Cetiz'in Gece Güneşi Beytepe'de Parıldadı
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar
  • Instagram

Cetiz'in Gece Güneşi Beytepe'de Parıldadı

17 Kasım 2022 - 16:32 - Güncelleme: 17 Kasım 2022 - 16:52

Gözden ırak olanların gönülden de ırak olduğu yolundaki halk deyişinde kuşkusuz önemli ölçüde gerçeklik payı var ama herkes için tam bir geçerlilik taşımıyor. Mesleklerini yurt dışında sürdüren kimi yetenekli insanlarımız, yurtla ilişkilerini sürdürüyor ve buluşlarının, yaratılarının Türkiye'de de tanınmasını, adlarının unutulmamasını sağlıyorlar. Halen yaşamını Amerika'da sürdüren bestecimiz Mahir Cetiz (d.1977), kendini unutturmayanlar arasında.

Cetiz'in başından ilginç maceralar geçmiş eseri “Piyano ve Orkestra için Senfoni Konçertant”ı, 16 Kasım 2022 akşamı, şef Rengim Gökmen yönetimindeki Hacettepe Senfoni Orkestrası'ndan, Başar Can Kıvrak (d. 1985) solistliğinde dinledik.

Şahsen benim yapıtı 2006 ve 2008'den sonra üçüncü kez dinleyişimdi.

İlki 26 ve 27 Mayıs 2006'da İbrahim Yazıcı yönetimindeki Bilkent Senfoni Orkestrası eşliğinde Fazıl Say solistliğindeki seslendirmeydi. Yapıtı ilk kez Fazıl Say'ın seslendirecek olması gayet doğaldı çünkü Mahir'e 2003 yılında kendisi sipariş etmişti. Ancak belki yoğunluk nedeniyle tam hazırlanamamış olmasından Fazıl Say ilk gece son bölümü seslendirmemiş, ancak ikinci gece eserin tamamını çalmıştı. Ankara'da olmasına karşın Mahir hiç ortalıkta görünmemişti, belli ki bu seslendirme biçimi içine sinmemişti.

Ardından aynı yılın Kasım ayında gene Fazıl Say, bu kez BİFO ile eseri seslendirirken, sanki Ankara'da hiç seslendirilmemiş gibi, “Dünya prömiyeri” olarak duyurulmuştu! 2008 yılında ise Mahir Cetiz, eseri bu kez piyano başına bizzat kendisi oturarak Işın Metin yönetimindeki BSO eşliğinde seslendirdi.

Eser Türkiye'de “Gece Güneşi” adıyla tanındı. Bestecinin resmi sitesinde de “Nocturnal Sun” Symphony Concertante for Piano and Orchestra” adıyla kayıtlı. Ancak HSO program kitapçığında yapıtın bu adı yer almıyordu.

Müzisyen bir aileden gelen, bir dönemin efsanevi piyano öğretmenlerinden Tulga Cetiz'in oğlu olan Mahir Cetiz, kendi öyküsünü şöyle özetlemişti:

Oda müziği, solo çalgı ve orkestra için eserleri olan Mahir Cetiz, aynı zamanda bir piyanist ve şef olarak da yeni müzik icralarında aktif rol almaktadır. Akademisyen olarak müzik analizi ve müzik psikolojisi üzerine de uzmanlaşmış olan Cetiz’in Türk makamları üzerine de çalışmaları bulunmaktadır. Eserleri International Contemporary Ensemble, SO Percussion, YARN/WIRE, Ensemble Intercontemporain, BBC Philharmonic, BBC Symphony Orchestra, New York Philharmonic ve Zurich-Tonhalle gibi topluluklar tarafından sipariş edilmiş ve/veya icra edilmiştir. Besteci olarak Nadia Boulanger Composition Award of Fontainebleau Schools ve Guggenheim Fellowship gibi prestijli ödüllere layık görülmüştür. Ankara Devlet Konservatuvarı mezunlarından olan Mahir Cetiz, 2013’te Columbia Üniversitesinden doktorasını almıştır. 2020’den beri, Memphis Üniversitesi’nde, kompozisyon ve müzik teorisi dallarında eğitim vermektedir.”

Piyanonun solo girişiyle başlayan dört bölümlük yapıt, bestecinin dünyasal kavram ve gerçeklikleri felsefi bir yaklaşım ve müzik diliyle anlatma çabasının örneklerinden biri. Saflık, Mücadele, Yanılsama ve Dönüşüm/Kristalleşme başlıklarını taşıyan dört bölümü besteci şöyle özetliyor: Eserin genel yapısı bir yolculuğu çağrıştırır. Bir yolculuk boyunca çevrenin hissedilmeden değişmesi gibi değişen müzikal atmosferler eserin dört bölümünü oluşturur. Bu atmosferler de aslında kendi içlerinde sürekli olarak dönüşüm içindedirler. Ezgiler, tını renkleri, figürler ve benzeri müziksel malzemeler eser boyunca oldukları gibi tekrarlanmazlar; fakat beklenmedik bir anda, beklenmedik bir dönüşüme uğramış olarak tekrar gözüktüklerinde, artık başka bir ortama ait, başka bir atmosferin parçasıdırlar.”

Solist, orkestra ve şef için seslendirilmesi büyük özen, dikkat ve bazı grupların önceden özel çalışmasını gerektiren zor bir müzik. Moskova Konservatuvarı mezunu Başar Can Kıvrak, tableti üzerinden izlediği notaları belli ki iyice sindirmişti. Orkestra da müziğin icrasında başarılı oldu, özellikle vurma çalgı tamımında yer alanlar, yapıtın gerektirdiği atmoserin yakalanmasında önemli katkı koydular.

Yoğun alkışlara karşılık şef Rengim Gökmen, yapıtın partitürünü dinleyiciye göstererek esas alkışın besteciye olduğu mesajını verdi.

Konserin bu ilk yarısını Ankara Devlet Konservatuvarı'nın görevdeki ve emekli piyano hocalarından izleyen çoktu. Görevdekilerin çoğu, Mahir'in annesi ve kendi öğrencilikleri döneminin İngilizce öğretmeni Elmas Cetiz'e gelip saygı, sevgi sundular. Mahir'in, BSO keman grubu üyesi kızkardeşi Nil de annesiyle birlikte dinleyiciler arasındaydı.

Seslendirme sonunda Başar Can Kıvrak yoğun alkışlar karşısında, “bis” olarak Macar Besteci György Kurtág'ın (d.1926), Perpetuum Mobile başlıklı parçasını çalmak üzere yeniden sahneye döndüğünde elinde siyah yün eldivenler vardı. Parça sürekli glissando, yani klavye üzerinde kayarak çalındığı için, eldivenle çalmayı yeğlediğini, çoğu piyanistin bu yöntemi kullardığını ama eldivensiz çalanlar da olduğunu söyledi. Bu eldivenli icra da yoğun alkışlarla karşılandı.

Soliste çiçek yerine, fotokopiyle çoğaltılmış teşekkür belgesi, konservatuvar müdürü Metin Munzur tarafından sunuldu. Gene fotokopiyle çoğaltılmış siyah-beyaz konser programında da, katkıları dolayisiyle Anadolu Kültürleri Sanat Derneği'ne teşekkür ediliyordu.

İzmir'deki Yaşar Üniversitesi'nde ders veren, solistlik yanında viyola sanatçısı Pınar Dinçer’le kurduğu Duo Yin-Yang ile oda müziği konserleri veren Başar Can'ı, hayli zayıflamış gördüm, meğer 20 kilo vermiş ama sağlığının yerinde olduğunu söyledi.

Konserin ikinci yarısında, başta konservatuvar müdürü ve piyano öğretmenleri olmak üzere, salonun ön sıralarında oturan dinleyicilerin çoğu yerlerinde yoktu. HSO, ilk yapıt için öğrenci takviyeleriyle yeterli bir sayıya ulaşmışken, Alexandre Borodin'in 2. Senfoni'sini profesyonel bir orkestra gibi seslendirdi. Sololarda, klarnette Doğa Sarıgül, kornoda Tayfun Avcıoğlu iyi tınılarıyla dikkat çektiler. Başkemancı sandalyesinde Burcu Zorlu'nun oturduğu orkestrayı, Borodin'in senfonisinde de keşke dinleselerdi.

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

17 Kasım 2022, Ankara

Fotoğraflar: Oğuz Sağdıç

Bu yazı 549 defa okunmuştur .

Son Yazılar