İtalyan 4 Tenordan CSO ile Klasikleşmiş Parçalar
İSMAİL HAKKI AKSU

İSMAİL HAKKI AKSU

İstanbul'da Sanat

İtalyan 4 Tenordan CSO ile Klasikleşmiş Parçalar

06 Ocak 2020 - 12:23 - Güncelleme: 06 Ocak 2020 - 18:15

27 Aralık 2019’da, Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 100. Yılı ve Yeni Yıl nedeniyle Ankara Spor Salonu’nda ‘’Dört İtalyan Tenor’’ ile bir konser veren, 200 yıla yakın geçmişe sahip Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO), "Yeni Yıl Konseri’’ ile bu kez İstanbul’da dinleyiciyle buluştu. Zorlu Holding'in desteği ve ev sahipliğinde 3 Ocak 2020’de Zorlu PSM'de gerçekleşen konserde, CSO Genel Müzik Direktörü Prof. Rengim Gökmen yönetiminde sahneye çıkan orkestra ile İtalyan tenor dörtlüsü, unutulmaz klasikleri yorumladı. Alessandro D'Acrissa Cosenza, Federico Serra, Federico Parisi ile Giovanni Maria Palmia'dan oluşan "The Four Italian Tenors", prömiyerini Haziran 2019'da yaptıktan sonra sahneledikleri "Viva Italia" adlı performanslarını 56 konserli bir turneyle ABD'de sanatseverlerle buluşturmuştu.

Şef Rengim Gökmen, konserden önce yaptığı açıklamada, yıllar sonra ilk defa CSO'nun yeni yılın ilk konserini Ankara dışında verdiğine dikkati çekerek, şunları söyledi:

‘’CSO uzun zamandan sonra ilk kez bir İstanbul turnesi yapmaktadır. Ülkemizin ilk orkestrası olarak İstanbul’da bir sarayda bando, orkestra ve fasıl heyeti orkestrası olarak kurulan bu orkestra, ilk yurt dışı turnesini 1912’de yapmış, 1926’larda bütün Avrupa’yı başta başa dolaşmıştır. Bu orkestra, o dönemde kökleri İstanbul olmasına karşın Anadolu’yu da dolaşmıştır. Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Ankara’ya taşınarak, önce Riyaseti Cumhur, daha sonra da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası adını almıştı. Yurt içinde yaptığı turnelerle de, kendisini sadece Ankara’nın değil, tüm Türkiye’nin orkestrası olarak kabul etmiştir. Bu bakımdan da son 10 yılda CSO ile neredeyse 36-37 ili dolaşarak, diğer orkestralar gibi konserler verdi. CSO hem Türk, hem de uluslararası bestecilerin eserlerini sunmayı her zaman hedef olarak görmüştür. Bu güzel sanat ortamını, bizlere kucak açarak sunan PSM yönetimi bundan sonra da umarım, aynı özveriyi gösterir ve sizlerle tekrar buluşmaya devam ederiz.’’

Konserin ilk bölümünde, Gioachino Rossini'nin Hırsız Saksağan operası ‘’Uvertürü" Francesco Cilea'nın L'Ariesiana Operası'ndan "II Lamento di Federico" , Gaetano Donizetti'nin Aşk İksiri operasından "Una Furtiva Lagrima", Vincenzo Di Chiara'nın "La Spagnola" Lucio Dalla'nın "Caruso" Giacomo Puccini'nin "Manon Lescaut operasından ‘’Intermezzo", Domenico Modugno ‘’Volare’’, Ernesto De Curtis ‘’Non ti Scordar di Me’’ , Salvatore Cardillo ‘’Core ‘ngrato’’ ve ilk yarının son eseri olarak Ulvi Cemal Erkin’in ‘’Köçekçe’’ adlı parçası seslendirildi.

İkinci bölümde ise Alexander Borodin'in Prens İgor operasından "Polovec Dansları", Mendoza y Cortes'in "Cielito Lindo", Gioachino Rossini'nin, değişik besteciler tarafından, farklı yorumlamaları yapılan "La Danza", Ernesto De Curtis'in "Torna a Surriento", Pietro Mascagni'nin Cavalleria Rusticana operasından ‘’Intermezzo", Ruggero Leoncavallo'nun "Mattinata", Augustin Lara'nın "Granada", Luigi Denza'nın "Funiculi Funicula", Johann Strauss II'nin "Mavi Tuna" ve Giacomo Puccini'nin Turandot operasından "Nessun Dorma" eserleri seslendirilerek konserin normal programı tamamlandı. Ancak alkışlar kesilmedi. Sanatçılar alkışlara teşekkür için tekrar sahneye çıktılar. Yine 4 tenor olarak, bir Napoliten şarkı olan, Euardo di Capua’nın ‘’O sole mio’’ şarkısını söylediler. Ancak seyirci coşkuluydu, bu kez şef Rengim Gökmen tekrar yerini aldı ve CSO yılbaşı konserlerinin değişmez parçalarından olan Johann Strauss’un ‘’Radetzy Marşı’’nı seyircilerin tempoları eşliğinde seslendirdi. Konser güzel, seyirci de çok memnundu. Buna karşılık dört İtalyan tenor tekrar sahnedeki yerlerini alarak ‘’Mamma’’ adlı Napoliten parçayı söyleyerek konserlerini tamamlamış oldular. Zorlu PSM Center’da yaklaşık 3 saat süren konsere, sanatseverler yoğun ilgi gösterdi. Tüm izleyiciler büyük bir memnuniyetle salondan ayrıldılar.

Konser güzeldi, ancak salonun daha önce de dile getirmiş olduğum akustik sorunu hala devam etmektedir. Bu görkemli salonda, çok basit olarak çözümlenme olanağı bulunan ve ‘’kabuk’’ adı verilen, seslerin mikrofon desteği olmadan dinleyiciye ulaşmasını sağlayacak olan panoların, akustik mühendislerince tasarlanıp sahneye yerleştirilmesi en iyi çözümdür. Mikrofon desteği ise doğal olmayan ve yakınındaki sazların seslerini daha fazla salona yansıtan bir sistem olduğu için, konser performansında istenen sonucu vermemektedir.

İsmail Hakkı Aksu

 5 Ocak 2019, İstanbul

 

Bu yazı 1038 defa okunmuştur .

Son Yazılar