Bazı rastlantılar, sanki planlanmış gibi benzer özellikler taşır. Önemli olan bu rastlantıları keşfedebilmek. Genç piyanist-besteci Emre Nurbeyler’in yaptığı gibi. Halen iki lisans diplomasının üzerine Almanya’nın Trossingen Müzik Yüksek Okulu’nda master çalışmasının sonuna gelen Emre, geçmişte de resitallerinde sıkça çaldığı Beethoven’in Waldstein sonatıyla, iki kısa parça Chopin’in “Heroic” Polonezi ve Mendelssohn’ın Sözsüz Şarkılar’dan No. 3’ünün solo piyano yapıtları olarak benzer enerjileri içermesinin yanı sıra, üç yapıtın da Opus.53 sıra numarası taşıdığının farkına vardı. Peki, bu farkındalık Emre’nin aklına nasıl bir denemeyi getirdi?
Emre şöyle anlatıyor:
“Bir gece, bu müthiş eserlerin birbirine yaptığı göndermeleri öne çıkarmak gibi bir fikir geldi aklıma. Kendi kendime bu eserlerden sevdiğim pasajları karıştırmaya başladığım, eğlencesine yazılmış bir “Op. 53” başlıklı eser hazırlık aşamasındaydı ki, bir durup düşündüm. Acaba bir yapay zeka bu karma işlemine nasıl yaklaşırdı?”
Sorunun yanıtını bulmak için besteleme çalışmasına ara veren Emre, bu kez kolları bir yazılım için sıvamış.: “ Bilgisayarımda ufak fakat güçlü bir kurala dayalı bir yapay zeka geliştirdim. Markov zinciri adı verilen bir teknik ile bir sonraki notanın hangisi olacağının ihtimaline bir önceki notaların geliş sırasına dayanarak karar veren, sonra bu notalara eşlik eden akorları da aynı prensiple yerleştiriveren bir program. Bahsi geçen üç Op. 53 numaralı eserin tüm notalarını bu programdan geçirdim ve bu üç eserin homojen bir birleşiminin kaba taslağını ortaya çıkardım, sonrasında da kendi yaklaşımımla birleştirdim.”
Böylece insan ve makinanın takım çalışması sonucu Emre Nurbeyler’in Op. 53’ü ortaya çıkıyordu.
E
mre dört Op.53’ü sırasıyla Beethoven, Chopin, Mendelssohn, Nurbeyler olarak önce geçtiğimiz Aralık ayında Trossingen’de çaldı, ardından memleketi olan İzmir’de.
Emre’nin kaydını dinledim. İşlediği üç klasik solo piyano parçasını peşpeşe dinledikten sonra, genç bestecinin makina desteğiyle ama kendi tercihleriyle ortaya koyduğu Op.53, bir 21. Yüzyıl parçası olarak dikkati çekerken, ağırlıklı esinin Waldstein olduğu gördüm. Ama Emre’nin Op. 53’ünü tek başına dinlediğinizde bu esin kaynağını kaç kişi algılayacaktır, bilemem.
İZMİR’DEN TROSSİNGEN’E
Peki, kim bu Emre Nurbeyler? Milenyum’da, 2000’de İzmir’de doğan Emre, 6 yaşında Ayşe Yavaş’la piyanoya başladığında, ardından İzmir DEÜ Konservatuvarı’nda lise mezuniyetine kadar Doç. Aslı Tuncay’ın piyano sınıfında çalıştığında, genelllikle ortalama bir öğrenci olarak nitelendiriliyordu. Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi AIMA’da İdil Biret ile çalıştıktan sonra, Biret tarafından başarılı bulunarak İstanbul-Bakırköy’de düzenlenecek konserde yer alacak piyanistler arasına seçilmesi Emre’ye ek bir motivasyon sağlıyordu.
Almanya’da Trossingen Müzik Yüksek Okulu’nun giriş sınavını kazanarak Prof. Tomislav Baynov ile lisans eğitimine başlaması kendine olan güvenini iyice arttırmış ve on ateşlemiş olmalıydı. Okulun her türlü etkinliği içinde yer almaya, beste yapmaya ve dikkati çekmeye başlamıştı. 2023’te konser piyanistliği ve piyano öğretmenliği çift dal lisans eğitiminden tam puan ile mezun olması, katıldığı oda müziği etkinlikleri, oluşturduğu gruplar, okul ve Trossingen sınırlarını aşmış, Almanya’daki kurumların da dikkatini çekmeye başlamıştı.

ZENGİNLEŞEN KARİYER
Nitekim 2022’de Almanya DAAD ödülüne değer bulundu, gerekçe Almanya-Türkiye arasında kültürel köprü grevi yapan projelere imza atmasıydı. Tryavna Sanat Festivali (Bulgaristan, 2020) ve Marktoberdorf Piyano Yarışması (Almanya, 2023) birincilikleri; “EmShiDe” triosuyla bir piyanoda altı el konserleri ve benzeri başarıları; Türkiye, Almanya, Avusturya, Fransa ve ABD’de verdiği solo ve oda müziği konserleri, Nurbeyler’in kariyerini giderek zenginleştiren yol taşlarıydı. Bu arada Türkiye’de Besteciler, Orkestra Şefleri ve Müzikologlar Birliği Derneği (BESOM) tarafından düzenlenen “100. Yıl Piyano İçin Çocuk Parçaları Beste Yarışması”nda Piyano İçin Yedi Fıkra başlıklı yapıtıyla ikinciliği elde etti. Canlı yapılan finalde yapıtını bizzat kendi seslendirmiş, hem parçası, hem de sempatik ve mütevazi tavrıyla dinleyicilerin ilgisini çekmişti.
Bestelerinde kişisel izlenimler ve küresel sorunları işleyen Emre’nın iklim politikalarına dair “Inner Decision” (II. Förderverein Yenilikçi Konser Formatları Yarışması’nda birincilik, 2024) ve kolektif bellek temalı “Hafıza” (Bayburt Kenan Yavuz Etnografya Müzesi, 2024) gibi yapıtları, toplumsal sorunları deneysel ses mimarisiyle buluşturuyordu.
Disklavier Beste Yarışması’nda en genç besteci olarak finale kaldığı eseri “NeoCapriccio in ‘Aksak’ Meter” (Yamaha İtalya, 2021), Türk ritimlerini çağdaş piyano yazım tekniğiyle kaynaştırması açısından Cremona Müzik Fuarı’nda dikkat çekmişti. Daha önce “Intermorphoses” oda operası projesiyle (I. Yenilikçi Konser Formatları Yarışması, 2022) grubu ile beraber elde ettiği birincilik derecesi de özellikle yeni müzik üzerine çalışan kompozitör akademisyenlerin ve grupların dikkatini çekiyordu.
L
udger Brümmer (solda), öğrencileri Joel Schellhorn ve Emre Nurbeyler (sağda) ile birlikte.
Fotoğraf: Cornelia Hellweg
ELEKTROAKUSTİK/ALGORİTMİK KOMPOZİSYON
Son zamanlarda odağında besteciler Ludger Brümmer ve Joel Schellhorn ile birlikte yürüttüğü “Tiefen” başlıklı multimedya yapıtı bulunuyordu. Emekliye ayrılan Brümmer, müzik ile bilişimi bir araya getiren ve sanatın çağdaş yönlerine odaklanan eğitim anlayışıyla, birçok öğrenciye ilham veren bir isim olarak hatırlanacak. Kişisel gelişim ve değişim çerçevesinde derinlik kavramını uzamsal-işitsel illüzyonlarla irdeleyen bu eserin ilk seslendirilişi Haziran 2025’te Hans-Lenz Salonu’nda yapıldı.
Şu anda Trossingen’de bestecilik hocaları Prof. Luc Döbereiner, Prof. Joachim Goßmann ve Prof. Sven Daigger’ın öğrencisi olarak elektroakustik/algoritmik kompozisyon yüksek lisansını sürdüren Emre, araştırmalarını gelişmiş ses sentezine yönelik algoritmalar, ultrasonik seviyede işitsel yanılsamalar, gerçek zamanlı çok kanallı uzamsal-enstrümantal müzik ve yapay zekâ destekli algoritmik beste tekniklerine odaklı olarak geliştiriyor.
Son olarak, 26 Ocak’ta okul içinde düzenlenen proje ve beste yarışmasının sonuçları 26 Ocak’ta açıklandığında Emre Nurbeyler ve ekibinin proje birincisi olarak tüm müzik okullarının katılımına açık Würzburg’da Nisan sonunda düzenlenecek D-BÜ 2026 yarışmasında okulu temsil etmeye hak kazandığı görülüyordu. Tek kişiye verilen kompozisyon ödülünü de Emre kazanmıştı.
Klasiklerin icracısı, yeni dönem teknolojileriyle güncel dünyanın bestecisi olarak, “insan ve makinanın takım çalışması”nı Emre yapmasın da, kim yapsın?

Almanya’nın ünlü çağdaş müzik topluluğu Ensemble Recherce Emre’den bir beste istemiş, parçada piyanoya da yer verirse ilkseslendirmede piyano başında yer almasını da rica etmiş. Ayrıca bu yıl yapılacak Windhoek festivali için de elinde bir beste siparişi bulunuyor.
Tüm bu gelişmelere bakarak, Nurbeyler’in adının Almanya ve Avrupa’da daha çok duyulduğunu göreceğimizi tahmin ediyorum.
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
Bu yazı Konser Arkası dijital dergisinin Şubat 2026 sayısında yayımlanmıştır.
Yorumlar
Kalan Karakter: