Dünyaca ünlü Diva’mız, Leyla Gencer 18 yıl önce 10 Mayıs günü dünyamızı terk etmişti. Leyla Gencer hep hatırlandı, anıldı. Zaman içinde anmalar giderek azaldıysa da, Diva’nın öğrencisi, izleyicisi, tutkunu olan sanatçılar Hoca’larını (zira O herkesin hocasıydı) her daim anmayı ihmal etmiyorlar. Lakin esas büyük anma etkinliğinin 2028 yılında, doğumunun 100. yılında yapılacağını umut ediyoruz. Şimdiden temasların, hazırlıkların yapılmaya başlanması gerektiğinden, yurt içi ve yurtdışında sanatçıların, organizatörlerin bir araya gelerek, plânlar, projeler yapmakta olduklarını varsayıyoruz. Çok güzel fikirler ortaya atılacaktır. Yeter ki yeterli finansman sağlansın. Bu arada, film yönetmeni Selçuk Metin’in 2019 yapımı o çok güzel Leyla Gencer uzun belgeselinin de yeniden gösterime konulması iyi olacaktır.
En son izleme fırsatını yakaladığımız bir anma konseri bizi fazlasıyla duygulandırdı. “Belcanto’nun Kalbi, Leyla Gencer’in Mirası” başlığı altında biri İstanbul, diğeri Ankara’dan iki seçkin ses sanatçısı, soprano Esra Çetiner ve mezzo soprano Asude Karayavuz, piyanist Zeynep Ülbegi’nin de eşliğiyle, Diva’nın söylemiş olduğu opera aryalarından bir buket sundular; yer seçimine kadar, üzerinde belli ki düşünülmüş, güzel bir program hazırlamışlar, özenli bir seçki yapmışlardı. Ankara’nın mücevher benzeri konser salonu olarak tanımladığımız, Türk Ocağı olarak da bilinen Resim ve Heykel Müzesi Operet Sahnesi’nin güzelim ortamında aryalar öylesine güzel çınladı ki, iki yıl sonra bu mekânda sergilenebilecek zengin bir programın hayal ve beklentisi şimdiden zihnimizde yerini buldu.
10 Mayıs akşamı sadece portresinin aydınlatıldığı karanlık salonda önce Leyla Gencer’in sesi yankılandı, sonra sahneye mezzo soprano Asude Karayavuz gelerek, öz bir anlatımla Diva’nın bel cantonun yeniden ortaya çıkmasında oynadığı büyük rolden söz etti ve 20. yüzyılın en önemli müzisyenlerinden biri olarak yerini buluşunu anlattı. Nitekim Leyla Gencer haksız yere göz ardı edilmiş eserleri gün ışığına çıkararak kariyerine damga vurmuş; bu eserler dünyanın dört bir yanındaki opera sahnelerinde düzenli olarak temsil edilmişti ve de edilmektedir.
Konser Asude Karayavuz’un koyu kadife rengi sesinin Don Carlo operasının önemli kadın karakterlerinden Eboli’nin ünlü “O don fatale, o don crudel !” aryasının Operet Sahnesinin kubbesine aksetmesiyle başladı. Onu soprano Esra Çetiner izledi. Esra Çetiner Gencer’in özel yakınlık duyduğu Donizetti’nin ilk kez 1842 yılında sahnelenen, Gencer’in de ilk kez 1972 yılında seslendirdiği opera, Caterina Cornaro’dan bir arya; otuz iki yaşında genç bir besteci, Bellini’nin 1833 tarihinde ilk kez Venedik’te seslendirilen, Leyla Hanım’ın da 1964 yılında repertuvarına aldığı operası Beatrice di Tenda ; Verdi’nin I Masnadieri , Rossini’nin Il Turco in Italia operalarından aryaları içtenlikle, duyguyla, müzikal ve zarif ifadelerle, düzgün entonasyonuyla yorumladı.
Asude Karayavuz da göreli olarak az sahnelenen veya seslendirilen Donizetti ve Bellini operalarından aryalar seslendirdi. Bellini’nin ilk operası, Adelson e Salvini ( 1825), Donizetti’nin ünlü Lucrezia Borgia, Rossini’nin Cezayir’de bir İtalyan Kızı operalarından aryalar dışında iki şarkıcı iki düet seslendirdiler ki, birbirleriyle olan yakınlıklarının ses ve yorumlarına yansıyan ses uyumları dikkat çekiciydi. Sahne hakimiyeti dikkat çeken Asude Karayavuz’un alt ve orta seslerindeki zenginlik, yuvarlaklık, sıcaklıkla Esra Çetiner’in parlak sesindeki akıcılık, berraklık; iki sesin dengeli uyumu heyecan dolu anlar yarattı. Hele bu düetlerden biri ünlü Norma-Adalgisa (Norma Operası) düeti olunca, heyecan katlandı. Her iki şancı ayrıca iki Francesco Paolo Tosti şarkısıyla ( “ Ideale” Esra Çetiner; “ Non t’amo più ” Asude Karayavuz) kanımca tüm salonu duygulandırdılar. Asude Karayavuz duygulu Tosti şarkısını, aynı zamanda Anneler Günü olan konser tarihinde, rahatsız olan annesine adadığını yürekten anlattı.
İzlenimleri iki şancıya refakat eden Ankara Devlet Opera ve Balesi ve Ankara Devlet Konservatuarı piyanisti Zeynep Ülbegi’den söz etmeden bitiremeyiz. Zeynep Ülbegi piyanoda sadece eşlik etmekle kalmadı, solistlerle birlikte nefes alarak, onları dinleyerek, destekleyerek, hafif tuşesiyle güzel bir eşlik çıkarttı.
Güzel bir konserdi. Gelmeyenler kaçırdılar.
AYŞE ÖKTEM
13 Mayis 2024, Ankara