CSO ADA “kültür ve sanat kompleksi” Oda Müziği türünün Ankara’da sıklıkla icra edilmesine imkân ve fırsat sağlayan bir alan olarak işlevi önemli bir mekân.
Örneğin geçtiğimiz iki akşam biz de o mekânda güzel eserlerden oluşan iki konser dinleme şansını elde ettik. 21 Nisan akşamı Mavi Salon olarak adlandırılan konser salonunda bizler bir Üçlü dinlerken, karşı salonda da 8 viyolonselciden oluşan Cello Allstars- “Cello Octet” başlıklı bir başka konser vardı.
20 Nisan akşamı Bozok Quartet’in konserindeydik. 2003'te Akdeniz Quartet adıyla kurulan Dörtlü, daha sonra adını kurucuları olan keman sanatçıları Tayfun Bozok ve Derya Bozok’tan alarak, kadrosunda muhtelif değişikliklerle, kısa aralıklarla da olsa, etkinliklerini bugüne kadar sürdürmüş. Bozok Quartet’in izlediğimiz kadarıyla belirgin özelliklerinden biri oda müziği repertuvarının Beethoven, Şostakoviç, Ravel, Schubert, Mozart gibi “dev” bestecilerin sıklıkla icra edilmeyen ve de zor eserlerini konser programlarına almaları. Bu kez programda klarinetçi Ayşegül Kirmanoğlu’nun katılımıyla Mozart’ın Klarinetli Beşlisini ve Franz Schubert’in Ölüm ve Genç Kız adlı Dörtlüsünü çaldılar. Bozok Quartet bu kez 1. ve 2. kemanlarda Tayfun Bozok ve Derya Bozok; viyolada Murat Cangal, viyolonselde Hayrettin Hoxha’dan müteşekkildi.

Mozart’ın Klarinetli Beşli’ si klarinet ve yaylılar için yazılmış eserler arasında türünün en güzellerinden biri olarak tanınır. Bestecinin 29 Eylül 1789 tarihinde tamamladığı eser klarinetçi Anton Stadler’e adanmış. Stadler Mozart’ın dostu ve onunla aynı locadan bir masondu. Anton Stadler ses alanı peslere doğru genişleyen özel bir enstrüman çalıyordu ve partisyonun incelenmesinden Beşlinin aslında bu enstrüman için bestelendiği düşünülmektedir. 22 Aralık 1789’da Viyana’da, büyük olasılıkla ilk kez seslendirilen Klarinetli Beşli’de Stadler klarinet, Mozart ise viyola partiyi çalmışlar.

Mozart’ın son yıllarında bestelediği La majör K. 581 Klarinetli Beşli yorumu özellikle incelik gerektiren Mozart başyapıtlarından biri. Her şeyden önce burada söz konusu olan denge. Klarinet ile yaylı dörtlü arasındaki denge. Denge sağlanamadığında yorum bütünlükten uzak kalabiliyor. O akşam dinleme fırsatını yakalayabildiğimiz usta klarinetist Ayşegül Kirmanoğlu ile Bozok Quartet’in yorumlarında bu denge çok güzel biçimde sağlanabildiği gibi, klarinetten çıkan sıcak, yumuşak ve etkileyici tonlar zarif eserin iç ışığını ortaya çıkarttı. Bozok Quartet’in Mozart yorumu doğal, duru ve içten. İcracılar vurgu ya da abartılı jestlere başvurmadan, Mozart’ın dilindeki zarafeti ve içsel dengeyi incelikle ortaya koydular.
Programdaki ikinci eser Franz Schubert’in Ölüm ve Genç Kız alt başlıklı Re minör Dörtlüsü daha vurucu, duyusal olarak daha çarpıcı. Schubert’in Alman şair Matthias Claudius’un (1740-1815) aynı adlı şiiri üzerine1817 yılında bestelediği Ölüm ve Genç Kız (Der Tod und das Mädchen) adlı Lied’ini, besteci, 1824’de tamamladığı 14 Numaralı Re Minör Dörtlü’nün ikinci bölümünde kullanmış. Bu Dörtlünün klâsik ve erken romantik dönem içinde karanlık atmosferi ve ürpertici yoğunluğuyla öne çıkan eserlerden biri olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Tayfun Bozok (1. Keman) eserin icrasından önce kısa açıklamalarda bulundu, Claudius’un şiirinin Türkçesini okudu. Schubert 1822 yılı sonlarında ağır hastalığını öğrenir, tüm umutları yok olur; kendini çalışmaya verir ve yapıtlarının en derin bölümüne giriş yapar. Söyleyecek her şeyi ifade etmek için sadece dört yılı kalmıştır. 14 numaralı Dörtlü’nün tüm bölümleri minör tondadır. Giriş son derece dramatiktir. Bölüm içinde hafifleme, aydınlanmalar olsa bile yine kederli sona erer. 2. Bölümde Schubert Ölüm ve Genç Kız lied’inden alınan güzel bir melodi üzerine 5 çeşitleme bestelemiştir. Yine dramatik Üçüncü Bölümden sonra yapıt bazı uzmanların ölüm dansı olarak tanımladığı çok hızlı bir bölümle final yapar. Derin bir umutsuzluğun ürünü olan bu eseri Bozok Quartet dramatikliğini vererek icra etti. Birinci kemanın hüzünlü çizgileri, viyolonselin derin, kederli, ağıtsal tonu, çalgıların yer yer poliritmik yapı içinde çatışmalarındaki güçlü dinamizm akıllarda kalanlar oldu.
Resonance
Haftanın ikinci akıllarda kalan oda müziği konseri Resonance başlıklıydı. Resonance, Türkçe yazılışıyla rezonans, TDK’na göre en kısa tanımıyla titreşim anlamına geliyor. Keman sanatçısı Elvin Hoxha Ganiyev, viyolonselci Dilbağ Tokay ve piyanist İlyun Bürkev konserlerine Resonance adını vermişler, ama sözcüğü titreşimden çok, güçlü duygusal etki yaratan anlamında, mecazî anlamda kullanmışlardır herhalde, diye düşündük. Nitekim o güçlü duygusal etkiyi güzel yarattılar, yansıttılar.

Elvin Hoxha Ganiev ile İlyun Bürkev’i geçtiğimiz yıl aynı salonda, güzel bir keman-piyano resitalinde dinlemiştik. 21 Nisan konserinde onlara Ankara’da daha önce dinleme fırsatını yakalayamadığımız, yaşamını İstanbul merkezli olarak sürdüren İstanbul Devlet Konservatuarında öğretim üyesi, viyolonsel sanatçısı, özgeçmişinden daha başka faaliyetleri de olduğunu gördüğümüz usta (virtüoz) viyolonselci Dilbağ Tokay katılmış. Çok güzel bir Üçlü oluşturmuşlar.
İcra edilen eserler, büyük Rus besteci Sergey Rahmaninov’un Op. 1, Sol minör Elegiac Trio’su (ya da Trio élégiaque); Romantik dönem dendiğinde hemen akla gelen ilk isim olan Robert Schumann’ın karısı Clara Schumann’ın (1819-1896) Op. 17 Piyanolu Üçlü’sü ve Arjantinli bandoneoncu ve Tango Nuevo'nun kurucusu Astor Pantaleón Piazzolla’nın (1921-1992) Buenos Aires’te Dört Mevsim idi.
On sekiz yaşındaki bir bestecinin ürünü olan Rahmaninov’un 1 numaralı “Trio élégiaque” başlıklı Üçlüsü, tek bölümlük formuna rağmen çok katmanlı bir dramatik kurguya sahip, keder dolu bir eser. Piyano yazımında dikkat çeken olağanüstü bir çalgısal ustalık ve geniş bir duygu yelpazesi sergilemekte. Fakat viyolonsel ve keman da piyano ile diyaloglarında dikkat çekmekte. Elvin Hoxha Ganiyev, Dilbağ Tokay ve İlyun Bürkev eserin farklı duygu atmosferini çok güzel biçimde aktardılar. Yorumları dramatik, bazen heyecan dolu, genelde acıklıydı.
Clara Schumann Keman, viyolonsel ve piyano için Sol minör Op. 17 Üçlü’yü 1846 yılında bestelemiş. Clara Schumann’ın eserlerinin çoğunun solo piyano için bestelenmiş olmasına karşın, besteci piyanoyu bir ansambl’in parçası olarak veya eşlik için de kullanmıştır. Romantik dönemin özelliklerini taşıyan eser, zarif ve melodik unsurların öne çıktığı, dört bölümlü bir yapıt. Clara Schumann enstrümanlara oldukça eşit roller tanımış ve çalgılar arasında güzel bir denge mevcut. Ganiev-Tokay-Bürkev üçlüsü eseri yüksek düzeyde bir yorum bilinci ve teknik yetkinlikle icra etti. Zengin tını çeşitliliği, dinamik geçişler, içsel yoğunluk sıralanabilecek niteliklerdi. Yorumun bütününde hissedilen denge ve çalgısal hakimiyet dikkat çekti. Eserin hem yapısal inceliklerini hem de şiirsel anlatımını görünür kılan bir icraydı.
Son olarak Astor Piazolla’nın Buenos Aires’te Dört Mevsim adlı yapıtını dinledik. Bestecisinin 1965 ile 1970 yılları arasında yarattığı dört tangodan oluşan bir süit. Önceleri birbirinden bağımsız olan parçaları, Vivaldi’nin Dört Mevsim konçertolarına ithafen Piazzolla’nın kendisi bir araya getirerek, gruplandırmış. Keman, piyano, elektrikli gitar, kontrbas ve bandoneon için bestelenmiş, lakin sonradan konser salonlarında farklı düzenlemelerle (solo piyano, flüt ve gitar ikilisi, flüt-gitar-viyola üçlüsü, ya da solo keman ve orkestra için düzenlemeler gibi) sıklıkla çalınır olmuş. Biz trio için düzenlenmiş formunu dinledik. Genelde eserle ilgili açıklamalarda söz konusu “mevsimlerin”, Vivaldi’nin Mevsimler adlı yapıtındaki gibi “meteorolojik” anlamda mevsimleri değil; “Buenos Aires’in kenar mahallelerinde yaşayan yoksul bir kişinin hayatındaki farklı dönemlere gönderme yaptığı”; başka bir deyişle, Arjantin başkentini çevreleyen gecekondu bölgelerine atıf yaptığı anlatılmakta.
Her bölüm Buenos Aires’in canlı ve karşıtlıklarla dolu enerjisini betimler. Örneğin Yaz mevsimi (ilk bölüm) ateşli ritimler ile duygulu melodiler arasında gidip gelir; burada glissandi ler ve vurmalı etki yaratan yenilikçi çalgısal yöntemler kullanılır. Sonbahar duyusal bir viyolonsel solosunu ve kemanla büyüleyici diyalogları ön plana çıkartmakta. Burada şunu da eklemeli ki, Piazzolla Vivaldi’nin sıralamasını almamış, eseri Yaz, Sonbahar, İlkbahar ve Kış şeklinde düzenlemiştir.

Elvin Hoxha- Dilbağ Tokay ve İlyun Bürkev üçlüsü eseri son derece enerjik, canlı ve büyük ustalıkla çaldılar. Tango ritimleri tam yerinde vurgulanmıştı. Vuruş ve glissando efektleri etkileyiciydi. Sıcak ve dolgun, çok güzel sesi olan bir çalgıya sahip, usta viyolonsel sanatçısı Dilbağ Tokay’ın, bir o kadar virtüoz Elvin Hoxha’nın (keman) ve pırıl pırıl tuşeye sahip piyanist İlyun Bürkev’in esin dolu performansları ısrarlı bir ayakta alkışla karşılandı. Ve alkış dalga dalga yayılan bir takdir ifadesiyle devam etti. Müzisyenler son eserden kısa bir bölüm tekrarıyla dinleyicilere teşekkür ettiler.
Ayşe ÖKTEM
25 Nisan 2026, Ankara
Yorumlar
Kalan Karakter: