Öndeyiş
Büyük Alman şair, yazar ve tiyatro insanı Bertolt Brecht, 1898’de doğmuş, 14 Ağustos 1956’da ise yaşama veda etmişti. Sanatçının ölümünün 70. yıldönümü münasebetiyle hazırladığımız iki yazılık bir dizide, Brecht’in müzikle ilişkisi ile döneminin ve 20. yüzyılın önemli bestecileriyle sanatsal işbirliğini ele alıyoruz. Daha önce de değişik vesilelerle ilgilendiğimiz bu konu üzerinde 70. yıldönümü münasebetiyle daha geniş biçimde durmak ve bilgilerimizi geliştirip güncelleyerek, iki yazı çerçevesinde müzikseverlerle de paylaşmak istedik.
Sanat tarihi açısından bakıldığında, Brecht’in değişik bestecilerle ilişkisi hem şiir/tiyatro, hem de müzik açısından önemli ve değerlidir. Ama bu ilişkinin ürünü olarak ortaya çıkan eserlerin sosyal boyutu ve içeriği ile de önemli ve değerli olduğunu düşünüyoruz. Dizimizin ilk yazısında Brecht’in Alman besteci Kurt Weill (1900-1950) ile müzikal işbirliği üzerinde durmuştuk. (1) Bu ikinci yazımızda ise sanatçının Hanns Eisler (1898-1962) ile çalışmaları konu edilecek. İleride Brecht’in Paul Dessau (1894-1979) ile işbirliğini ele alabilmeyi de ümit ediyoruz. Okuyucularımızın yazımızda söz ettiğimiz bazı kayıtlara ulaşıp, eserleri dinleyebilmelerini de arzu ettiğimizden, bu kayıtlara ilişkin Youtube bağlantılarını da veriyoruz. (2) Okuma kolaylığı sağlamak amacıyla metin içinde referans göstermekten kaçınıyor ve notları yazının sonunda belirtiyoruz. Kaynakça’mızda da yararlandığımız ve konu açısından önemli gördüğümüz bazı yazılı kaynaklar yer alıyor.
Büyük Bir Besteci: Hanns Eisler
Brecht’in Kurt Weill’a göre daha uzun süreli ve Marksist görüşleri çerçevesinde neredeyse tam bir uyum bulduğu en önemli besteci Avusturya’lı Hanns Eisler’dir. (3) Bu ilişki Brecht’in artık sanat hayatında kendisini Marksist düşünceyle tanımladığı yeni bir dönemin başlangıcı olan 1930 yılında başlamış ve 1956 yılındaki ölümüne kadar sürmüştür. Bestelerinde sınıfsal içerikli metinlere sıkça ve dolaysız biçimde yer veren Eisler, “Toplumsal duyarlılığını yitiren müzik kendisini de yitirir. Müzik halk için, halk tarafından bestelenir” sözleriyle müzik anlayışını ifade etmekteydi. (4) İkinci Viyana Okulu’nun öncü bestecileri Arnold Schoenberg ve Anton Webern’in öğrencisi olan Eisler, müzik dünyasında ve özellikle dinleyici nezdinde görmekte olduğu ilginin çok üzerinde ciddiyet ve öneme sahip bir bestecidir. Sanatçı, müzikal niteliği yanında, müzisyenler arasında nadir rastlanan düzeyde bilgili ve derin bir entelektüel olarak da nitelenmektedir. (5) O sadece bir besteci değil; bir düşünür, müziğin olduğu kadar dünyanın sorunları üzerinde düşünen, dünyanın her yerinde katıldığı konferanslarda, seminerlerde düşüncelerini paylaşan bir insandı. Eisler’in sanatının müzik câmiasında hak ettiği ilgiyi görmemesinde politik görüşlerinin ve bu doğrultudaki etkinliklerinin birincil derecede rol oynadığı kanısındayım. Ancak zamanın Eisler’in lehine çalıştığını ve eserlerinin giderek daha çok ilgi görüp, seslendirildiğini ve kayda alındığını da belirtmeliyim.
Eisler’in kişiliğinin ve sanat anlayışının oluşumu üzerinde, genç yaşlarından itibaren içinde yaşadığı toplumsal koşullar belirleyici olmuştur. Birinci Dünya Savaşı sırasında 18 yaşında askere alınan, savaş koşullarını yaşayan Eisler, bunun sonrasında Avrupa’da yaşanan işsizlik, yoksulluk ve diğer sosyal sorunları gözlemiştir. Dönemin birçok aydını gibi dikkati sosyalizme ve Sovyetler Birliği’ne yönelen Eisler, tüm bu etkiler içinde, sadece gözleyen değil, müdahil olan ve dünyayı değiştirmeye yönelen bir sanat anlayışını benimsemiştir. 1920’li yıllardan itibaren Marksist görüşlerin etkisi altına giren sanatçı, Alman Komünist Partisi ve çevresiyle yakın ilişki içinde olmuştur. (6) Schoenberg’in öğrencisi olmakla ve başlangıçta kendisi de 12 ton tekniğiyle bestelenmiş eserler vermekle birlikte, daha sonra dönemin yeni müziğine yönelik eleştiriler getiren Eisler, politik görüşleri doğrultusunda toplumsal içerikli eserlere yönelmiştir. Şarkılardan koral eserlere, enstrümantal eserlerden oda müziği eserlerine ve orkestral eserlerden sahne müziği eserlerine kadar çok geniş bir yelpazede eserler veren Eisler, yaşamının sonuna kadar özellikle insan sesi içeren metinli eserleriyle politik görüşleri doğrultusunda müzikler bestelemiştir. Nazi Almanyası’ndan kaçarak ABD’ye giden, orada değişik üniversitelerde ders veren Eisler yaşamını daha çok Hollywood’da bir film müziği bestecisi olarak kazandı ve iki film müziği ile Oscar’a aday gösterildi.

McCarthy döneminin politik soruşturmalarına dâhil edilen Eisler, ABD’den sınır dışı edilmiş; bir batı ülkesine değil, politik görüşleri doğrultusunda Demokratik Alman Cumhuriyeti’ne yerleşerek ülkenin belki de en önemli, hatta yarı resmî müzikal figürü olmuştur. (7) Demokratik Almanya ulusal marşının da bestecisi olan Eisler, yaşamının sonuna kadar politik görüşlerini korumuş, bu doğrultuda işçi sınıfı hareketinin dayanışma ve sınıf bilincini yükseltme amacına yönelik eserler vermiştir. Buna karşılık, müzikte yenilik arayışlarına açık olan sanatçı, 1952’de Goethe’nin Faust’u üzerine değişik bir yorum getirdiği Johann Faustus operasının kendi yazdığı librettosu nedeniyle Demokratik Almanya kültürel otoriteleri tarafından kendisine yöneltilen ağır formalizm eleştirileri ve sansür girişimleriyle karşı karşıya kaldı ve derin bir depresyona girerek, uzun süre beste yapamadı. (8) 1953’te Viyana’ya gönüllü sürgüne giden Eisler, daha sonra Brecht’in kendisini yeni çalışmalar için ikna etmesiyle ülkeye döndü. (9) Savaşı yaşayan, Nazi yönetimi döneminde ülkesinden ayrılmak zorunda kalan, ABD’de sürgünde yaşayan ve McCarthy döneminde sınır dışı edilen büyük bir sanatçının, yaşamı boyunca uğrunda mücadele verdiği ideallerin gerçekleştiğini düşündüğü ve ulusal marşını bestelediği ülkede de bu tür sorunlarla karşılaşması; sadece onun değil, hangi siyasal rejim söz konusu olursa olsun, 20. yüzyılda otoriter yönetim ve uygulamalar altında sanatın ve sanatçının dramını ortaya koymaktadır.

Cennette Gerçekleşen Bir Beraberlik: Brecht-Eisler İşbirliği
Kuşkusuzdur ki, Eisler’in besteci olarak en büyük işbirliği 1929 yılında tanıştığı Brecht’le gerçekleşmiştir. İki sanatçı arasında düşünce birliğine dayanan ve yaratıcılık açısından eşit güçlerin ilişkisi olarak nitelenebilecek bu sanatsal işbirliği, birçok değerli ürün ortaya çıkarmıştır. Bu dönemden geçmişe bakıldığında, Brecht’in Eisler öncesinde Weill ile yaklaşık dört yıl süren sanatsal işbirliğini, sanatçının yaşamında daha sonraki dönemin hazırlayıcısı bir evre olarak nitelemek doğru olur. Brecht ve Weill’ın ortak eserleri kapitalizme ve yarattığı sorunlara ilişkin sosyal içerikleri nedeniyle her zaman politik bir karakter taşımaktadır. Ancak bu eserler, Hanns Eisler ve Paul Dessau işbirliğiyle üretilen eserlerde ortaya konulan açık politik çizgiden farklı ve daha yumuşak bir toplumsal eleştiriye tekabül etmektedir. Eserlerde ekonomik ve toplumsal olarak alt sınıfların ve dilenci, fahişe, dolandırıcı gibi kimlikler taşıyan bireylerin gözünden burjuva toplumuna belki anarşist bir bakış ve karşı çıkış vardır. Ama bu toplumun yerine konulacak yeni bir toplum tasavvuru olgunlaştırılmış ve vaz’edilmiş değildir. Brecht’in Hanns Eisler ile ideal olarak nitelenebilecek işbirliği ise sanatçının Marksizm çerçevesinde yeni ve daha farklı bir toplumsal düzen fikri ile bu doğrultuda sanatın işlevine ilişkin görüşlerinin olgunlaştığı ve eserlerine daha farklı bir boyut ve derinlik kattığı yeni bir evreye tekabül eder. Bu gelişim sürecinde, Eisler’in yaratıcı bir besteci olma yanında, gençlik yıllarından başlayan sınıfsal içerikli müzik deneyimi ve entelektüel donanımıyla da büyük katkısı olmuştur. (10)

Çeşitli müzikli oyunlar, kantatlar ve şarkılar Brecht-Eisler işbirliğinin önemli ürünleridir. Bunlardan en önemlilerini kısaca gözden geçirirken, ikilinin bunların dışında da çok sayıda eseri olduğunu belirtelim.
İşbirliğinin ilk eseri olan ve 1930 tarihini taşıyan Karar (Die Massnahme) başlıklı sekiz bölümlü agitprop kantat sekiz bölüm ve altı şarkıdan oluşmaktadır. İki sanatçının işbirliğinin en önemli ürünlerinden biri ise Ana’dır. Eisler, Brecht’in Gorki’nin1905 tarihli aynı adlı romanından uyarladığı 1930-1931 tarihli Ana isimli oyunu önce sahne müziği olarak bestelemiş, 1935 yılında ise dokuz şarkı içeren bir kantata dönüştürmüştür. Ana, 1905 Rusyası’nda okur-yazar olmayan bir işçi kadının bilinçlenerek, oğlunun yanında devrimci işçi hareketine ve mücadelesine katılmasını anlatır.
İki sanatçının ortak imzalarını taşıyan önemli bir çalışma ise 1932 tarihli Kuhle Wampe: Dünyanın Sahibi Kim? başlıklı filmdir. İlk işçi filmi olarak nitelenen film, Brecht-Eisler’in ünlü Dayanışma Şarkısı ile son bulmaktadır. Eisler’in Ekim Devrimi’nin 20. yıldönümü münasebetiyle Brecht’in 1930-31 tarihli metni üzerine 1935-1937 yıllarında bestelediği solistler, karışık koro ve orkestra için Lenin başlıklı Requiem de ikilinin önemli eserleri arasındadır.
Eisler, birçok müzik eleştirmeni tarafından en önemli eseri olarak kabul edilen Alman Senfonisi başlıklı 1935 yılında bestelemeye başladığı solistler, koro ve orkestra için 11 bölümlü korolu senfonisini ise 1957 yılında tamamlayabildi. Eser senfoniden çok, Almanya’da “sınıf savaşları, açlık, militarizm, savaş ve toplama kampları” ekseninde anti-faşist bir kantat niteliğindedir. Alman Senfonisi, Brecht’in 1934 tarihli Şarkılar, Şiirler ve Korolar başlıklı eseri ile İtalyan şair İgnazio Silone’un şiirleri üzerine bestelendi.
Eisler’in 1943 tarihli Şvayk İkinci Dünya Savaşı’nda başlıklı eseri ise Brecht’in 1941-1943 yılında Çek yazar Jaroslav Hasek’in1923 tarihli Aslan Asker Şvayk başlıklı romanına hicivsel bir nazire olarak yazdığı anti-faşist oyunu üzerine bestelenmiştir. Eisler, Brecht’in ünlü oyunu Galileo Galilei’nin müziklerini de bestelemiş ve eser ilk kez 1943’te Zürih’te temsil edilmişti.
Brecht-Eisler Şarkıları
Eisler’in değişik türlerde verdiği eserler yanında, şarkı formunda verdiği eserler özellikle önemlidir ve sanatçının gençlik yıllarına kadar gider. Eisler, kendi kaleminden kısa yaşam öyküsünde bu yılları anlatırken, “Kızıl Ses” topluluğu için şarkılar ve müzik parçaları yazdığını, “İşçi Şarkıcılar Hareketi” için çok sayıda koro bestelediğini, 1928’de tiyatro şarkıları yazdığını anlatmaktadır. (11) 1929’da Brecht’le çalışmaya başlayan Eisler’in onun şiirleri üzerine bestelenmiş çok sayıda şarkısı bulunmaktadır. Bu şarkıların toplam sayısının 150 civarında olduğu ifade edilmektedir. Özellikle iki sanatçının ülkelerinden ayrılıp sürgüne gitmeden önceki dönemdeki şarkılarının büyük bölümü onların dünya görüşlerini yansıtan ve işçi sınıfı mücadelesine ağırlık veren, deyim yerindeyse militan şarkılardır. Birleşik Cephe Şarkısı (İşçilerin Şarkısı), Barış Şarkısı bunlar arasındadır ve başlıkları bile eserlerin içeriği üzerinde yeterince fikir vermektedir. (12) Birleşik Cephe Şarkısı’nı, Eisler’in kendi şarkılarını en iyi seslendiren şarkıcı olarak nitelediği oyuncu-şarkıcı Ernst Busch’tan dinleyelim. (13) Bu bağlamda Eisler’in en popüler eserlerinden biri ise Dayanışma Şarkısı adlı marştır. Sözleri Brecht’e ait olan ve özellikle 1 Mayıs’larda ve diğer önemli etkinlik ve yürüyüşlerde tüm dünyada yoğun biçimde seslendirilen bu marş, işçi hareketi açısından simgesel bir nitelik kazanmıştır. (14) Dayanışma Şarkısı’nı bariton Matthias Goerne’nin yorumuyla dinleyelim. (15)

Haydi unutmayalım
Biz gücü nereden alırız
Hem açken hem de tokken
Haydi unutmayalım
Bu dayanışmayı
İşçileri tüm dünyanın
Bir amaçta birleşsin
Dünyadaki nimetleri
Hep beraber paylaşsın
Haydi unutmayalım
Soruyu somut soralım
Hem açken, hem de tokken
Bu dünya kimin dünyası?
Gelecek kimindir?
Diğer taraftan ise Eisler, kökeni yüzyıllar ötesine dayanan ve büyük temsilcileri arasında Schubert, Schumann, Mendelssohn, Wolf gibi büyük bestecilerin bulunduğu Alman sanat şarkısı formunun, yani lied’lerin 20. yüzyıldaki önemli bestecilerinden biridir. (16) Liedler genellikle Alman dilinin büyük şairlerinin dizeleri üzerine yazılan eserlerdir. Eisler de birçok büyük Alman şairin dizeleri üzerine liedler bestelerken, en çok şiirini bestelediği şair ise Brecht olmuştur. Bestecinin bu alandaki en önemli eseri kabul edilen Hollywood Şarkı Kitabı başlıklı şarkı dizisi, 1942-1943 yıllarında ABD’de bestelenmiştir ve 46 şarkıdan oluşmaktadır. (17) 20. yüzyılın sanat şarkısı alanındaki önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen dizideki şarkıların 28’i Brecht’in şiirleri üzerine bestelenmiştir. Dizide büyük Alman şairler Mörike, Hölderlin, Goethe, Eichendorff’un dizeleri üzerine bestelenmiş liedler de bulunuyor.
Eisler, diziye önsöz mahiyetinde hazırladığı taslakta, “Böyle bir şarkı kitabını anlayan ve seven bir toplumda, hayat iyi ve tehlikesiz yaşanır. Bu parçalar, böyle bir toplum düşünülerek yazılmıştır” demiş, ama sanatçının ve yoldaşı Brecht’in gerek Almanya, gerekse sürgünde bulundukları Amerikan toplumunda böyle iyi ve tehlikesiz bir yaşama ulaştıkları söylenemez. Dizideki Brecht’in bir bölümü ABD öncesi İskandinavya’da yazılmış olan parçaları, çoğunlukla sürgünde yaşayan sanatçının duygularını yansıtır. Bir tarafta devam eden savaş ve ülkelerine getirdiği yıkım, diğer tarafta Amerikan toplumunun finansal gerçekleri ve kültür endüstrisine duyulan yabancılık ve bunların sanatçı üzerinde etkileri... Bu dönemde sınıf mücadelesi ve faşizmle mücadeleden çok, “sürgün edilmiş göçmenin işkencevî can sıkıntısı”dır, dizelere egemen olan. (18) Bu parçalar gerek şiir, gerekse beste olarak iki sanatçının işçi şarkıları döneminden çok daha farklı olgunluk dönemi eserleridir.
Brecht-Eisler Kayıtları ve Yorumcuları

Hanns Eisler, genellikle bilinenden çok daha fazla eseri olan bir bestecidir. Bunlar, sahne eserlerinden değişik koral eserlere, şarkılara, oda müziği eserlerine ve senfonik eserlere kadar uzanır. Sanatçının düşünsel yaklaşımı doğrultusunda eserler vermesi, toplam eserleri içinde sahne eserleri, kantatlar, değişik koral eserler ve şarkılar gibi insan sesine yer veren eserlerin daha ağırlıklı olması sonucunu doğurmuştur. Eisler, müzik endüstrisinin eserlerini en çok kayda aldığı bestecilerden biri değildir. Ancak son dönemlerde besteciye yönelik ilginin artmasıyla birlikte, bu kayıtların sayısında da artış gözlenmektedir. Günümüz müzik kataloglarında, bestecinin eserlerinden değişik firmalar tarafından yapılan birçok kayıt, değişik formatlarda mevcuttur. Örneğin, merak edip girdiğimiz İngiltere’nin ünlü online müzik mağazalarından Presto Classical’in sayfalarında Eisler için 74 giriş gördük. Bu kayıtların tamamı CD olarak bulunmasa da, 74 CD’lik bir kataloğa denk geldiğini söyleyebiliriz ki, bu kayıtlardan bir bölümü kişisel koleksiyonumuzda da bulunuyor. Aynı kaynakta Kurt Weill için 190 CD bulunduğunu da bu vesileyle hatırlayalım ve Weill’ın Eisler’den daha popüler bir besteci olduğunu belirtelim.
Brecht-Weill kayıtları arasında öncelikle Brilliant etiketiyle yayınlanan ve toplam 10 CD’den oluşan Hanns Eisler Edisyonu’ndan söz etmek isteriz. 2014 yılında daha çok eski Demokratik Almanya plâk firmaları tarafından ve o ülkenin sanatçıları, koroları ve orkestraları ile yapılan nitelikli kayıtlardan bir derleme olarak yayınlanan bu sette bestecinin değişik oda müziği eserleri yanında, Brecht-Eisler işbirliğinin önemli ürünlerinden olan Alman Senfonisi ve Lenin Requiemi de yer alıyor. 
Sette, Weill ve Eisler şarkılarının ünlü yorumcusu Gisela May de, Şvayk İkinci Dünya Savaşında’dan ve başka dizilerden şarkılar seslendiriyor. Sette başka sanatçıların yorumuyla da, Brecht-Eisler ürünü kantat ve şarkılar yer alıyor. Bu edisyon, hem Eisler, hem de Brecht-Eisler eserleri için kaçırılmaz bir müzikal zenginlik sunuyor (Brilliant 9430).

İngiliz firma Chandos’un 2000 yılı kaydı albümünde ise Brecht-Eisler işbirliğinin önemli ürünlerinden Ana başlıklı kantat yanında, bestecinin koro müziği ve lied’leri de bulunuyor (Chandos 9820).

Müzik kataloglarında, Eisler’in Brecht’in metinleri üzerine bestelediği şarkıların da değişik sanatçılar tarafından yapılan kayıtları bulunuyor. Bu kayıtlar arasında ise günümüzün en önemli lied yorumcularından Alman bariton Matthias Goerne’nin (1967- ) kayıtları ön plâna çıkıyor. Sanatçının piyanist Eric Schneider eşliğinde yaptığı 1998 yılı kaydı The Hollywood Songbook adlı albüm bu dizinin tümünü Goerne’nin nitelikli icralarıyla bir araya getiriyor (DECCA).
Goerne’nin Eisler’in eserlerine ayrılan 2013 tarihli Ernste Gesänge (Ciddi Şarkılar) adlı bir başka albümünde ise Eisler’in ağırlıklı olarak Hölderlin’in şiirleri üzerine bestelenen 7 şarkılık Ernste Gesänge adlı dizisi ile Brecht’in şiirleri üzerine bestelenen 17 şarkısı bulunuyor (Harmonia Mundi). Bu şarkılar arasında Hollywood Şarkı Kitabı’ndan bazı şarkılar da yer alıyor. Matthias Goerne, bu kayıtlarıyla son dönemlerin en önemli ve değerli Eisler yorumcusu olarak belirginleşiyor.

20. yüzyılın büyük lied yorumcularından, başta Schubert olmak üzere bu türün ustası bestecilerin şarkılarını büyük bir derinlik ve incelikle kayda almış olan Alman bariton Dietrich Fischer-Dieskau da (1925-2012) Eisler’in şarkılarına kayıtsız kalmadı ve 1987’de piyanist Aribert Reimann eşliğinde bestecinin 32 şarkısını kayda aldı (Warner). Bu şarkılardan 22’si Brecht’in şiirleri üzerine ve bunlar arasında Hollywood Şarkı Kitabı’ndan şarkılar da bulunuyor. Eisler’in şarkılarını lied dünyasının en büyük yorumcularından birinden dinlemek gerçekten büyük zevk. Sanatçıdan Hollywood Şarkı Kitabı’ndan İntihar Üzerine başlıklı liedi dinleyelim. (19)
Böyle bir ülkede ve böyle bir zamanda
Hüzünlü akşamlar daha az olmalıydı
Ve nehirler üzerindeki görkemli köprüler
Geceyi sabaha bağlayan saatler
Ve her yıl kış mevsimi de tehlikelerle doluyken
Tüm bu sefaleti gören insanlar oyalanmayacak
Ama bir an önce karar verecekler
Çok ağır gelen hayatlarını kenara atmaya
Bugüne kadar yapılan en kapsamlı Eisler şarkıları kaydı ise 2017-2019 yılları arasında bariton Holger Falk ve piyanist Steffen Scheleiermacher tarafından yapıldı. 4 CD olarak yayınlanan bu kayıtlarda Eisler’in çok sayıda Brecht şarkısı da bulunuyor (Dabringhausund Grimm). Her ne kadar Falk, Goerne’nin ses özellikleri ve yorum ustalığına sahip olmasa da, Eisler’in bu kadar çok şarkısının böylesine nitelikli kayıtlarının yapılmış olması elbette memnuniyet verici.

Eisler’in ilk dönemdeki işçi şarkıları-marşları düşünüldüğünde, akla ilk gelen isim oyuncu ve şarkıcı Ernst Busch (1900-1980) olmalıdır. Eisler 1961 yılında kendisiyle yapılan bir söyleşide, “Şarkılarınızı seslendiren şarkıcılardan hangisini daha çok beğeniyorsunuz?” sorusu üzerine şunları söylemişti: “İsim vermek istemiyorum – Ernst Busch hariç, o gerçekten bir dâhi. Bunun dışında bir isim vermek istemiyorum ve imâ da etmek istemiyorum.” (20) Busch’un sadece Eisler’in şarkılarına ayrılan albümleri olduğu gibi, çeşitli albümlerinde de bu parçalardan bazıları yer alıyor. Youtube platformunda da sanatçıya ait çok sayıda etkileyici görüntülü/görüntüsüz kayda ulaşmak mümkün.

Brecht-Weill şarkılarının yorumları ve kayıtlarıyla da ünlü olan Gisela May (1924-2016), Brecht-Eisler şarkılarının da usta yorumcularındandır. Tiyatro oyuncusu olan ve Brecht’in kurucusu olduğu Berliner Ensemble’da da uzun yıllar boyunca oyunculuk yapan May, Hanns Eisler’in teşvikiyle şarkı da söylemeye başlamıştı. Sanatçının Brecht-Eisler şarkılarına ayrılan bağımsız albümleri olduğu gibi, yukarıda değindiğimiz Brilliant’ın 10 CD’lik Hanns Eisler Edisyonu’nda da kayıtları bulunuyor. Gisela May’den Brecht’in 1943’te ABD’de yazdığı, doğanın değişmezliği yanında siyasal yönetimlerin geçiciliğine vurgu yapan Moldau’nun Şarkısı başlıklı şiir üzerine Eisler’in bestesini dinleyelim. Parça, Şvayk İkinci Dünya Savaşı’nda oyununda yer alıyor. (21)
Taşlar Moldau’nun dibinde yavaşça dolaşıyor
Üç imparatorun cesedi Prag’da gömülü
Büyükler büyük kalmayacak, küçükler de küçük
Gece on iki saat sürer, sonra gündüz gelir
Zamanlar değişiyor
Güçlülerin plânları sonunda duracak
Ve hâlâ kanlı horozlar gibi böbürlenseler de
Zamanlar değişiyor ve bunu değiştirmek mümkün değil
Gece on iki saat sürer, sonra gündüz gelir
Son Söz
Büyük Alman şair, yazar ve tiyatro insanı Bertolt Brecht’in sanatı, yaşadığı dönemlerde olduğu kadar, ölümünden 70 yıl sonra da değerini ve güncelliğini korumaya devam ediyor. Bu, Brecht’in eserlerinin edebî değeri yanında, sosyal içerikleri itibariyle de kapitalist toplumlarındaki temel sorunları ve eşitsizlikleri yansıtmaya devam etmesinden kaynaklanıyor. Brecht’in müzikle ilişkisi ve 20. yüzyılın önemli bazı bestecileriyle yaptığı işbirliği sürecinde ortaya çıkan şarkı, müzikal, opera ve değişik türlerdeki eserler de, hem Brecht’ten kaynaklanan edebî değerleri, hem de yoldaşı bestecilerden kaynaklanan müzikal değerleriyle günümüzde de yaşamaya, sevilmeye ve klâsik müzikten pop müziğe ve diğerlerine, her türden müzisyenlere ve dinleyicilere ilham vermeye; sahnelenmeye, sergilenmeye, seslendirilmeye ve kayda alınmaya devam ediyorlar. Biz iki yazımızda Brecht’in Kurt Weill ve Hanns Eisler ile işbirliğini değişik veçheleri itibariyle değerlendirmeye çalıştık. Brecht 1940’lı ve 1950’li yıllarda ise daha çok Paul Dessau ile birlikte çalışmayı tercih etti. Bu, Eisler Brecht’le uzun yıllar çalışmasına karşın ona karşı bağımsızlığını sürdürürken, Dessau’nun Brecht’in düşüncelerini kabul konusunda daha uyumlu olmasından kaynaklanan bir gelişmeydi. (22) İleride bir başka yazımızda Brecht’in Dessau ile müzikal işbirliğini de değerlendirmeyi ümit ediyoruz. Şimdilik, iki yazımızda okuyucularımızın dikkatlerini Brecht’in Kurt Weill ve Hanns Eisler ile işbirliğinin ürünü olan eserlere bir nebze olsun çekebilmişsek ne mutlu bize. Artık hepimize bu müzikleri daha yakından tanımak ve dinlemek düşüyor…
AHMET MAKAL
01 Temmuz 2026, Ankara
Notlar:
- Sanattan Yansımalar, 18 Haziran 2026.
- Bağlantılar zaman içinde değişse de, okurlar sanatçı ve eser ismiyle kayıtlara ulaşabileceklerdir.
- Besteci hakkında iki temel kitap, her ikisi de derleme olan Betz, 2006a ile Eisler uzmanı ve aynı zamanda onun öğrencisi de olmuş olan Blake’in kitaplarıdır (Blake, 1995a). Kendisiyle yapılan konuşmalar da onun sanatını ve düşüncelerini birinci elden anlamak için önemlidir. Bakınız, Eisler, 2014.
- Goehr, 1994, p. 99.
- Eisler’in müzik, kültür politikası ve siyaset üzerine yazdıklarının ölümünden sonra dört cilt hâlinde yayınlanmış olduğunu söylemek, sanatçının entelektüel kapasitesi hakkında yeterli ölçüde bilgi verecektir. Eisler’le değişik konularda yapılmış söyleşilerde de sanatçının düşünsel derinliğini gözlemek mümkündür. Bakınız, Eisler, 2014.
- Eisler’in Parti’ye üye olup olmadığı konusu ise tartışmalıdır. Eisler’in öğrencisi ve meslektaşı olan ve onun hakkında yazmış olan David Blake, bestecinin 1926’da Alman Komünist Partisi’ne üye olduğunu ifade etmektedir (Blake, 1995b, p. 89 ). Buna karşılık birçok kaynakta, Eisler’in Parti’ye hiç üye olmadığı ifade edilmektedir (Örneğin, Haas, 2014). Kanımızca, Eisler üye olmuş olsa da olmasa da, gençlik yıllarından başlayarak Komünist Parti ile bağlantılı ve o çevreye yakın olmuştur ve önemli olan da budur.
- Eisler’in müziği kadar, Amerika’da McCarthy yıllarındaki politik sorgulanmalarına ilişkin olarak bakınız, Wierzbicki, 2008. Eisler’in ABD yılları konusunda bakınız, Crawford, 2009, pp. 190-197.
- Hart, 2018, p. 1, 3. Brecht’in bir diğer müzikal yoldaşı Paul Dessau da, eserleri Parti’nin sosyalist gerçekçilik talepleriyle uygunluk taşımadığı gerekçesiyle benzeri eleştirilerle karşılaştı (Grange, 1995, p. 154). Sovyetler Birliği’nde Komünist Parti’nin sanat anlayışı olarak benimsediği ve devletin resmi sanat anlayışı olarak özellikle Stalin döneminde etkisini sürdüren ve sanatçılar üzerinde yönlendirme dışında baskı ve sansüre kadar varan sonuçlar da doğurmuş olan sosyalist gerçekçilik akımının hemen her sosyalist ülkede farklı varyantları gözlenmiştir. Demokratik Almanya’daki bu uygulamaların, Sovyetler Birliği’nde 1948’deki Merkez Komitesi kararı ile zirveye ulaşan ve Yüksek Sovyet Başkanı Andrey Jdanov’un adıyla Jdanov Doktrini adı verilen anti-formalizm kampanyasıyla uyumlu olması dikkat çekicidir. Jdanov Doktrini’ne göre sanatın erişilebilir, moral yükseltici, politik olarak motive edici ve modernist akımlardan uzak olması bekleniyordu. Bu ortamda birçok yazar yanında, aralarında Şostakoviç ve Prokofiev’in de olduğu çok sayıda Sovyet besteci de formalizm eleştirisiyle ve yaptırımlarla karşı karşıya kalmıştı.
- Grange, 1995, pp. 153-154.
- Eisler’in gençlik yıllarında işçi ve öğrenci hareketiyle ilişkileri ve sınıfsal içerikli müzik ve koro çalışmaları konusunda kendi anlatımı için bakınız, Eisler, 2006, ss. 21-23.
- Eisler, 2006, s. 23.
- Politik müziğe ve bu bağlamda Eisler’in müziğine ilişkin değerlendirmeler için bakınız, Goehr, 1994.
- https://youtu.be/l_GSRouLqZo?si=ACctSfSBkbp=avvP
- Dayanışma Şarkısı’nın solo sesten koroya kadar değişik bileşimlerde seslendirilmiş çok sayıda icrası mevcuttur. Şarkı, değişik gruplar tarafından Türkçe olarak da seslendirilmektedir. ATTF İşçi Korosu’nun bir kaydı için bakınız, https://youtu.be/rNtUTe69g70?si=y7qx1O3jQmZlrH8
- https://www.youtube.com/watch?v=8qST0Ibaqgc
- Eisler’in sanat şarkıları, Hart’ın Hanns Eisler’s Art Songs kitabında kapsamlı biçimde değerlendirilmektedir.
- Dizinin bazı edisyonlarında şarkı sayısı 47 olarak görünmektedir.
- Grange, 1995, p. 150.
- https://youtu.be/2wb9FD_Ut7Y?si=dQQLPzfTYNKrinF7
- Eisler, 2014, p. 135.
- https://youtu.be/YRcb3-6ck7I?si=N50hCXhjmjy12rfw. Moldau ya da Çekçe adıyla Vltava, Çek besteci Bedrich Smetana’nın aynı adlı senfonik şiirine de konu olan nehirdir.
- Grange, 1995, p. 151.
Kaynakça
· Betz, Albrecht (2006a); Hanns Eisler – Political Musician, İngilizceye çeviren: Bill Hopkins, Cambridge University Press, Cambridge.
· Betz, Albrecht (2006b); “Music and Politics: Theme and Variations”, Hanns Eisler – Political Musician, Albrecht Betz (Editör), İngilizceye çeviren: Bill Hopkins, Cambridge University Press, Cambridge, pp. 393-405.
· Blake, David (Editör) (1995a); Hanns Eisler – A Miscellany, Harwood Academic Publishers.
· Blake, David (1995b); “Hanns Eisler”, The New Groove – Dictionary of Music and Musicians, Stanley Sadie (Editör), MacMillan Publishers Limited, Vol. 6, pp. 89-94.
. Crawford, Dorothy Lamb (2009); A Windfall of Musicians – Hitler’s Émigrés and Exiles in Southern California, Yale University Press.
· Eisler, Hanns (2006); “Müziğin Diyalektiği Üstüne Materyal kitabından seçilmiş yazılar”, Müzik Üzerine Tartışmalar, Derleyenler: Yılmaz Onay ve diğerleri, Evrensel Basım Yayın, ss. 21-80.
· Eisler, Hanns (2014); Hanns Eisler in Conversation with Hans Bunge, Edited and translated by Sabine Berendse & Paul Clements, Methuen Drama.
. Goehr, Lydia (1994); “Political Music and the Politics of Music”, The Journal of Aesthetics and Art Criticism, Vol. 52, No. 1, The Philosophy of Music, Winter, pp. 99-112.
. Grange, William (1995); “Choices of Evil: Brecht’s Modernism in the Work with Eisler and Dessau”, https://digitalcommons.uni.edu/theatrefacpub/5.
. Haas, Michael (2014); “The Kaleidoskopic Contradictions of Hanns Eisler”, Forbidden Music, July 27, 2014, https://forbiddenmusic.org/2014/07/27/the-kaleidoskopic-contradictions-of-hanns-eisler-1898-1962.
. Hart, Heidi (2018); Hanns Eisler’s Art Songs – Arguing with Beauty, Camden House.
· Knepner, Georg (1995); “Hanns Eisler the Thinker”, Hanns Eisler – A Miscellany, David Blake (Editör), Harwood Academic Publishers, pp. 441-452.
. Wierzbicki, James (2008); “Hanns Eisler and the FBI”, Music and Politics, vol. 2, no. 2.
Yorumlar
Kalan Karakter: