Bach Yazıları IV: Aziz Matta Pasyonu Üzerine
Reklam
TUNA DAĞDELEN

TUNA DAĞDELEN

Modern Zamanlar, Klasik Fikirler

Bach Yazıları IV: Aziz Matta Pasyonu Üzerine

05 Mart 2021 - 12:41 - Güncelleme: 05 Mart 2021 - 12:47

Johann Sebastian Bach’ın külliyatı düşünüldüğünde bestecinin hiç opera bestelememiş olduğu görülür. Bach gibi motet, missa, süit, kantat, sonat vb. farklı vokal ve enstrümantal formlarda üretkenlik gösteren bir bestecinin, yaşadığı dönemin en popüler formu olan operayı ele almamış olması ilginçtir. Esasen bir kilise müziği bestecisi olan Bach, kiliseyle olan ilişkilerini korumak adına, o dönemde bir eğlence aracı olarak görülen operayla ilişkilendirilmek istememiş olabilir. Koyu bir Protestan olan bestecinin, opera yazmayı inancına aykırı bulmuş olması da ihtimal dahilindedir. Ne var ki, Bach hiç opera yazmamış olsa da, kendi döneminde çok revaçta olan bu formu yakından takip etmiştir; bestecinin bazı vokal eserlerini operatik bir üslupta ele aldığı rahatlıkla söylenebilir. Günümüzde vokal müzik repertuarının en görkemli birkaç eserinden biri olarak kabul edilen Aziz Matta Pasyonu ( asıl ismiyle Aziz Matta anlatımıyla Hz.İsa’nın Çilesi ) oratoryosu da bestecinin bu operatik yapıdaki eserlerinden biridir.

Bach, Aziz Matta Pasyonu’nu, görev yaptığı Leipzig Thomas Kilisesi’nde seslendirilmek üzere 1727’de bestelemiştir. Çift koro, çift orkestra ve solistler için yazılmış bu geniş eser Hz. İsa’nın son üç gününün anlatıldığı, Matta İncil’inin 26 ve 27.kısımlarını işlemektedir ve Aziz Matta karakteri eserde anlatıcı rolü üstlenmektedir. Tarihsel performans pratiği yorumlarında yaklaşık iki buçuk saat, bazı ana akım yorumlarda ise üç buçuk saati bulan icralarıyla bestecinin en uzun eseri olan oratoryonun; keskin dramatik kurgusu ile, Hz. İsa’nın çilesini konu alan bir dini müzik türü olan pasyon formuna, yazıldığı dönem için son derece yenilikçi bir anlayış getirdiği söylenebilir. Benzer bir anlayışı Aziz Johann Pasyonu’nda da benimsemiş olan bestecinin, dramatik kurguyu ön plana çıkaran bu yaklaşımı o dönemde çok hoş karşılanmamış, eser sahne draması içermemesine rağmen, müzik bir ayin için fazla teatral bulunmuştur.

İki bölümden oluşan Aziz Matta Pasyonu’nda Bach anlatımda üç farklı kompozisyon stili kullanmıştır. Akıcılığı sağlamak adına Aziz Matta rolündeki anlatıcının sözleri recitativo (melodik karakterde olmayan konuşma tarzı) olarak yazılırken, diğer karakterlerin sözleri genellikle arya olarak ele alınmıştır. Protestan geleneğin önemli unsurlarından biri olan herkesin bildiği bazı koral melodiler de sık sık aryalar ve konuşmalar arasında geçişi sağlamak amacıyla kullanılmıştır. Eserdeki aryaların dikkat çekici özelliklerinden birisi, çoğu aryanın solo karakter yerine düet özelliği taşıması ve bu düetin ses ve bir enstrüman grubu için yazılmış olmasıdır.

Örnek: Belki de eserin en meşhur bölümü olan Erbarme dich için bkz: https://www.youtube.com/watch?v=BBeXF_lnj_M&ab_channel=MehdiCapsII

Örnek: Bir diğer güzel arya olan Aus Liebe will mein Heiland sterben için bkz:

https://www.youtube.com/watch?v=y9E3wt6nsHg&ab_channel=pannonia77

Olay örgüsüne dahil olmayan koral kısımlar, yazıldığı dinleyici kitlesinde herkesin aşina olduğu melodileri içerdiklerinden, eserin dinleyiciyle olan ilişkisini taze tutmak açısından önemli bir işlev üstlenir. Örneğin Paul Gerhardt’a ait olan O Haupt voll Blut und Wunden korali, Bach tarafından eser içerisinde birçok kez kullanılmıştır.

bkz:

https://www.youtube.com/watch?v=MY-aowxVXfI&ab_channel=silvertone953

Aziz Matta Pasyonu’nun başlangıç ve bitişlerinde yer alan büyük korolu ve orkestralı kısımlar, eserin ana gövdesini oluşturan reçitatif, arya ve korallerden daha dramatik bir yapıda yazılmışlardır ve neredeyse bir prelüd/postlüd görevi görmektedirler. Ünlü koro şefi Simon Halsey, şefi olduğu Berlin Radyo Korosu ile Berlin Filarmoni Orkestrası’nın birlikte sahnelediği Aziz Matta Pasyonu’nun bir performansı sonrasında verdiği röportajda, bu bölüm başı ve sonundaki görkemli koro ve orkestra kısımlarının adeta bir katedrali ayakta tutan sütunlar olduğunu belirtmiştir.

Bu bölümlerin dramatik karakterin daha yoğun hissedildiği ana akım icraları için bkz:

1.Kısım, açılış: Kommt, ihr Töchter, helft mir klagen

(Karl Richter & Münih Bach Orkestrası ve Korosu)

https://www.youtube.com/watch?v=pf4UNJqv_-A&ab_channel=SoliDeoGloria8550

1.Kısım, kapanış: O Mensch, bewein dein Sünde gross

(Otto Klemperer & Philharmonia Orkestrası ve Korosu)

https://www.youtube.com/watch?v=5nX-tqRZHNk&ab_channel=OttoKlemperer-Topic

2.Kısım, kapanış: Wir setzen uns mit traenen nieder

(Herbert von Karajan & Berlin Filarmoni Orkestrası)

https://www.youtube.com/watch?v=18EMloAEugA&ab_channel=RiqueBorges

Bu bölümlerin bazı tarihsel performans pratiği icraları için de bkz:

1.Kısım, açılış: Kommt, ihr Töchter, helft mir klagen

(Philippe Herreweghe & Collegium Vocale Gent)

https://www.youtube.com/watch?v=MDWMHHyFJSI&ab_channel=pannonia77

1.Kısım, kapanış: O Mensch, bewein dein Sünde gross

(John Eliot Gardiner & English Baroque Soloists, Monteverdi Choir)

https://www.youtube.com/watch?v=G3Z00VSQspI&ab_channel=EnglishBaroqueSoloists-Topic

2.Kısım, kapanış: Wir setzen uns mit traenen nieder

(Ton Koopman & Amsterdam Baroque Orchestra)

https://www.youtube.com/watch?v=qkkpBm6Fzhg&ab_channel=JerriGilliam

Bach’ın Aziz Matta Pasyonu’nda çift koro ve orkestra kullanmış olması da eserin dikkat çekici unsurlarından biridir. 2 soprano, 2 alto, 2 tenor ve 2 bas hattı olan 8 sesli bir koro yerine her biri 1 soprano, 1 alto, 1 tenor ve 1 bas hattından oluşan iki farklı koro için yazma fikri, aslında 16.yüzyıl Venedik bestecilerinden bu yana sıklıkla kullanılmaktaydı. Bach da özellikle motetlerinde bu fikri kullanmıştır. Çift koro kullanımının en öne çıkan özelliği bu yazı stilinin bir soru cevap karakteri taşımasıdır. Aziz Matta Pasyonu’nda, besteci bu fikri geniş bir şekilde ele alarak eseri çift koroyla birlikte çift orkestra için bestelemeyi tercih etmiştir. Birinci koro ve orkestra, eserde hikaye anlatımını sağlayan bir işlev üstlenirken, daha az ağırlığı olan ikinci koro ve orkestra soru sorulan ve yorum yapılan pasajlar için tercih edilmiştir. Bach, korallerde ve kalabalığın Hz.İsa’nın çarmıha gerilmesini istediği bölüm gibi gerilimin arttığı yerlerde güçlü bir tını elde etme için iki koroyu da birleşik halde kullanmıştır.

bkz: Lass ihn kreuzigen

https://www.youtube.com/watch?v=q9pJaOXzTQ4&ab_channel=pannonia77

Eserin bazı kısımlarında ise hem birinci koro hem de ikinci koro eşit önemde kullanılmıştır. Birinci bölümün sonlarında yer alan Sind Blitze, sind Donner in Wolken verschwunden fügü bu duruma güzel bir örnektir. Bu füg ve hemen önce gelen solo soprano ve alto için olan So ist mein Jesus nun gefangen ise eserdeki neredeyse tüm kompozisyon fikirlerinin bir özeti olarak görülebilir. Bu düette solo soprano ve alto yazısının girişinden önce tema flüt ve obuada duyulur. İkinci koro, düete yorumlar yaparak müdahil olur. Bu aryada ayrıca eşlik olarak basso continuo yerine daha çok keman ve viyolaların kullanılması da dikkat çekicidir. Benzer bir kullanım ikinci bölümün Aus Liebe will mein Heiland sterben aryasında da görülebilir. Basso continuo kullanmayarak besteci büyük ihtimalle bir güvensizlik duygusu yaratmayı amaçlamıştır. Arya, ara vermeden iki koronun da aktif yer aldığı füge bağlanır.

bkz: So ist mein Jesus nun gefangen & Sind Blitze, sind Donner in Wolken verschwunden

https://www.youtube.com/watch?v=zvM32cKDaSk&t=15s&ab_channel=pannonia77

Bach, çağdaşı Handel gibi uluslararası alanda ünlü bir besteci olmadığı için, bestecinin diğer eserleri gibi, Aziz Matta Pasyonu da bestecinin ölümünden sonra pek seslendirilmemiş ve tanınan bir eser olmamıştır. Galant stilin yükselişi ve müzikte egemen bir paradigma haline gelmesiyle; Handel, Lully, Palestrina gibi eski stilin ünlü ustaları dışındaki isimler neredeyse unutulmuştur. Bach için bu durum, 19.yüzyılda özellikle Almanya’da yaşanan bir Bach uyanışı ile tersine dönmüştür. Walter Frisch, Almanya’daki bu Bach uyanışını, bestecinin 19.yüzyılın ulusçuluk akımları içinde Almanlar tarafından, Alman besteciliğinin miladı olarak görülmesiyle ilişkilendirmektedir. Almanya’nın birliğinin nasıl sağlanacağına dair, özellikle Katolik Avusturya ve Protestan Prusya’nın merkezde yer aldığı tartışmalar (Avusturya’yı büyük Alman birliği içerisine alınmasını öngören grossdeutsche Lösung ve alınmamasını savunan kleindeustche Lösung) Bach’ın müziğinin yeniden keşfinin toplumsal zeminini oluşturmaktadır. Mozart, Haydn ve Beethoven gibi Viyana ile, Handel gibi de İngiltere ile anılan bestecilere karşı Bach, Protestan Alman müziğinin temeli olarak görülmeye başlanmıştır.

Bu çerçevede, Aziz Matta Pasyonu’nun tarihsel bir önemi de, Almanya’daki Bach uyanışına ön ayak olmasından kaynaklanmaktadır. Felix Mendelssohn’un 1829’da, eserin yazılışından nerdeyse yüz yıl sonra, Berliner Singakademie ile düzenlediği performans büyük ses getirmiştir. Bu performanstan sonra Bach’ın müziğine olan ilgi giderek artmış ve yüzyılın sonunda Bach, Alman müziğinde dejeneratif görülen akımlara karşın neredeyse bir ruhani şifa kaynağı olarak görülmeye başlanmıştır. (Frisch 139)

Aziz Matta Pasyonu, bugün de Bach’ın sıklıkla seslendirilen eserlerinden biridir. Özellikle tarihsel performans pratiği topluluklarının ilgisini üzerine çeken eser, birçok değişik topluluk tarafından farklı bakış açılarıyla ele alınmaktadır. Eserin son yıllardaki çarpıcı yorumlarından biri de Simon Rattle yönetimindeki Berlin Filarmoni Orkestrası ile Simon Halsey yönetimindeki Berlin Radyo Korosunun birlikte hazırladığı sahne performansıdır. Koreografisi Peter Sellars tarafından hazırlanan bu performans 2010 ve 2013 yıllarında sahnelenmiştir. İlgili kayıtlara orkestranın resmi konser arşivi digitalconcerthall.com adresinden ulaşılabilir.

TUNA DAĞDELEN

28 Şubat 2021, Ankara

KAYNAKLAR:

Reklam
Bu yazı 5879 defa okunmuştur .

Son Yazılar