Yeni yıla yaklaşılırken en fazla konuşulan konuların başında ücret sorunu geliyor. Ne kadar zam yapılacak, maaş ne olacak? Ekonomideki resmen dillendirilmeyen büyük buhrana karşılık, insanlarda gene de yeni yıla ilişkin bir iyimserlik havası bulunabiliyor. İçine girmiş bulunduğumuz 2026’ya, devlet sanat kurumlarımız açısından baktığımızda ise çalışanlar açısından durumun iç açıcı olmadığını görebiliyoruz.
Genel olarak incelediğimizde maaşların kamu hizmeti niteliğiyle uyumlu olmadığını saptayabiliyoruz. Orkestra, koro, dans sanatçıları, sahne, ışık, ses, kostüm, dekor gibi teknik uzmanlar, özel sektörün ve memur ortalamasının altında maaşlarla çalışıyorlar.
Bu durum nitelikli sanatçıların kamudan uzaklaşmasına, emekliye ayrılıp özel sektörde çalışmaya başlamasına yol açarken, sanat kurumları uzun vadeli repertuvar planlamasında zorlanıyor. Bütçeleri de arzuladıkları perertuarı uygulamaya yetmiyor.

CSO’ya yasaya uygun biçimde stajyer sanatçı sınavı açılıp, yurt dışından da gelip sınava girenler olduğu günlerde Kültür ve Turizm Bakanı’nın “Göçü tersine çevirdik” mealindeki sözlerini anımsıyorum. Yurtdışından gelip sınavı kazanarak kadrolu ya da 4/B statüsünde işe başlayanların çoğu pişman görünüyorlar, çünkü geçinemiyorlar! CSO’da stajyerliğini tamamlayıp kadroya geçmiş iki viyola sanatçısı Emre Akman ile İdil Sezer kadrolarını yakıp, görevden ayrılarak yeniden yurtdışına gittiler, aldıkları ücretle geçinebildikleri orkestralarda çalışmaya başladılar.
Çeşitli orkestralarda ayda ortalama 35.000 TL ile çalıştırılmakta olan 4/B müzisyenlerden de ayrılanlar ve ayrılmaya hazırlananlar var. Niye? Çünkü bu aldıkları ücretle kazandıkları orkestranın bulunduğu kentte kira mı ödeyecekler, yiyip içecekler mi? Kadrolu müzisyenlerin aldıkları ortalama ücret de 53 bin lira. En kıdemli bir orkestracının eline maaş, ikramiye, teşvik ortalaması olarak 79 bin lira geçiyor.
Devlet sanat kurumlarında, yani Orkestralar-Korolar, Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları’nda öylesine statü farklılıkları var ki. Hepsi aynı sahneye çıktığı halde üç farklı statüde istihdam ediliyorlar : İdari Sözleşmeliler ( Kadro karşılığı sözleşmeli olanlar ), 657 Sayılı DMK 4/B Ek 8’e göre Sözleşmeli çalışanlar ve Proje bazlı istihdam edilenler ( Hizmet Sözleşmeli, Figüran Sözleşmeli) . Opera ve balede halâ figüran sözleşmesiyle başrole çıkanlar var! Hani nerede eşit işe eşit ücret ilkesi?
Bu ve benzer eşitsizliklerin düzeltilmesi, devlet sanat kurumu çalışanlarının ekonomik durumlarının iyileştirilerek kurumsal kan kayıplarının önlenmesi için Kültür Emekçileri Sendikası büyük çaba gösteriyor. Bir yandan örgütlenme yelpazesini genişletirken, diğer taraftan başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere gerekli başvurularda bulunuyor.

Bakın, 2025 yılının son kamuoyu açıklamasına:
4/B YERİNE STAJYER SANATÇI ALIMINA ACİLEN GERİ DÖNÜLMELİDİR
“Kimi doktoralı, kimi yurt dışında eğitim almış, nitelikli ve genç sanatçılarımız; sanat kurumlarının kendi yasalarında açıkça düzenlenmiş stajyer sanatçı alımı yerine, herhangi bir sınav mevzuatı bulunmayan, aslen geçici ihtiyaçlar için öngörülmüş ancak zamanla kurumlara “arka kapı” hâline getirilen 4/B sözleşmeli sanatçı alımı yoluyla istihdam edilmektedir.
Bu uygulama sonucunda sanatçılar, ortalama 35.000 TL maaşla çalışmaya mahkûm edilmektedir. Bu durum açıkça emek sömürüsüdür.
Oysa bu sanatçılar;
Kurumların kendi yasalarına uygun, Jürisi, sınav usulü ve ölçütleri mevzuatla belirli, stajyer sanatçı sınavlarıyla alınmış olsalardı; yaklaşık 53.000 TL maaşla istihdam edilecek, 1 yıl sonunda asaleti tasdik sınavına girerek, kadrolu sanatçı olabileceklerdi.
Bugünkü 4/B uygulamasında ise; sanatçılar 3 yıl boyunca, 35.000 TL maaşla çalıştırılmakta, ancak bir yasal düzenleme yapılırsa kadroya geçme ihtimali doğmaktadır.
Soruyoruz:
35.000 TL’ye 3 yıl nerede,
53.000 TL’ye 1 yıl nerede?
Bu mu ilerleme?
Bu mu genç sanatçıya değer vermek?
Bu emek sömürüsünü savunanlara ve alkışlayanlara açıkça hatırlatıyoruz:
Bunun adı ilerleme değil; standartları düşürmek, kurumsal yapıyı zayıflatmak ve sanat emekçisini fakirleştirmektir!
Sendikamız, bu güne dek açılan tartışmalı ve davalık sınavlar konusunda, yetkililere ve kamuoyuna defalarca uyarıda bulunmuştur. Bugün gelinen noktada, bu hatalı uygulamalar nedeniyle hem kurumlar hem de bu sınavları kazanmış sanatçılar mağdur edilmektedir.
Çözüm açıktır ve gecikmeye tahammül yoktur:
Acilen sanat kurumlarının kendi yasalarına uygun şekilde, “stajyer sanatçı” alımına geri dönülmelidir.” (https://kulturemeksen.org.tr/tr/detay/4-b-yerine-stajyer-sanatci-alimina-acilen-geri-donulmelidir-122)
***
Evet, 2026’nın ilk yazısına pek keyifli bir konuya ayıramadık ama bu gerçekler unutulmamalı, unutturulmamalı.
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
Bu yazı Konser Arkası Dijital Dergisinin 1 Ocak 2026 sayısında yayımlanmıştır.





























