Çocukluklarına, ilk yetişmelerine tanıklık ettiğim kimi müzik öğrencileri, yıllar içinde yeteneklerinin üzerine iyi bir öğrenim süreci ekleyerek genç birer solist oldular. Ailedeki sağlık sorunları nedeniyle eskisi kadar konser ve temsilleri izleyemesem de, bu çocuklardan birinin konseri olduğunda gitmek, son durumlarını banttan değil de canlı olarak görmek istiyorum.
İşte bu gençlerden biri de kemancı İdil Yunkuş ( d. 2002) ve kendisini 15 Nisan 2026 akşamı şef Burak Tüzün yönetimindeki Hacettepe Senfoni Orkestrası eşliğinde dinleme olanağı buldum.
İdil, İstanbul’un İyicil Okulu olarak nitelendirebileceğimiz Nuri-Çiğdem İyicil çiftinin öğreniminden geçmiş kemancı-eğitimciler Ebru-Selahattin Yunkuş çiftinin kızıdır. İdil babasıyla başladığı keman eğitimine, Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda efsanevi öğretmen Lili Çumburidze ile devam etti, sonrasında MSGSÜ İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda lise öğrenimini Prof. Çiğdem İyicil’in sınıfında tamamladı.
Lisan öğrenimi için Hollanda’ya giden İdil Yunkuş, İlya Grubert ile Amsterdam’da hazırlık çalışmalarından sonra, Lahey Kraliyet Konservatuvarı’nda Theodora Geraets ve Janet Krause ile Doğuş Holding desteğiyle lisans eğitimini sürdürerek 2023’te üstün dereceyle diploma aldı. Çok sayıda tanınmış kemancının ustalık sınıflarına, 2014-2022 yılları arasında Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası ( DÇSO ) ve Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası ( TUGFO ) kamplarına düzenli olarak katılarak başkemancılık görevini üstlenen İdil, pek çok orkestra eşliğinde konçertolar seslendirdi. 2023 yılında Hollanda Ulusal Gençlik Orkestrası'nın başkemancısı seçilerek şef Antony Hermus ile birlikte ülkenin prestijli salonlarında sahneye çıktı. Eylül 2023'te Keep an Eye Vakfı tarafından " Yılın Genç Müzisyeni " ödülüne, Eylül 2024'te ise Het Kerstjes Kurumu tarafından " Hollanda Keman Bursu " ödülüne layık görüldü. Dr. Nejat Eczacıbaşı Müzik Bursiyeri olarak Hollanda'da Janet Krause ile sürdürdüğü yüksek lisansını da 2025 Haziranında “cum laude” derecesiyle tamamladı. Bu kısaca özetlemeye çalıştığım özgeçmiş, yoğun ve özverili bir çalışmanın sonuçlarını gösteriyor.
İdil önceki hafta şef Rüstem Rahmedov yönetimindeki Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası eşliğinde Stravinsky Keman konçertosunu seslendirip, ardından Ankara’ya geldi. Bu kez gündeminde Ulvi Cemal Erkin’in (1906_1972) Keman Konçertosu vardı, tüm Türk kemancıların gözbebeklerinden biri olan yapıtı ilk kez seslendirecekti. Bestecinin 1946’da tamamladığı, öz yaklaşımı olan makamsal ve modal yapıları ustalıkla harmanladığı, halk müziğini ve Anadolu aksak ritmlerini temel aldığı, ezgileri birebir kullanmak yerine ustalıkla soyutlayarak kendi rengini yarattığı yapıtlara güzel bir örnektir Keman Konçertosu.

Hızlı-Yavaş-Hızlı tempolardaki konçertoyu, İdil Yunkuş nota destekli olarak çaldı. Gözlediğim kadarıyla aslında yapıtın büyük bölümünü belleğine almıştı ama bazı bölümlerde nota desteğiyle güvenceye gereksinim duymuştu. Hollanda Müzik Enstrümanları Fonu ( NMF ) tarafından kendisine verilen 1800 yapımı Johannes Cuypers kemanıyla Erkin’in renk ve tonlarını başarıyla seslendirdi. Kadanslarda yay ve parmak tekniğini temiz biçimde sergiledi. Ağır bölümdeki duygu aktarımı da etkileyiciydi. Tüzün yönetimindeki orkestranın başlangıç ve bitişler başta olmak üzere solistle uyumu yerli yerindeydi.

İdil’in Erkin Konçertoyu biraz daha olgunlaştırması ve içselleştirmesini tamamlaması gerektiğini düşünüyorum.
İdil halen Hollanda’da, Ciconia Yaylı Orkestrası'na daimi üyesi, Abo Trio ve Orochi Oda Müziği Topluluğu'nun kurucu üyeleri arasında yer alıyor. Aktif bir oda müzikçisi. Ama bir süre sonra, kendisini İstanbul’da anne-baba çizgisini Prof. Çiğdem İyicil’le sanatta yeterlilik ya da doktora çalışması yaparken görürsek de şaşırmayacağım. Çünkü eğitimcilik de bir aile çizgisi.
Bu arada İdil belli ki sahne görünümü konusunda da bir arayış içinde. Bir ara saçlarını siyaha boyatmıştı, sonra açık kumrala. Şimdi açık kumral saç uçlarında kalmış, belli ki doğal rengine dönüyor. Giysi olarak da klasik sahne tuvaletinden, renkli çağdaş bir cübbeyi siyah bluz ve pantolon üzerine almayı tercih etmişti. Bence Erkin konçertonun yerel-evrensel havasına uygun bir giysiydi, yay çektiği elinde Moğol kalkanı gibi büyük bir yüzüğü vardı. Ayakları da çıplaktı, usuma yıllardır sahneye çıplak ayakla çıkan Moldovalı kemancı Patrichia Kopachinskaya geldi.
MUHATOV’UN DRAMATİK-GERİLİMLİ SENFONİSİ
Konserin ikinci bölümü ise 6 Mayıs 2026’da 90. Kuruluş yıldönümünü kutlayacak olan ADK bağlamında, okula önemli katkı sağlamış Türkmen eğitimci-besteci Serdar Muhatov’un (d.1945). 3. Senfoni’sine ayrılmıştı. Yapıtın Türkiye’de ilk seslendirilişiydi bu.

HÜ. Ankara Devlet Konservatuvarı’nda 2002-2012 yılları arasında kompozisyon, kontrpuan, orkestrasyon ve füg derslerini yürüterek çok sayıda öğrenci yetiştiren Serdar Muhatov da konser için Ankara’ya gelmişti. Eski öğrencilerinden besteci ve hocasının izinde okulunda kompozisyon dersleri veren Korhan Ilgar ile Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi hocalarından besteci Erberk Eryılmaz’ın Muhatov’u görmek ve yapıtını dinlemek üzere gelmiş olduklarını gördüm. Gelip de tanıyamadıkların varsa kusura bakmasınlar ama “vefa iki öğrenciyle sınırlıymış” diye düşünmeden geçemedim. Ama esas vefa, yapıtı programa alıp, okulun kendi öğrenci ve hocalarının işlerine önem veren orkestranın müzik yönetmeni Prof. Burak Tüzün’e ait.

Halen çalışmalarını Rusya’da sürdüren Muhatov’un 1991’de doğum yeri olan Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta bestelediği 3. Senfoni, 2. Dünya Harbi ve sonrası Sovyetler Birliği’nin sonuçta galip devletler arasında yer almasına karşın yaşadığı dramatik yılların ve trajedilerin izlerini taşıyor. İç gerilimi yüksek, toplumun üzerine çöken buhranlı havayı yansıtan bir havası var. Özellikle son bölümde üflemeli çalgıların kısa sololarıyla biraz renklenen yapıt, genel olarak Stalin döneminin anlayı ve havasını yansıtıyor sanki. Yapıtın belli bölümlerinde trampet, vurmalılar ve bakır üflemelilerin zille birlikte kullanımı, Şostakoviç esintileri yaratıyor. Ancak genelinde beste, 20. yüzyıl çizgisinde değerlendirilebilir.
Başkemancı koltuğunda Burcu Zorlu’nun oturduğu orkestranın yapıtı başarılı biçimde seslendirdiğini söyleyebiliriz. Özellikle üflemeli solocular dikkat çekiciydi. Besteci yaylı gruplarında en çok viyolonsel, viyola, kontrbas ve ikinci kemanları kullanmıştı. İlk bölümde viyola ile viyolonsellerle yarattığı dramatik başlangıç, yapıtın genel havasının habercisi gibiydi.
Salondan hemen ayrılmak zorunda olduğum için kendisiyle görüşüp düşüncesini soramadım ama seslendirme kalitesinden ve sonuçtan bestecinin memnun kaldığını düşünüyorum.
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
16 Nisan 2026, Ankara
Yorumlar
Kalan Karakter: