İDOB 60. Yılına Girerken Sezonu Beethoven ile Açtı.
Reklam
  • Reklam
İSMAİL HAKKI AKSU

İSMAİL HAKKI AKSU

İstanbul'da Sanat

İDOB 60. Yılına Girerken Sezonu Beethoven ile Açtı.

05 Ekim 2019 - 18:24

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, kuruluşunun 60. Yılına denk gelen bu sezonu, 2020'nin doğumunun 250. Yılı olması nedeniyle, L. V. Beethoven’in iki koral eseri ile açtı.

Kadıköy Süreyya Sahnesi salonunun tamamen dolu olduğu ‘’Açılış Konseri’nin’’ orkestra şefliğini Zdravko Lazarov, koro şefliğini Volkan Akkoç üstlendi. İlk eser olan Korolu Fantezi’de solo piyano Birsen Ulucan’a aitti. “Koral Fantazi”de solistler Sevim Z. Ateş, Hale Soner, Özge Kalelioğlu, Ufuk Toker, Onur Turan ve Umut Tingür yer aldılar.

Korolu Fantazi'nin prömiyeri 22 Aralık 1808'de, Akademie'de, yine do majör tonunda yazılmış olan 5. Senfoni6. Senfoni ile 4. piyano konçertosu'nun prömiyerleriyle birlikte aynı konserde yapılmıştır. Bu konserini görkemli bir finalle bitirmek isteyen Beethoven, tüm çalgıların ve koronun yer aldığı tek bir eser yazar: Fantasia Op. 80. Beethoven, konserde piyano kısmını kendisi çalar ve eseri doğaçlama bir kısımla başlatır. Beethoven bu eserini eserin adı gibi fantezi olarak ve serbest formlar kullanarak, doğaçlama şeklinde bestelemiştir.

Beethoven eseri Aralık ayının ikinci yarısında yazmıştır, bu süre kendi standartları için oldukça kısadır. Öğrencisi Carl Czerny'ye göre eserin tamamlanmış kısımlarına kısa bir sürede söz yazması için Christoph Kuffner ile anlaşır. Beethoven'ın bir başka öğrencisi olan Gustav Nottebohm eserin sözlerini Georg Friedrich Treitschke'nin de yazmış olabileceği ihtimalini ortaya atar. Treitschke, 1814'te Beethoven'nın operası Fidelio 'nun final bölümünün sözlerini yazmıştır.

Eser piyanonun uzun bir girişi ile başlar. Eser sakin bir şekilde devam ederken birden coşuverir. Solo piyanoda Birsen Ulucan’ın güzel yorumu ve orkestra şefi Lazarov’un olağan üstü yetenekteki bageti sayesinde, İDOB Orkestrası eşliğindeki solistlerimiz, partilerindeki sololarını olağan şekilde seslendirerek seyircilerin alkışlarını aldılar.

Konserin ikinci eseri de bestecinin 9. Senfonisi, (9. Sinfonie in d-Moll op. 125) ilk defa 1824 yılında Viyana'da Karntnerthor-Theather'da seslendirildi. Senfoninin sonu koro ile birlikte Schiller'in "Neşeye Övgü" şiiri ile taçlanır. Bu sonlanma, "Neşeye Övgü"yü çok ünlü bir hale getirmiştir. Senfoni, Kral Friedrich Wilhelm'e ithaf edilmiştir. Ayrıca Dokuzuncu Senfoni, insan sesinin kullanıldığı ilk senfonidir ve eser süresinden dolayı uzun süren senfoniler arasında yer alır.

1971 yılında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde Ludwig van Beethoven'ın 9. Senfonisi’nin ‘’Neşeye Övgü’’ adlı koral bölümünün Avrupa Birliği'nin resmî marşı olması konusundaki öneriler kabul edildi ve Avrupa Konseyi bakanları 19 Ocak 1972 tarihinde Strazburg'da bunun Avrupa Birliği'nin resmî marşı olduğunu ilan ettiler.

Orkestra şefi Zdravko Lazarov’un orkestra üzerindeki etkisi ve hakimiyeti kendini belli ediyordu. Eserin ilk bölümü olan Allegro ma troppo, un poco maestoso kısa bir sisli girişten sonra, Beethoven’e özgü anıtsal bir parlama ile crescendo yapar. Acılı, ölümü çağrıştıran temalar kaybolur ve yaşama sevinci bölüme hakim olur.

İkinci bölüm Molto vivace tipik bir scherzo’dur. Beethoven’den önceki besteciler scherzo bölümleri genellikle eserin üçüncü bölümünde yer verirlerdi. Beethoven burada yer değiştirerek de bir devrim yapmıştır ve bölümde devamlı neşe vardır.

Benim kişisel olarak bu eserin en sevdiğim bölümü ise Adagio molto e cantabile adlı üçüncü bölümüdür. Huzur veren bir şarkı yapısı içinde devam ederken ikinci bir bölüme geçen teması belirir. Artık sakinlik sona ermektedir.

Koral olan son ve dördüncü bölüm olan Presto finaline, ilk üç bölümün ezgileri ile örülü olarak girilir, insan sesinin katılması ile başlı başına bir devrim yapılmıştır. Besteci burada tutucu sayılan bir anlayışın dışına çıkmakla, önceleri çok eleştirilmiş ancak sonradan bu uygulama diğer bestecilere de örnek olmuştur. 25 yaşındaki Schiller’in, arkadaşı Körner için yazmış olduğu Neşeye Övgü şiirini bu senfonin koral bölümünde koro ve solistler için kullanmıştır. Koro ve solistlerle devam eden, tenor solosunun, kontrafagot desteği olması gereken bölümdeki Türk Marşı ezgileri, bu konserde kontrafagot sazının olmaması nedeniyle, müziği iyi bilenler için biraz eksiklik sayılsa bile, diğer fagotların bu melodiyi eşlik olarak çalmaları ile kısmen giderilmiş oldu. Tüm çalgı, koro ve solistlerin hep birlikte oluşan coşkulu ve anıtsal yapı ile eser son derece dinamik anıtsal bir yapıda sona erdi.

9. Senfoni’de solist olarak; soprano Otilia İpek, mezzo soprano Barbora Hitay, tenor Hüseyin Likos ve bas Suat Arıkan sahnede oldular. Solistlerimiz partilerindeki müziğin gerektirdiği dinamizm ve tonlarda sololarını gayet güzel yaptılar. Orkestra şefi, orkestra ve koro ile iletişimleri de olması gibiydi. Bu arada Volkan Erkoç tarafından hazırlanmış olan İDOB Korosu ile İDOB Orkestrası da çok iyi bir performans gösterdiler. Güzel bir açılış konseri ile sezona başlayan İDOB, bu yıl genellikle ‘’Retrospektif’’ teması ile tekrar eserlere yer verecek. Bu konserin tekrarı 5 Ekim 2019 akşamı Aya İrini’de yapılacaktı. Ancak, Topkapı Sarayı, Aya İrini ve çevresinin benzer kültürel etkinliklere kapatılması nedeniyle, tekrar Süreyya sahnesine alınmıştı.

Yeni sezona iyi bir açılış konseri ile başlayan başta İDOB kurumu olmak üzere tüm sanat camiasına başarılar diliyorum.

İsmail Hakkı Aksu

5 Ekim 2019, İstanbul

Bu yazı 809 defa okunmuştur .

Son Yazılar