Avrupa’nın kalbinde, 100 yılı aşkındır devam eden bir festival: Salzburg Festivali. Opera, konser ve drama bir arada. 1920’den beri devam eden festivale, ben bu sene 3. Kez katılacağım! Festivalin ruhu, programı; muhteşem Viyana Filarmoni orkestrası, merakla beklenen yeni opera prodüksiyonları bir yana; Mozart’ın doğduğu evin yanından yürümek, Mozart’ın kahve aldığı yerde kahve içmek gibi eşsiz deneyimleriyle bu küçük Avusturya şehri yazımızı güzelleştirmeye devam ediyor.

Festivalden Önce Salzburg
Salzburg’un Barok atmosferi çok etkileyici olmasına rağmen, şehri bugün ünlü kılan özelliği Mozart’ın burada doğmuş olması. Salzburg Festivali öncesinde, Salzburg’da Uluslararası Mozarteum Vakfı tarafından farklı aralıklarla yapılan festivaller vardı. Hatta Viyana Filarmoni Orkestrası, Viyana dışındaki ilk konserini Salzburg’da bu festivallerden birinde vermiştir. 1914 için planlanan festival ne yazık ki 1. Dünya Savaşı nedeniyle yapılamadı.
Festivalin Kalbi: Mozart
Salzburger Festspielhaus-Gemeinde adıyla kurulan organizasyon ile Salzburg’a festival geri dönecekti, hem de Mozart’ı odağına alarak. Savaşın bitmesiyle birlikte Salzburg Festivali; şair Hugo von Hofmannsthal, besteci Richard Strauss, tasarımcı Alfred Roller, şef Franz Schalk ve direktör Max Reinhardt önderliğinde kuruldu. Festivalin doğum tarihi, Hugo von Hofmannsthal tarafından yazılan Jedermann (Herkes) adlı oyunun, 1920’de ilk kez Domplatz’da sahnelenmesi olarak kabul edilir. Bu oyunun seçilmesi tesadüf değil: hem dini-ahlaki mesajı hem de açık hava sahnelemesine uygunluğu ile Salzburg’un ruhunu temsil ediyordu. O zamandan beri Jedermann her sene (savaş dönemi hariç) aynı yerde sahneleniyor.
Salzburg Festivali başta Viyana Filarmoni Orkestrası olmak üzere dünyaca ünlü isimlerin katılımlarıyla kısa sürede ünleniyor ve Stefen Zweig’in deyimiyle ‘modern zamanların sanat olimpiyatı’ haline geliyor.
Fakat festival de Avrupa’yı kavuran Nazi rüzgarından nasibini almış. Ünlü şef Toscanini, Nazi yaptırımlarını protesto ederek istifa etti. Bruno Walter gibi birçok Yahudi kökenli sanatçı firar etmek zorunda kaldı. Ve Jedermann sahneden alındı. Ahlakın üstünlüğünü, eşitliği ve bireysel vicdanı ortaya koyan Jedermann (Herkes), sanatı bir propaganda aracı olarak kullanan Nazi’lerin işine gelmedi. 1944’e kadar Jedermann olmadan devam eden festival, 2. Dünya Savaşı ile birlikte programına savaş sonuna kadar ara verdi. Viyana Filarmoni Orkestrasının Nazi ilişkileri çok daha derin bir mevzu, meraklısı için daha önce şu videoda işlemiştik.
Kalıcı Olmayan Yeniliğe Kapalılık
Festivalin 1. Dünya Savaşından hemen sonra kurulduğunu düşünürsek, o dönemin atonilite, avangard gibi akımlarından uzak kaldığını söyleyebiliriz. Reinhardt, Hofmannsthal ve Strauss’un festivali kurarkenki duruşu, aşırı modernist akıma karşı ‘köklerine bağlı fakat zamana uyum sağlayan’ bir sanat anlayışıydı. Modernitenin makineleşmişliğine karşı, onlar sanatsal derinliği savunuyordu. Mozart’ı odağına alarak köklerine sahip çıkan festival, bir yandan Strauss gibi çağdaş bestecilere yer vermekten de geri kalmıyordu.
Festivalin bir diğer özelliği, sahnelenecek eserlerin Salzburg’a özgü ve en üst düzey sanatçılarla sahnelenmesiydi; yani sahnelenecek her opera yeni bir prodüksiyonla sahneye konulmalıydı. Fakat bazı önemli prodüksiyonlar yıllar içinde tekrarlanabiliyordu. Klasikleşmiş eserleri modern sahnelemelerle harmanlayarak seyircinin ilgisini çekmeyi başarma planı ne yazık ki festival için çok maliyetliydi. Bu nedenle eski ve yeni prodüksiyonlar arasında bir denge zorunda oldu. Günümüzde ise bazı kült eser ve prodüksiyonlar tekrar ederken, yılda en az 3-4 yeni prodüksiyon hedefleniyor.
Salzburg’da Festival Doğası
Hofmannthal ve Reinhardt’ın ortaya attığı festival fikri için Salzburg’un seçilmesinin ardında bir sebep daha vardı. O da Salzburg’un büyük şehirlerden uzak, geçmişin içinde; mimarisi, sakinliği ve doğasıyla size büyük bir huzur sunması. Bu festivalin ruhumda gerçek hayattan uzaklaşmak ve sanatın bize sunacağı yeni gerçeklik için zihninizde yer açmak var.

Salzburg küçük ama çok etkileyici bir şehir. Manzarası, sokakları, aynı zamanda müzikal tarihiyle birlikte. Buradaki çoğu sokak ve meydan, klasik müzikçilerin tanıyacağı bir isme atfedilmiş durumda. Mozart’ın aile evi olan Wohnhaus — Dance Master’s House, küçük Mozart’ın yaşamış olduğu Mozart Geburtshaus, Mozart’ın oğullarının eşliğinde açılışı yapılan Mozartsplatz’daki Mozart heykeli, Mozart’ın çay ve kahvelerini aldıkları tarihi Café Tomaselli ve 17. Yüzyıldan kalan Karajanplatz bunlardan birkaçı.
Festivale Katılmak
Salzburg Festivali dediğimizde aklımıza, şu anda Markus Hinterhäuser tarafından yönetilen Yaz (summer) Festivali gelmeli. Fakat bunun yanında 1967 yılında Karajan tarafından paskalya haftasında gerçekleştirilen Easter Festivali ve 1973’te kurulan şu anda da ünlü soprano Cecilia Bartoli tarafından yönetilen Whitsun Festivali de mevcut. Easter Festivali daha çok opera ve orkestra eserleri odağındayken, Whitsun Festivali barok dönem odaklı, temalı kısa festivaldir. Bu festivaller Yaz Festivali’nden bağımsız kuruluşlar tarafından yönetiliyor.

Festival için biletlerinizi festivalin websitesinden alabilirsiniz. Festival bilet fiyatları eser ve kategoriye göre oldukça değişmekte; 10€’dan başlayan koltuklar 500€’ya kadar çıkıyor. Özellikle daha ucuz kategorilerden bilet almak istiyorsanız daha biletler satışa çıkmadan websiteden istediğiniz kategoriler için talep açmanız gerekiyor. Bu sistem sayesinde biletlerin kara borsaya düşmesi engelleniyor.
Festival boyunca tiyatro, konser ve operalara ek olarak çocuklara yönelik eserler, workshoplar ve birçok meydanda ücretsiz gösterimler de mevcut. Salzburg Festivali, hem Salzburg hem de Avusturya için çok önemli bir gelir kaynağı. Sponsorları, dünyanın her yerinden gelen seyircileri, tam zamanlı ve yarı zamanlı sağladığı istihdamı ile birlikte yaklaşık 77 milyon €luk bir etkisi bulunmakta.
Festivali Deneyimlemek
Bu öyle bir festival ki, sadece bir kez ‘deneyimlemiş olmak’ için gitmiyorsunuz, her sene bu sene nasıl bir repertuvar olacak, kimler sahne alacak, nasıl sahnelemeler göreceğiz diye merak içindeyiz. Ben 2018 ve 2019 yıllarında festivale katılmıştım, haftaya uzun bir aradan sonra, bambaşka biri olarak, tekrar gidiyorum. Salzburg’da otellerin, uçakların bu kadar pahalı olduğu, şehrin bu en kalabalık zamanında, klasik müzik severlerle bir arada olmak; bavuldan çıkarılmış kırışık elbiselerle opera salonunda buluşmak herkese tavsiye edeceğim bir deneyim!
Haftaya Salzburg Festivali’nde görüşürüz!
Ece Demirel
28 Ağustos 2025, İstanbul
Yorumlar
Kalan Karakter: