihimiz hakkında yeterli bilgisi olmayan bir dinleyici kitlesi var.

CSO program kitapçığındaki özgeçmişinde Mehmet Ünal kendisini “disiplinlerarası besteci, yeni medya sanatçısı ve yaratıcı teknoloji geliştiricisi” olarak tanımlıyor. Sahneye çıktığında seslendirme başlamadan önce dinleyiciye hitaben yaptığı bilgilendirici konuşmada ise kendini bir “deneysel besteci” olarak tanımladı. Sahnede yer alan “spektra, faz ve meta” diye adlandırdığı, “yeni nesil dijital enstrümanlar” olarak tanıttığı kendi özel tasarımı olan çalgılar hakkında bilgi verdi.
Mehmet Ünal ve çalışmasının arka planı hakkında, geçen hafta yayımladığım söyleşide geniş bilgi bulabilirsiniz: https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/sefik-kahramankaptan/mehmet-unal-in-kozmik-senfoni-si-uzerine/3815/
Yapıtın dört bölümü şöyle:

Görüldüğü üzere bölümlerin dayanaklarını anlamak için, başta fizik ve astronomi olmak üzere, evren ve hakkındaki teorilere dair biraz bilgi-fikir sahibi olmak gerekiyor.
Ama bizde dinleyici, bu arka planlardan çok müziğin ezgisiyle ilgilenir ve kulağına hoş gelip gelmediğine, solistin enstrümanındaki yetenek ve becerisine göre karar verir.

Yapıtı aslında tam bir programlı müzik örneği olarak nitelendirmek mümkün. Mehmet Ünal’ın kaleme aldığı metin, yer yer müzikle birlikte okunuyor ancak sanırım teknik nedenlerle okunanları tam olarak anlamak mümkün olmuyor. Programın bir bölümünü de soprano Ceren Aydın söylüyor.
Bu metni de siz okurlarımla paylaşmak isterim:

Ünal’ın üç enstrümanı da günümüzün çok kullanılan tabiriyle “dokunmatik” özelliklere sahip, üçünün çıkardığı sesler; birbirine benzeyen, normal günümüz çalgılarından trompet, trombon, org gibi çalgıların seslerini andıran, uzayan sesler. Bu sesler, CSO ana salonda üzerine ve üst kısmı beyaz kumaşla kapatılarak elde edilmiş perdeye görüntü olarak yansıyor. Bunlar, sesin gürlüğü ve tınının rengine göre değişen akıcı görüntüler.

Meta adını verdiği enstrümanın da- teşbihte hata olmaz- dijital bir klavyesi, hareket algılayıcısı var ve bir dizüstü bilgisayara bağlı olarak çalışıyor. Buna, özel yazılım desteğiyle çalışan gelişmiş bir teremin diyebiliriz. Teremin, 1928’de patenti alınmış, iki anteniyle hareketleri algılayarak sese çeviren, adını mucidi Rus Prof. Leon Theremin’den alan bir çalgı. CSO, bu çalgıyı da Türk 2017’de dinleyicisine tanıtmıştı:
Kozmik Senfoni’de, Ünal’ın üç yeni nesil enstrümanından elde ettiği seslerin yanı sıra önceden kaydedilmiş bazı efektler, sesler de farkediliyor. Orkestra zaman zaman sahneyi tamamen “dijital kadans”lar için Ünal’a bırakıyor, bazen eşlik ediyor.

Günümüzde dinleyicinin pek sevdiği ve tüm konserlerini doldurduğu “film müzikleri”nı andıran bir yapıt. Görsel, işitsel, deneysel bir gösteri. CSO böylece, elektronik müziğin dijitale dönüşümüyle ilgili bir yaratımı dinleyiciye tanıtmış, müzik arşivine kazandırmış oluyor. Bu tür çalışmalar, genellikle bir kez seslendirilir, video ve ses kaydı alınarak müzik arşivine de kazandırılır.
***

Konserdeki sürpriz dinleyici, CHP genel başkanı Özgür Özel’di. Yanında Dış İlişkiler Koordinatörü Şule Bucak ile salona geldiğini kopan alkışlardan fark ettik. A Blok 6. sıradaki yerlerine oturduklarında Özel hemen program kitapçığını incelemeye başladı. Birkaç genç kız, diğer dinleyicileri rahatsız etmek pahasına Özel’in yanına gelerek fotoğraf çektirdi. Konser sonunda da Özel, yapıtın yaratıcısı Mehmet Ünal'ı kulise inerek kutladı ve kendisiyle ayaküstü bir sohbette bulundu.
***
İyi müzik, kişide yeniden dinleme arzusu uyandıran müziktir.
Bakalım Mehmet Ünal’dan zaman içinde ne tür müzikler işiteceğiz. Dijital enstrümanlarına yenilerini katacak mı? Bu enstrümanları oda müziği içinde kullanmaya yönelik çalışmalar yapacak mı? Bunları zaman gösterecek.
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
14 Şubat 2026, Ankara
Yorumlar
Kalan Karakter: