7 Soprano ve İstanbul Opera Festivali'nin Başlangıcı
Reklam
  • Reklam
İSMAİL HAKKI AKSU

İSMAİL HAKKI AKSU

İstanbul'da Sanat

7 Soprano ve İstanbul Opera Festivali'nin Başlangıcı

23 Eylül 2020 - 16:16 - Güncelleme: 23 Eylül 2020 - 16:44

DOBGM tarafından ilk kez 2009 yılında Yıldız Sarayı’nda deneme temsili olarak, W.A.Mozart’ın Saraydan Kız Kaçırma operası ile başlayan Uluslararası İstanbul Opera Festivali bu yıl 11. kez 19 Eylül 2020 tarihinde saat 20.45’de Arkeoloji Müzesi avlusunda 7 Soprano konseri ile seyircilerine kavuştu.

Corona virüsün aşırı yayılması ile önceleri tüm sanat etkinliklerinin yasaklansa da, daha sonra, korunma önlemlerinin en üst düzeyde uygulanması koşulu tiyatro ve opera etkinliklerinin serbest bırakılması ardından hem seyirciler hem de sanatçılar son derece mutlu olarak bir araya geldiler. Pandemi nedeniyle İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından üç etkinlikle düzenlenen Festival, Açılış Konseri olan 7 Soprano ile orkestra şefi Zdravko Lazarov yönetimindeki İDOB Orkestrası ile başladı. Konsere sopranolar Evren Ekşi, Sevinç Demirağ, Nurdan Küçükekmekçi, Perihan Nayır Artan, Eylem Demirhan Duru, Mine Kurtoğlu, Burcu Uyar solist olarak katıldılar. Pandemi nedeniyle son derece sıkı önlemlerin alındığı konserde, seyirciler ve orkestra yerini aldıktan sonra sahneye gelen İDOB Müdür ve Sanat Yönetmeni bas Suat Arıkan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz’u açılış konuşmasını yapmak üzere sahneye davet etti. 
Sahneye gelen Yavuz şunları söyledi:

‘’2010 yılında İstanbul’un Avrupa başkenti kapsamında başlayan ve bu yıl 11.sini gerçekleştiğimiz İstanbul Opera Festivaline hoş geldiniz. Festivalin kesintiye uğramasına gönlümüz razı gelmedi. Pandemi nedeniyle, daha az temsille ve dekorsuz olarak karşınızdayız. Teknik eleman ve sanatçılarımız için tüm önlemleri aldığımızı düşünüyoruz. Bu güzel mekanda, açık havada, uluslararası özelliği olmadan fakat ülkemizin dört bir yanından gelen sanatçılarımızla ve İDOB Orkestrası eşliğinde 4 etkinlikle karşınızda olacağız. Sanatın birleştirmeyi ve iyileştirmeyi devam ettiğini düşünüyoruz. Bizi yalnız bırakmayan, Arkeoloji Müzesi bahçesinde bizimle olan ya da olamayan tüm sanatseverlerimize ilgilerinden dolayı teşekkür ederiz’’ diyerek festivali başlatmış oldu.

Programdaki eserler ve solistler şu şekilde idi:

İlk eser G. Verdi’nin La Forza del Destino (Kaderin Gücü) operası “Uvertür”ü idi. Verdi eserlerinin ağırlıklı olduğu programda da sonra Evren Ekşi aynı operadan Leonora’nın aryası “Pace, pace, mio Dio!” , Sevinç Demirağ G. Verdi’nin Un Ballo in Maschera (Maskeli Balo) operasından Amelia’nın aryası  “Morrò , ma prima in grazia” Nurdan Küçükekmekçi  G. Verdi’nin Aida operasından Aida’nın aryası “O patria mia…”yı icra ettiler.

Daha sonra Perihan Nayır Artan  G. Verdi’nin Don Carlo operasından Elisabetta’nın aryası “Tu che anità”le anità” ile seyirci karşısındaydı. G. Verdi’nin La Traviata operasından Violetta’nın aryası “È Strano!....Sempre libera” Eylem Demirhan Duru icra etti.

G. Verdi’nin Macbeth operasından Lady Macbeth’in 2.perdedeki aryası  “La luce langue” Mine Kurtoğlu tarafından güzel bir yorumla seslendirildi. 

Verdi operalarından sonra Alfredo Catalani’nin La Wally operasından Wally’nin “Ebben?  Ne andrò lontana” adlı aryası ile Burcu Uyar sahnedeydi. 

Yapılan kısa bir aranın ardından konserin ikinci bölümünde ilk eser olan Antonin Dvořák’ın çok sevilen Rusalka operasından Rusalka’nın “Měsíčku na nebi hlubokém” adlı aryası Nurdan Küçükekmekçi’in seyircilere hediyesi idi.

Sırada aynı konulu, ancak farklı bestecilerin operalarından örnekler vardı. Sahneye gelen Burcu Uyar Fransız bestecisi Jules Massenett’in Manon operasından Manon Lescaut’un aryası “Suis-je gentille ainsi? Je marche...” ile ilk Manon Lescaut’u seslendirdi. Bir başka Fransız besteci olan Daniel Auber’in Manon Lescaut operasından Manon Lescaut’un aryası “C'est l'histoire amoureuse” Eylem Demirhan Duru tarafından seslendirildikten sonra, İDOB Orkestrası da İtalyan bestecisi Giacomo Puccini’nin Manon Lescaut operasının, yaylıların girişi ardından tüm orkestraya geçiş yapan ve çok sevilen“Intermezzo”u yorumladı. Aynı operadan Manon Lescaut’un aryası “Sola, perduta, abbandonata” Sevinç Demirağ’ın yorumu ile izlendi.

Öldürerek gelen ölerek gider! Bu tanımlama Macbeth’e aittir. Guiseppe Verdi’nin Macbeth operasından Lady Macbeth’in “Nel dì della vittoria…” Perihan Nayır Artan’ın güzel yorumu ile izlendi. Puccini’nin son operası Turandot’tan Turandot’un “In questa reggia” adlı arya ile Mine Kurtoğlu’u dinledik. Bir başka Puccini operası olan Tosca’dan Floria Tosca’nın en sevilen aryası “Vissi d'arte” Evren Ekşi’nin güzel yorumu ile izlendi.

Guiseppe Verdi’nin I Vespri Siciliani operasından Elena’nın aryası “Mercè, dilette amiche” için tüm solistler sahneye geldiler ve uzun süren alkışlar aldılar. Konser de bu şekilde başarı ile sona erdi.

Açılış konserine katılan tüm solistler, orkestra şefi Zdravko Lazarov ve yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı, başkemancı Oleksandr Samoylenko ile tüm ekibi candan kutluyorum.

Uluslararası İstanbul Opera Festivali nasıl başladı?

İstanbul’da, yaz aylarında, klasik batı müziği ve opera etkinliklerine başlanılması, Aydın Gün’ün İstanbul Belediyesi Şehir Operası’nın yöneticisi ve başrejisörü olduğu 1961 yılında, Şehir Operası’nın açılışının ertesi yılı başladı. 5 Mayıs 1961 tarihinde, Aydın Gün’ün gayreti ile ilk kez ‘’İstanbul Sanat Festivali’’ adıyla bir etkinlik yapıldı ve bu günkü İKSV’nin ilk temelleri de o zaman atılarak, klasik müzik, opera, tiyatro gibi etkinlikler yapılarak, ilk kez G.C.Menotti’nin Konsolos operası ile birçok temsil ve konserler Festivalde icra edildi.

Ayrıca, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda da, opera ve operetler her yaz sahnelendi. Ancak bu festival, Aydın Gün’ün, defalarca Ankara-İstanbul arasında gidip gelmesi nedeniyle kurumlaşamadı. Ta ki, 1973 yılında, yine Aydın Gün ve Nejat Eczacıbaşı’nın girişimleri ile kurumsal olarak oluşan İKSV'nin düzenlediği İstanbul Festivali’ne kadar... Bu tarihte başlayan, değişik dallardaki sanat etkinliklerinin içinde opera da vardı. İlk olarak, 21 Haziran 1973 tarihinde başlayan İKSV Müzik Festivali’nde (o zamanki adı İstanbul Festivali), A. A. Saygun’un Yunus Emre oratoryosu ile açılış yapılarak, G.Verdi’nin Aida, A.A.Saygun’un Köroğlu ve W.A.Mozart’ın Saraydan Kız Kaçırma operaları oynandı. Her yıl tekrarlanan İKSV Festivali, 1990’lara kadar opera temsillerini etkinliklerine kattı. Ancak bundan sonra, maliyetler nedeniyle, İKSV etkinliklerinden operalar ve baleler çıkarıldı. Bu nedenle, yazları İstanbul’da opera etkinlikleri yapılmaz olmuştu.

1993 yılında başlayan Aspendos Opera ve Bale Festivali, Antalya’da güzel bir başlangıç yaptı. Günümüze kadar da sürüyor. Bodrum’da da Bale Festivali... Ancak, İstanbul’da hala böyle bir etkinlik yoktu. Bir opera sever olarak bu duruma üzülüyordum. İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ndeki müdürlerimden Prof. Mesut İktu’ya, o dönemlerde, bu durumu anlattım ve DOBGM tarafından bir opera festivali yapılması için önerilerde bulundum. Ancak yine bir sonuç çıkmadı.

Yıllar geçti, 2010’da İstanbul Kültür Başkenti Ajansı, projeleri kabul edilirken, İstanbul Opera Festivali için 2010 Ajansı’na ‘’OPERADA TÜRKLER, TÜRKLERDE OPERA’’ başlığı ile bir dosya ile başvuruda bulundum, onay bekliyordum. Bu dosyanın hazırlanması sırasında İDOB Müdür ve Sanat Yönetmeni Suat Arıkan’dan çok büyük destek almıştım, kendisine minnettarım. Bu başvurumu haber alan, 2010 yılındaki DOBGM olan Prof. Rengim Gökmen, beni arayarak şunları söyledi:

‘’İsmail bey sizi, bu duyarlı gayretiniz için gönülden kutluyorum. Çok değerli bir amaç için girişimde bulunmuşsunuz. Sanırım olumlu olur. Ancak, benim size bir önerim var, eğer Ajans bunu onaylarsa, sadece bir defaya mahsus ödeme yapar, arkası gelmez. Sizden ricam, siz bu dosyayı geri alın ve bize verin, biz DOBGM olarak her yıl yapalım.’’

Prof. Rengim Gökmen, çok değer verdiğim bir sanatçı ve Genel Müdürümdü, ona nasıl hayır derdim? Hemen 2010 Ajansı’na giderek dosyayı alıp, Genel Müdürlüğe yolladım. O yılın Eylül ayında, Festivalin ilk denemesi, Beşiktaş’taki Yıldız Sarayı’nda, W.A.Mozart’ın Saraydan Kız Kaçırma operası ile başlamış oldu. Ben de, bir başlangıcı oluşturmaktan mutlu olmuştum.

Uluslararası İstanbul Opera Festivali 22 Eylül Salı akşamı Barok Gecesi, 26 ve 27 Eylül 2010 Cumartesi ve Pazar akşamları da W.A.Mozart’ın, İstanbul festivallerinin değişmezi Saraydan Kız Kaçırma operası ile sona erecek.

Yaşasın Uluslararası İstanbul Opera Festivali, yaşasın sanat!

İsmail Hakkı Aksu


 

Reklam
Bu yazı 2614 defa okunmuştur .

Son Yazılar