Müslüm: Hayata Rağmen Başarmak
Reklam
  • Reklam
HALDUN ARMAĞAN

HALDUN ARMAĞAN

Sinema ve Hayat

Müslüm: Hayata Rağmen Başarmak

01 Kasım 2018 - 23:38

Ünlülerin hayat hikayesini senaryolaştırmak "çantada keklik" değildir, dram-denge ölçüsünü kaçırıp yapaylaşma tehlikesini fazlasıyla barındırır. Sözkonusu isim, çok geniş hayran kitlesine sahip, yorumladığı şarkıların duygusunu dinleyene tamamen geçiren, hatta hayranlık boyutunu kendine fiziksel zarar verme derecesine taşıyanlar nedeniyle üniversite araştırmalarına konu edilen Müslüm Gürses olunca durum farklılaşıyor. Çünkü "Müslüm Baba" olarak anılan sanatçının derin travma yüklü özel hayatı ile resmi veya gayrıresmi engellemelerle dolu müzik kariyeri, bütün dünyanın acılarını toplamışçasına herhangi bir kurgu gerektirmeyen yoğun dram barındırıyor.

"Müslüm" filmi Urfa'da başlayıp, Adana ve İstanbul'da noktalanan 60 yılın belli eşiklerini bol sıçramalı kısa sekanslarla anlatıyor. Müslüm Gürses'in çocukluğu, ailesi, müzik tutkusuna karşı önüne çıkan engeller ve şöhretli bir isim olarak Muhterem Nur'la yaptığı evlilik bunlardan bazıları. Kötülüğün cisimleşmiş hali olan babanın yaşattığı derin duygusal-psikolojik çöküş, hem annesi hem kundaktaki kızkardeşinin öldürülmesine tanıklık ettiği ilkgençlik dönemi ve öldü sanılarak morga kaldırılan bedeni ile "hayata rağmen hayatta kalmayı başaran" Müslüm Gürses'in acısı ve isyanını yüreğinin derininden müzikle aktardığı çok iyi anlaşılıyor. Bundan etkilenmemek, kayıtsız kalmak mümkün değil.

İki yönetmenli filmin en büyük kozu Müslüm Gürses'i oynamak yerine Müslüm'ün kendisi olmayı başaran Timuçin Esen. Filmin şarkılarını da kendisi seslendiren Timuçin Esen kusursuz ve gerçek bir aktörlük gösterisi sunuyor. Başta Şahin Kendirci ve Erkan Can olmak üzere bütün kadro gayet iyi. Filmde eksik olan şey yönetmenlerin tercih ettiği anlatım tarzı ve kurgu. Hikaye anlatımında klasik doğrusal çizgi seçilmiş olsa, Müslüm Gürses'in çocukluktan şöhret oluşuna giden çetrefilli yolculuğu birlikte yapacak ve onun travmalarını birebir hissedeceğiz. Bunun yerine "3 yıl sonra" "9 ay önce" gibi sıçramalı kurgu işi biraz bulmacaya çevirip seyirciye geçen duyguları ister istemez törpülemiş oluyor. Film bu haliyle de etkileyici, ancak kaza sahnesi yerine Gürses'in 2013'teki vefatı ile açılıp en başa dönülse ve öykünün ana durakları biraz daha uzun tutulsa, bu inanılmaz yoğunluklu dramın izleyicinin yüreğine dokunuşu çok daha sarsıcı olurdu. Örneğin, Müslüm Gürses'in biraz olsun dengelenmiş yaşamında yeniden kopkoyu karanlık bir sayfa açan, onun hayattaki tek varlığı erkek kardeşinin dolaylı olarak babası tarafından öldürülmesi bölümü keşke bir video klip estetiği ile geçiştirilmeseydi.

Haldun Armağan

1 Kasım 2018

Bu yazı 768 defa okunmuştur .

Son Yazılar