Librettosunu Henri Meilhac ve Ludovic Halévy’nin yazdığı, Georges Bizet’in bestelediği Carmen operası 7 Şubat 2026 akşamı Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde yeniden sergilenmeye başlanıyor. Carmen’i tanıyalım:
Ortada onca baskın erkeğin öyküsü dolaşırken tek bir kadının, üstüne üstlük kendine ölümüne güvenen bir kadının öyküsünün erkek egemen görsel sanatlar mecrasını bunca etkilemiş olması ne şaşırtıcıdır! Ya da hiç de şaşırtıcı değil midir?
Konu elbette Carmen, öncülü Lilith olacak değildi ya, ne de olsa Lilith’den bahsetmek zinhar yasaktır! Eski Ahit’te (Tevrat ve Zebur) yazılana göre Lilith Âdem’in ilk karısıdır, onunla aynı anda yaratılmıştır, dolayısıyla ona eş değerdedir. Kelimenin her anlamıyla hem onun eşi hem de eşitidir. Âdem, her karara karışan, kendi fikri olan, özgür ruhlu Lilith ile baş edemez olur ve onun yerine kendisine munis bir eş bağışlanmasını diler. Böylece kendi kaburgasının uzantısı, ona bağımlı Havva boy gösterir. Gerisi malumunuz, Havva’nın da pek uslu olduğu söylenemez; Adem’e yasak elmayı sunan odur sonuçta.

Prosper Mérimée: Carmen
Biz Lilith’in öz torunu Carmen’e bakacak olursak onu bize ilk tanıtan Fransız Romantik Akım yazarı Prosper Mérimée’dir (1803-1870). Mérimée 1845’te yazdığı Carmen adlı kısa romanında Don José adlı askerin, önce kendisini kırmızı çiçek atarak taciz eden, ardından da gözünün içine baka baka aldatan çingene güzeli Carmen’i bıçaklayarak öldürüşü anlatılır. Don José ile Carmen’in arasında tutkulu bir aşk rüzgârı esmiş ama sonra Carmen istediğiyle beraber olduğunu saklamaya gerek bile görmemiş, ölümü göze alarak özgür olduğunu ilan etmiştir. Ezik ruhlu Don José’nin elinden gelense, kendisinin olmayı kabul etmeyen Carmen’i bıçaklayarak ortadan kaldırmaktan ibarettir.
Bu romanda Mérimée kim bilir belki “pek yakın dostu” Montijo Kontesi’nin kızı Eugenie’yi model almıştı. Ne de olsa Eugenie, dedikodulara göre babası olan Mérimée’nin karşı çıkmasına rağmen 3. Napolyon ile evlenip İmparatoriçelik tahtına çıkıveren akıllı, güçlü ve hırslı bir kadındı. Dahası rivayet olunur ki İmparatoriçe Eugenie’nin Sultan Abdülaziz ile de yakın bir arkadaşlığı olmuştu. Özetle Eugenie tıpatıp Carmen kişilikli idi. Mérimée, böyle bir kız yetiştiren Montijo Kontesi yetmezmiş gibi erkek kıyafetleriyle dolaşan kadın yazar George Sand ile de birlikte olmuştu. Malum, Sand daha sonra romantik naif besteci Frederick Chopin’in koruyucu meleği olarak ona kol kanat germiş, “erkek gibi” diye tarif edilen bir kadındır. Dolayısıyla tüm bu biyografik bilgiler ışığında insanın aklına Mérimée’nin içindeki “elinde tutamadığı o güçlü kadını” yok etme arzusu Carmen romanında mı tezahür etmiştir, sorusu gelmektedir.
Nitekim Mérimée, olayları yazanın yani kendi gözünden anlattığı romanında konuya erkek açısından bakmıştır. Eserin içinde Don José’nin adının geçmediği tek sayfa yokken, Carmen satırlara bir girer, iki çıkar. Sonunda ölüp ilelebet yok olacakken, romanı sağlığında pek tutulmayan Mérimée ölüverir. Carmen ise küllerinden doğar ve Georges Bizet’nin (1838-1875) aynı adlı operasıyla o gün bugündür ölümsüzlüğe kavuşur. Böylece Mérimée, Carmen’i yok edememiş aksine meşhur etmiştir, diğer bir deyişle Lilith’in “modası geçmeme” duası tutmuştur!
Georges Bizet: Carmen
Gerçekten de Carmen, librettosunu Mérimée’den esinle Henri Meilhac ve Ludovic Halévy’nin yazdığı, Bizet`nin bestelediği dört perdelik bir opera olarak 1875’ten bu yana dünyada en sık sahnelenen eserlerden biri olagelmiştir. Carmen operası, 19.yy. sonunda geleneksel “komik veya romantik opera” türündeki opera anlayışından “verismo” (gerçekçilik) anlayışına geçiş döneminin ilk örneklerden biri olma özelliğine de sahiptir. Diğer bir deyişle sahnedeki Carmen gerçektir. O denli gerçektir ki artık kifayetsiz ve kıskanç erkeğin öyküsünün adı ilelebet Carmen olmuştur. Zira Mérimée’ye benzer şekilde birçok erkeğin içinde Don José ezikliği yatıyor olmalı ki Carmen sayısız eser ve yorumda defalarca Don José tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür.
Gerçekten de Carmen sinemanın en fazla işlenen (yaklaşık 40 film) kadın karakteri olarak da başroldedir. Bilinen ilk Carmen film, sinema tarihinin en başında 1907’de İngiltere’de çekilmiş ama akıllarda kalan ilk uyarlama 1909’da Fransız yönetmen A. Calmettes’in çektiği, adını operadaki meşhur Fransız havasından alan L’Arlesianna adlı film olmuştur. (Diğerleri için Bkz. Seçme Yerli ve Yabancı Sinema Uyarlamaları). Özetle birçok ülkeden ve bizden; çingene, zenci, terörist, dansçı veya gangster kimliğinde, tekmili birden Carmen’ler söz, müzik ya da dans eşliğinde beyaz perdeye aksetmiş durumdadır.
Carlos Saura: Carmen
Bu filmlerden Carlos Saura’nın Flamenko biçemindeki Carmen’i herhalde en unutulmaz olanıdır (Oyuncular: A. Gades, L. del Sol, P. Del Lucia ile soprano R. Resnik, tenor M. del Monaco, bariton T. Krause, 1983). Konusu bir dans grubunun danslı şarkılı Carmen gösterisi hazırlıkları sürecinde iki sanatçı arasındaki sancılı bir aşk öyküsüdür. Ana karakter romandaki gibi erkek, yani Don José, gösterinin koreografisini hazırlayan ve gösteride Don José rolünü oynayan sanatçıdır. Koreograf ile Carmen rolünü oynayan özgür ruhlu dansçı arasındaki ilişki aynı Don José ile Carmen arasındaki gibi, tutkulu aşk ve kıskançlık içeren bir ilişkidir. Olayların sonu da aynı şekilde noktalanır, koreograf kıskandığı genç dansçı kadını bıçaklayıp öldürür.
Film, günlük yaşam, temsil provaları ve romanla operanın konusu olmak üzere iç içe geçmiş üç boyutta ilerler. Hatta yer yer içine romandan replikler, operadan müzikler de serpiştirilmiştir. Özellikle Bizet’nin operasındaki melodilerin İspanyol “buleria” ritmine çevrilmiş ve gitara uyarlanmış hali ile yüksek enerjili Flamenko dansları Merimée’nin romanında, Bizet’nin operasında anlatmaya çalıştığı, onca filmde verilmeye çalışılan tutkulu aşk duygusunu doruğa taşıyan, damardan veren biçimdedir.
Özellikle Saura’nın Carmen’ini izledikten sonra insanın içinden “Ah Mösyö Merimée, şu modası geçmeyecek Carmen konusunu hiç açmayacaktın, insan kendi zayıf yanını böylesine açık etmez ki el aleme!” demek geliyor.
Pınar Aydın O’Dwyer
27 Ocak 2026, Ankara
Seçme Yerli ve Yabancı Sinema Uyarlamaları
- Carmen (sessiz kısa film). Yöneten ve Senarist: R. Walsh, Oyuncular: T. Bara, E. Linden, C. Harbaugh, 1915
- A Burlesque on Carmen. Yöneten ve Senarist: C. Chaplin, Oyuncular: G. Farrar, C. Chaplin, 1916
- The Loves of Carmen. Yöneten: R. Walsh, Senarist: HH. Caldwell, Oyuncular: D. del Rio, D. Alvardo, 1927
- Carmen Jones. Yöneten: O. Preminger, Oyuncular: H. Belafonte, D. Dandridge, P. Bailey, 1954
- Altın Küpeler. Yöneten ve Senarist: O. Aksoy, Oyuncular: Türkan Şoray, 1966
- Çingene Güzeli. Yöneten: O. Pekmezoğlu, Oyuncular: S. Ferdağ, U. Güçlü, 1968
- Ateşli Çingene. Yöneten: M. Erksan, Senarist: B. Oran, Oyuncular: T. Şoray, E. Hun, 1969
- Prénom Carmen. Yöneten: JL. Godard, Senarist: AM. Miéville, Oyuncular: M. Detmers, J. Bonnaffé, 1983
- Carmen. A Hip Hopera, Yöneten: R. Towsend, Senarist: M. Elliot, Oyuncular: B. Knowles, M. Def, 2001
- Carmen. Yöneten ve Senarist: V. Aranda, Oyuncular: P. Vega, L. Sbaraglia, A. Dechent, 2003
- U-Carmen eKhayelistha. Yöneten ve Senarist: M. Dornford-May, Oyuncular: P. Malefane, A. Tshoni, 2005
Kaynaklar
- Merimée P: Carmen. (Çev: Tiryakioğlu S), Oda Yayınları, 1985
- Joe J, Theresa R (ed): Between Opera and Cinema, Routledge, Kindle Edition, 2002
- Aydın O’Dwyer P: Opera Kitabı, Ankara, Akılçelen Kitaplar, 2015
- Aydın O’Dwyer P: Opera Deyince Kadın, Kadın Deyince Carmen, Carmen Deyince Sinema, Psikesinema Dergisi, Sayı 11, 2017
- Aydın O’Dwyer P: Carmen: Me too, Don José: He for he. Psikesinema Dergisi, Sayı 24, 2019





























