Bilkent Senfoni Orkestrası (BSO) 2025-26 sezon açılışı 11 Ekim 2025 Cumartesi akşamı yapıldı. Konserde İspanyol şef Jaume Santonja yönetimindeki BSO Güney Koreli keman sanatçısı Inmo Yang’ı konuk etti. Hepimiz birbirimizi özlemişiz anlaşılan; zevkli bir konser izledik.
Şef Santonja, (Jaume Blai Santonja Espinós - d.1986) BBC Galler Ulusal Orkestrası (BBC NOW), İspanyol Radyo Televizyon Orkestrası (OCRTVE), Valensiya Yöresi Orkestrası (OCV) ile başladığı şeflik hayatına 2018’den sonra Birmingham Şehri Senfoni Orkestrası’nda (CBSO) devam ediyor.
Jaume Santonja, Haziran 2020’de, ‘en çok umut vadeden dört genç şeften biri’ seçiliyor. Böylece Amsterdam Kraliyet Concertgebouw (Kültürmerkezi) Orkestrası’nın ünlü Macar şef Ivan Fischer (d.1951) yönetimindeki prestijli Ammodo şeflik ustalık sınıflarına katılmaya hak kazanıyor.
Antwerp Kraliyet Konservatuarı’ndan şeflik alanında, Amsterdam Konservatuarı’ndan ise perküsyon alanında yüksek lisans dereceleri sahibi Santonja yedi sezon boyunca Antwerp Senfoni Orkestrası’nda perküsyon sanatçısı olarak da çalışıyor.
Çok yönlü bir sanatçı olan Santonja Bilkent Senfoni Orkestrası ile uyumlu, ayrıca, samimi tavırları ile de seyirci ile bütünleşen bir yönetim sergiledi. Kısa bir konuşma yaparak ‘sezon açılışında bu güzel salona gelen seyirciye teşekkür etti ve konserden memnun kalacaklarını ümit ettiğini’ ekledi.

İlk bölümde solist olarak keman sanatçısı Güney Koreli Inmo Yang (d.1995) yeraldı. Dünyanın pek çok ülkesinde çeşitli orkestralar ve pek çok şefle birlikte konserlerde yer alan Yang 2022 yılında Helsinki’de yapılan Jean Sibelius Keman Yarışması’nda birincilik ödülü alıyor. Daha önceden de, (2006 yılından beri birincilik ödülü verilmeyen) Cenova’daki Uluslararası Premio Paganini Yarışması’nda 2015 yılında birinci oluyor. Değişik marka ünlü kemanlarla çaldığı bilinen Yang, kişisel internet sitesinde yeralan bilgiye göre, son zamanlarda Giuseppe Guarneri del Gesu tarafından 1743 tarihinde yapılmış ‘Carrodus’ olarak bilinen ve kendisine ödünç verilen bir kemanı çalıyor.
Konserin birinci bölümünde keman repertuarının önemli parçalarından biri olan Antonin Dvorak’ın (1841-1904) La Minör Keman Konçertosu (op.53) yer alıyordu.
Konçertonun ilginç bulduğum bir hikayesi de var; Dvorak zamanın ünlü keman sanatçısı, besteci ve orkestra şefi ayni zamanda Berlin Müzik Yüksek Okulu kurucu direktörü Macar Joseph Joachim’e (1831-1907) ithaf edeceği eser için ilk çalışmayı Temmuz 1879’da tamamlayıp kendisinden görüş alıyor. İstenen düzenlemeleri yapıp Eylül 1879’da ilk sayfaya koyduğu ithaf yazısı ile birlikte yeniden gönderiyor.
Joachim meşgul olduğu gerekçesi ile iki yıl boyunca cevap vermiyor. Bu arada Dvorak iki kez Berlin’e gidiyor; eser üzerinde görüş alabildiği tahmin ediliyor ama esas yanıt Ağustos 1882’de geliyor. Dvorak ünlü bir üstadın eserini incelemesinden memnun ve Kasım ayında provalara başlanacağını ümit ediyor. Dvorak biyografisi yazarı Otakar Saurek’a (1883-1956) göre ‘Joseph Joachim kendisinin de bir besteci ve orkestra şefi olduğunu düşünerek bir konser kemancısı kimliği ile başka bir bestecinin tanınmamış bir eserinin ilk seslendirilişini yapmayı uygun bulmuyor’ olmalı ki dört yıl boyunca görüşler verdiği ve kendisine ithaf edilen eseri çalmıyor. Eser ilk kez 1883’te Prag’da o yılların ünlü sanatçısı Çek Frantisec Ondricek (1857-1922) tarafından seslendiriliyor.
Inmo Yang’ı dinlerken Dvorak’ın ümitsiz bekleyişlerini, tek tek notalar üzerindeki karşılıklı çalışmalarını ve sondaki olası hayal kırıklığını düşünmeden edemedim. Yang güçlü çalışı ile konser sonunda hakkettiği alkışlara bir bis parçası ile karşılık verdi. Uzun yıllar bu usta kemancının adını duymaya devam edeceğiz anlaşılan.

Konserin ikinci bölümünde ünlü 5. Senfoni’si ile Mahler vardı. Daha önceki bir yazımda Mahler’in 2. ve 5. senfonilerinden bahsetmiş, son yıllarda çeşitli sinema filmlerindeki yaygın kullanımlarından örnekler vermiştim [1]. Mahler, 5. Senfoni’sini neredeyse hayatına malolacak bir kanama geçirdikten sonra dinlenmek için geldiği Avusturya’nın güneyindeki Wörthersee gölü kıyısında yaptırdığı bir yazlıkta besteliyor. Belki de o nedenle,1901 ve 1902 yaz aylarında bestelediği bu eserin birinci bölümünü Trauermarsch (cenaze marşı) olarak adlandırıyor. Avusturya- Macaristan İmparatorluk Ordusu marşı şeklindeki trompet solo ile başlayan birinci bölüm cenaze alayı yürüyüşünü andırıyor.
Mahler, daha önceki senfonilerinde insan seslerinden de yararlanıyor. Bu senfoni ilk kez tümüyle müzikal enstrümanlara yer verdiği bir eser olarak niteleniyor. Hayatını anlatan bir filmden ailesinin küçük Mahler’e müzik dersleri aldırdığını, rastladığı bir çobanın ona tabiatın seslerini dinlettiğini öğreniyoruz.
Bu gözle bakıldığında ikinci bölümün (çok beğendiğim bir benzetme ile) ‘fırtına bulutlarının çevrelediği grilikler arasından ara sıra patlayan güneş ışınları’ gibi parlayıp sönen bir müzikal yapısı göze çarpıyor. Uzun yıllar boyu zorlu çalışmaları ve âni gelen hastalığı bir yanda, Viyana Filarmoni Orkestrası ve Viyana Operası yöneticiliği gibi üst düzey ışıltılı hayatı bir yanda; ikinci bölümde ancak böyle anlatılabilir.
1901 yılı Kasım ayında bir davette gördüğü ünlü bir manzara ressamının güzel kızı kendinden 20 yaş küçük Alma Schindler (1879-1964) ile tanışıyor. Alma da küçük yaştan beri müzik eğitimi almış; şarkılar besteliyor. Senfoninin üçüncü bölümündeki ‘Avusturya halk müziğinin folklorik tınıları ile Viyana valslerinin zarif karışımı’nı andıran coşkulu (scherzo) müzikal yapı Mahler’in bu mutlu dönemini anlatıyor olmalı.
Mahler aşkı Alma’ya Aralık 1901’de evlenme teklif ediyor. Senfoninin dördüncü bölümü aslında bir evlenme teklifi; Mahler bu bölümün notalarını sevdiğine gönderiyor. Bu gönderim sırasında notalara bir de şiir eklediği Alma tarafından Hollandalı şef Wilhelm Mengelberg’e (1871-1951) aktarılıyor.

Mahler bu bölüm için şöyle söylüyor: ‘dünyada kayboldum, sadece kendi cennetimde yaşıyorum, aşkım ve şarkımla’.
Adagietto ‘oldukça yavaş’ anlamına bir müzik/dans terimi olmasına rağmen ‘Adagietto’ ifadesi bu ünlü parçanın ismi olarak anılıyor. Sadece keman ve arp eşliğinde çalınan bu ‘aşk şarkısı’ bazen tek olarak da icra ediliyor.
Gustav Mahler ve Alma Schindler Ocak 1902’de evleniyorlar. Beşinci bölümün tamamlanmasında Alma’nın da katkıları oluyor; hatta daha sonraki düzenlemelerde (vurmalı çalgıların azaltılması gibi) önerilerde de bulunuyor. Coşkulu bir rondo formatındaki bu son bölümde ikilinin mutluluğu okunuyor.
Yaklaşık 75 dakikalık bu eseri BSO büyük bir başarı ile seslendirdi. Mahler, birinci ve ikinci bölümün (ayni şekilde, dördüncü ve beşinci bölümün) ara verilmeden birlikte çalınmasını (yani eserin üç bölüm şeklinde çalınmasını) öneriyor. Şef Jaume Santonja yönetimindeki BSO tüm bölümler arasında ara verdi. Hatta dördüncü bölüm olan ünlü Adagietto öncesinde başkemancı Wagner Rodriguez orkestranın akort tazelemesini sağladı. Bu bölümde şef Sontanja batonunu bıraktı, orkestrayı elleriyle, parçanın içinde yaşayarak yönetti; hatta tüm enstrümanları ruhunda tek tek çaldı.
5. Senfoni’sini ilk kez 18 Ekim1904’de Köln şehrinde yöneten Gustav Mahler’in, (dinleyicilerden beklediği coşkulu yanıtı alamadığını düşünerek) ‘Kimse anlamadı. Keşke bu eserimi şimdi değil de ölümümden 50 yıl sonra yönetseydim’ dediği söylenir. Ama merak etmesin; o akşam, bölüm aralarında bile hiç ses çıkartmadan, gereksiz alkışlamadan tadını çıkartarak dinledik konseri.
Güzel bir geceydi. Besteciler Dvorak, Mahler, keman sanatçısı Inmo Yang, şef Jaume Santonja ile Bilkent Senfoni Orkestrası güzel bir açılış yaptı. Birbirimizi özlemişiz.
Levent TOSUN
15 Ekim 2025, Ankara





























