Mısır Hidivi İsmail Paşa'nin Dünyaya Armağanı Aida,...
Reklam
  • Reklam
İSMAİL HAKKI AKSU

İSMAİL HAKKI AKSU

İstanbul'da Sanat

Mısır Hidivi İsmail Paşa'nin Dünyaya Armağanı Aida, Aspendos'da Coşturdu

17 Eylül 2019 - 18:48 - Güncelleme: 17 Eylül 2019 - 19:08

 

Dünya Opera Tarihinde bir yapıt var ki, bunun opera olarak bestelenerek hak ettiği o mükemmel ilgiyi görmesi tamamen bir Türk tarafından gerçekleşmiştir. Bu operanın da adı, birçok kişinin de bildiği gibi G. Verdi'nin Aida operasıdır.

Mısır Hidivi (Valisi) İsmail Paşa, 150.000 Fransız Frangı ödeyerek Ocak 1871'de ilk sahnelenmesi ve bu operanın hazırlanması için Verdi'ye sipariş verdi. Bazı kişilerin inandığı gibi bu eser aslında doğrudan 1860'da yeni yapılan Süveyş Kanalı açılışını kutlamak için hazırlanmış bir eser değildir. Bu eser Kahire'de kurulup aynı yıl, İsmail Paşa tarafından bir İtalyan mimara 6 ayda yaptırılarak açılan Kahire Operası'nın açılışı için hazırlanmış eserdir ki, bu bina 1971 yılında yangın sonucu tamamen yanıncaya kadar hizmet vermişti. Fakat Temmuz 1870 - Mayıs 1871 arasında devam eden Fransa ile Prusya arasındaki savaş nedeni ile kostümler ve sahne ekipmanları Paris'ten getirilemedi. Bu nedenle prömiyer ertelendi, ancak yerine Verdi'nin bir başka operası olan Rigoletto sahnelendi, bu salonda, böylece ilk sahnelenen opera eseri Aida değil, yine Verdi'nin diğer operası Rigoletto oldu.

Süveyş Kanalı açılışı için ayrıca 93 metre yüksekliğindeki Özgürlük Anıtı ilk olarak 1860'larda, ilk olarak Osmanlı İmparatorluğu yönetimindeki Mısır’ın Hıdiv’i Said Paşa’nın Süveyş Kanalı inşası için imzaladığı antlaşmanın gereği olarak Süveyş Kanalı’ndaki Port Said Limanı’nın girişine konulmak üzere planlanmıştı. Ancak dönemin Osmanlı Sultanı Abdülaziz tarafından peşinatı ödendiği halde dikilen heykelden ötürü yerel huzursuzluk çıkacağı endişesiyle, Kavalalı soyundan Hidiv İsmail Paşa planlanan yere inşasını istemedi. Heykel ardından Paris'te bir depoya kaldırıldı. Bu heykel de daha sonra New York'a dikildi.

G. Verdi Paris'e yaptığı bir gezide, Ejiptolojist (Mısırbilimci) olan F. A. Ferdinand Mariette ile tanışmış, Mısır'da bulduğu bazı tabletlerdeki aşk faciasının öyküsünün opera için iyi bir konu olacağını besteciye önermiş, Ghislanzoni tarafından İtalyanca olarak yazdığı libretto Verdi tarafından opera olarak bestelenince, Kahire Operası Direktörü Draneth Bey besteciden operanın kendi binasında oynanması için mektup yazmıştır.

Aida'nin prömiyeri nihayet 24 Aralık 1871'de Kahire'de yapıldı ve ilk sahnelenme seyircisi tarafından bu eser çok beğenildi. Fakat Verdi bu ilk temsile gitmekten sakındı. Bu ilk temsile seyircilerin tümü özel davetiye ile gelmişlerdi, alelade halka bilet satılmamıştı ve Verdi bu türlü seyirciyi değil, alelade opera seyircisini tatmin etmek istemekteydi. Bu nedenle eserinin ertesi yıl Avrupa'da Milano La Scala Opera evinde Şubat 1872'de ilk temsil edilmesi için Verdi özel olarak operanın yapımına ve sahnelenmesine şahsen destek sağladı ve bu sahnelemeye bir prömiyermiş gibi dikkat ve itina gösterdi.

Şimdi gelelim bu operanın Türkiye'deki serüvenlerine. Aida operası Türkiye'de ilk kez 26 Mart 1958'de Ankara Devlet Tiyatrosu Opera bölümü tarafından Vedat Gürten'in rejisi ve Ferit Alnar'ın orkestra yönetimi ile oynanmıştı. Bu temsilde Belkıs Aran (Aida), Neriman Esi (Amneris), Savni Subaşı (Radames), Altan Günbay (Amonasro), Ayhan Baran (Firavun), Hilmi Girginkoç (Ramfis) ve Cemil Sökmen (Haberci) görev almışlardı.

Aida'nın İstanbul'daki ilk temsili ise 17 Temmuz 1965 yılında İstanbul Belediyesi Şehir Operası tarafından, Aydın Gün'ün rejisi ve Gothold Efraim Lessing'in orkestra şefliği ile Harbiye Açıkhava Tiyatrosunda yabancı sanatçıların da katılımı ile oynandı. Attila Manizade (Kral), Bianca Berini (Amneris), Angela Vercelli, Diana Zambon (Aida), Nikola Nikolof, Amadeo Zambon (Radames), Orhan Günek, Mete Uğur (Amonasro) ve Nubar Bayvertyan (Haberci) oynamışlardı.

Aida operası İstanbul Kültür Sarayı'nın (AKM) 12 Nisan 1969'daki açılışı için yeni kurulan İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından da yine Aydın Gün rejisi ile sahnelendi. Benim de bizzat izlemiş olduğum bu temsil için de yine yurt dışından bazı sanatçılar davet edilmişti. Orkestra şefliğini Arjantinli Elio Boncompagni'ninin yaptığı temside Mustafa İktu (Ramfis), Giovanni Gibin (Radames), Cemaliye Kıyıcı, Neriman Esi (Amneris), Meral Alper (Aida), Alikoç Gürkoç (Kral), Mete Uğur (Amonasro) ve Oktay Akyüz (Haberci) oynamışlardı. Bu olağan üstü görkemli bir temsil olmuştu.

Aida operası bu denli beğenildiği ve repertuara alındığı için, bu temsilin yapılmış olduğu Aspendos Opera ve Bale Festivali'nin de vazgeçilmezleri arasındaydı. Bilindiği gibi Aspendos Festivali 1994 yılında kurulmuş, Aida temsili ertesi yıl olan 1995'de ilk kez Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından olmak üzere, 2019 yılına kadar, değişik opera grupları tarafından tam 20 kez bu Festivalin en çok icra edilen eseri olmuştu.

Bu kadar anlatmış olduğum ansiklopedik bilgiden sonra gelelim bu Aspendos Festivalindeki Aida temsilini anlatmaya.

İlk kez 1994 yılında etkinliklere başlayan ve 1998 yılında Uluslararası üne kavuşmuş olan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl 26.sı düzenlenen Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali kapsamında tarihi Aspendos Antik Tiyatrosu'nda 12 Eylül 2019 akşamı G. Verdi'nin "Aida" operası sahnelendi. Romalı komutan Radames ile tutsak Habeş Prensesi Aida'nın imkansız aşkını anlatan, Giuseppe Verdi'nin "Aida" operasının rejisörlüğünü Vincenzo Grisostomi Travaglini, orkestra şefliğini İtalyan orkestra şefi Fabrizio Maria Carminati yaptı. Dekor tasarımını Özgür Usta, kostüm tasarımını Savaş Camgöz ve Gürcan Kubilay, koreografi Armağan Davran, ışık tasarımı Giovanni Pirandello, koro şefi Giampaolo Vessela ve Mahir Seyrek ve çocuk korosu şefliğini ise Sinem S. Baddal gerçekleştirdi.

Temsilde solist olarak Bolşoy Operasından Anna Nechaeva (Aida) ve Anastasia Boldyreva (Amneris), DOBGM Murat Karahan (Radames), Eralp Kıyıcı (Amonasro), Şafak Güç (Ramfis), Özgür Savaş Gençtürk (Il Re), Nihan İnan (Sacerdotessa) ile Emrah Sözer (Haberci) rol aldılar.



Aida temsili öncesi Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve solist sanatçı, tenor Murat Karahan, 12 Eylül'de yapılacak ve TRT 2 Televizyonu tarafından canlı yayınlanarak kaydı da yapılacak olan temsil için beni de davet etti. Temsil başlamadan önce Aida operası ile ilgili bilgileri vererek eseri tanıtım yapıp yapamayacağımı sordu. Çünkü, ben kısa bir süre önce acil olarak 4 damarımın değiştiği bir kalp bypass ameliyatı geçirmiştim. Bunun için tekrar hastaneye giderek gerekli konntrolleri yaptırdıktan sonra, doktorumdan gerekli iznini alarak temsil günü Antalya'ya sorunsuz uçtum.

Antalya Havalimanından kalacağımız otele transferlerimiz yapıldıktan sonra temsilin oynanacağı tarihi Aspendos Antik Tiyatro'suna ulaştık. Temsili canlı olarak yayınlayacak olan ve yayın yönetmeni Levent Mayda yönetimindeki ekip de yerlerini almış, bir canlı yayın aracı Antik Tiyatro'nun avlusunda konuşlanmıştı.

Yapımcılığını Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin solist ve koro sanatçılarının eşliğinde, Antalya Devlet Opera Orkestrası, eserin festivaldeki ilk temsilinde, Bolsoy Tiyatrosu solist sanatçısı soprano Anna Nechaeva "Aida"yı, mezzo soprano Anastaia Boldyreva ''Amneris''i, tenor Murat Karahan "Radames"i, bariton Eralp Kıyıcı ''Amonasro''yu, bas Şafak Güç ''Ramfiss''i mükemmel bir şekilde seslendirdi.

Temsil öncesi, temsili canlı olarak yayınlayacak olan TRT 2 Televizyon kamerası karşına programın sunucusunun konuğu olarak geçtim ve benden Aida operasının hangi gerekçelerle bestelenip icra edidiğini anlatmamı rica etti, ben de dilimin döndüğünce tüm öyküyü kısaca programı televizyondan izleyen seyircilere anlatmaya çalıştım. Daha sonra orkestra ve sanatçılar sahnedeki yerlerini aladı ve temsil başladı.

Şef bageti ile orkestrayı başlattıktan, Antik Tiyatronun tüm basamaklarına yayılan, son derece hüzünlü ezgilere sahip olan Aida uvertürü ve ardından Radames'in sahneye girdikten sonra Başrahip Ramfis'in, Tanrı İsis tarafından başkomutan olarak atanması ardından ilk aryası olan ve sevdiği Habeşli köle kız olan Aida'yı anlattığı ''Celeste Aida'' aryasını söylerken, Karahan'nın belcantoya ne denli hakim olduğunu hemen algılıyoruz. Öyle ki, sanatçının belcantoya sahip spinto tenor sesi, bu rol için en uygun özelliklerden biriydi. Bu ilk aryada bile pürüzsüz sesi, orkestra ile olan uyumu hemen kendisini belli etti. Şarkı söyleme sırası gelen Aida rolündeki Rus soprano Anna Nechaeva'nın Türk opera seyircisine ikinci olarak davet edilerek bu oyunda oynatılması gerçekten büyük bir kazanım bizler için. Bu sanatçı da son derece başarılı bir Aida profili çizdi. Bununla birlikte Amneris rolündeki Rus mezzo soprano Anastasia Boldyreva da gerek solo bölümlerinde, gerekse ansambllarda son derece başarılı idi.

Orkestra şefi Fabrizio Maria Carminati'nin orkestra yönetimini ilk kez gördüm ve tüm orkestra üzerinde son derece uyumlu yönetimi sayesinde sahne üstü birlikteliğini son derece iyi bir şekilde bağdaşrması, eserin başarısının en önemli etkenlerinden biri olmuştur. Tüm orkestra ile sahne üstünün balansını iyi bir şekilde oluşturmak gerçekten çok olumlu gelişmelerden biridir.

Opera müziğinin yapısında olan ve her bir solist sanatçıyı simgeleyen leitmotivelerin belirerek, solistlerin de bu tema ile şarkılarını icra ediyor olmaları, ansambllarda bile bu birlikteliğin çok iyi bir şekilde sağlanmış olması olumlu bulduğum icralar arasında. Amonasro'da Eralp Kıyıcı, Ramfis'te Şafak Güç, Kral'da Özgür Savaş Gençtürk ve diğer solistler de görevlerini iyi bir şekilde yerine getirdiler.

Solistlerin başarılarına koro ve çoçuk korosunun da oldukça katkıları oldu. Koronun sahne üzerindeki uyumlu bir şekilde dağılımları hem kulağa, hem de göze güzel gelen birlikteliklerdendi.

Opera içindeki koreografiyi yapan Armağan Davran, gerek çocuk balesi, gerekse büyüklerdeki dansları ile büyük beğeni topladı. Özgür Usta'nın oldukça kalabalık dekor parçaları, neredeyse tüm sahneyi doldurdu. Gürcan Kubilay'ın da Savaş Camgöz'den realize ettiği kostümleri ile bunları destekleyen Giovanni Pirandello'nun ışık tasarımı desteği ile bu görsel sunumlarda oldukça payı oldu.

TRT 2 Televizyonu Aida operasını çok uzun zamandan sonra ilk kez canlı yayınladı. 26'ncı Aspendos Opera ve Bale Festivali'nde sahnelenen Aida Operası'nın canlı yayınında 40 kişilik bir ekip görev aldı. Yayın esnasında büyük bir naklen yayın aracı ve 9 kamera kullanıldı.

Uzun bir hazırlık sürecinin ardından tarihi tiyatroda da titiz bir çalışma yapıldı. Tüm teknik ayrıntılar defalarca gözden geçirildi.

Festivale, TRT'nin sunduğu katkı büyük takdir topladı. "Konser Zamanı: Aida Özel Yayını" ismiyle gerçekleştirilen yayın sanatseverlerden de tam not aldı. Ayrıca temsil aralarında kulislerde sanatçılarla söyleşi yaparak, onların görüşlerine de yer verildi. Bunun dışında, temsil canlı yayınında, eserin Türkçe olarak altyazı ile sunulması da iyi bir uygulama olarak beğeni ile karşılandı.

Aspendos Antik Tiyatro sahnesinin doğal olarak olağanstü bir mimari yapısı ve görsel estetiği var. Bence bu sahneye abartılı ve zengin dekor malzemelerine hiç gerek yok. Özgür Usta'nın ellerine sağlık, ancak, ben olsaydım, simgesel birkaç Mısır sütünu ve oje ile mevcut olan duvarı değerlendirirdim. Bir de şunu eklemek istiyorum, eski Mısır'da mimaride merdiven yerine rampa kullanılmıştır.

Radames rolü ile sahneye çıkan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü tenor Murat Karahan:

"Bu akşam bir ilki yaşıyoruz, çok heyecan verici. Her şeyden önemlisi onun heyecanı var. Gerek Troya'da gerek diğer eserlerimizde her zaman yanımızda oluyorlar. Şimdi başka bir noktaya taşıdık bu durumu. Bundan sonra bunun devamı da mutlaka gelecektir. Bizim için çok heyecan verici, çok özel bir gün. Bugüne kadar zaten TRT 2 ile çok çalışmalarımız oldu. Bundan sonra bunun devamı da mutlaka gelecektir."

Aida rolündeki soprano Anna Nechaeva ile kaldığımız otelden çıkışta, oyun, sanatçılar ve ülkemiz hakkında neler düşündüğünü sordum, sanatçı şunlara değindi:

''Türkiye'ye ilk kez bu yılki İstanbul Opera Festivali Gala Konseri için gelmiştim. Bu konserde 13 ve 14 Temmuz akşamları Bolşoy Tiyatrosu solistleri olarak konserde yer aldık. Ben bu konserde Verdi Il Trovatore'den Leonora'nın aryası, Verdi'nin Maskeli Balo'sundan Amelia'nın aryası ile Amelia ve Riccardo'nun düeti, Puccini'nin Manon Lescaut operasından De Griux ile Manon'un düeti, Offenbah'ın Hoffmann'ın Masalları'ndan Barcarole ve son olarak da La Traviata'dan Brindisi söyledik.

Bu konserde harika bir orkestra, çok iyi bir şef, mükemmel bir seyirci atmosferi ve harika bir konser salonu vardı. Bu ilk gelişimdi ve çok mutlu olmuştum.

Aida opera temsili için ikinci kez davet edildim. Burada karşılaştığım ortam beni çok büyüledi. Aspendos Tiyatrosu, orkestra, sanatçılar, reji, şef hepsi mükemmeldi. Bununla ilgili olarak çok mükemmel seyirci profili ile karşılatım. Türkiye'de oynamaktan çok mutlu oldum. Beni bu Festival'e davet eden DOBGM yönetimine çok teşekkür ediyorum''

Amneris rolünde başarılı bir birliktelik sayesinde bu oyunun düzeyinin yükselmesinde etkisi olan Rus mezzo soprano Anastasia Boldyreva temsil ve ülkemiz hakkında şunları söyledi:

''Bu yıl benim için de Aspendos'a ikinci gelişim ve burada çalışmış olmaktan çok memnun oldum. Türk halkı ve seyircisi çok cana yakın. Türk sanatçılarının sesleri de mükemmel, ayrıca biri birileri ile çok uyumlu bir şekilde organize oluyorlar. Türkiye'de operada şakı söylemekten çok mutlu oldum. Tekrar burada olmak ve şarkı söylemekten mutlu olacağım. Türk sanatçısı ve seyircisine çok teşekkür ediyorum.''

Amonasro karakterini canlandıran bariton Eralp Kıyıcı'nın da oyun hakkındaki görüşleri şu şekilde:

''Genel olarak ben temsilimizden memnunum. Aslında herkes için biraz zorlayıcıydı. Çünkü karma bir orkestra ve koro vardı. İki tane solistimiz yabancıydı. Dolayısıyla birbirimize alışmamız için çok zamanımız olamadı. Rejisörümüz Vincenzo ya biz alışkınız, rejisini biliyoruz yani Ankaralılar olarak. Ancak diğer solist ve korist arkadaşlar rejiyi kısa sürede öğrenmek zorunda kaldılar. Dekorumuzda yeniydi. Yani daha önceki Aspendos turnelerinde kullandığımız değildi. Yani kısacası biraz daha prova olsa iyi olurdu. Ama herşeye rağmen iyi geçtiğini düşünüyorum.''

Ramfis rolünde de çok başarılı bir sanatçımız vardı, Şafak Güç:

''İlk kez bir temsilde oynamaktan bu kadar keyif aldığımı belirtmek istiyorum. Her şeyden önce sahnede benimle birlikte oynayan ve benim idolüm olan biri vardı, Eralp Kıyıcı. Onunla ve diğer sanatçılarla öylesine uyumlu bir şekilde oynadık ki, bu benim duyduğum en büyük mutluluklardan birisi. Güzel bir reji, harika dekor ve kostümler, son derece başarılı sanatçılarla aynı oyunda aynı sahneyi paylaşmış olmam benim en büyük kıvanım oldu.Hepsine sonsuz şükranlarımı sunuyorum.''

Kostümleri düzenleme yapan Gürcan Kubilay:

''Bu kostüm tasarımlarını daha önce Savaş Camgöz tasarlamıştı, ben ise onun tasarımlarını realize ettim. Tasarım ona aittir.''

Dekor tasarımı da Özgür Usta'nındı, o da tasarımını yaparken rejisörden öneriler aldığını belirtti:

''Bu dekor tasarımını hazırlarken oyunun rejisörü Vincenzo Grisostomi Travaglini'nin bana gösterdiği talimatlara uyarak dekorumu hazırladım. Rejisör görsel zenginlik istedi. Ben aslında Aspendos Tiyatrosunun doğal mekanından daha fazla yararlanmak isterdim. Merdiven konusuna gelince, rejisör, koronun toplu olarak şarkı söylerken rahatlıkla durabilmesi için bu şekilde merdivenleri tercih etmişti. Yine de tasarımım çok beğenildi. Tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.''

Bir Etiyopyalı (Habeş) prenses olan Aida kendi ülkesinde yakalanmış ve bir köle olarak Mısır'a getirilmiştir. Bir askerî komutan olan Radames, Aida'ya olan aşkı ile Kral'a olan sadakatı arasında seçim yapamamaktadır. Durum daha da karmaşıktır çünkü Firavun'un kızı Amneris de Radames'e aşıktır fakat aşkına karşılık bulamamaktadır.

Verdi'nin Aida operası da Wagner operaları benzeri müzikli dramdır. Bu nedenle her ne kadar bu terim Richard Wagner ile ilişkilendirilse de bu bestecinin ''Gesamkunstwerk'' topyekünsanat adını verdiği ayrılmaz birliktelik, Verdi'nin bazı operalarında olduğu gibi bu eserde de vardır. Bu karakteristik birliktelik kesintisiz devam eden bir müzik türüdür. Örneğin Aida'nın Terzetto vb gibi bölümlerinde tekrarlanan Letitmotiveler bu bağlantıyı oluşturur. Besteci oyundaki ana karakterleri simgeleyen motifleri kullanmak suretiyle, işitsel ve görsel birliktelik oluşturmuştur.

12 Eylül 2019 akşamı Aspendos Antik Tiyatro'da DOBGM tarafından sahnelenen G. Verdi'nin Aida opera temsili son yılların en güzel yapımlarından biri olmuştur. Tiyatroyu dolduran seyircinin de beğenilerinin bir karşılığı olarak alkış ve tezahhüratlarla sanatçıları yüreklendirmeleri görülmeğe değerdi. Temsilin Levent Mayda'nın yönetmenliğinde altyazılı olarak canlı yayınlanması da, televizyon yayıncılığımız açısından çok önemli bir gelişme. Bu yayın ve bundan sonrası için tekrarlanması düşünülen benzer yayınlar için TRT Genel Müdürlüğünü yürekten kutluyorum. Perşembe akşamı hiç unutamayacağım bir gece geçirdim. Ancak, temsil başlamadan önce benden operanın bestelenmesi hakkında kısa bir bilgiyi anlatmam istenmişti. Ben henüz bypass ameliyatımın henüz çok yeni olması ve çekim yapılacak olan platforma kadar olan bir hayli yüksek olan basamakları tırmanırken çok zorlandım ve nefes sorunu yaşadığım için, konuşma sırasında çok zorlanmıştım. Bu nedenle tüm izleyicilerden özür diliyorum.nsanatçıları yüreklendirmeleri ora'nın Aida operası sanatseverlerden yoğun ilgi gördü. Ertesi akşam olan 13 Eylül'de saat 21.00'de ikinci temsilde ise "Aida"yı Franceska Tiburzi, "Radames"i Efe Kışlalı, "Amneris" rolünü ise bir önceki temsilde olduğu gibi soprano Anastasia Boldyreva canlandırdı.

Bu temside katkıları olan DOBGM, Antalya Operası ve tüm diğer Opera kurumları ile TRT Genel Müdürlüğü'ne şükranlarımı sunarım.

İsmail Hakkı Aksu

17 Eylül 2019

 

Bu yazı 1008 defa okunmuştur .

Son Yazılar