Yaşamın tehlikeli gerçekleri çocuklara tüm çıplaklığıyla mı anlatılmalı yoksa kurt-kuzu masalındaki gibi yarı-soyut bir atmosferde kulağa ufak bir küpe gibi mi yapılmalı? Bu sorunun çocuk psikolojisindeki cevabı “belli yaşın altında kesinlikle masal tarzında anlatılmalı, yoksa henüz yaşam deneyimi edinmemiş çocuklar için somut sorunlar tüm kişiliklerini ve yaşamlarını olumsuz etkileyecek düzeyde aşırı korkutucu olabilir”, şeklinde. O zaman “o belli yaş kaçtır”, sorusunun yanıtı ise kültürden kültüre değişmekte. Can acıtıcı gerçekler batı kültürlerinde daha erken ifade edilirken doğu kültürlerinde daha geç yaşta sunulmakta. “Çocuk” tanımı bile kültür ve coğrafyadan bağımsız değildir. Ortaçağ ve sonrası resim sanatında “çocuk imgesi” yaşlarına özgü besin, eğitim ve davranışlara ihtiyacı olan “çocuk” olarak değil sadece “boyu küçük insan” olarak betimlenmiştir. Batının onca çocuk masalına rağmen, “çocuk” gibi çocuk figürleri ancak Yeni Çağ sonrası resimlerde ortaya çıkmaya başlamıştır (1). Bunun nedenleri üzerine uzun araştırmalar ve tartışmalar yapılabilir. Ancak ben bunun yerine, ülkemizde yılbaşı döneminde perili-fareli masal Fındıkkıran balesi kapalı gişe oynarken Noel tatilinde Amsterdam’da izlediğim gerçekçi “8+ çocuk operası” “Atman!” izlenimlerimi paylaşacağım.

KONU
Eserde Atman adında, dokuz yaşındaki bir çocuğun tehlikeli engellerle dolu yolculuğu anlatılıyor. Atman’ın maceraları inanılmazın sınırında olan müzikal bir öykü. Atman bir gün yaşadığı şehirde kayboluyor. Evinin anahtarı cebinde ama nerede yaşadığını hatırlayamıyor. Çaresiz, sokakta karşılaştığı insanlardan yardım istiyor. Bir adam, “Vaktim yok, yarın tekrar sor”, diyor. Bir kadın onu yanına alıyor "Senin gibi çocuklar iyi denizci olur", diyor ama Atman okyanusu geçmek değil, eve dönmek istiyor. Aslında Atman’ın sorusu basit; “Hangi yoldan gitmem gerektiğini biliyor musun?" Ama dokuz yaşındaki bir çocuk için sorusunun yanıtı aşılmaz gibi görünüyor ve gerçekten de dolambaçlı yollar ve engellerle dolu bir macera onu bekliyor.

YAPIM, YARATICI ve YORUMLAYICI SANATÇILAR HAKKINDA BİLGİ
Eseri 1985’te Leonard Evers bestelemiş, librettosunu Bart Moeyaert kaleme almış. Eserin internet sayfasında Evers hakkında şunlar yazılmış: “Başarılı gençlik operaları Goud! ve Kriebel ile tanınan Leonard Evers, tiyatroya büyük bir tutku duymaktadır ve daha önce Hollanda Ulusal Operası ve Zürih Opera Evi gibi topluluklar için gençlik operaları yazmıştır. Goud!, 2012'den beri Avrupa genelinde sahnelenmiş ve Hollanda Ulusal Operası'nda birçok kez gösterilmiştir. Atman! adlı eserinde ise akordeonun tüm olanaklarını keşfe çıkmış.” Evers, akordeon için “hem tek kişilik orkestra ve hem hareket halindeyken çalınmak için mükemmel bir enstrüman” tanımını kullanmış. Evers, Atman! için ünlü ve bol ödüllü yazar Bart Moeyaert ile işbirliği yapmış.
Program föyünde, kendisiyle yapılan bir röportajda besteci Evers’e kaybetmenin, kaybolmanın onun için anlamı sorulduğu yazılı. Evers çocukluğundan beri hep bir şeylerini kaybettiğini ve aşırı telaşlandığını anlatmış. Librettist Moeyaert ile tanıştığınd onun da aynı dertten muzdarip olduğunu öğrenmiş ve “ya biz de kaybolursak” sorusuyla yola çıkarak beraberce bu operayı yaratmışlar.

Güney Hollanda Operası, Hollanda Gezici Operası ve Hollanda Ulusal Operası’nın ortak yapımı olan Atman, Ulusal Opera ve Balesi binasında Boekman Stüdyosunda sunuldu. Seyretmek için en az 8 yaş önerilen temsil yedi dakika gecikmeyle saat 14.07’de başladı, 60 dakika sürdü ve çoğu sözlü azı şarkılı eser Felemenkçe oynandı.
Sahne yönetmeni Annemiek van Elst idi, Set tasarımı Douwe Hibma’ya, Aydınlatma tasarımı Cor van den Brink’e, Kostüm tasarımı Maartje Prins’e aitti. Dramaturjisini Wout van Tongeren ile Joep Hupperetz’in planladığı yapımın yardımcı yönetmeni Eva Graaff idi.

Atman’ı mezzosoprano Liza Vjera Lozica canlandırdı, tek kişilik orkestra akordeon sanatçısı Kaat Vanhaverbeke’den ibaretti.
İZLENİMLERİM
İlk olarak dil konusuna değineceğim. Temsilin Felemenkçe sunulması ve üst yazı tercümesinin olmayışı bana olayları takip etmekte zorluk yarattı. Ülkemizde bir süredir eserlerin orijinal dilde sunulması üst yazıların doğru tercüme ile ve hatasız imla ile yazılmasını gerektiriyor. Bir yandan temsili izlemek, bir yandan üst yazıları okumak yeterince zahmetliyken bir de çeviri ve imla hataları olduğunda insanın zihni o yazılara takılıyor. Üst yazıların önemini Felemenkçe temsili izlerken daha iyi anladım.
Konu açısından yukarıda da değindiğim gibi “8-10 yaşlarında bir çocuk sokakta kaybolsa ona kim yardım eder veya kimse yardım eder mi” sorusu dehşet verici. Üstünde yamalı pardösüsü, cebinde bir somon ekmek ve bir oyuncak robotla gündüz vakti ağaçların altında, gece vakti sokak lambalarının arasında kâh bir kapı kâh bir merdivende evini ararken bir kuş ona insanlardan daha fazla yardımcı oluyor. O yaşta bir çocuk neden ve nasıl sokakta yalnız başına dolaşıyor, belki biz erişkinlerin üzerinde durması gereken esas soru budur. Çocuğun anlattıkları acaba kendisini biraz yalnız hissettiğinden ve ilgiye muhtaç olduğundan mıdır?
İzlerken aklıma E. Humperdinck’in Hansel ve Gretel adlı operasındaki ormanda kaybolan ve cadının kurabiye evini yemeğe başlayan çocuklar geldi. Ama işte Hansel ve Gretel’de masalımsı atmosfer söz konusuyken Atman’da olaylar ıssız bir kenar-mahalle sokağında cereyan ediyor. Sade ve işlevsel dekor, dönen platform ile merdiven basamakları ıssızlığı az ve öz şekilde tanımlamış. Çatallı bir ışık çizgisiyle kuşun uçuşunun, kampana enstrümanı sesiyle kuşun ağaç dalına konarak ötüşünün betimlenmesi ve tüm eser boyunca akordeon eşliğinin varlığı yapımın estetik yönlerini oluşturdu. Belki de Felemenkçe olduğu için sözleri takip edemediğimden 35’inci dakikada sıkılmaya başladım. Çocuklar ve büyükleriyle tam dolu salonda kimse telefonuna davranmadı ve ufak söz şakaları seyirciyi güldürdü. Kendi hesabıma, en azından Paul Hindemith’in “Hin und Zurück” (ileri ve geri) adlı çağdaş kısa operasını ve Karlheinz Stockhausen’in başrolünün bir klarnetçi olduğu Der Kleine Harlekin (Küçük Harlekin) ve diğer operalarını andıran bu modern beste biraz daha fazla “uyumlu akor” içerseydi diye içimden geçirdim (2,3). Neyse ki yer yer Mary Poppins ve My Fair Lady müzikallerinin melodilerini çağrıştıran bölümler vardı.

Atman karakteri opera literatüründe “pantolon rol” denilen mezzosoprano veya alto için bestelenmiş, kadınların oynadığı erkek çocuk karakteriydi. “Pantolon rol veya paj arketipi”, kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu dönemlerde ve özellikle Shakespeare’in tiyatrolarında kullandığı kısa pantolonlu kadın sesli erkek görünümlü ergen erkek çocuk tiplemesidir. Bazen kısa bazen uzun pantolon giyen ve çoğu genç yaşına rağmen sağduyu sahibi bu karakterlere Mozart’ın Cherubino’su (Figaro’nun Düğünü), oğul Johann Strauss’un Prens Orlofsky’si (Yarasa), Offenbach'ın Nicklausse’u (Hoffmann’ın Masalları), Verdi’nin Oscar’ı (Maskeli Balo), Gounod’nun Siebel’i (Faust) ve Stephane’ı (Romeo ve Juliette) örnek verilebilir. Hansel ve Gretel’deki Hansel de tipik bir pantolon rol örneği olup kadın sesli erkek çocuk karakteri, Atman’da olduğu gibi günümüzde de çocuk operalarında yer almaktadır (4).
Bir çocuğu en güzel şekilde yetiştirmekte ana etmenlerden biri olan “sanat”, son yıllarda giderek hızlanan bir ivmeyle sanat kurumlarının “çocuk” temasının ve “çocuk tüketicinin” farkına varmasını sağlamıştır. Öyle ki kitapçıların raflarında çocuklar için kitaplar ile “çocuk yetiştirme” hakkında eserler iyice görünür hale gelmiştir (5). 1985 üretimi Atman da bu dalganın örneklerinden biri.

Fuayedeki kostüm sergisi
Temsile beraber gittiğim 8,5 yaşındaki İris temsili ilgiyle izledi. Arada yüzüme bakıp benim ne hissettiğimi kontrol etmesine hayret ettim ve saygı duydum. Ancak korktuğum başıma geldi, temsil çıkışı izlenimlerini sorduğumda sözle cevap vermeyip önce yüzünü ekşitti, sonra konuyu değiştirdi. Piyano çalmayı öğrenen İris, bizdeki çocuk operalarını izleseydi herhalde beğenirdi (6,7). Hele yıllardır bilet almayı bir türlü beceremediğim Fındıkkıran balesini görebilseydi?!…
Pınar Aydın O’Dwyer
7 Ocak 2026, Amsterdam
Kaynaklar
- Daşçı S: Avrupa Resminde Çocuk İmgesi. Bağlam Yayınları, 2008
- Aydın O’Dwyer P: Stockhausen Uzmanı Klarnetçi Merve Kazokoğlu. http://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/pinar-aydin-o-dwyer/stockhausen-uzmani-klarnetci-merve-kazokoglu/1142/ Erişim: 9.10.2016
- Aydın O’Dwyer P: Siz hiç dans eden klarnetçi gördünüz mü? Sahne Dergisi, Temmuz Ağustos 2014
- Aydın O’Dwyer P: Büyümeyen Çocuk - Pantolonlu Kadın - Örtülü Cinsiyet Sorunsalı. Krom Sahne Sanatları Dergisi. Sayı 9, Ocak-Mart, 2026
- Aydın O’Dwyer P: Sanatın Üretimi ve Tüketiminde Çocuk Operası. Krom Sahne Sanatları Dergisi, Sayı 7, 2025
- Aydın O’Dwyer P: Mutlu Kasabası’nda Mutlu Seyirciler. https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/pinar-aydin-o-dwyer/mutlu-kasabasi-nda-mutlu-seyirciler/3614/ Erişim: 6.6.2025
- Aydın O’Dwyer P: Operanın Sihirli Dünya’sına Yolculuk. https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/pinar-aydin-o-dwyer/operanin-sihirli-dunya-sina-yolculuk/3254/ Erişim: 31.3.2024
Fotoğraflar: Michiel Spijkers, Bart Grietens (temsil), Pınar Aydın O’Dwyer (selam)





























