KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEYOĞLU / 42
Reklam
  • Reklam

KAFDAĞININ ARDINDAN BİR BEYOĞLU / 42

İbrahim Bey, Türkiye'ye geldikten sonra, tekliflere rağmen siyasete girmek yerine, demiryolu mühendisi olarak çalışmayı tercih eder.

11 Haziran 2020 - 00:06 - Güncelleme: 11 Haziran 2020 - 21:19

Bu eserin tüm yayın hakları Sanattan Yansımalar internet sitesiyle yazarı Mina Tansel’e aittir. Tanıtım için dahi olsa kısa alıntı veya bütünüyle yayın yazarın ve yayıncı internet sitesinin yazılı izni olmaksızın yapılamaz.”

42

YENİ YURT: TÜRKİYE

İbrahim Bey’in geride bıraktığı Rusya’da Lenin hayata gözlerini yummuş, Stalin’in demir yumruğu kendini hissettirmeye başlamış, Nisa Hanım’ın kızkardeşi Maide Hanım’ın eşi de Stalin’in ilk temizlik harekâtı sırasında öldürülmüştür. Gürcistan’da Sovyet rejimine karşı girişilen ayaklanma, kanlı bir biçimde bastırılmıştır. Kısaca, geriye dönüş için ufukta bir umut görülmemektedir.

İbrahim Bey’in geldiği Türkiye ise Kurtuluş Savaşı’ndan utkuyla çıkmış, iki yıl önce Cumhuriyet’i ilân etmiş, bir yıl önce yeni bir anayasa ile hilâfeti kaldırmış, eğitim birliğini sağlamış, lâikliği benimsemiş bir ülke... Bu arada, İbrahim Bey’in tanıdığı Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy gibi isimler, Mustafa Kemal’in de özendirmesiyle Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurmuşlar. Ama Şeyh Sait isyanı çıkınca Takrir-i Sükûn Kanunu ile pek çok yasak gündeme gelmiş, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası da kapatılmış.

KAFKASYALI GÖÇMENLERE “TAHSİSAT”

Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kafkasya ve Azerbaycan’da devlet ve hükümet başkanlığı, bakanlık vb görevler almış olanlara “yer tahsisi” yapmakta, maaş bağlamaktadır. Ancak bunu talep edenlerin mahkemeye başvurup Kafkasya’daki görevlerini kanıtlamaları gerekir. İbrahim Bey böyle bir gereksinme duymaz; çünkü onun işi vardır: Anadolu’nun kuş uçmaz kervan geçmez yerlerinde demiryolları yapımında mühendis olarak çalışırken iyi maaş almaktadır. Çocuklarını paralı okullarda okutur, ailesine rahat bir geçim sağlar. Evinde aşçısı, hizmetlisi eksik olmaz. Ancak o yıllarda zorunlu emeklilik olmadığı için çalışanların aylığından emeklilik kesintisi yapılmaz. İbrahim Bey yaşamının sonuna dek evine ekmek getirmek için çalışır.

Dağlarda "Kısım" binaları

Türkiye’ye göç etmiş Kafkasyalı yetkililere mülk verilmesi ve maaş bağlanması konusunda yaşanmış bir olayı anlatmaya geçmeden, olayda adı geçecek Kuzey Kafkasyalı bir kahramandan söz etmek gerek.

İMAM NECMETTİN GOTSİNSKİ / MOLLA NECMETTİN

1917- 1920 arasında Kuzey Kafkasya’da çarpışan bazı yerli milis güçlerinin başında dinsel önderler vardı. Bunlardan kimi Bolşeviklerle birlikte, kimi Bolşeviklere karşı savaşmıştı. Bu dinsel önderlerden biri Molla Necmettin’di. Aynı zamanda, büyük toprakları ve sürüleri olan Molla Necmettin, Rusya’da Çar’ın tahttan indirildiği Şubat Devrimi’nden sonra yörede ortaya çıkan oluşumlarda söz sahibi olmuş, Mayıs 1917’de Dinî İşler Konseyi’ne seçilmişti. Eylül 1917’de Kuzey Kafkasya’da bağımsızlık ilânı için Uzun Hacı Saltinski ile birlikte 20,000 kişinin Andi’de toplanmasını sağlamış etkili bir önderdi. Bu mitingden dört gün sonra da İmam ilân edilmişti.

Eylül 1917'de Kuzey Kafkasya Dağlıları Andi- Terekkale Kongresi'ne katılanlar... En önde soldan ikinci: Mikhail Halil, üçüncü: Necmettin Gotsinski

İmam Necmettin Gotsinski, Mayıs 1918’de Kuzey Kafkas Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının açıklanmasından iki ay sonra, dinsel yapıda bir devlet kurmak için Kuzey Kafkasya hükümetine karşı Hunzakh üzerine yürümüştü. Burada şiddetli bir top ateşiyle karşılaşıp başarısız olunca Kuzey Kafkasya hükümeti ile anlaşmaya gitmiş, Şeyhülislam olarak hükümete katılmıştı.

İbrahim Bey’in bu dönemde Molla Necmettin’e ilişkin bir anısını oğlundan dinledim: Bir bakanlar kurulu toplantısında Eğitim Bakanlığı bütçesi görüşülürken ıslık sesi gelmiş. Dönüp bakmışlar: Molla Necmettin iki parmağını dudaklarının arasına koymuş ıslık çalıyor! “Buna gerek yok!” diye seslenmiş Molla,“Gereken eğitimi benim başında bulunduğum kurum verir. Başka bir kurum olacaksa o bid’attır!” (bid’at: sonradan türeyen şey, İslamiyet’te Peygamberden sonra ortaya çıkan değişik yargılar ve ilkeler)1

Molla Necmettin Gotsinski(yanda), daha sonra Beyaz Ordu’yla uzlaştı; Kızıl Ordu üstünlüğü elde edince Çeçenya’ya çekilerek dağlarda direnişini sürdürdü; 1925’te Kızıl Ordu tarafından idam edildi.

DAĞISTANLI ÇOBAN MİLİSİN TANIKLIĞI

İbrahim Bey’in oğlu Minnetullah Haydaroğlu hem kendi yaşamından anıları, hem de duyduklarını anlatırken bazen yerel ağzı taklit eder, hem kendi güler, hem de dinleyenleri gözlerinden yaşlar gelinceye dek güldürürdü:

1919’da İbrahim Bey ülkesinin bağımsızlığını onaylatmak için Paris Konferansı’na gittiği sırada, ülkesinde Beyaz Ordu tek yetkili güç durumuna gelmişti. İbrahim Bey’in üyesi olduğu bağımsızlıkçı hükümet devrilmiş; Beyaz Ordu’nun desteğiyle Kuzey Kafkas Cumhuriyeti’nin devlet başkanlığına Mikail Halilov gelmişti. Ancak, çok geçmeden Beyaz Ordu Kızıl Ordu’ya yenilince ülkesinden kaçan Halilov Türkiye’ye gelmiş, Bursa’ya yerleşmiş. O da Kafkasya’daki görevinin gerektirdiği yer ve gelir “tahsisat”ı için dava açanlardanmış. Halilov’un “memlekette yaptığı iş”le ilgili tanıklık etmesi için Kuzey Kafkasyalı eski bir milisi mahkemeye çağırmışlar.

Molla Necmeddin’in hem sürülerinin çobanı, hem de bir dönem emrindeki milislerden olan tanığa yargıç sormuş:

Bu gördüğün kişi, Mihail Halilov, Kuzey Kafkasya Cumhurbaşkanı mıydı?”

Çoban yanıtlamış: “Yoh! Şimalî Kafkas’da Necmettin patışah, men harbiye naziriymişem.”

Halilov’un cumhurbaşkanlığı için tanıklığa kalkmış kişi, emrinde çalışıp savaştığı İmam Necmettin Gotsinski’nin padişah, kendisinin de Savaş Bakanı olduğunu öne sürmüş mahkemede!

Yine de uygun tanıklar bulunmuş ki Mikhail Halilov’a dava sonunda Bursa’da çiftlik verilmiş.

TÜRKİYE’DE SİYASET YAPMAK

Rusya’dan Türkiye’ye göçen bir çok Türk asıllı aydın, Halk Partisi’nden milletvekili oluyor. İbrahim Bey’in bazı tanıdıkları onu Mustafa Kemal’le tanıştırmak isteyecekler; milletvekili olarak ülkeye katkı yapabileceğini söyleyecekler. İbrahim Bey ise siyaset yapmamakta kararlıdır; “Ben bu ülkeye mühendis olarak yararlı olurum” diyecektir. Bugün görüyoruz ki, özgür ve bağımsız düşünceli biri olarak, siyaset yapmama kararı doğru bir karardı.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ, DEMİRYOLLARI SEFERBERLİĞİNDE

29 Ekim 1923’de ilân edilen Türkiye Cumhuriyeti, demiryolları yapımına çok önem vermektedir. 22 Nisan 1924’te Demiryolları Genel Müdürlüğü kurulmuştur. 1924 yılında genç devletin bütçesinin gelirleri 129 milyon, giderleri 176 milyon lira olarak belirlenmiştir. Bu giderler içinde demiryollarına 13 milyon lira ödenek ayrılmıştır.

Demiryolu yapımını özel sektör (müteahhitler) yükleniyor. Yapılan işi devlet adına denetleyen mühendisler var. Kontrol mühendisi olarak Ankara ile Yozgat arasındaki Karanlıkdere vadisinde göreve başlayan İbrahim Bey’in yanında diploması yok. Ama kim olduğu bilindiği için ondan diploma istenmiyor. Ülkede yetişmiş mühendis sayısı yok denecek kadar az. O nedenle demiryolları yapımında yabancı mühendisler görev alıyor. Ancak, yıllar içinde yerli mühendis sayısı artacak; İbrahim Bey’in birlikte çalışacağı bu genç mühendisler zamanla yükselerek Demiryolları Genel Müdürlüğü, Bayındırlık Bakanlığı müsteşarlığı gibi görevlere gelecekler.

Anadolu’da mühendislik yapmaya başladığında diploması yanında olmayan İbrahim Bey’e üç yıl sonra -20 Ekim 1928’de- “Türkiye’de icrayı sanat eylemek için” “Turuku Muabir” (inşaat mühendisi) ruhsatnamesi verilir. Ancak 1939 yılında, yani Türkiye’de mühendis olarak çalışmaya başladıktan neredeyse 14 yıl sonra, Petersburg Ulaştırma Mühendisliği Enstitüsü’nden diploması gönderilebiliyor. Bunun üzerine, 21 Mart 1939 tarihli, Bayındırlık Bakanı ile Yüksek Mühendis Mektebi (bugünkü İTÜ) Direktörü’nün imzaladığı bir belgede “İbrahim Haydar”a “yüksek mühendis” ruhsatnamesi verildiğini okuyoruz.

KAR SİPERLERİ

Anayurdunda siyasal konularda yazılar yazmış olduğunu bildiğimiz İbrahim Bey’in yeni yurdunda mesleğiyle ilgili bir kitap bastırdığını görüyoruz: 1937’de İstanbul’da Marifet Basımevi’nde basılmış, “B.A. Stalden tercüme” olduğu belirtilen küçük bir kitabı var. Kar Siperleri ve Sureti İstimali (Kullanım Biçimi) başlığını taşıyan 36 sayfalık kitapçıkta fotoğraflarla çizimlerden oluşan 29 “şekil” ile 2 “cedvel” bulunuyor. İbrahim Bey’in bu kitabı neden çevirdiğine ilişkin yazdığı “Önsöz”ü, kendi ağzından çıkan -çevrilmemiş- sözler olduğu için, düşünüşü ile anlatımı konusunda fikir vermesi açısından olduğu gibi alıntılıyorum:

Önsöz Sivas: 4/3/937

Bütün matbuat Rusya’da 1837de başlanan demiryolu inşaatı aleyhinde idi. Buna sebep olarak Rusya’da kışın fazla olmasını ve senenin büyük kısmının karlarla örtülü bulunmasını gösteriyorlardı. Bunun içindir ki karla mücadele ve bundan iyi neticeler almak Rus mühendisleri daha o vakitten meşgul etmeye başlamıştı. İşte, bu uzun müddet çalışma ve tecrübeler sayesinde Rus mühendisler kar mücadelesini tam bir fennî şekle koymuşlar ve Rus Hükûmeti de bu hususta büyük masraflara boyun eğmiştir. Dünyada hiçbir hükûmet yoktur ki kar mücadelesine bu kadar masraf ihtiyar etsin (ayırsın) ve bu mücadeleden çok iyi neticeler alsın. Cumhuriyet Hükûmetimiz de Sivas-Erzurum hattı ile büyük kar mücadelesine ilk adım atmış oluyor. Bunun için bu küçük kitabın arkadaşlarıma faydalı olacağı kanaatındayım.

Mühendis

İ. Haydaroğlu”


Demiryolları yapımına adanan yılların anlatımına geçmeden eski bir türküyü dinleyebiliriz. “Kara tren gelmez m’ola?” Mustafa ve Müslüm Eke’den: https://www.youtube.com/watch?v=3eSMVvlNudk

DEVAMI YARIN

(Yarın : Anadolu’da Geçen Yılların İlk Durağı Karanlıkdere)

(1) Bilgi Yayınevi: 1977 Osmanlıca-Türkçe Sözlük

Bu eserin tüm yayın hakları Sanattan Yansımalar internet sitesiyle yazarı Mina Tansel’e aittir. Tanıtım için dahi olsa kısa alıntı veya bütünüyle yayın yazarın ve yayıncı internet sitesinin yazılı izni olmaksızın yapılamaz.”

Bu haber 1216 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Brezilya'da Piyano / 19
Brezilya'da Piyano / 19
Klasik Müzik Dünyasından Pandemiye Bakış -5
Klasik Müzik Dünyasından Pandemiye Bakış -5