Yaşasın, yeni bir yıl ve yine bir Yılbaşı Konseri!
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) 2025-26 Yılbaşı Konserlerini 25, 26 Aralık 2025 saat 20.00’de (Denizbank sponsorluğuyla) CSO Ada Ziraat Bankası Ana Salonda verdi.
26 Aralık konserine giderken aklıma bir soru takıldı: “Yılbaşı” nedir, ne zamandan beri kutlanmaktadır? Kadim dost Wikipedia ve yeni yetme arkadaş Chatgpt’ye göre kuzey yarıkürede MÖ yaklaşık 2000-3000 yıllarında Babil Krallığı ve Orta Asya Türk kavimleri, doğanın mevsimsel yeni dönemini mart sonunda, yani güneş açısının değiştiği ilkbahar ekinoksunda kutlarlarmış. Antik Romalılar da önce mart ayında yeni bahara hoş geldin demişler ama sonra, MÖ 153’te, takvimsel yıl tanımı yaparak önceki kışın bitip baharın başlangıcı yani “yeni yılın başı” olarak en uzun geceden yedi gün sonraya denk gelen 1 Ocak’ı tercih etmişler ve o ayı iki yüzlü tanrı Janus’tan esinle (geçmiş–gelecek) January olarak adlandırmışlar. 1 Ocak’ın bugünkü anlamıyla yaygınlaşması 1582’de Gregoryen Takvim’in kabulüyle olmuş ve böylece dünya genelinde 1 Ocak yılbaşı günü haline gelmiş. Avrupa’da ilk yeni yıl kutlama konseri, savaş zamanı morali olarak, önceki yılın son gününde 31 Aralık 1939’da Clemens Krauss şefliğinde Viyana Senfoni Orkestrası tarafından verilmiş ve o zamandan beri dünyanın her yerinde baba-oğul Strauss hanedanının besteleri bu konserlerin baştacı olagelmiş.
Osmanlı döneminde ilk kez II. Mahmud zamanında batı gelenekleri ile yılbaşı kutlanmış. 1829'da İngiliz elçisinin düzenlediği balonun davetlileri arasında Osmanlı İmparatorluğu ileri gelenleri de varmış. 1856'da ise Sultan Abdülmecid Fransız elçisinin düzenlediği baloya katılmış. Cumhuriyet dönemine gelince, 1926’da Miladi Takvim’in benimsenmesiyle 1 Ocak resmi Yılbaşı olarak kabul edilmiş ve ulusal tatil statüsü almış. Kentlerde yılbaşı kutlamaları 1935’ten itibaren yaygınlaşmış (1). TRT’nin önce radyo sonra televizyon programlarıyla yılbaşı gecesine özel müzik programları birçoğumuzun unutamadığı yılbaşı kutlamaları oldu, ancak bu tür yayınların kesin başlangıç tarihi kaynaklarda net değil. Ülkemizde senfoni orkestralarında “Yeni Yıl Konseri" adı altında düzenlenen ilk konser 30 Aralık 1987’de maestro Gürer Aykal yönetiminde CSO tarafından sunulmuş (Bilgi için sayın müzikolog Ersin Antep’e teşekkür ederim). Soprano Işık Kurt’un solist olarak yer aldığı ve yoğunluklu olarak Strauss eserleri çalınmış olan o konserde Aykal, “CSO adına izleyicilerin yeni yılını kutlama konuşması” yapma uygulamasını başlatmış. Bu konuşma o gün bugündür yeni yıl konserlerinin standart uygulaması haline gelmiş durumda.. Onu takiben, maestro Prof. Rengim Gökmen kendisinin 1990’lı yıllardan itibaren İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ile ve 2007’den sonra CSO ile Yeni Yıl Konserleri yaptığı bilgisini verdi.
KONSER BİLGİLERİ
Cemi'i Can Deliorman yönetimindeki konserde solist olarak soprano Maria Bayankina, tenor Gamid Abdulov, bariton Vladislav Kupriyanov ve viyolonsel sanatçısı Jamal Aliyev ile Mine Özalp ve Oğulcan Gökalp’in koro şefi olduğu Devlet Çoksesli Çocuk Korosu (DÇÇK) yer aldı. CSO onlara hem eşlik etti hem de kendisi parçalar seslendirdi.
Programda şu eserler yer alıyordu:
J. Strauss II “Die Fledermaus” – Uvertür (Orkestra)
G. Verdi “Bolero” (Elena) – I Vespri Siciliani (Soprano)
G. Bizet “Toreador” – Carmen (Bariton)
G. Bizet “Votre toast” (Escamillo) – Carmen (Bariton)
P.İ. Tchaikovsky “Kuda, kuda” (Lensky) – Eugene Onegin (Tenor)
P.İ. Tchaikovsky “Waltz of the Flowers” (Orkestra)
W.A. Mozart “La ci darem la mano” – Don Giovanni (Soprano, Tenor, Bariton)
J. Williams “Somewhere in My Memory” (Koro)
A. Çamcı “Yepyeni Bir Yıl” (Koro)
J. Pierpont “Jingle Bells” (Koro)
Ara
J. Strauss II “The Blue Danube” (Orkestra)
F. Schubert “Ave Maria” (Viyolonsel)
G. Verdi “La donna è mobile” (Tenor)
G. Puccini “O mio babbino caro” (Soprano)
G. Rossini “Figaro Aryası” (Largo al factotum) – Il barbiere di Siviglia (Bariton)
J. Strauss II “TritschTratsch Polka” (Orkestra)
F. Lehár “Lippen Schweigen” (Soprano-Bariton)
P.İ. Tchaikovsky “Sleeping Beauty Waltz” (Orkestra)
G. Verdi “Libiamo ne’ lieti calici” – La Traviata (Soprano-Tenor-Bariton)
Konserin sonunda orkestra ve DÇÇK üç kez bis yaptı. Bis’lerin arasında şef Deliorman, Aykal’ın başlattığı CSO Yeni Yıl Kutlama usulüyle izleyicilere orkestranın iyi dileklerini sundu.

İZLENİMLERİM
Konserden önce fuayede bakır nefeslilerden oluşan bir grup neşeli yeni yıl şarkılarıyla izleyicileri karşıladı. Konser salonu abartısız dozda yılbaşı süsleriyle bezenmişti. Konserin sonuna doğru ise mutat olduğu üzere şef Deliorman bazı parçalarda izleyicileri tempo tutmaya teşvik etti, konfetiler patlatıldı, viyolonseller döndürüldü.

Solistler ve Koro: Yurtiçi ve yurtdışı deneyimleri itibarıyla “hayli genç” sayılabilecek St Petersburg Mariinsky Tiyatrosu opera solistleri Bayankina, Abdulov ve Kupriyanov’un hem ülkeleri Rusya dışında, hem de CSO Ada Ana Salon çapında izleyici dolu bir oditoryumda konser verme heyecanı hissettikleri ve ellerinden geleni içtenlikle yaptıkları seslerinin entonasyonundan ve jestlerinden belli oluyordu. Bu konserlerle önemli bir deneyim kazanan ve başarılı bir istikbal vadeden Mariinsky’li genç sanatçıları kutlar, bu seçim ve davetinden dolayı Deliorman için bir yıl önce önünde açılan Mariinsky kapısının ardına kadar açık kalmasını dilerim (2).
Viyolonsel sanatçısı Aliyev ise hem bu konserde çaldığı uluslararası saygınlığı yüksek Schubert “Ave Maria” yorumu ile, hem de “Yiğidim Aslanım” videosu ve Fazıl Say ile kayıt ettiği “Hayat Ağacı” albümü ile ülkemizde, Avrupa ve Amerika’da tanınıyor. Yapımcılığını Kenan Doğulu’nun üstlendiği bir albümün çalışmalarına devam etmekte olan sanatçı ilham ve motivasyon verici “Bir Hayat, Bir Şans, Bir Yolculuk” temalı video yayınlarını sürdürüyor.
Mine Özalp şefliğinde DÇÇK gurur kaynağımız, onların varlığı ve başarıları biz sanatseverler için oksijen işlevi görüyor. Yazımın sonunda geleceğin sanatçıları olmaya aday her bir koro üyesinin adını görebilirsiniz.

Orkestra Solistleri: CSO başkemancısı Melodi Eylül Kayış ile viyolonsel sanatçısı Onur Şenler birlikte büyük sololarında, Engin Kansu zor arp solosunda çok başarılıydılar. Konserin etkili olmasında Sibel Ayhan Bayer’in flüt ile, Kaan Civelek’in obua ile, Orçun Civelek’in klarinet ile ve tüm korno grubunun katkısı da çok değerliydi.
Eser Seçimi: Günün anlamına binaen eser seçimi önemli. Menüde farklı mutfaklardan çeşitli eserlerin yer aldığı bu tür eklektik yılbaşı konserlerinde eser dönemi veya bestecisinden ziyade melodilerin birbiriyle uyumlu akışı ön planda tutulur, tüm konser tek bir esermiş gibi ele alınır. Önce heyecanı ateşleyerek konsantrasyonu sağlayacak ordövr misali forte ve allegro ritminde eserler sunulur (3). Böylece kanatlandırılan izleyici konser boyunca gökte uçurulmaya devam edilir. Yani haftalık konserlerdeki gibi vites küçültüp ana yemek olarak romantik duyguları tetikleyecek konçertolar sunulmaz. En sonunda “tatlı ikramı” olarak izleyicileri bedensel olarak da harekete geçirecek ritim ve melodilerle zirvede finale ulaşılır ve coşkulu alkışlar patlar. Hele konserde aralıklı olarak valsler, polkalar, yani Viyana dansları çalınırsa izleyicilerin oturdukları yerde, kendilerini müziğe kaptırıp “sessizce” kıpırdanmamaları mümkün değildir. Bitiminde yüksek sesle kıvançlı kutlama olmayan konsere başarılı yeni yıl konseri denilemez!
İzlediğim konserde program bu açıdan farklıydı. Üç solist ile çocuk korosu yeterince “insan sesi” unsuru sağlıyordu zaten. Konser öncesinde serpme kahvaltı gibi viyolonsele de ne gerek var, hem de romantik Ave Maria ile diye düşünmüştüm. Ama Aliyev öyle güzel yorumladı ve zihnimin derinliğine ulaştı ki yeni yılı filan unutup anılarıma daldım. Ardından “La donna è mobile”-Kadın cilvelidir aryasının ancak sonunda o ana geri dönebildim.
Öte yandan “çocuk imgesi” tüm coğrafyalarda ve her dönemde sihirli bir etkiye sahiptir. Bu konserde de onların pırıl pırıl tınlayan sesleri “umut veren yeni yıl” kavramının simgesi oldu: “Çocuk varsa umut var, umut varsa gelecek var, gelecek varsa ben de hâlâ var olacağım!”
Böylece çocuk yanım uyandı ve muzurluk olsun diye eserlerin melodik akışı yerine (orijinal dilde seslendirilen) sunuş sırasına göre sözlerine bir bakayım dedim. Mesela ilk yarıdan başlayacak olursam sözler şöyle başlayıp devam ediyor:
Melodram I Vespri Siciliani (Sicilya Akşam Duası) operasından acı intikam yemini aryası Bolero ile insan ilk anda şok oluyor: “Merhamet edin, sevgili dostlar, acıyın benim kederime; ağlayışımı bir an için olsun dindirin, bu kasveti uzaklaştırın. Böylesine korkunç bir anda bana teselli kalmadı, içimde titreşen o ateşli umut dışında. Gözyaşı ve acı dolu gün, gözyaşı ve korku günü! Ama zalim için korkunç bir gün doğacak. Evet, zalim için korkunç bir gün doğacak, döktüğümüz gözyaşları intikam isteyecek!”
Aldattığı sevgilisi tarafından bıçaklanarak öldürülecek kadının trajik sonlu Carmen operasından öteki adam Escamillo’nun vahşet aryası:” Kadehinize karşılık verebilirim, beyler; askerlerle boğa güreşçileri iyi anlaşır, çünkü onlar sadece zevk için dövüşüler! Ey boğa güreşçisi, dövüşürken iyi düşün: bir çift kara göz seni izliyor ve aşk seni bekliyor!”
Hele lirik Rus operası Eugene Onegin’den “Kuda, kuda” insanın bütün gücünü tüketiyor: “Nereye gittiniz, baharın altın günleri? Gelecek gün bana ne getirecek? Bakışlarım onu boşuna yakalıyor: derin karanlıkta gizleniyor! Düşsem de, oklar saplansa da, o uçup gitse de fark etmez, uyku saati zaten kaderde yazılı!”
Komedi türü olmasına rağmen, nişanlı bir kadını baştan çıkarmaya çalışan Don Giovanni’nin sözleri de umut aşılamıyor: “Gel, el ele tutuşalım, bana “evet” diyeceksin; gidelim buradan, sevgilim. Zerlina: Seni isterim ama istemem de, kalbim biraz titriyor; mutlu olurdum, doğru, ama seninle aldatacağım nişanlım Masetto’ya acıyorum!”
Neyse ki finalde-ufukta yılbaşı gözüküyor, Somewhere in My Memory: “Penceredeki mumlara, tavandaki gölgelerin tablosuna, korlaşan ateşe bakın. Zencefilli kekin tadını hissedin, Değerli anlar, özel insanlar, mutlu yüzler.” Konserin devamında tema bu yöndeydi.
Arka arkaya sıralanınca aradaki ve sondaki valsler hariç temalar ne kadar bağlantısız ve dehşet verici değil mi, üstelik yeni yıl, neşe, mutluluk, umut vadetmesi gerekirken! Neyse, şakayı bir yana bırakıp, sözleri anlayarak konserin bütününü bir opera eseriymiş gibi algılama çabama burada son vererek benim için konserin en heyecan verici parçalarına döneyim. Öncelikle yavaş başlayıp giderek hızlanan tempo ile yaşamın girdabına kapılma duygusu veren Mavi Tuna (The Blue Danube) valsi bana istediğim kadar plan yapayım yaşamın planlarıma uymak zorunda olmadığını anlattı. Buna karşın büyüleyici “Ave Maria” konsantre olup yeni yıl kararlarımı almamı sağladı. Ve etkileyici çocuk korosu en büyük gücümün içimdeki doğal çocuk enerjimin olduğunu hatırlattı.

Bu konser için solistlerin repertuvarına göre seçilen yukarıda sözünü ettiğim yabancı parçaların ve yeni yıl konserleri rutini Viyana valsleri ile polkaların arasında sadece tek bir yerli eserin, “Yepyeni Bir Yıl” (beste: Ahmet Çamcı) adlı çocuk şarkısının yer alması ülkemizde yeni yıl kutlaması-eğlencesi kavramının ulusal kültür hafızasına yerleşmemiş olduğunu düşündürdü (1). Nitekim arada fuayede, hem tüm solistlerin hem de eserlerin yabancı olması üzerine hoşnutsuz yorumlar yapıldığına şahit oldum. Buna rağmen konser tüm salonun büyük alkışıyla taltif edildi, yani sonuçta izleyiciler memnundu, önemli olan da bu.
Konseri izlemeye beraber gittiğimiz tiyatro sanatçısı ve “mavi ve beyaz yakalı kurumlarda” eğitmen ve danışman olarak hizmet veren Aslı Ünsalan ile bu konu üzerinde konuştuk ve fikir birliğinde olduğumuzu gördük. İkimize göre, bir insanı hangi tür müzik-sanat etkiliyorsa o onun tercihidir. Tercihte kültür, yerli veya yabancı sanatçı-sanat eseri bir kriter olmak zorunda değildir. “Sanat eseri” kişiye zihinsel olarak bir tür denize açılma veya karavanla tatil macerasına çıkma hissi verebilen eserdir. “Gündüz nerede olursan ol, akşam televizyonun esiri veya cep telefonunun oyuncağı değil konserin misafiri ol”, duygusu ve kararıyla, neşe özlemiyle gelinen ve her anı heyecanla değerlendirilmeye çalışılan bu konserde, Şef Deliorman’ın tüm bedeniyle enerjik yönetişi, seslerinden geleni ortaya koyan solistler, can verici koro ve harika CSO bu umudu gerçek kıldı. Sonuçta ağzına kadar dolu salondan alkışlamaktan nasılsa yorulmamış olarak çıkan izleyiciler, ara dahil 135 dakika süren konser sonrası fuayeyi uzun süre terk edemedi.

Bu tür şenlikli kutlama konserlerinin artarak devamı, opera gibi sık temas edilmeyen sanatlarla tanışmamış, bu yüzden de uzak durmayı tercih eden seyirciye köprü görevi görüyor. Yaşama başka açılardan bakan ve değer yargıları birbirinden farklı toplum kesimlerinin “tadımlık opera konserinde” buluşması ve hoşlarına giden yeni zevkler keşfetmesi heyecan verici ve üzerine düşünmeye değer.
Yaşasın, yeni bir yıl ve yine bol alkışlı bir Yılbaşı Konseri!
Pınar Aydın O’Dwyer
29 Aralık 2025, Ankara
Kaynaklar
- Kendirci M: Eğlencesiz Eğlence. İletişim Yayınları, 2022
- Kahramankaptan Ş: https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/sefik-kahramankaptan/sef-deliorman-in-onunde-acilan-mariinsky-kapisi/3169/ Erişim: 18.1.2024
- Hellmuth Maargulis M: Müzik Psikolojisine Giriş. Çev: S. Yöndem, S. Tarman, Y. Durak. Müzik Eğitimi Yayınları, 2025
Notlar: 1. 25.12.2025 CSO Yeni Yıl Konseri izlenimleri için sayın Haluk Direskeneli’nin yazısını öneririm. https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/haluk-direskeneli/zirveye-ulasan-yeni-yil-coskusu/3770/ Erişim: 26.12.2025
2. 28 ve 29.12.2025 Ankara DOB Yeni Yıl Konserine gidecekseniz sayın Levent Tosun’un yazısı konser öncesi ayrıntılı bilgiler içeren çok değerli bir kaynak. CSO konserinin programında belirtilmediği için, ben de her eserin varsa solisti kim, koro ile mi, yoksa sadece orkestra mı diye konser boyunca not tuttum. https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/levent-tosun/28-aralik-dob-konser-programi-icin-derlemelerim/3771/ Erişim: 28.12.2025
3. Liv Hospital sanatçılara sunulan çiçek buketlerini üstlenmiş.
Foto: Pınar Aydın O’Dwyer, Aslı Ünsalan

Devlet Çoksesli Çocuk Korosu: (İsim alfabe sırasına göre) Aden Akpınar, Alya Alkan, Ali Rüzgar Karabağ, Alp Torunoğlu, Arın Kurtoğlu, Arya Kartal, Arya Kasmer, Asya Boran, Asya Mina Tosun, Asya Uysal, Asya Zehra Gürkan, Aysima Çavaş, Ayşe Lara Yücel, Ayşe Nida Ayaş, Azra Soylu, Behice Handan Yalçın, Beren Cihan, Beren Miğırdağı, Berk Çapar, Berra Hasıripi, Beste Aydemir, Beste Yücetürk, Cansın Topbaştekin, Cemre Melodi Arşiray, Ceren Alim, Ceyla Güler, Çağla Hüma Tekcan, Defne İpek Tekeş, Deniz Ercan, Derin Bilge, Duru Balkan, Duru İkra Eryılmaz, Ece Duru Yamanoğlu, Ela Güler, Elif Ada Eker, Elif Ece Karasu, Elif Ecrin Ercan, Eliz Akdemir, Emek Arslan, Emir Çil, Feraye Doğangün, Görkem Gülcü, Gülse Ada Aykaç, Güneş Karaodabaşı, Havva Ömür Çelik.





























