Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi tarafından Bilkent Senfoni Orkestrası Konser Salonunda 2010’lu yılların ortalarından beri her yıl düzenlenen Bilkent Müzik Günleri oda müziğini Ankaralı müzikseverlere sevdirmekte öncü oldu, sanırım. Öğrencilerin, hocaların, mezunların birlikte veya ayrı ayrı güzel müzikler yaptığı bu etkinliğin başlangıçtaki adı yanılmıyorsam Bilkent Oda Müziği Günleri idi. Sonraları, kapsamı genişletmek bakımından, Bilkent Müzik Günleri adı verildi. İlk gününden beri duruma göre az veya sıklıkla izlemekte olduğumuz bu “ Gün’lerden” ne müzisyenler geçti, geçiyor da. Kimleri tanıma fırsatını yakaladık. Dönemin Dekanı gitar ustamız Kağan Korad tarafından başlatılan bu çok güzel, çoğunluğu oda müziği etkinliklerinin ilgi görmesi neticesinde, başka mekânlarda da kapılar bu tür müziğe sonuna kadar açıldı.

Bu sezon izleyebildiğimiz konserlerden biri Nemeth Quartet ve piyanist Başar Can Kıvrak’ın konseriydi. Nemeth Quartet’i ilk kez yıllar önce, 2017 yılında, yine Bilkent Müzik Günleri’nde dinlemiştik. 2013 yılında kurulan ve birbirinden yetenekli dört müzisyenin bir araya geldiği Nemeth Quartet Gülen Ege Serter ve Şeniz Serter (keman), Pınar Basalak (viyola) ve Mutlu Varlık Kocaili (viyolonsel) den oluşmakta. Güçlü müzisyenliğini koruyan Nemeth Quartet önce Dimitri Şostakoviç’in Oda Senfonisi olarak da bilinen, Op. 110 Yaylı Dörtlüsü’nü icra ettiler. Oda müziği repertuvarında bestecinin en bilinen ve çok çalınan eserlerinden olan No.8 Dörtlü oldukça karanlık ve ağır bir karaktere sahip, aralıksız çalınan, dört bölümlü bir eser. Dresden’de 12-14 Temmuz 1960 tarihleri arasında bestelenen ve aynı yıl Beethoven Dörtlüsü tarafından ilk kez çalınan yapıtta besteci hem kendi eserlerinden hem de başka bestecilerin yapıtlarından aldığı müzikal göndermelere yer vermiş. Ünlü şef ve Şostakoviç senfonilerinin büyük yorumcusu Rudolf Barşay 1967 yılında No. 8 Dörtlü’nün orkestrasyonunu yaptığından, bestecinin de oluruyla esere Oda Senfonisi adı da verilmiş. Nemeth Quartet müzisyenleri eserin kasvetini, hüznünü, olanca ciddiyetini güzel bir biçimde yansıttılar. Çok müzikal, yoğun bir yorum dinledik.

İkinci yarıda Nemeth Quartet’e piyanist Başar Can Kıvrak katıldı ve Johannes Brahms’ın tek beşlisi, Op. 34 Piyanolu Beşlisini icra ettiler. Ankaralı piyanist Başar Can Kıvrak’ı da yıllar öncesinden tanır, izler, takdir ederiz. Ankara dışında Türkiye çapında konserler, resitaller vermekte olduğunu, kayıtlar yaptığını biliyor, izliyoruz.
Johannes Brahms’ın sıkıntılı bir döneminde üzerinde çalışmaya başladığı; aldığı eleştiriler, olumsuz yorumlar nedeniyle sonlandıramayarak, farklı biçimlerde ele aldığı (iki keman, viyola ve iki viyolonsel için beşli; iki piyano için sonat) bu yapıtı arkadaşı ve eleştirmen Hermann Levi’nin önerisine uygun biçimde piyanolu beşli şeklinde nihayetlendirmiş; 1861 yılında başlayan ve serüvene dönüşen yaratma süreci böylece 1865 yılında Op. 34 Piyanolu Beşlinin yayınlanmasıyla son bulmuş. Beşli 24 Mart 1868 tarihinde ilk kez Paris’te icra edilmiş. Arkadaşı Hermann Levi Brahms’a gönderdiği mektubunda eserden “Söylenebileceğin ötesinde güzelliğe sahip bir eser.” şeklinde söz etmiş.
Gerçekten de bu satırların yazarı dahil, çok kişi için Brahms’ın en güzel oda müziği eserlerinden biri olarak repertuvarda yerini bulmuş. Piyanonun Brahms’ın en sevdiği çalgı olduğu biliniyor. Piyanolu Beşlide de piyanoya çok önemli bir yer vermiş büyük besteci; piyano ile yaylılar eşit ağırlıkta rollere sahipler. Hatta piyano zaman zaman ön plana çıkıyor. İzlediğimiz konserde Başar Can’ın piyanosuyla, Nemeth Quartet’in yaylıları mükemmel bir birliktelik ve duyarlılıkla, eserin yapısal zenginliğini yansıttılar. Çok doğal bir diyalogları vardı. Piyanonun yumuşaklığı ve hafifliği kulakları okşadı. Güzel bir yorumdu.
Ayşe ÖKTEM
8 Mayıs 2026, Ankara
Yorumlar
Kalan Karakter: