Öz be öz Türkler de Bach müziğini çalar ve dinler!
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Öz be öz Türkler de Bach müziğini çalar ve dinler!

21 Aralık 2018 - 23:50 - Güncelleme: 21 Aralık 2018 - 23:57

Brandenburg Konçertoları, Johann Sebastian Bach'ı(1685-1750) çoksesli çalgısal müziğin babası olarak nitelendirilmesine yol açan, önde gelen eserlerinden biri. Bach, altı konçertoyu, dönem sazlarının işitsel bir gösterisi olarak planlamıştır kanımca. Konçertoların dördünde üflemeli ve yaylı solo enstrümanlar vardır, ikisinde ise yaylılar eşit olarak üç grup halinde sürekli basın sağladığı zeminin üzerinde, barok dönemin karşıtlıklarını sergilerler. Besteci, bu konçertoları topluca Brandenburg Derebeyi Christian Ludwig'e 1721'de sunduğu için, eser tarihteki ve günümüzdeki yerini Brandenburg adıyla almıştır.

Bu konçertolardan 3 ve 4 numaralıları ile bestecinin bir başka başyapıtı Orkestra Süiti'ni (BWV 1067) 21 Aralık 2018 akşamı Orkestra Akademik Başkent üyeleri ve iki konuk solistten dinledik. Orkestra Akademik Başkent'in Aralık ayı içindeki iki konserini Barok döneme ayırmasıyla ilgili yazımda, dönem özellikleri ile ilgili özet bilgi de verdiğim için tekrara girmiyorum. Arzu edenler o yazımı okuyabilirler:

http://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/sefik-kahramankaptan/baglicada-vivaldi-ve-pergolesi-nasil-tinladi/1855/

İki konser sonunda gördüm ki, orkestranın neredeyse tüm üyeleri ayrı eserlerde görev alarak, bu barok tanıtımına katkıda bulunmuş oldular. Her üye, eserlerin gereği solistik yanlarını ortaya koydular.

Bach'ın üç eserinin seslendirildiği konserde önce Brandenburg Konçertolarından üçüncüsünü (BWV 1048) dinledik. Üç keman, üç viyola, üç viyolonsel, bir kontrbas, sürekli bas olarak da çembalo ve arkilutun kullanıldığı eserde birinci kemanı Ana Albero çalıyordu ve tanıtımını da kırık Türkçesiyle yaptı.

Peki şef nerede diye sorarsanız, OAB'in şefi Orhun Orhon bu konseri, eserlerin bestelendiği dönemde olduğu gibi şefsiz olarak planlamıştı. Bu uygulamayı daha önce kurucusu olduğu AGSO'da da yaptığını hatırladığım Orhon'un, konseri dinleyiciler arasında oturarak izlediğini gördüm. Eser iyi icra edildi ve grupların hepsi “tuttici” olmanın ötesinde virtüoz özelliklere sahip olduklarını gösterdiler. Salonda sürekli ağlayan, babasının avutma çabalarına red yanıtını daha yüksek sesle ağlayarak veren, kanatlı oyun elbiseli bir kız çocuğu fena halde dikkat dağıttı. Sahnedeki topluluğu, bu “sürakli vızıltı”ya karşın yoğunluklarını bozmadan seslendirmeyi sürdürebildikleri için kutlamak gerek!

Brandenburg Konçertoları'nın dördüncüsü (BWV 1049) için solist olarak kemanda orkestra üyesi Burcu Marlalı Tokatlı yer alırken, iki flüt için de Doç. Cem Önertürk'le Uludağ Üniversitesi'ndeki lisans öğrencisi Elif Özgür davet edilmişlerdi. Hoca-öğrenci böylece Bursa'da provalarını ders çerçevesinde yapmış olmalıydılar. Eserin güzelliğine yakışır bir seslendirme oldu. Flütlerin dönemindeki gibi tahta blok flüt olmadığını, metalden yapılma modern yan flütün kullanıldığını, çalgıcıların büyük bölümünün barok yaylar kullandıklarını belirtmeliyim.

Bach'ın 2 Nolu Orkestra Suiti'nde (BWV 1067) flüt solisti de Cem Önertürk'tü. Solistin açıklamalarıyla dinleyicinin aydınlatıldığı süitte, bir kısım dinleyici “Eser 7 bölümdür” vurgusunu duymamış ya da anlamamış olmalıydı ki, bölüm aralarında alkışlayarak dikkat dağıttılar, dinleme zevkini zedelediler.

Çembaloda konuk piyanist Elif Önal'dı, eş zamanlı olarak sürekli bas arkilutte Cem Çeliksırt tarafından destekleniyordu. Akustik koşulları hiç uygun olmayan Başkent Üniversitesi'nin Bağlıca yerleşkesindeki konferans salonu, yarıdan fazlasıyla doluydu. Üniversitenin öğrencilerinden zorunlu tutulmuş bindirilmiş kıta dinleyici artık olmadığına göre, orkestranın sürekli dinleyici kitlesini özellikle Ümitköy-Çayyolu bölgesinden oluşturmaya başladığını söyleyebiliriz.

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

21 Aralık 2018

 

Reklam
Bu yazı 973 defa okunmuştur .

Son Yazılar